{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1529 <br>KARAR NO:2024/1945<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:29/05/2024<br>NUMARASI:2024/175 Esas -  2024/438 Karar<br>DAVA:Şirketin İhyası<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/12/2024<br>Taraflar arasındaki Şirketin İhyası davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, İhyasına karar verilmesini talep ettikleri şirketin müvekkili şirketin üretiminde olan toplam 30 adet iş makinesini 31/10/2022 tarihinde 1.823.640,00 USD bedelle satın aldığını, davacı şirketin satışa konu iş makinesini 29/11/2022 tarihinde terkin edilen şirkete yine terkin edilen şirketin satış tarihindeki tek yetkilisi ve ortağı olan ...'in sahibi olduğu başka bir şirket olan... Şirketi'nin lojistik faaliyeti aracılığıyla teslim ettiğini, iş makineleri terkin edilen şirkete teslim edilmiş olmasına rağmen terkin edilen şirketin bugüne kadar müvekkiline  olan borcunu ödemediğini, terkin edilen şirketin mal teslimini ve borcu kabul ettiğini, müvekkilinin muaccel alacağının 1.823.640,00 USD olduğunu, davacının hem iş makinelerini kaybettiğini, hem de malın bedelini tahsil edemediğini, bu sebeple ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, terkin edilen şirketin tutumu ve beyanları sebebiyle mal kaçırma şüphesinin yüksek olması nedeniyle İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/407 D.İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, mahkemece ihtiyati haciz kararı verilldiğini, haciz kararı alındıktan sonra terkin edilen borçlu şirketin ticaret sicil adresinde yapılan haciz işlemi sırasında mahale girildiğinde taraflarına ... A.Ş.'nin vergi levhasının sunulduğunu, aynı şirket merkezinde ... A.Ş. nin de faaliyet gösterdiğinin görüldüğünü, mahalde evrak araştırma talebinde bulunulduğunu, borçlu şirkete ait birçok evrak, kaşe, faturalar bulunduğunu, haciz işlemine geçildiğinde ... A.Ş.'nin istihkak iddiasında bulunduğunu, İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... A.Ş.'nin istihkak iddiasını reddettiğini, itirazın iptali davası açma sürelerinin 14/08/2023 tarihinde başladığını, itirazın iptali davası açılacağı sırada borçlu şirketin 03/10/2023 tarihinde genel kurul kararı ile tasfiye sürecine girdiğini, tasfiye memuru olarak ...'un atandığını, taraflarınca icra takibi başlatılmadan evvel sermaye arttıran borçlu terkin edilen şirketin bir anda icra takibi sonrasında tasfiyeye girmesinin kötüniyetin açık örneği olduğunu, müvekkilinin daha büyük ve geri dönüşü olmayan zarara uğramaması amacıyla borçlu terkin edilen ...Şirketi'nin  ihya edilmesini talep  ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın gerçek dışı beyan ve sahte faturaya dayalı ileri sürdüğü hukuki ilişkide müvekkilinin tek muhatabının dava dışı ... isimli başka bir müşterisi olduğunu, müvekkilinin davacı şirket ile ürün alım satımına ilişkin bir hukuki ilişkisi ve dolayısıyla davacı tarafça huzurdaki davaya dayanak gösterilen sahte faturadan kaynaklı borcunun bulunmadığını, icra takibi daha önceden yapılan itiraz neticesinde durmuş olduğundan davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, ihyası talep edilen şirket ile dava dışı .... Şirketi arasındaki ticarete ilişkin hakem incelemesiyle işbu hukuki, ticari uyuşmazlıkta ihyası talep edilen şirketin haklı olduğuna ilişkin karar verildiğini, davacının öne sürdüğü faturanın sahte olduğunu, mail yazışmalarında borcun kabul edildiği hususunun gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın bahsettiği şirketler ile ... arasında herhangi bir bağın bulunmadığını, davacı tarafın kötüniyet nedeniyle HMK M.329 gereği işlem yapılmasını, açıklanan nedenlerle davanın reddi ile yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m.547/2 gereğince tasfiye memuru atamasının zorunlu olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilerek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \",davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye sonucu terkin olan Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin ... sayılı takip dosyası ve bu dosya ile ilgili olarak açılacak davada yürütülecek yargılama işlemleriyle sınırlı olmak üzere TTK 547 maddesi uyarınca ihyasına, Şirketin ticaret siciline tesciline, Ek tasfiye işlemlerini yapmak üzere şirketin önceki tasfiye memuru olan ...'un tasfiye memuru olarak atanmasına,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı tasfiye memuru vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hukuki yarar şartı yokluğu itirazlarının incelenmediğini, dosyada deliller toplanılmaksızın somutlaştırılmaksızın doğrudan davacının hukuki yararının bulunduğu ifade edilerek hüküm kurulduğunu, hukuki yarar şartı yokluğu itirazları ve beraberinde dava dışı firmaya yönelik açıklamaları ve talepleri gözetilmeksizin mahkeme HMK m. 329 kapsamındaki taleplerinin reddettiğini, Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin müvekkiline yükletilmesinin hatalı olduğunu, istinaf başvurularının kabulü ile, istinaf incelemesi neticesinde mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, taraflarınca sunulan ancak mahkemece toplanılmayan delillerin toplanılmasına ve  ... yönünden ilgili mercilere yazı yazılmasına, nihai olarak davanın reddine ve davacı tarafın HMK m 329'a mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, TTK'nın 547. Maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı tasfiye memuru  tarafından, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.TTK'nın 547. maddesi gereğince \" (1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu  anlaşılırsa, son tasfiye memurları,  yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir\". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde \"şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir\" hükümleri düzenlenmiştir.Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir.Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına  olacaktır.Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp, tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir.TTK 547. Maddesi uyarınca şirketin TTK hükümleri uyarınca genel kurulunun tasfiye kararı alması, atanan tasfiye memurları tarafından yapılan işlemler sonucu tasfiye sonu bilançosu açıklanarak sicilden şirketin terkin edilmesine yönelik davalarda ise, husumet ticaret sicil memurluğu ile son tasfiye memurlarına yöneltilir.TTK 547 maddesi uyarınca açılan  ihya (ek tasfiye) davaları için kanunda herhangi bir zaman aşımı ve hakdüşürücü süre düzenlenmemiştir. (Yargıtay 11. H.D'nin  28/04/2022 tarih ve E: 2022/2520 -K: 2022/3557).Somut olayda ihyası talep edilen İstanbul  Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı ... A.Ş'nin tasfiye memuru tarafından şirketin tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının 05/03/2024 tarihinde terkin edildiği, ihyası talep edilen şirket aleyhine başlatılan istanbul Anadolu 17. İcra dairesinin ... sayılı icra dosyasının  derdest olduğu  anlaşılmıştır.Davaya konu şirket tasfiye sonucunda terkin edilmiş TTK 547 maddesi uyarınca açılan ihya (ek tasfiye) davaları için kanunda herhangi bir zaman aşımı süresi de düzenlenmediğinden davalı tasfiye memuru bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi23/03/2022 tarih E: 2022/265 -K: 2022/2291).Tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmediği gibi (Y11.H.D 'nin 07.12.2009 tarih ve E: 2008/7980 -K: 2009/12584), tasfiye memurunun TTK 541/3 maddesindeki sorumluluğu da gözetildiğinde derdest bir icra dosyası mevcut  bulunması nedeniyle tasfiyenin usülune uygun eksiksiz tamamlandığından bahsedilemeyecektir. Bu hale göre davacının anılan icra dosyası nedeniyle  şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki hukuki yararı bulunduğundan terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu anlaşılmıştır. Davacın eldeki davada haklı ve hukuki yararı bulunmasına göre   davalının  HMK 329/2 maddesi uyarınca  davacı aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesine ilişkin talebi yerinde görülmemiştir.Buna göre tasfiyenin gereği gibi yapılmaması nedeniyle açılan eldeki davada tasfiye sürecinden sorumlu olan tasfiye memurunun HMK 326 maddesi uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olup, yasal hasım konumunda olan davalı sicil müdürlüğünün, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı kusur ve sorumluluğu bulunmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasında usulsüzlük bulunmamaktadır.Davalı tasfiye memuru davacının tek tek taraflı düzenlediği icra takibine konu fatura nedeniyle borçlu olmadığı, bu takip nedeniyle açılacak itirazın iptali davasınında hukuki yararı bulunmadığı ve davacı ile davaya konu şirket arasında uyuşmazlığın daha önce görülmüş olması nedeniyle şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığını ileri sürmüş ise de ileri sürülen bu husular eldeki davada  incelenmesi gereken bir konu olmayıp devam eden derdest icra takibinin konusunu oluşturduğundan, davalı tasfiye memuru vekilinin tasfiyenin usulüne uygun yapıldığı ve şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığı yönünde  ileri sürülen  istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı tasfiye memurunun yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN RE DDİNE,2-Tasfiye memuru tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Tasfiye memuru tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  27/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"abe0934dd3935d87","SID":"95fa9ea9db8a940b"}}