{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1812 <br>KARAR NO: 2025/118<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/05/2022<br>NUMARASI: 2016/1178 Esas 2022/441 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)|Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Birleşen İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin<br>2017/1383 Esas sayılı dosyası;<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 05/02/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının kira sözleşmesi ile depo olarak kullanılmak üzere ... Mah. ... Cad. ... Depo No:... Çatalca/İstanbul adresindeki taşınmazı kiraladığını, depoyu ... A.Ş. ... nolu acentesi tarafından ... poliçe numarası ile 27.10.2015 tarihinde sigortaladığını, sigortalanan depoda 20.12.2015 tarihinde gece saat 04.00 sıralarında nedeni belirlenemeyen bir şekilde yangın çıktığını ve deponun tamamen yandığı, hasarın 21.12.2015  tarihinde bildirildiğini, 22.12.2015 tarihinde de gelen ekspertizlere hasarın ödenmesi için başvuru dilekçesi verildiğini, ihbardan sonra sigorta şirketinin 45 gün içerisinde araştırmalarını tamamlamak zorunda olduğunu, ancak 45 günlük süre dolmasına rağmen herhangi bir ödemede bulunulmadığı gibi hiçbir şekilde açıklayıcı bilgi de verilmediğini, Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/3032 soruşturma numarası ile yürütülen soruşturma çerçevesinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve yangının elektrik kontağı nedeni ile çıktığını, kablolar üzerinde İTÜ laboratuvarında (2 kez farklı kablolar üzerinde) yapılan analizler sonucunda tespit edildiğini, davacı şirket zararının tazmini ile ilgili olarak sigorta şirketine Beyoğlu ... Noterliğinin 18.02.2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile keşide edilerek hasar bedelinin ödenmesi talep edildiğini, ihtarnamenin 19.02.2016 tarihinde sigorta şirketine tebliğ edildiğini, ancak sigorta şirketinin ödemede bulunmadığını, müvekkilin yangın nedeni ile faturalarda kayıtlı emtialarının yanmasının yanı sıra, sigorta poliçesi ile teminat altına alınmış özel şartlar başlığı altında belirtilen kira kaybı, iş-durması, enkaz kaldırma, yanan taşınmazın hasar görmesi masrafları adı altında teminat altına alınmış zararları da oluşmuştuğunu belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL (belirsiz alacak) tazminatın sigortacıya bildirim tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili birleşen İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1383 E. sayılı dosyasında, asıl davadaki dava dilekçesinin tekrar ederek aynı maddi vakıa ve taleplere ilişkin açılan belirsiz alacak davasına ek olarak HMK 109. Maddesi uyarınca fazlaya ilişkin tatep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 4.650.000-TL tazminatın sigortaya bildirim tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile;  davaya konu yangın olayına ilişkin tüm bilgi ve belgelerde yangının davacı tarafından haksız sigorta tazminatı almak maksadıyla kasten çıkarıldığını,  hasar miktarı ile ilgili taleplerin bu derece fahiş olması gerek sigorta poliçesi düzenlenirken gerekse rizikonunu gerçekleşmesi aşamasında davacının haksız sigorta tazminatı almaya yönelik kötü niyetli iradesinin olduğunu, rizikonun sigorta teminatı kapsamında gerekçeleştiğinin kabulü halinde dahi poliçede yer alan emtia makine demirbaş kayıt klozu uyarınca gerek iş yerinin mali kayıtlarıyla gerekse fiilen depoda mevcut olduğu kanıtlanmayan zarar talepleri sigorta teminatı dışında olduğunu, bilirkişi incelemesinde sigortalı depoda sigorta teminatı kapsamında olabilecek faturalı 2500 kg iplik emtiasının bulunduğunun tespit edildiğini, davacı tarafın, yandığını iddia ettiği emtianın miktarını sahte olduğu anlaşılan belgelerle talep etmekle birlikte ibraz ettiği belgelerle zarar tespiti yapılmasının mümkün olmadığını defaten dile getirdiklerinin, TTK'nun 1447 ve 1471maddelerine aykırı şekilde talep edilen belge ve bilgileri vermekten bilinçli ve kasıtlı olarak kaçındığını, davacı taraf dilekçesinde iddia edilen temerrüt oluşmadığını, sonuç olarak yangın olayı sigortalı tarafından kasten çıkarılmış olduğunu tazminat ödeme mükellefiyetlerinin olmaması sebebiyle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; \"...  Yangının deponun ortasına yığılı iplik sarılı ruloların ve karton mukavvaların ve piknik tüpünün infilak etmesi ile de yangının hızlanması, depoda sadece Güneydoğu kısmında elektrikli aydınlatma lambalarına ilişkin kabloların olduğu, deponun diğer kısımlarında herhangi bir ateş kaynağının olmadığı, yangının çıktığı deponun ortasında herhangi bir yanıcı maddenin olmaması yine yangının gece saat 04.00 sıralarında başlaması, aynı anda bitişik nizamdaki izocam kaplı odunluk olarak kullanılan sundurmada da eş zamanlı yani iki ayrı bağımsız yangının ayrı ayrı başlaması, yangının meydana geldiği yerde yangın çıkartacak herhangi bir elektrik tesisatının bulunmaması, güvenlik alarm sistemi ile kaçak akım rölesinin devre dışı olması, tekstil emtiası yönünden yapılan incelemede ise davacı tarafından faturalı olarak 878.985 kg iplik satın alındığı belirtilmiş ve yapılan inceleme ile polyester ipliğin yanması sonucu büzülüp eriyeceği, is bırakacağı, kokusunun kimyasal şekerimsi olacağı, külün siyah sertleşmiş krem şeklinde iç içe geçmiş topçuklardan oluşacağı, eğer belirtilen miktarda iplik alındı ise kül miktarının 79.108,65 kg kül miktarı olacağı, olay yerinde çekilen fotoğrafların incelenmesi sonucu yangın raporu, bilirkişi heyet raporları uyarınca toplam kül ağırlının 4.445 kg olduğunun belirtilmesi, yani eğer depo içerisinde iplik olsaydı dahi davacının faturaları olarak satın aldığını belirttiği 878.985 kg ipliğin kesinlikle depoda bulunmadığı, yine 20.12.2015 tarihli İtfaiye Daire Başkanlığı tarafından tutulan tutanak uyarınca yangının şüpheli yangın olarak belirtilmesi, ardından aynı konuya ilişkin Çatalca 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/397 esas sayılı dosyası uyarınca davacı şirket ortakları ... hakkında \"Mala Zarar Verme Suçu Nedeniyle\" delil yetersizliğinden beraat kararı verilmesi, yine Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesinin değişik iş raporu uyarınca meydana gelen yangının şüpheli yangın olarak belirtilmesi nedeniyle meydana gelen yangının kendiliğinden doğal olarak çıkan bir yangın olmadığı, eş zamanlı olarak iki ayrı yerde gece yarısı başladığı ve yangının şüpheli bir yangın olduğu kanaati oluştuğu\" gerekçesiyle asıl ve birleşen dosyanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu yangın hadisesinin müvekkil kaynaklı olmadığı ve elektrik arızası sonucu oluştuğu dosyada mübrez bilirkişi raporları ile tespit ve teyit edildiğini, ceza hakimi tarafından tesis edilen kesin hüküm hukuk hakimi açısından bağlayıcı olduğunu, müvekkil şirketin yangın tarihi itibariyle depoda mevcut bulunan emtiası gerek ticari defterler gerek sevk faturaları gerekse de gelir idaresi yazısı ile sabit olup poliçe kapsamında yer alan zararın tazmini gerektiğini,  kül kalıntısı baz alınmak suretiyle emtia ve zarar miktarı tespiti somut olay açısından isabetsiz olduğunu,  dava konusu zarar poliçe kapsamında yer almakta olup zararın tazmini gerektiğini, asıl dava açısından maktu yerine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Asıl ve birleşen dava, işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre; Davacı şirket tarafından işletilen ... Mah. ... Cad. ... Depo No:... Çatalca/İstanbul adresinde bulunan deponun 27/10/2015- 2016 tarihleri arasında davalı ... nezdinde \"İşyeri Paket Sigorta Poliçesi\" ile sigortalandığı, işbu sözleşme ile emtea ve dekorasyon yangın yıldırım infilak, yangın mali mesuliyet, cam kırılması, 3. kişi mali sorumluluk, bina ve muhteviyat enkaz kaldırma yanında özel şartlarda iş durması gibi çok sayıda farklı teminatın sağlandığı, sigortalanan depoda poliçe teminat süresi içinde 20/12/2015 tarihinde meydana gelen yangın sonucunda deponun tamamen yandığından bahisle uğranılan zararın poliçe kapsamında karşılanması talebinin, davalı ... şirketince yangının sigortalı tarafından kasten çıkarıldığı iddiası ile reddedilmesi nedeniyle huzurdaki davanın açıldığı anlaşılmıştır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı Çatalca Bölge Grup Amirliği tarafından düzenlenen 20/12/2015 tarihli raporda yangının çıkış sebebi kısmında; \" Yangının söndürülmesine müteakip yapılan inceleme ve araştırma sonucu, 17.000 m2  alan içerisinde yaklaşık 900 m2 yekpare deponun 2 adet personel giriş kapısının, 2 adet büyük kapısının kilitli olması, 19 adet penceresinin olması, orta koridorunda yer yer yığılı bulunan iplik sarılı ruloların ve oluklu karton mukavvaların tamamen yanması, bir adet piknik tüpününde infilak ederek yangını hızlandırması, depoda elektriğin sadece güneydoğu kısmına bakan duvardaki aydınlatma lambalarına çekilen kablolarla sağlanması, deponun diğer bölümlerinde başkaca açık ateş kaynağının olmaması ve aydınlatma tesisatının alt bölümlerinin boş olması, yangının gece geç saatlerde depo ile depoya bitişik nizam 10 m2 üzeri İzocam kaplı odunluk olarak kullanılan sundurmada aynı anda başlamasıda göz önünde bulundurulduğundan dolayı olayın şüpheli görülmesi üzerine adli makamlarca tetkik ve tahkikatının uygun olacağı kanaatine varıldığı ”ifade edilmiştir. Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/2 D. İş sayılı dosyası Kapsamında yangın uzmanı, tekstil uzmanı, inşaat mühendisi ve elektrik mühendisi tarafından düzenlenen 08/03/2016 tarihli raporda özetle ; \" Sigorta poliçesinde iş kolunun \"iplik fabrikası, bükümhane” olarak belirtildiği, yine poliçenin açıklamalar başlığı altında; “duman dedektörü, kamera, alarm, 3 projektör, yangın tüpleri, güvenlik sistemleri tamdır” şeklinde not düşülmesine rağmen duman dedektörü, kamera ve alarm sisteminin olmadığı, yangın tüpleri, 3 projektör ve desi sisteminin bulunduğu görüldüğü, ancak olay gecesi ikaz ve alarm gelmemesi nedeniyle de desi güvenlik sisteminin çalışıp çalışmadığı tespit edilemediği, -Depoya konulan iplik emtialarının orta kısımdaki kolonlar arasında istiflendiği, duvar ile kolonlar arasında bulunan (sarı) kısımların boş bırakıldığı, -Deponun toplam alanının 700 m2, ipliklerin depolandığı alanın (9,3x20m) 186 m2 olduğu, 186 m2 alana dağıtılarak palet üzerinde ön sıralarda 2 kat, arka sıralarda tek katlı karton kolilerin istiflendiği, karton kutulardan bir kısmının boş olduğunun anlaşıldığı, yangın artığı takriben maksimum 350-400 kg kadar olduğu, buradan hareketle içerideki iplik miktarı maksimum 400x100/9=4.445 kg civarında tespit edildiği, iddia edildiği şekilde, depoda 800.000-900.000 kg kadar polyester ipliğin yanması halinde, sentetik iplik kül oranı %9 olduğuna göre depodaki yangın artığı ve kül miktarının 76.500 kg olması gerekirdi ki, bu kadar büyük bir miktarın görülemediği, -Deponun kapalı olması nedeniyle aydınlatma elektrik tesisati üzerinde elektrik akımının bulunmadığı, ayrıca bir an için elektrik tesisatından olabileceği varsayılmış olsa dahi, tesisatın sadece deponun doğu duvarında bulunduğu ve alt kısmında ve çevresinde yanıcı bir madde olmaması nedeniyle yanmanın kısmi olarak sadece tesisat üzerinde kalacağı, -Eş zamanlı olarak iki ayrı (bağımsız) noktada yangının meydana gelmiş olduğu, yangın meydana gelen her iki yerde de yangın çıkartacak elektrik tesisatı ve açık ateş kaynağının bulunmadığı, -İtfaiyenin olay mahalline gittiğinde depo kapılarının kapalı (kilitli) olduğu, zorlanma izlerinin bulunmadığı, depo anahtarının sadece depoyu kullananlarda olabileceği, -Güvenlik alarm sistemi ile kaçak akım rölesinin devre dışı olduğu, -Yangının kendiliğinden çıkmış doğal bir yangın olmadığı, -Yangın mahallinde islenmenin görülmediği, yangın çıkartacak ateş kaynağımın bulunmadığı, birbirinden bağımsız iki ayrı noktada yangın olduğu, yanmanın çok hızlı gelişmiş olması nedenleriyle yangın hızlandırıcısı kullanılarak kişi veya kişilerce çıkartılmış şüpheli yangınlar kapsamında bulunduğuna dair” tespitlerde bulunmuşlardır. Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/36 D. İş sayılı dosyası kapsamında , tekstil uzmanı, inşaat mühendisi ve elektrik mühendisi tarafından düzenlenen 22/02/2016 tarihli raporda özetle;  \"Depoda bulunan ipliklerin kendi kendine yanma özelliğine sahip malzemeler olmadığı gibi, yanma depo içerisinde orta kısımda başlamış olup bu kısımda hiçbir ateş kaynağı  bulunmadığı, itfaiye raporunda aynı anda dışarıdaki izocam kaplı odunluğun da yanıyor olduğu tespit olunmuş ulup bu iki nokta arasında aynı anda yangın başlamasına neden olacak bir ateş kaynağı tespit edilemediği, yangının çıkış itibarıyla (04:30) depo içerisinde hiç kimsenin olmadığı bu nedenle insan hatasından kaynaklanan bir yangından bahsedilemeyeceği, sabaha karşı 04:30 itibarıyla depoda elektrik tüketecek  kablolarda aşırı yüklenmeye sebep herhangi bir makine bulunmaması, depo besleme kablosu ile aydınlatma tesisatına ait kablolarda kısa devre emaresine rastlanmamış olması gibi nedenlerden elektrik kaynaklı hir yangından söz edilemeyeceği, yangının iki ayrı noktadan başladığı itfaiye tarafından özellikle tespit edildiğinden, yangının hangi sebepten dolayı başlamış olduğu hususu heyetimizce tespit edilemediği,\" Endüstriyel Yangın ve Patlayıcı Maddeler Uzmanı  tarafından düzenlenen raporda özetle; \" ... Tekstil firmasının depolama alanı olarak kullandığı yerin orta bölümünden yangının başladığının tespit edildiği, bahse konu depoda yangını başlatabilecek her hangi bir açık ateş kaynağına rastlanılmadığı, itfaiye tarafından düzenlenen yangın raporunda yangının şüpheli görünmesi üzerine adli makamlarca tetkik ve tahkikatın uygun olacağı kanaatine varıldığı, aynı zamanda olay günü ve saatinde depoda her harıgi bir çalışma olmadığı, yüksek akım (amper) çekebilecek elektrikle çalışan her hangi bir makine ve elektriksel donanımın bulunmadığından elektrik arkı ve elektrik kontağı yapmasının bilimsel olarak mümkün olmadığı, zira tesisat iletkenleri enkazında yapılarn incelemelerde bakır iletkenler üzerinde yapışma, kaynama,  ark kısa devre, kavitasyon, boncuklanma (tomurcuklanma) vb. iz ve emarelere rastlanılmadığı,  aynı zamanda deponun orta bölümünde başlayan yangının depo dışındaki 10 m2lik  alana aynı anda sirayet etmesinin  yangının karakterislik seyri ve binanın fiziki şartları ile birlikte değerlendirildiğinde mümkün görülmediği, dahilde açık ateş kaynağı, söndürülmeden atılan sigara izmariti, elektrik tesisat kaynaklı vb. olmayan ortamda meydana gelen yangın başlangıcının nasil meydana geldiği (tutuşma) şekli kesin olarak tespit edilemediği\" ifade edilmiştir. Davaya konu yangının kasten çıkarıldığı şikayetine ilişkin davacı şirket yetkilisi ... hakkında başlatılan Çatalça C. Başsavcılığının 2015/3032 soruşturma sayılı dosyasından elektrik mühendisinden alınan 24/03/2016 tarihli raporda; \"davacıya ait depoda meydana gelen yangın olayının, depoda aydınlatma maksatlı kullanılan elektrik tesisatından kaynaklanarak meydana geldiği\" yönünde görüş ve kanaat bildirilmiş, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğünden alınan 05/09/2017 tarihli raporda; \"Bakır malzemelerin mikro-kristal yapıları, tabi tutuldukları ısıl işlemin türlerine göre önemli ölçüde farklılık kazanmakta olduğu, buna göre uygulanan mikroskobik yapı analizi sonucu; söz konusu bakır tel numunelerin, maruz  kaldıkları ısıl işlem türünün sadece harici ısı ile olmayıp, öncelikle çoklu ince bakır tellerinin aşırı elektrik akımı yüklenmesi sonucu oluşabilecek türde yapı değişimine maruz kaldığı ve  ve numune yüzeylerinde elektrik arkı (kontak) sonucu oluşabilecek tarzda ergimeler/kaynamalar bulunduğu görüldüğü\" şeklinde tespitte bulunulmuştur. Soruşturma ve kovuşturma aşamasında davacı şirket yetkilisi ... savunmasında; olay günü katılanın ( taşınmaz maliki ...) eşini araması üzerine olaydan haberdar olduğunu, olay günü öğle saatlerine kadar depoda bulunduğunu, öğleden sonra Kumburgaz'a ve daha sonra evine gittiğini, görgü tanığı ... ifadesinde ; gece yatarken birden patlama sesi geldiğini, kalkıp camdan baktıklarında iplik dolu deponun penceresinden alevlerin fışkırdığını, beyan etmişlerdir. Soruşturma neticesinde davacı şirket yetkilisi ... hakkında kamu davası açılmış olup Çatalca Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 27/09/2018 tarih 2018/397 E. 2018/93 K. Sayılı ilamı ile; \"...Dosyada bulunan bulunan bilirkişi raporları ile olay yeri inceleme raporu ve yangın raporu birlikte değerledirildiğinde yangının çıkış nedenine ve olayın oluş biçimine yönelik tam bir tespitin yapılamamış olduğu anlaşıldığı, kaldı ki olay yeri inceleme raporuna göre olay yerinin etrafında ve içerisinde, depo içerisinde vapılan kontrolde şüpheli herhangi bir duruma rastlanılamadığı bildirildiği,  somut olayda, söz konusu depoda çıkan yangının çıkış sebebinin şüpheli olduğu var sayılacak olsa dahi atılı eylemi sanığın  gerçekleştirdiğine yönelik dosya kapsamında görgü tanığı, kamera kaydı, iz, emare veya başkaca herhangi bir delilin bulunmadığından bahisle sanığın üzerine atılı “nitelikli mala zarar verme” suçunu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve somut delil elde edilemediğinden ve yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, “şüpheden sanık yararlanır\" evrensel hukuk ilkesi gereğince CMK-223/2-e maddesi uyarınca sanığın atılı suçtan beraatine\" karar verilmiştir. Davacı tarafından dosyaya sunulan yangın uzmanı tarafından hazırlanan 23/07/2020 tarihli uzman raporunda; \"Mevcut durum itibari ile dış kaynaklı bir yangın olmadığı, depoda yangının patlama sesi duyulmasından önce daha erken bir saatte depo içinde elektrik aksamından oluşan bir arıza nedeniyle; küçük çapta bir noktadan başlamış olduğu,  ipliklerin bobinlere sarılı olması neticesi emtia içinde hava süzgeci şeklinde bir yapıya haiz olması nedeniyle, elektrik arızasından oluşan, küçük bir başlangıcın, içten içe yanmasının, içerdeki 2 kg. lık piknik tüpün ısınmaslna neden olduğu, \"infilak\" neticesı patlama etkilerinin, tüm ortama ve değişik noktatara yayıldığı, içeride azalmış oksijen nedeniyle tüp patlaması sonucu kırılan pencere camlarından alevlerin  fışkırır şekilde ısıyla birlikte dışarıya nakil olduğu İTÜ ve Başsavcılık bilirkişisi tespitlerinden mevcut bulgular neticesinde; 'yangının elektrik arızasından kaynaklandığı anlaşıldığı, bu tespitler dışında yangının nasıl çıktığına yönelik tespit olmadığı\" yönünde görüş bildirmiştir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup beş kişilik birinci heyetten alınan kök ve ek raporda özetle; \"... Yangının çıkış nedeni hususunda, davacı şirketin deposunda çıkan yangının elektrik tesisatı ve açık ateş kaynaklı olmadığı, güvenlik alarm sistemi ile kaçak akım rölesinin devre dışı olması ve yanıgınm eş zamanlı iki ayrı (bağımsız) başlangıç noktasının bulunması nedenleri ile söz konusu yangının şüpheli yangın olduğu, ancak davacı sigortalının bizatihi kendisinin sigorta suistimali kapsamında kundakladığı yönünde kesin bir delil tespitine ulaşılamadığı\", beş kişilik ikinci heyetten alınan kök raporda \"...Yangın raporunda belirtilen iki ayrı noktada başladığı yukarıda belirtilen bilgiler ışığında bu yangında birden fazla ihtimalin olduğu elimizde kesin bir kanıt olmadığı ancak yangın yerinde 2 kg bir tüp olması, piknik tüpünün yanar vaziyette açık bırakılırsa etrafındaki kolay yanabilen maddeleri tutuşturup yangını başlatabileceği, ya da piknik tüpünün gaz kaçırması ve elektrik kontağı neticesinde gaz ile buluşup yangını başlatabileceği gibi deponun her tarafı kapalı ve hiçbir güvenlik önlemi olmaksızın saat 04:30 başlayan bu yangını normal bir yangın olarak görülemeyeceği, dışarıdan bir müdahale olmadan olamayacağı, eldeki bilgi ve belgelere göre bu yangının çıkışı tarafımızdan şüpheli olduğu \"yönünde görüş ve kanaati bildirmişlerdir. Somut olayda uyuşmazlık; yangının kasten çıkartılıp çıkartılmadığı ve sigortalının yangın olayı nedeniyle uğradığı hasarın poliçe teminatı kapsamında olup olmadığı ve zarar miktarı noktasında toplanmaktadır. Sigorta sözleşmesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1401. maddesinde; \"Sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir. Sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir.\" şeklinde tanımlanmıştır. Sigorta ettiren prim ödeme, doğru beyanda bulunma, ağırlaşan rizikoyu bildirme, rizikodan sonra zararı azaltma ve kurtarma yükümlülüğü, sigortacı ise poliçe hükümlerine uygun olarak riziko gerçekleştiğinde sigorta tazminatı ödeme yükümlülüğü altında olduğundan sigorta sözleşmesi riziko unsurunu ve menfaat unsurunu içinde barındırmaktadır. Sigorta sözleşmeleri, tarafların karşılıklı iyiniyeti ve güven esasına dayanan sözleşmeler olup, iyiniyet ve güvenin sözleşme görüşmelerinden başlayıp sözleşme kapsamında oluşan zararın giderimi anına kadar varlığını koruması gerekir. Sözleşmenin her iki tarafı da sözleşmenin diğer yanının hak ve menfaatlerini gözetip korumak ve bu konuda her türlü önleyici tedbiri almak zorundadır. TTK'nın \"Sigortanın Kapsamı\" başlıklı 1409.maddesinde; \"(1) Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur. (2) Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.\" \"Rizikonun Gerçekleşmesinde Kusur\" başlıklı 1429. Maddesinde; \" (1)  Sigortacı, aksine sözleşme yoksa, sigorta ettirenin, sigortalının, lehtarın ve bunların hukuken  fiillerinden sorumlu bulundukları kişilerin ihmallerinden kaynaklanan zararları tazmin ile yükümlüdür. Sigorta ettiren,  sigortalı ve tazminat ödenmesini sağlamak amacıyla bunların hukuken fiillerinden sorumlu oldukları kişiler, rizikonun  gerçekleşmesine kasten sebep oldukları takdirde, sigortacı tazminat borcundan kurtulur ve aldığı primleri geri vermez. \" hükümlerine yer verilmiştir. Yangın Sigortası Genel Şartlarının \"Tazminat Hakkının Eksilmesi veya Düşmesi\" başlıklı B.7 maddesi; \"Sigorta ettiren/Sigortalı, rizikonun gerçekleşmesi halinde yükümlülüklerini yerine getirmez ve bunun sonucu zarar miktarında bir artış olursa, sigortacının ödeyeceği tazminattan bu suretle  artan kısım indirilir. Sigorta ettiren/sigortalı, rizikonun gerçekleşmesine kasten sebebiyet verir veya zarar miktarını kasten arttırıcı eylemlerde bulunursa, bu poliçeden doğan hakları düşer.\" şeklinde düzenlenmiştir. Yasal düzenlemeler ve genel şartlar bir arada değerlendirildiğinde; geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra, rizikonun teminat dışı olduğunun, rizikonun gerçekleşmesine sigortalının kasten sebebiyet verdiğine dair iddiaların sigorta şirketi tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. Ancak bu ispat sağlanır ise sigorta şirketinin hasarı tazmin etme borcunun ortadan kalktığından söz edilebilecektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06/12/2022 tarihli 2021/11-478 E. 2022/1665 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere; \"...Zarar sigortalarının (mal ve sorumluluk sigortaları) amacı, rizikonun gerçekleşmesi hâlinde sigortalının maruz kaldığı veya kalacağı zararın tam olarak tazminini sağlamaktan ibarettir. Özellikle mal sigortalarında rizikonun gerçekleşmesi üzerine sigortalının alacağı tazminatın gerçek zararla sınırlı olması ve sigortalının hiçbir surette maruz kaldığı olay dolayısıyla haksız zenginleşme imkânına kavuşmaması gerekmektedir. Başka bir deyişle sigorta sözleşmesi bir kazanç sağlama aracı olmadığından sigortalının mal varlığında haksız bir artış meydana getirmemelidir. Zenginleşme yasağı olarak ifade edilen bu durum sayesinde sigorta sözleşmesi kazanç aracı olmaktan uzaklaşacaktır...\" Rizikonun gerçekleşmesi halinde sigorta şirketinin ödeyeceği hasar miktarı sigortalının gerçek zarar miktarıyla sınırlı olduğundan, ayrıca zarar miktarının da tespit ettirilmesi gerekmektedir. Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; yangın ve olay inceleme raporu, ceza dosyası ve tespit dosyaları kapsamında alınan bilirkişi raporları tanık beyanları, davacı tarafça sunulan uzman raporu, mahkemece alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, kundaklama ihtimali bulunsa dahi diğer bir ifade ile şüpheli bir yangın olduğu kabul edilse dahi yangının sigortalı tarafından kasten çıkarıldığına ilişkin dosya kapsamı itibariyle herhangi bir görgü tanığı, kamera kaydı veya başkaca herhangi bir delil bulunmadığı, bu itibarla söz konusu yangının davacı tarafça kasten çıkartıldığı, davalı ... şirketince usulüne uygun ispatlanamadığından teminat süresi içeresinde meydana gelen yangından dolayı davacının gerçek zararı sigorta poliçesi kapsamında karşılanması gerekirken hukuki yanılgı ile yazılı şekilde asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Öte yandan; davacı asıl ve birleşen dosya da, sigortalanan deponun tamamen yandığından bahisle, emtia, kira kaybı, iş durması, taşınmaza ilişkin hasarın sigortacıdan tazmini amacıyla asıl dava ile belirsiz alacak davası, birleşen dava ile kısmi dava açmış ise de her bir alacak kalemini ayrıştırmadığı gibi birleşen kısmi davadaki alacak kalemlerin, belirsiz olarak açılan asıl davadaki alacak kalemlerinden farklı olup olmadığı anlaşılamamıştır. 6100 sayılı HMK'nın 297/2 bendinde \"Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.\" düzenlemesi yer almaktadır. Yasa maddesinin bu açık hükmüne göre, mahkemelerce taleplerden her biri hakkında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hüküm kurulması gerekmekte olup bu husus kamu düzenine ilişkindir. Her ne kadar asıl ve birleşen dava dilekçesinde; davacı vekili, sigortalanan deponun yanması nedeniyle uğranılan emtia zararı, kira kaybı, iş durması, taşınmazda meydana gelen hasar nedeniyle  fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile şimdilik belirsiz alacak davası olarak açılan kısmi davada 10.000,00 TL, kısmi dava olarak açılan birleşen davada 4.650.000 TL tazminat talebinde bulunmuş ise de talep edilen alacak kalemleri, dayanak yapılan sigorta poliçesindeki farklı klozlardan ve teminatlardan kaynaklandığı ve birbirinden farklı alacak konusunu oluşturduğundan öncelikle alacak kalemleri  ayrıştırılarak belirsiz alacak olarak talep 10.000,00 TL'den ve kısmi talep edilen 4.650.000,00 TL'den ne kadarının  emtia zararına, kira kaybına, iş durmasından kaynaklanan zarara, taşınmazda meydana gelen hasara ilişkin olduğu, asıl ve birleşen dosyadaki zarar kalemlerinin birbirinden farklı olup olmadığı hususu davacı vekiline açıklattırılarak, talep sonucu ile bağlı kalınarak karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; davaya konu yangının davacı tarafça kasten çıkartıldığı, davalı ... şirketince usulüne uygun ispatlanamadığından teminat süresi içeresinde meydana gelen zararın, poliçe teminat kapsamında tazmine gerektiği kabulü ile sigortalı işyerinde meydana gelen yangın nedeniyle oluşan gerçek zarara ilişkin, davacı şirket defter ve kayıtları da incelenmek suretiyle dosyada mevcut bilirkişi heyetinden alınacak ek rapor, gerektiğinde başka bir heyetten denetime açık bir rapor alındıktan sonra, sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 25/05/2022 tarihli ve 2016/1178 Esas 2022/441 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Asıl ve birleşen dosya için davacının tarafından yatırılan başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, karar harçlarının istemi halinde davacıya iadesine, 4-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.05/02/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4ab291029f2256fb","SID":"639a62e8c22d8e43"}}