{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1900 <br>KARAR NO: 2025/149<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2023/157 <br>KARAR NO: 2023/146<br>DAVA TARİHİ: 08/12/2022<br>KARAR TARİHİ: 07/03/2023<br>DAVA: İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))<br>KARAR TARİHİ: 12/02/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin, iflası istenen şirketlerin işlettiği Kuruçeşme'de bulunan ve terör saldırısı akabinde kapanan ... isimli gece kulübünün ve ...'da bulunan ... tarafından yıkılan ... isimli restoranın eski çalışanları olmakla beraber iş akitlerinin iş yerlerinin kapanması nedeniyle feshedildiğini, işçilik alacakları için davalı ... aleyhine açılan iş davalarında, müvekkilleri lehine İstanbul 14. İş Mahkemesi tarafından işçilik alacaklarına hükmedildiğini, davalı ... aleyhine ilamlı icra takiplerinin başlatıldığını, ilamlı icra takiplerinin kesinleşmesi akabinde mal varlığı sorgusu yapılıp sonrasında menkul, gayrimenkul hacizleri yapılmasına rağmen hükmün verildiği ...'den tahsilat sağlanamadığını, zira zaten şirket içi boşaltılıp diğer şirkete devredildiği ve ...'in muvazaalı olarak borçlu bırakıldığının tespit edildiğini, davalıların borcu ödemeye yeterli menkul ve gayrimenkullerin mevcut olduğunu fakat muvazaalı alacaklıları tarafından yapılan hacizler nedeniyle bir menfaat sağlamanın mümkün olmadığını, iflas masasında işçilik alacaklarının öncelikli ödenen alacaklar olması ayrıca İİK 177 kapsamında ilama dayalı bir borca dayalı olması nedeniyle huzurdaki iflas davasını ikame etme zarureti oluştuğunu, müvekkilleri ... çalışanları olduğu için ... Turizm şirketine karşı açılan işçilik alacakları davalarında İstanbul 14. İş Mahkemesi tarafından müvekkilleri lehine işçilik alacaklarına hükmedildiğini ancak daha sonra yapılan araştırma neticesinde ve aynı davalılara karşı açılan davalarda tespit edilen hususlara göre davalı şirketler arasında organik bağ olduğunu, davalıların alacaklılardan mal kaçırmak için birkaç şirket üzerinden işlem yaptığı ve şirketlerin içini boşalttığının tespit edildiğini, davalı firmaların hissedarlarının, müdürlerinin, yönetim kurulu üyelerinin, faaliyet merkezlerinin aynı olduğunu, banka hesaplarının ortak kullanıldığını, muhasebe kayıtlarının birlikte tutulduğunu, ayrıca işbu dava konusu olmayan başka işçiler tarafından davalar aleyhine açılmış işçilik alacakları davalarında davalılar arasında organik bağ olduğunun tespit edildiğini, müvekkillerinin resmi olarak eski işvereni görünen ve ilamdan ötürü borçlu olan ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin borca batık olduğunu, ayrıca şirketin piyasada bir çok şahıs ve şirkete, vergi dairesi vb kurumlara borçlu durumda olduğunu ancak organik bağ ile bağlı olan \"... A.Ş.\" ve \"... Dış Ticaret A.Ş.\" adlı şirketlerin ise  \"...\" gibi değerli marka hakları, taşınır ve taşınmaz menkuller ve getirisi yüksek işletmeleri bünyesinde bulundurduklarını, dolayısıyla resmi olarak işveren görünen firma sahiplerinin muvazaalı olarak resmi işverenin içerisini boşaltıp borca batık hale getirerek tüm aktiflerini davalı diğer firmalar üzerine geçirdiklerini, bu nedenle asıl işveren ... Turizm dışında ... Turizm şirketine karşı da işbu davanın açıldığını beyan ederek; açıklanan hususlar karşısından davalılar arasında neticeten organik bağ kanıtlandığı için davalıların hileli bir şekilde alacaklılarından mal kaçırmak maksadıyla işlem yaptığının tespitine ve şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesi kaldırılarak ... Turizm ile ... Turizm'in davalı olarak ve davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının kabulü ile ... Turizm ile ... Turizm müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları için birlikte iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı tarafa usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''Davanın İİK. 177/1-4 kapsamında alacaklı tarafından ikame edilen doğrudan iflas davası olduğu, İİK. 181. maddesinde İİK. 159, 160, 164, 165 ve 166. maddelerinin bu fasıl hükmüne göre vukua gelen iflaslara da tatbik olunacağına da yer verildiği, İİK. 166. maddesi kapsamında iflas avansının yatırılıp yatırılmadığı hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu anlaşılmakla davacı vekiline, ilk alacaklılar toplantısına kadar gerekli giderler için olmak üzere 25.000,00 TL iflas avansını depo etmek üzere 2 haftalık süre verilmiş verilen süre içinde iflas avansı ve dava harç ve masraflarının mahkememiz dosyasının tefrik edildiği ... Esas sayılı dosyasına yatırıldığı anlaşılmıştır. İşbu dosyanın tefrik edildiği Mahkememizin 2022/947 E sayılı dosyasında davacı, ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'ne icra emri tebliğ edilmesine rağmen icra emrine konu borcun ödenmediğini, davalı ... ile ... Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında organik bağ bulunduğunu, tüzel kişilik perdesinin aralanması nedeni ile ...nin , ... Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ilama bağlı borcundan sorumlu olduğunu ve ... yönünden de iflas koşullarının oluştuğunu  iddia etmiş olup ... yönünden; tüzel kişilik perdesinin aralanması nedeni ile aynı borçtan sorumlu olduğuna dair kararın varlığı iddia edilmediğinden dava tefrik edilip ayrı bir esasa kaydedilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK'nın 177.maddesinde, \"Doğrudan Doğruya İflas Halleri\" üst başlığı altında, \"Evvelce takibe hacet kalmaksızın İflas, Alacaklının talebi\" düzenlenmiştir. 117/1.fıkrada, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen 4 bent ise sırasıyla; 1-Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa;2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa; 3-308 inci maddede ki hal varsa; 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,..” şeklinde sayılmıştır. İİK.nun 177/1-4 maddesine göre iflas davası açılabilmesi için alacağın ilama bağlanması ve icra emri ile istenmesine rağmen ödenmemiş olması gerekir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi  2022/363 E 2022/621 K sayılı kararında benzer davada doğrudan doğruya iflas davasında alacaklının öncelikle alacağını ispat etmesi gerektiğine karar vermiştir. Davacı taraf, dava dışı şirketten alacaklı olduklarını, Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması ile bu borçtan davalının da sorumlu olduğunu iddia etmiştir. Bilindiği üzere iflas davaları İİK.nun 158 ve 176.maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabidir. Tüzel Kişilik Perdesinin aralanmasına ilişkin alacak davalar ise genel hükümlere tabi olup yazılı yargılama usulü geçerlidir. Her iki davanın da yargılama usulleri farklıdır. Davacı, davalı şirketin İİK.nun 177.maddesine dayanarak iflasını istemekte, alacağının kaynağı olarak da Tüzel Kişilik Perdesinin aralanmasını istemektedir. Dolayısıyla öncelikle Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması sorunu çözüme kavuşturulmalı, davalı şirketin dava dışı borçlularla organik bağının saptanmış olması gerekmektedir. Böylece davalı şirketin, dava dışı şirketin davacıya olan borçlarından dolayı sorumlu olduğu ortaya konularak ispatlanmasından sonra artık İİK.nun 177.maddesine göre doğrudan iflas davası açılabilecektir. Sonuç olarak; davalı ile davacı arasında doğrudan alacak-borç ilişkisi bulunmadığı, davacının alacaklı olduğu dava dışı şirket ile davalı  arasındaki organik bağ ispat edilip alacağın bu davalı aleyhine ilama bağlandıktan sonra iflas talebinde bulunulabileceği dolayısıyla dava tarihi itibari ile işbu davanın dinlenemeyeceği  anlaşılmakla  davanın reddine\" dair karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince ... Dış Tic. A.Ş. ile dava dışı ... Restoran Ltd. Şti arasında organik bağ ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına ilişkin inceleme yapılamayacağı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de işbu davada böyle bir tespit taleplerinin olmadığını, ikame edilen diğer davalarda halihazırda verilen organik bağ kararı esas alınarak davalının iflasına karar verilmesinin talep edildiğini, mahkemece bu durumun sanki bir tespit talebi gibi anlaşıldığını, oysa İstanbul 10. İş Mahkemesi'nin 2019/160 E., İstanbul 14. İş Mahkemesi'nin 2017/705 E., İstanbul 9. İş Mahkemesi'nin 2017/367 E. sayılı kararlarında davalı ... Dış Tic. A.Ş. ile ... Restoran Ltd. Şti. arasında organik bağ olduğuna dair karar verildiğini, ilk derece mahkemesi tüzel kişilik perdesinin aralanması ile alakalı ayrıca dava açılmasına kanaat getirdiyse dahi, bu hususta dava açılması için süre verip, açılan davayı bekletici mesele yaparak buna göre iflas kararı vermesi gerektiğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır. Davacı, ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinde çalışmakta iken iş akdinin feshedilmesi üzerine iş mahkemesinde açmış olduğu dava neticesinde hükmedilen işçilik alacaklarının icra takibine konu edilmesine rağmen ödenmediğinden bahisle ... Hizmetleri Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi ile bu şirketle organik bağı olduğunu iddia ettiği ...nin doğrudan iflası istemiyle eldeki davayı açmış olup mahkemenin 2022/947 E. sayılı dosyasında ... yönünden dosya tefrik edilerek 2023/157 E. sırasına kaydedilmiş ve yukarıda yazılı gerekçelerle dava reddedilmiştir. Dava; organik bağ iddiasına dayalı doğrudan iflas istemine ilişkindir. İflas davasında yetkili mahkeme, İİK'nın 154/3 maddesi uyarınca borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesidir. Bu yetki, kamu düzenine ilişkin ve kesin olup dava şartıdır. Davalı şirketin muamele merkezi itibariyle işbu dava görevli ve yetkili mahkemece açılmıştır. İİK'nın 177. maddesinde; \"1-Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal elen hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa, 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa, 3-308 inci maddedeki hal varsa, 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse\" alacaklının, önceden takibe hacet kalmaksızın doğrudan borçlunun iflasını istemesi mümkündür. Takibe bağlı iflas davalarında iflası gerektiren neden, bizatihi takip konusu borcun ve fer'ilerinin izlenen takip sürecine ve iflas davasında mahkemece verilen depo emrine karşın süresi içinde ödenmemesidir. Bu suretle borcun ödenmemesi olgusu, doktrinde \"şekli iflas sebebi\" olarak nitelendirilmiştir. Zira, bu faraziyede, borçlunun mali durumunun bozuk olması, ödemelerini tatil etmiş bulunması, aktifinin pasifini karşılamaması gibi nedenler hiç dikkate alınmamaktadır. iflas kararı verilebilmesi için gerçekleşmesi gereken tek şart vardır; o da, alacaklının kanuni usule göre başarı ile yürüttüğü prosedüre rağmen borcun ödenmemesi keyfiyetidir. Buna karşılık, doğrudan iflas sebebi teşkil eden olgular, esas itibariyle borçlunun mali durumunun bozulması, aktifinin pasifini karşılaşmaması, ödemelerini tatil etmesi vb. hususlardır. Bu gruba giren olgular, öğretide doğrudan doğruya iflasa olanak sağlayan \"maddi iflas\" sebepleri olarak açıklanmaktadır. Maddi iflas sebebini oluşturan olgular, borçlunun mal varlığının pozitif bölümde meydana gelen zayıflama veya borçlunun alacaklılarının tatminini tehlikeye uğratan davranışlarıdır. Bu gibi durumlarda kanunumuz, alacaklının önceden takip yapmaksızın doğrudan doğruya iflâs davası açmasına olanak sağlamıştır (İK. m. 177). Zira doğrudan doğruya iflas davası, deyim yerindeyse, hukukun himayesine layık olmayan borçlu aleyhine düzenlenmiş bir hukuki kurum niteliğini taşımaktadır. (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, sayfa 710, 711) İlamı icraya koyarak borçluya icra emri gönderen alacaklı, icra emrine konu alacağın ödenmemesi üzerine haciz yolu ile takibe devam edebileceği gibi haciz yolu ile takibini İİK 43/2'ye göre iflas yoluna çevirmeden ticaret mahkemesine başvurarak borçlunun doğrudan doğruya iflasına karar verilmesini isteyebilir. Ancak eldeki dosyada ilama dayalı takibin borçlusu asıl dosya davalısı olan ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'dir. Davacı tarafından yada alacağı temlik alınan alacaklılar tarafından ...ne organik bağ iddiasıyla açılan bir dava mevcut değildir. Davacı tarafça bir kısım iş mahkemesi kararları organik bağ iddiasına emsal olarak sunulmuş ise de, işbu dosya alacaklıları tarafından organik bağ iddiasıyla açılan bir dava olmadığından, eldeki dava yönünden belirtilen kararların esas alınması ise mümkün görülmemiştir. Zira aşağıda yer verilen kararlarda da açıklandığı üzere organik bağ iddiasının alacaklı tarafından açılacak bir dava ile tespit ettirilmesi gerekmektedir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 08/03/2023 tarihli 2022/2293 E. 2023/925 K. sayılı kararında; \"...İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının para yatırdığı banka hesanın dava dışı ... isimli Limited şirkete ait olduğu,  bu durumda davacının davalı şirketten alacaklı olduğunun tespiti için şirketler arasında organik bağın varlığının saptanmış olması gerektiği, davalıların davaya konu borçtan dolayı sorumlu olduğu ortaya konularak ispatlandıktan sonra İİK'nun 177. maddesine göre doğrudan iflas davası açılabileceği, gerekçesiyle davanın HMK 114/1-d maddesi uyarınca husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İİK.nun 177.maddesine göre iflas davası açılabilmesi için takip şartı bulunmasa bile davalının davacıya borçlu olması gerektiği, davalılar ile davacı arasında doğrudan alacak-borç ilişkisi bulunmadığı, davacının alacaklı olduğu dava dışı şirket ile davalılar arasındaki organik bağ ispat edilip alacağın davalılar aleyhine ilama bağlandıktan sonra iflas talebinde bulunulabileceği, ilk derece mahkemesinin kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle  davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık, İİK.nun 177.maddesine dayalı iflasın açılması istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca onanmasına...\" karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 13/03/2023 tarihli 2022/3663 E. 2023/1010 K. sayılı kararında; \"...İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalılar hakkında icra takibi başlatılmadığı hususunda çekişme bulunmadığı, İİK 177 nci maddesi uyarınca davalıların doğrudan iflasını talep edebilmesi için davacının hem dava dışı şirketten alacaklı olduğunu hem de İİK'nun 177/1 maddesindeki iflas nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tek tek ele alınıp tereddüte yer vermeyecek şekilde ispatlanması gerektiği, davacının davalıların hileli  davranışları nedeni ile İİK 177 nci maddesi uyarınca iflasını talep etmiş ise de, dava dışı şirketten hangi sebeple alacaklı olduğuna, davalıların hileli davranışlarına ve davalılar tarafından tüzel kişilik perdesinin aralandığına dair iddialarını verilen sürelere rağmen somutlaştırmadığı, iflas şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İİK'nın 177 nci maddesine göre iflas davası açılabilmesi için takip şartı bulunmasa bile davalının davacıya borçlu olması en azından borçluluğuna ilişkin kambiyo senedi, cari hesap ilişkisi, sözleşmeler, faturalar vb. belgelere dayanması gerektiği, davacının hiçbir ticari ilişki içinde olmadığı birine karşı bu davayı açamayacağı, doğrudan doğruya iflas davasında alacaklının öncelikle alacağını ispat etmesi gerektiği, davalılar ile davacı arasında doğrudan alacak-borç ilişkisi bulunmadığı, davacının alacaklı olduğu dava dışı şirket ile davalılar arasındaki organik bağ ispat edilip alacağın davalılar aleyhine ilama bağlandıktan sonra iflas talebinde bulunulabileceği gerekçesiyle davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık, tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkesi gereğince dava dışı ... A.Ş.'nin davacı tarafa olan borçlarından sorumlu olan davalıların İİK 177 nci maddesi gereğice doğrudan doğruya iflasları istemine ilişkindir.  Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca onanmasına...\" karar verilmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 07/02/2018 tarihli 2017/2061 E. 2018/299 K sayılı kararında ise; \"...Davacı vekili; müvekkilinin akartyakıt bayisi olarak çalıştığını ve ... Nakliyat Firmasının müvekkilinden akaryakıt aldığını, bu ticari ilişkiden dolayı 11.886.334,75 TL cari hesap alacağı olduğunu, bu borçtan  davalı ... firmasının da sorumlu olduğunu, zira davalı firmanın müvekkilne borcu bulunan ... Lojistik, ... Nakliyat, ... ve ...'ın hakimiyetindeki diğer firmalarla organik bağının bulunduğunu, firmaların hileli işlemlerle borçtan kurtulmaya çalıştıklarını ileri sürerek, tüzel kişilik perdesinin aralanarak  mevcut alacakları nedeniyle davalı firmanın İİK'nun 177. maddesi uyarınca iflasına karar verilmesini talep  ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafa müvekkilinin herhangi bir borcu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ile davacı arasında doğrudan alacak-borç ilişkisi bulunmadığı, davacının alacaklı olduğu dava dışı şirketler ile davalı şirket arasındaki organik bağ ispat edilip alınacak davalı şirketler aleyhine ilama bağlandıktan sonra iflas talebinde bulunulabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.\" gerekçesiyle kararın onanmasına karar verilmiştir. Yukarıda yer verilen açıklamalar ve emsal kararlar çerçevesinde somut dosya ve mahkeme kararı incelendiğinde; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı kanaati hasıl olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından yatırılan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 345,55 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.a maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nın 164. maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.12/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3cfe3831d058c537","SID":"b18ae7f270de12b1"}}