{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1905 <br>KARAR NO: 2024/1999<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/10/2024<br>NUMARASI: 2024/414 Esas -  2024/738 Karar<br>DAVA: Şirketin İhyası<br>DAVA TARİHİ: 10/06/2024<br>BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2024/452 ESAS SAYILI DOSYASI<br>DAVA: Şirketin İhyası<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/12/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı (tasfiye memuru) ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkil adına ... A.Ş. ve ... A.Ş. hasım gösterilerek Sakarya 3. İş Mahkemesi nezdinde 2023/16 E. sayılı dosya ile hizmet tespit davası açıldığını, ancak ne var ki dava sırasında müvekkilinin işe giriş tarihi itibariyle 2001/3 dönemi itibariyle 19/01/2003 tarihine kadar ... San Ve Tic. Ltd. Şti. isimli şirkette hizmet kaydının bulunduğunun tespit edildiğini, ancak ... San Ve Tic. Ltd. Şti. adlı şirketin 15/11/2022 tarihi ile tasfiyesinin sona ermesi sebebiyle ticaret sicilinden resen terkin edildiğini yapılan yargılamada öğrenmiş bulunduklarını, iş mahkemesinde açılan davada, taraf teşkilinin sağlanması açısından Sakarya 3. İş Mahkemesince taraflarına işbu davayı açmak için mehil verildiğini, işbu davada ihyasını istedikleri İstanbul Anadolu Kurumları Vergi Dairesine ... Vergi numarası ile kayıtlı olan Sicil No: ... olan ...'nin ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki merkez adresinin Kadıköy/İSTANBUL olduğunu, işbu şirketin tasfiyesinin sona erdiği 15/11/2022 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydının terkin edildiğini, ihyasını istedikleri şirket ticaret sicilinde resen terkin edildiğinden ötürü bu davalarında husumeti, sadece ticaret sicil müdürlüğüne yöneltmiş bulunduklarını, mahkemenin ihyasını talep ettikleri işbu davada kabul kararı vermesi halinde emsal nitelikte ki Yargıtay kararında da değinildiği üzere şirketin tasfiye/ek tasfiyesi için karar vererek şirketle ile ilgili işlemlerin yapılabilmesi için yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru atayarak tescil ve ilan edilmesini mahkemeden talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, 6335 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen geçici 7. madde gereğince (Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar) haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği, bu sebeple de işbu davayı ikame etme gereği hasıl olduğundan bahisle 15/11/2022 tarihinde sicil kaydı silinerek sicilden resen terkin olunan ... Sicil numaralı ...San ve Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;  Huzurdaki dava, olağan tasfiye sonucu gerekli prosedürün yerine getirilmesi ve talep üzerine ticaret sicilinden terkin edilen ...'nin (SN: ...) ek tasfiyesine karar verilmesi kapsamında olduğunu, davacı tarafın, husumeti yalnızca yasal hasım olan müvekkil Müdürlüğe yönelttiğini, oysa usule ve Yargıtay içtihatlarına göre, husumetin aynı zamanda tasfiye memuru olan ...'ya da yöneltilmesi gerektiğini, bu itibarla, uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kuralları ve davacının iddiaları değerlendirirken anılan hususların göz önünde bulundurulmasının önem arz ettiğini, nitekim mahkemenin 11/062024 tarihli tensip tutanağının 9 numaralı hükmü de bu yönde olduğunu, Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket “tasfiye memuru”nda olduğunu, mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanması zorunlu olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağından bahisle müvekkili müdürlük yönünden davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle özetle; müvekkili ...'nın ortağı olduğu ve tasfiye memurluğunu da yaptığı adı geçen ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin tasfiyesi için şirket ortaklarınca 07.04.2022 tarihinde karar alındığını, 05.05.2022 tarihinde tescil edilerek ve alacaklılara çağrı ilanları 12.05.2022 tarih 10576, 20.05.2022 tarih ..., 30.05.2022 tarih 10587 sayılı Ticaret Sicil Gazetelerinde yayınlanarak, neticeten son tescil 15.11.2022 tarihinde yaptırılarak, müvekkili davalı ... tarafından olağan tasfiye işlemleri ve gerekli prosedürler usul ve yasaya uygun tamamlanarak şirket ticaret sicilinden terkin edildiğini, davacının, işbu davaya gerekçe göstermeye çalıştığı Sakarya 3.İş Mahkemesi'nin 2023/16 Esas sayılı davanın ise, davacı tarafından ilan sürelerinden çok sonra 13.01.2023 (26.01.2023) tarihinde ikame edildiğini, huzurdaki davada, şirket ihyası ve ek tasfiye için gerekçe gösterilen hizmet tespit davası, şirketin tasfiyesi tamamlandıktan sonra açıldığından ihya talebinin kabulü mümkün olmadığını, müvekkilince gerçekleştirilen tasfiye işlemleri sırasında şirketin davacıya herhangi bir muaccel borcu veya uyuşmazlık bulunmadığının sabit olduğunu, tasfiye edilen şirketin ne tasfiye öncesi işçilik alacakları nedeniyle davacıya bir muaccel borcu ve aralarında uyuşmazlık bulunmadığı gibi, ne de tasfiye sonrası açılan hizmet tespiti davasının niteliği itibariyle, çıkacak sonucu, davada başka davalılarında bulunması nedeniyle davacı lehine maddi bir alacak doğurmayacağını, bu nedenle, davacının ihyası istenen şirket ile tasfiye öncesi ilgili kesinleşmiş bir alacağı veya herhangi bir ihtilaf bulunmadığından, huzurdaki davayı açmakta TTK.547.maddesinde belirtilen şekilde hukuki bir yararı bulunmadığını, anılan nedenlerle, talep ve davanın reddedilmesi gerektiğini, huzurdaki talebin, gerek alacaklılara yapılan ilanlar ve gerekse TTK. ilgili hükümleri anlamında süreye ve sair şartları üzerinde taşımıyor olmakla da, usul ve yasaya aykırı olup, reddi gerektiğini, yukarıdaki cevap ve savunmaları saklı kalmak ve aksi anlaşılmamak üzere aşağıdaki hususlarda da cevap ve beyan gereği hasıl olduğunu, bir an için mahkemece, yukarıdaki beyanlarının aksi yönünde şirketin ek tasfiyesi yönünde kanaat hasıl olması durumunda ise, her ne kadar tasfiye memuru olarak müvekkilinin görevi terkin işlemi ile birlikte sona ermiş ise de; TTK.m 547/2 ve ilgili sair maddeleri uyarınca, şirketin, (yalnızca ihya sebebine ilişkin işlemlerin yapılması ile sınırlı olmak üzere) ek tasfiye amacıyla ticaret siciline yeniden tescili ile birlikte son tasfiye memurunun veya yeni bir veya birkaç kişinin, yalnızca ihya sebebine ilişkin tasfiye memuru olarak atanması gerekir ki, müvekkilinin TTK m. 536'da düzenlenen şartlara haiz olduğunu, bu nedenle, mahkemede şirketin ihyası ve tasfiye memuru atanması yönünde kanaat hasıl olması durumunda, son tasfiye memuru ve şirket ortağı olarak davalı müvekkilinin, ek tasfiye işlemleri tamamlana kadar, bila bedel göreve hazır olduğunu, müvekkilinin, işbu davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin, şirketin tasfiyesi işlemlerini, tüm yasal prosedürlere uyarak yerine getirdiğini ve tamamladığını, huzurdaki davanın açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, kaldı ki, davacının da tasfiye sürecinde işlemlerin müvekkili davalı tasfiye memuru tarafından eksik yapıldığına dair bir iddiası da bulunmadığı gibi, gerekçe yaptığı davasını da, şirketçe alacaklılara yönelik yapılan tasfiye ilanlarına rağmen süresinde de açmayarak davacı, kendisi işbu davanın açılmasından sorumlu olduğunu, bu nedenle, davanın açılmasına sebep olmayan, ancak, davanın niteliği gereği Yasal Hasım konumunda bulunan müvekkili aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğinden bahisle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, mahkemede aksi yönde kanaat hasıl olması durumunda; şirketin taraf gösterildiği Sakarya 3. İş Mahkemesinin 2023/16 Esas sayılı dosyasının takibi ve sonuçlandırılması ile sınırlı olarak ihyası ile, son tasfiye memuru ve ortak olan müvekkili ...'nın dava ve buna bağlı ek tasfiye işlemleri tamamlanıncaya kadar ücret almaksızın tasfiye memuru olarak atanmasına, müvekkili aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı KABULÜ ile; ...'nün ... sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye olan ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin Sakarya 3. İş Mahkemesi'nin 2023/16 Esas sayılı dosyasına münhasıran, yargılama ile icra ve infaz işlemleri tamamlanana kadar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547 nci maddesi uyarınca şirketin ek tasfiye için yeniden TESCİLİNE, Son tasfiye memuru ...'nın tasfiye memuru olarak atanmasına, Kararın ...'nde TESCİL VE İLANINA, ilan işlemlerinin davacı tarafından yapılmasına,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda, şirketin ticaret sicilden terkin edildikten sonra dava açıldığı ve davanın sonuçlandırılabilmesi için ihya talebinde hukuki yarar bulunduğundan bahsedildiğini, başkaca bir gerekçeye yer verilmediğini, tasfiye işlemlerinin eksiksiz olarak tamamlandığını, tasfiye kararı Ticaret Sicilde tescillendikten sonra, Ticaret Sicili Gazetesi'nde alacaklılara bir ilan  7 gün ara ile 3 adet ilan yayınlatıldığını, terkine kadar davacının herhangi bir başvurusu ve davası söz konusu olmadığını, dolayısıyla tasfiye işlemleri sırasında şirketin davacıya herhangi bir muaccel borcu veya uyuşmazlığı bulunmadığını, davacının gerek tasfiye öncesi gerek ise tasfiye işlemleri sırasında konu şirket ile gerek işçilik alacakları gerekse de sair hukuki ihtilafı mevcut olmadığından ve dava ilk açılırken de tasfiye edilmiş şirkete husumet yöneltilmediğinden,  ilk derece mahkemesi nezdinde açılan işbu davanın güncel hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacı tarafın, konu şirkete ve diğer şirketlere yönelttiği hizmet tespiti davasının lehine  sonuçlanması ihtimalinde dahi, resmi kayıtlara göre eksik prim günü haricindeki diğer emeklilik şartlarını karşılamadığından, 2026 yılından önce emekli olamayacağını,  davacının ödenen prim günü sayısı bakımından eksiği olmamakla birlikte emekli olabilmesi için yıl şartını doldurması da gerektiğini, huzurdaki davanın açıldığı günümüzde ilk derece mahkemesinin gerekçe yaptığı Sakarya İş Mahkemesi dosyası nedeniyle davacının güncel hukuki bir yararı bulunmadığının açık olduğunu,  hukuka, usule ve yerleşik içtihatlara aykırı olarak hükmedilen gerekçeli kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava,TTK'nın 547. Maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı tasfiye memuru  tarafından, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. TTK'nın 547. maddesi gereğince \" (1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu  anlaşılırsa, son tasfiye memurları,  yönetim kurulu  üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret  mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir\". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde \" şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir\" hükümleri   düzenlenmiştir. Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir.Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran   fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda   bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına  olacaktır. Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp,tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına  imkan sağlayarak   tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir. Somut olayda ihyası talep edilen İstanbul  Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı ... San ve Tic.Ltd.Şti 'nin  tasfiye memuru tarafından  şirketin tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının terkin edildiği, ihyası talep edilen şirket aleyhine açılan Sakarya 3.İş Mahkemesi nin 2023/16 Esas sayılı davanın derdest olduğu  anlaşılmıştır. Tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmediği gibi (Y11.H.D 'nin 07.12.2009 tarih ve E: 2008/7980 -K: 2009/12584), tasfiye memurunun TTK 541/3 maddesindeki sorumluluğu da gözetildiğinde derdest davanın davalı şirket aleyhine sonuçlanması halinde tasfiyenin usülune uygun eksiksiz tamamlandığından bahsedilemeyeceğinden bu hale göre davacının anılan dava dosyası nedeniyle  şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki  hukuki yararı bulunduğu ve terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu anlaşılmıştır. Davalı tasfiye memuru davacının tasfiyenin sona ermesinden sonra açılan davada hukuki yararı olmadığını  belirterek şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığını ileri sürmüş is de ileri sürülen bu husular eldeki davada  incelenmesi gereken bir konu olmayıp devam eden derdest davanın konusunu oluşturduğundan, davalı tasfiye memuru vekilinin tasfiyenin usulüne uygun yapıldığı ve şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığı yönünde  ileri sürülen  istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Bu durumda  mahkemece davanın  kabulü ile davaya konu  şirketin  ihyası ile ticaret sicil müdürlüğüne tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulanmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tasfiye memuru tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tasfiye memuru tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  31/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"281fed3cab271067","SID":"988eff310b312e18"}}