{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1496 <br>KARAR NO:2024/1948<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:27/06/2024<br>NUMARASI:2024/242 Esas -  2024/606 Karar<br>DAVA:Şirketin İhyası<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/12/2024<br>Taraflar arasındaki Şirketin İhyası davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde tasfiye memuru vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket ile ihyası istenen Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi arasında ticari ilişki kurulduğunu, 17/05/2022 tarihli ''Elektronik Ürün Alım Satım Sözleşmesi'' imzalandığını, sözleşme gereğince ürün bedeli peşin ödendikten sonra ürün tesliminin yapılacağını; müvekkili şirket tarafından 1.590.000 USD ödeme yapıldığını ancak ihyası istenen şirketin mal teslimini gerçekleştirmediğini belirterek; bu nedenle müvekkilince İstanbul Anadolu 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/140 Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, dava esnasında bu şirketin Ticaret Sicilinden terkin edildiğinin anlaşıldığını, davaya devam edebilmek için şirketin yeniden ihyasının gerektiğini belirterek ve İstanbul Anadolu 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/140 Esas sayılı dosyasında da bu yönde kendilerine dava açmak üzere kendilerine yetki ve mehil verildiği belirtilerek söz konusu şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili, ihyası istenen şirketin Genel Kurulunca tasfiye kararı alındığını, tasfiye memuru atandığını, tasfiye memurunun işlemlerini tamamlayıp sicile başvurduğunda, ticaret sicilinin sınırlı bir denetim hakkının bulunduğunu; sadece tasfiye kararıyla, atanan tasfiye memurunun tasfiye işlemlerini yapıp yapmadığını kontrol edebildiklerini, o şirket aleyhine açılan davalardan ticaret sicilinin haberi olmasının beklenemeyeceğini belirterek; öncelikle davanın reddine karar verilmesini ancak kabulüne karar verilirse de aleyhlerine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesini savunmuştur.Davalı tasfiye memuru vekili, şirket genel kurulunca tasfiye kararı alındığını, tasfiyenin usulünce tamamlandığını, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının yabancı şirket olmasından dolayıda teminat karşılaması gerektiğini; taraflar arasındaki sözleşme gereğince anlaşmazlık halinde ...'in görevli olduğunu, bu nedenle davanın ...'de çözümlenmesi gerektiğinden iş bu davada hukuki menfaatinin bulunmadığı, kaldı ki alacağın zaman aşımına uğradığını bu yönden de davacının ihyada bir faydasının bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece \", davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde ...-... sicil numarası ile kayıtlıyken 05/03/2024 tarihinde sicilden terkin edilen Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi'nin; İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/140 Esas sayılı dosyasının yargılama süreci ve verilecek kararın infazı süreci ile ilgili ve sınırlı olmak üzere İhyasına, Şirkete  tasfiye memuru olarak daha önceki tasfiye memuru olan davalı ...(TC:...)'ın atanmasına, \"karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı tasfiye memuru vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Hukuki yarar şartı yokluğu itirazlarının incelenmediğini, dosyada deliller toplanılmaksızın somutlaştırılmaksızın doğrudan davacının hukuki yararının bulunduğu ifade edilerek hüküm kurulduğunu, Hukuki yarar şartı yokluğu itirazları ve beraberinde dava dışı firmaya yönelik açıklamaları ve taleplerinin gözetilmeksizin Mahkemenin HMK m 329 kapsamındaki taleplerini reddettiğini, Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin müvekkiline yükletilmesinin hatalı olduğunu, istinaf başvurularının kabulü ile, istinaf incelemesi neticesinde mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, taraflarınca sunulan ancak mahkemece toplanılmayan delillerin toplanılmasına ve Moskova Uluslararası Ticaret ... Mahkemesi (ICAC), Rusya ... Merkezi (RAC) ve Moskova Arbitrazh Mahkemesi (ATSM) \" ... organları nezdinde davacı tarafça bir ... başvurusu yapılıp yapılmadığı yönünden ilgili mercilere yazı yazılmasına, nihai olarak davanın reddine ve davacı tarafın HMK m 329'a mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, TTK'nın 547. Maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı tasfiye memuru  tarafından, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.TTK'nın 547. maddesi gereğince \" (1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu  anlaşılırsa, son tasfiye memurları,  yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir\". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde \"şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir\" hükümleri düzenlenmiştir.Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir.Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına  olacaktır.Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp, tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir.TTK 547. Maddesi uyarınca şirketin TTK hükümleri uyarınca genel kurulunun tasfiye kararı alması, atanan tasfiye memurları tarafından yapılan işlemler sonucu tasfiye sonu bilançosu açıklanarak sicilden şirketin terkin edilmesine yönelik davalarda ise, husumet ticaret sicil memurluğu ile son tasfiye memurlarına yöneltilir.TTK 547 maddesi uyarınca açılan  ihya (ek tasfiye) davaları için kanunda herhangi bir zaman aşımı ve hakdüşürücü süre düzenlenmemiştir. (Yargıtay 11. H.D'nin  28/04/2022 tarih ve E: 2022/2520 -K: 2022/3557).Somut olayda ihyası talep edilen İstanbul  Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı ... A.Ş'nin tasfiye memuru tarafından şirketin tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının 05/03/2024 tarihinde terkin edildiği, ihyası talep edilen şirket aleyhine2/02/2024 tarihinde açılan İstanbul Anadolu 10 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/140 Esas sayılı dava  dosyasının  derdest olduğu  anlaşılmıştır.Tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmediği gibi (Y11.H.D 'nin 07.12.2009 tarih ve E: 2008/7980 -K: 2009/12584), tasfiye memurunun TTK 541/3 maddesindeki sorumluluğu da gözetildiğinde derdest bir dava mevcut iken tasfiyenin usülune uygun eksiksiz tamamlandığından bahsedilemeyecektir. Bu hale göre davacının anılan dava dosyası  nedeniyle  şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki hukuki yararı bulunduğundan terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu anlaşılmıştır. Davacın eldeki davada haklı ve hukuki yararı bulunmasına göre   davalının  HMK 329/2 maddesi uyarınca  davacı aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesine ilişkin talebi yerinde görülmemiştir.Buna göre tasfiyenin gereği gibi yapılmaması nedeniyle açılan eldeki davada  tasfiye sürecinden sorumlu olan tasfiye memurunun HMK 326 maddesi uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olup, yasal hasım konumunda olan davalı sicil müdürlüğünün, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı kusur ve sorumluluğu bulunmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasında usulsüzlük bulunmamaktadır.Davalı tasfiye memuru davacının derdest dosyaya konu sözleşmede ... şartı bulunduğu ve davada görev ve yetki itirazları bulunduğu yada derdest davanın esasına ilişkin itirazlar nedeniyle şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığını ileri sürmüş ise de ileri sürülen bu husular eldeki davada  incelenmesi gereken bir konu olmayıp devam eden derdest davanını konusunu oluşturduğundan, davalı tasfiye memuru vekilinin tasfiyenin usulüne uygun yapıldığı ve şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığı yönünde  ileri sürülen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı tasfiye memurunun yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN RE DDİNE,2-Tasfiye memuru tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Tasfiye memuru tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  27/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1bb70d00a0d1193d","SID":"e1f327c01252d309"}}