{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1519 Esas<br>KARAR NO: 2025/243<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 22/06/2022<br>NUMARASI: 2021/362 E. - 2022/110 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka Hükümsüzlüğü<br>- BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN 2021/379 ESAS SAYILI DOSYASI -<br>DAVANIN KONUSU:  Kullanmama Nedeniyle İptal<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/02/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin, TPMK nezdinde tescilli \"...\" esas ibaresini ihtiva eden birçok markasının bulunduğunu, müvekkiline ait ... esas unsurlu markaların tanınmış olduğunu, davalı yana ait ... tescil numaralı \"...\" markasının müvekkiline ait markalarla ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, \"...\" ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığını, davalı yana ait markanın müvekkiline ait markalarla aynı sınıfta yer aldığını, davalı yana ait dava konusu markanın, müvekkiline ait ... markasının ayırt ediciliğini ve tanınmışlığını sulandıracağını, davalı yanın kötüniyetli olduğunu, davalı yana ait markaların SMK m.6/1, m.6/4 ve m.6/5 uyarınca hükümsüzlüğünün gerektiğini, davalının ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkiline ait markanın, davacı tarafın marka ya da markaları ile karıştırılacak nitelikte benzerlik taşımadığını, müvekkilinin tescil ettiği ve kullandığı marka içerisinde geçen 6 harften sadece 3 harfin benzerlik taşıdığını, bir bütün olarak değerlendirildiğinde gerek görsel, gerekse işitsel olarak markaların birbirleri ile karıştırılmalarına imkan bulunmadığını, müvekkiline ait ... markasında, esas belirleyici unsurun ... özcüğü olduğunu, davacı tarafça hiçbir şekilde kullanılmamış markaların dava konusu edilmiş olmasının haksız ve kötüniyetin açık göstergesi olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosyada Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin TPE nezdinde ... tescil numaralı ... ibareli markanın ticari sahibi olduğunu, halen fiilen belirtilen adreste ticari faaliyetine devam ettiğini ve aynı marka ürünlerin üretim ve satışı ile tanıtımını yaptığını, müvekkilinin aydınlatma ve ısıtma sektöründe uzun yıllardır faaliyette bulunduğunu, sektörün öncü kuruluşlarından olduğunu, dava konusu markaların uzun yıllardır kullanılmadığını, hiçbir şekilde üretim, pazarlama, tanıtım ve satışının yapılmadığını, davalının ... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ... Isıtıcı, ... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ufomarketim, ... tescil numaralı ... isimli markalarını 5 yılı aşkın süredir hiç bir şekilde kullanılmadığından hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen dosyada Davalı vekili cevap dilekçesi ile; ... markasının hem Türkiye'de hem de yurt dışında bilinen ve çok satılan ısıtıcı ve vantilatörlerin markası olduğunu, müvekkilinin markasını, kendisinin yetkilisi olduğu ... Sanayi Ticaret Anonim Şirketi firmasına lisans kullanım sözleşmesi ile kiraladığını, bu firmanın ... markasını kullanarak ısıtıcı, vantilatör vb.ürünler üretip sattığını, davacının ... markasından davalının kötüniyetle faydalanmak istediğini iddia ettiğini, davacının bu savunmasının kötüniyetini bir kez daha ortaya koyduğunu, davacı markasının hükümsüzlüğü talebine yönelik Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/362 esas sayılı dosyası üzerinden dava açtıklarını, açılan işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...ANA DAVADA; Davacının davasının KABULÜ ile; -Davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, <br>BİRLEŞEN DAVADA; Birleşen davacının davasının KISMEN KABULÜ ile; -Birleşen davalıya ait ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... tescil numaralı markaların tescilli olduğu 11. sınıftaki \"ısıtma ve buhar üretme tesisatı için cihazlar(katı, sıvı, gaz yakıtlı ve elektrikli sobalar, kuzineler dahil). İklimlendirme ve havalandırma cihazları, vantilatörler. Elektrikli veya elektriksiz ayak ısıtıcıları\" emtiaları hariç olmak üzere 11.sınıftaki sair emtialar ve tescilli oldukları diğer tüm sınıflar bakımdan kullanılmama nedeniyle iptaline, -Fazlaya ilişkin talebin reddine,\" karar verilmiştir.Davalı/birleşen davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Asıl dava yönünden; -Müvekkiline ait marka “...” kelimesinin birleşik olarak yazıldığını, SMK uyarınca markaların tescil edildiği gibi kullanılması gerektiğini, Yerel Mahkeme tarafından “... ibaresinin ilgili markalarda esas unsur olarak kullanıldığı ve yanına eklenen unsurlarla seri marka oluşturulduğu” ifade edildiğini ancak  Davacı yana ait markaların 2 ayrı grup olarak incelenmesi gerektiğini, ilk grupta yer alan markalarda, “...” esas unsurunun yanına eklenen unsurlar tali nitelikte olup markalarda esaslı değişikliğe sebep olmadığını, ilgili markaların tek kullanılması halinde diğerlerinin de kullanıldığının kabulü mümkün olduğunu, ikinci grupta yer alan markaların ise esaslı değişiklik içermeleri sebebiyle bu gruptaki markaların her birinin ayrı ayrı kullanılması halinde ciddi kullanıma yönelik değerlendirmelerin gerçekleştirilebileceğini,  bilirkişiler tarafından işbu ibarelerin marka üzerinde esaslı değişiklik meydana getirip getirmediği hususunun hiçbir şekilde incelemeye tabi tutulmadan, markaların seri marka olduğu yönünde hüküm kurulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, SMK uyarınca ikili bir ayrım yapılmak suretiyle karar verilmesini talep ettiklerini, <br>Birleşen dava yönünden; -Tescil sınıfında yer alan emtialar bakımından, birleşen davalı yana ait markaların 7-8-9-21-35-38 ve 42 sınıflarda kullanımının bulunmadığını ve kullanmama nedeniyle iptale ilişkin şartların mevcut olduğunu, işbu markaların 11. Sınıf bakımından da incelenirken eksik inceleme gerçekleştirildiğini, davaya konu dayanak markaların tescilli oldukları 11. Sınıf bakımından tüm emtialarda kullanılmadığını, kullanıldığı kabul edilen emtialar bakımından da ciddi kullanıma konu edilmediğini,  Davacı tarafından huzurdaki dosyada kullanmama def’ine yönelik olarak sadece birkaç fatura sunulduğu ve ticari defterlerin delil olarak gösterilmediğinin görüldüğünü,  hiçbir şekilde muvafakatleri olmamasına rağmen ticari defterlerin incelendiğini ve faturalarda yer alan miktarların ciddi olarak değerlendirilebilecek bir kullanım olarak tespit edildiği kanaatine varıldığını, ancak bu değerlendirmenin Sektörel bazda yapılması zorunluluk arz ettiğini, taraflarınca sunulan dosyaya sektörden alınan ve aynı sektörde faaliyet gösteren firmalardan beklenen satış miktarlarını gösteren beyanların yer aldığı evrakların Yerel Mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, her emtia bakımından kullanma yükümlülüğü incelenirken faturalarda yer alan adetlerin sektörel bazda değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğini, Bilirkişi tarafından yıl bazında yaklaşık 32.000 adet satışın ciddi kullanım olarak addedilmesini anlamanın güç olduğunu, Davacı yanın dilekçelerinde tanınmış bir marka olduğunu ve milyon dolarlık reklam anlaşmaları gerçekleştirdiğini iddia eden bir markanın yıllık bazda bu kadar düşük rakamlarda satış gerçekleştirmesinin ticari hayata ve mantığa aykırı olduğunu, davaya konu markaların yer aldığı sektörde özellikle ağustos-şubat ayları aralığında aylık ortalama satış miktarının minimum 25.000 adet olması beklendiğini, ticari defterlerin re’sen incelenmesinin (dava dışı 3. kişiye ait) ve sektörel inceleme gerçekleştirilmemesinin hatalı hüküm kurulmasına sebebiyet verdiğini,  zira kullanmama def’inde ispat yükü markayı kullanma külfetine sahip olan taraf olduğunu, bu noktada re’sen inceleme gerçekleştirilmesi objektif bir hüküm kurulmasını imkansız hale getirdiğini, davacı yana ait bazı markalarda (Örneğin ... numaralı “...” markası) satış adedi 0 olmasına rağmen ciddi kullanım gerçekleştirildiğinden söz edilemeyeceğini, 11. sınıf emtiaları dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, Yerel Mahkeme tarafından özellikle faturaların muvazaalı olduğu ve ticari defterlerin delil olarak dahi sunulmadığı noktaları inceleme yapılırken dikkate alınmamış ve bu durum eksik bir hüküm kurulmasına sebebiyet vermiş olduğunu, Davacı yan tarafından sunulan faturalarda, fatura tarafları arasında organik bağ olduğu ve faturaların muvazaalı olduğunun görüldüğünü, ... San. Ve Tic. A.Ş. tarafından düzenlenen faturalarda satış yapılan 6 adet firmanın 3 tanesinin aynı/bağlantılı kişilere ait olduğu görüldüğünü, faturaların %50 oranında aynı kişilere düzenlenmiş olması muvazaa şüphesini ortaya çıkarmakta olup yarı yarıya aynı kişilere düzenlenmiş olan bu faturaların araştırılması ve değerlendirilmesi  gerektiğini, birleşen dava bakımından davalı yan markalarının sektörel bazda ciddi olarak kullanılıp kullanılmadığının değerlendirilmesi için kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı/birleşen davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Birleşen davanın davacısının kötü niyetli olduğunu, müvekkiline ait “...” esas unsurlu markalardan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,  müvekkiline ait markaların da kötü niyetli olarak, daha sonrasında tescil ettirmek için hükümsüzlüğünü talep ettiğini, markanın “yaratılmış marka” olması herkesin aklına gelmesinin, ticari hayatın olağan akışı ile bağdaşmaması hallerinde de kötüniyetin varlığının kabul edildiğini, karşı taraf ile müvekkilinin aynı sektörde faaliyet göstermekte, ikisinin de ısıtıcı üretmekte olduğunu, müvekkilinin markasının da tanınmış marka olduğunu göz önüne alındığında, karşı tarafın açıkça kötü niyetli olduğunu, -Müvekkilinin ... markasının Türkiye’de (...) TPE’nin 29.03.2011 tarihli ... sayılı yazısı ile tanınmış marka statüsü kazandığını, SMK’nun 6/5 maddesinde yazılı olduğu gibi, tanınmış markanın ayırd ediciliğinin zedelenmesi, sulandırılması ve tanınmışlığından haksız yararlanma eylemi, nispi red nedeni olması yanında, aynı zamanda marka hakkına tecavüz oluşturur nitelikte bir eylemdir ve bu eylem SMK 7/2-c maddesinde düzenlendiğini, dikkat edilmesi gereken hususun ... markasının 7-8-9-21-35-38-42. Sınıfta üretim yapıyor olmaması değil, markanın 3. kötüniyetli kişilerce sulandırılması ve tanınmışlığından haksız yararlanılarak marka hakkına tecavüz edilmesi olduğunu, ilgili Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, müvekkilinin markasının 7-8-9-21-35-38-42. Sınıflarda iptaline karar verilmesinin, müvekkilinin markasının 3. kötü niyetli kişiler tarafından iptal edilen sınıf açısından tesciline alan sağlayacak olup, müvekkilinin markasının korunamaz hale geleceğini, iş bu sebeple birleşen davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, -“ Tanınmış markanın farklı mallarda kullanılıyor olması, tüketicinin ilgisini dağıtır mı?” ; “Tanınmış markanın 3. Kişiler tarafından farklı mallarda kullanılıyor olması, tanınmış markaya zarar verir mi?” ;  “Tanınmış markanın tescilli olduğu sınıfların iptaline karar verilmesi, kötüniyetli 3. Kişiler tarafından markanın haksız kullanımına kolaylık sağlar mı?\" sorularının Mahkemece değerlendirilmediğini, <br>-Müvekkilinin markasının 11. Sınıftaki sair emtialar ve tescilli oldukları diğer tüm sınıflar bakımından kullanılmadığına karar verildiğini, söz konusu tespit ile müvekkilinin tanınmış markasının tescilli olduğu sınıflardaki emtialarının boşaltılması da yukarıda izah ettiğimiz üzere kötü niyetli 3. Kişilerin müvekkilinin markasını kullanmasına olanak sağlayacağını, kullanmama definde bulunan karşı tarafın açıkça kötü niyetli olduğunu, bilirkişilerce de tespit edildiği üzere hayatın olağan akışına göre müvekkilinin tanınmış markasını karşı tarafın bilmeme ihtimali olmadığını ve kötü niyetli olarak müvekkilinin markasına birebir benzer markayı tescil ettirdiğini, kullanmama defi ile müvekkilinin markasının bazı sınıflarda iptalini sağlamak suretiyle tekrardan kendisine yeni bir tescil için fırsat kolladığını, <br>-SMK'nun 25/7 maddesi gereğince,\"6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar.\" Buna göre SMK'nun 6/1 maddesine dayanılarak yani daha önce tescil edilmiş ya da tescil başvurusu yapılmış bir markaya dayanılarak, karıştırma ihtimali iddiasıyla açılacak bir hükümsüzlük davasında davalı taraf, davacının markasının, yasanın öngördüğü sürede ve biçimde kullanılmadığını def'i olarak ileri sürebilir. Ancak karşı tarafa açılan esas dava SMK'nun 6/5 maddesine göre, tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescilinin hükümsüzlüğüne ilişkin olup, davalının kullanmama def'ini ileri sürmeye hakkı olmadığını, bu sebeple de birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Ana davada dava, davalıya ait ... tescil numaralı markanın benzerlik, karıştırma ihtimali, iltibas, tanınmışlık ve kötüniyet nedenleriyle hükümsüzlüğü; birleşen davada dava, birleşen dosya davalısı adına tescilli markaların kullanılmama nedeniyle iptali talebine yöneliktir. Bilirkişiler 22/09/2021 havale tarihli raporlarında; \"ANA DAVA AÇISINDAN; Davacı yana ait markalar incelendiğinde; söz konusu markaların hepsinde esas unsurun \"...\" ibaresi olduğu, sonraki markaların önceki markaların tali unsuru değiştirilerek oluşturulmuş yeni markalar olduğu, sonraki markaların önceki markalar ile aynı/benzer sınıflarda tescil konusu edildiği tespit edilmiş olup, belirtilen bu sebepler dolayısıyla davacı yana ait \"...\" esas unsurlu markaların seri marka niteliğinde olduğu, davalı yana ait \"...\" ibareli markanın esas unsurunun \"...\" ibaresi olduğu, \"...\" ibaresinin yanına eklenen \"...\" ibaresinin tali nitelikte olduğu, taraflara ait markaların fonetik ve işitsel anlamda benzediği, taraflara ait markaların tescilli olduğu mal ve hizmetler bakımından da aynı emtialarda tescilli olduğu, belirtilen sebepler ve davacı yana ait ... kod numaralı tanınmış markanın varlığı da dikkate alındığında; davalı yana ait ... kod numaralı markanın davacı yana ait markalar ile arasında iltibas teşkil edecek kadar benzerlik bulunduğu, SMK m.6/1 uyarınca davalı yana ait ... kod numaralı markanın hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, Davalı yanın davacı yana ait \"...\" esas unsurlu markalardan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olacağı ancak davacı markalarından haberdar olmasının kötü niyetin varlığı için tek başına yeterli olmayacağı ve dosya içerisinde davacı yan tarafından sunulan kötü niyetin varlığını ispata yeterli delillere rastlanmadığı da birlikte değerlendirildiğinde; davalı yan tarafından gerçekleştirilen dava konusu markalara ilişkin başvuruların SMK M.6/9 uyarınca kötü niyetli olarak değerlendirilme hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğu, Davacı yana ait \"...\" esas unsurlu markanın SMK m.6/5 kapsamında ilgili sektörde belirli bir tanınmışlığa erişmiş olduğu, dolayısıyla davalı yana ait ... kod numaralı markanın SMK m. 6/5 uyarınca hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu, Lisans sözleşmesi imzalanan firmanın defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, Davacının kullanımının 11. Sınıf emtialara ilişkin olduğu, faturaların sembolik kabul edilemeyecek tutarlarda olduğu ve ciddi kullanım kabul edilebileceği, pazar payı oluşturacak şekilde satış gerçekleştirildiği, Taraf markalarının ortak olduğu 11. sınıf açısından kullanımın görülmesi nedeniyle kullanmama def’ine ilişkin şartların mevcut olmayacağı, BİRLEŞEN DAVA AÇISINDAN; Davacıya ait markalar açısından, 11. Sınıf açısından kullanımın görülmesi nedeniyle kullanmama nedeniyle iptaline ilişkin şartların mevcut olmadığı, 11. Sınıf dışında yer alan, 7-8-9-21-35-38-42. Sınıflarda kullanım görülmediğinden, kullanmama nedeniyle iptaline ilişkin şartların mevcut olduğu\" yönünde görüşlerini bildirdikleri görülmüştür. Dosya, ciddi kullanımın olduğu beyan olunan 11.sınıfa ilişkin emtialar bazında bir ayırım yapılması, ayrıca ciddi kullanım olduğu belirlenen 11.sınıftaki emtialar bakımından 35.sınıftaki hizmet ve emtiaların eşleştirilerek bu hususta inceleme yapılarak ek rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler 04/03/2022 havale tarihli raporlarında; \"DAVACI İTİRAZLARININ DEĞERLENDİRİLMESİNDE; \"Markanın kullanılması her marka için bir yükümlülük olup bu konuda “tanınmış markalar” bakımından bir istisna, ayrıcalık söz konusu olmadığı, bir başka anlatımla, tanınmış markanın sicilde kayıtlı bir kısım mal ve hizmetler yönünden kullanılmaması SMK 9/1, 26/1-a ( Eski 559 Sayılı KHK 14 ve 42/1-c) maddeleri hükümlerine göre kullanılmayan sınıflar bakımından hükümsüz kılınmasına/iptal edilmesine engel olmadığı, dolayısıyla, bir marka tanınmış marka olsa da, bazı sınıf mal ve/veya hizmetler bakımından eğer son 5 yıl içerisinde ciddi ve pazar payı yaratacak biçimde kullanılmamış ise, kullanılmayan mal ve/veya hizmetler bakımından hükümsüzlük/iptal kararı verilmesi mümkün olacağı, (Yargıtay 11. H.D. 01.04.2010T.,2008/8156 E,2010/3600K. Sayılı kararı ve Yargıtay 11. H.D. 11.09.2013T.,2012/16337 E,2013/15406. Sayılı kararı ve Yargıtay HGK 09.02.2011T.,2010/11-695E,2011/47K.), kök rapordaki ulaşılan tespit ve sonuçların dönülmesini gerektirir bir durum olmadığını beyan etmişlerdir.\" DAVALI İTİRAZLARININ DEĞERLENDİRİLMESİNDE; “Dava dışı firmanın ticari defterleri üzerinde inceleme gerçekleştirilmesinin hatalı olduğu” itirazında bulunulmakta ise de markanın lisans sözleşmesi kapsamında 3. Kişiler tarafından kullanılabileceği SMK kapsamında açıktır. Bu noktada Lisans Sözleşmesi ile markayı kullanan dava dışı 3. Kişinin ticari defterlerinin incelenmesi ilgili Lisans Sözleşmesinin hayata geçip geçmediğini tespit açısından önemlidir. Dolayısıyla Sayın Davalı Vekilinin bu itirazının SMK kapsamında geçerli bir itiraz olarak kabulünün mümkün olmayacağı, davalının \"Faturaların muvazaalı olduğu\" itirazı yönünden yapılan değerlendirmede, ilk olarak dosya kapsamı ve görevlendirme uyarınca, heyetimizce muvazaa hususunun değerlendirilmesi mümkün olmamakla birlikte, söz konusu faturaların ticari defterlere işlenmiş ve kayıtlı oldukları dikkate alındığından mali ve vergisel açıdan Davalı Vekilinin bu itirazının geçerli bir itiraz olarak kabulünün mümkün olmayacağı, sair itirazların kök raporda değerlendirildiği, 11.SINIFA İLİŞKİN EMTİALAR BAZINDA AYIRIM YAPILMASI VE 11.SINIFTAKİ EMTİALAR BAKIMINDAN 35.SINIFTAKİ HİZMET VE EMTİALARIN EŞLEŞTİRİLEREK BU HUSUSTA İNCELEME YAPILMASI HAKKINDA İNCELEME VE DEĞERLENDİRMELER: DAVACI/KARŞI DAVALININ 11. SINIF İÇİNDE YER ALAN KULLANIMININ EMTİALAR BAZINDA AYIRIM YAPILDIĞINDA, “Isıtma ve buhar üretme tesisatı için cihazlar(Katı, sıvı, gaz yakıtlı ve elektrikli sobalar, kuzineler dahil). İklimlendirme ve havalandırma cihazları, vantilatörler. elektrikli veya elektriksiz ayak ısıtıcıları” emtialarında olduğu, 11.SINIFTAKİ EMTİALAR BAKIMINDAN 35.SINIFTAKİ HİZMET VE EMTİALAR EŞLEŞTİRİLEREK İNCELEME YAPILDIĞINDA, Söz konusu 11. Sınıfta yer alan emtiaların 35. Sınıf kapsamı içinde yer almadığı\" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. Davanın taraflarının ısıtma ve buhar üretme tesisatı için cihazlar, katı, sıvı, gaz yakıtlı ve elektrikli sobalar, kuzineler dahil, İklimlendirme ve havalandırma cihazları, vantilatörler, Elektrikli veya elektriksiz ayak ısıtıcıları alanında faaliyet gösterdiği, davacının ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... tescil numaralı markaların  sahibi olduğu, ... esas unsurlu markasının 7-8-9-21-35-38-42. Sınıfta  davacı adına tescilli oldukları, Davacının ... kod numaralı ... tanınmış markasının bulunduğu, davalı tarafça kullanmama definin ileri sürüldüğü, buna göre davacının genişletilmiş korumadan yararlanıp yararlanamayacağının tartışılması gerektiği, bu husus tartışılmadan tüm sınıflar yönünden hükümsüzlük kararının yerinde olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda heyette sektör bilirkişisinin bulunmadığı, sektör bilirkişisinin de içinde bulunduğu yeni bir heyetten rapor alınarak davacı ... kod nolu markasının tanınmışlığının tespitine ilişkin TPMK'dan celbi ile , hangi hizmet sınıfında tanınmışlık kararı verildiği, davacı-birleşen davada davalı markalarının ayrı ayrı kullanılıp kullanılmadığı tespiti ile, asıl davada davacı markasının tanınışlığının ileri sürüldüğü davalı tarafça kullanmama definde bulunulduğu gözetilerek hükümsüzlük koşullarının değerlendirilmesi, birleşen davada da kullanmama iddiası yönünden her bir markanın ayrı ayrı tescilli olduğu mal ve hizmet sınıfının belirlenmesinden sonra karar  verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmakla, sair hususlar incelenmeksizin Davalı/birleşen davacı vekili ve Davacı/birleşen davalı vekilinin  istinaf istemlerinin kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı/birleşen davacı vekili ve Davacı/birleşen davalı vekillerinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 22/06/2022 tarih, 2021/362 E. 2022/110 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2898bd9ac68591da","SID":"d297d597fe47c84e"}}