{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2024/1511 Esas 2024/1528  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1511 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1528<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/05/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/300 Esas 2024/544 Karar<br>DAVACI \t:<br>DAVALILAR \t<br>VEKİLİ\t<br><br>DAVA\t: Tescile İcbar<br>DAVA TARİHİ\t: 04/03/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 24/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 23/01/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki tescile icbar istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı temsilcisi dava dilekçesinde özetle; davalı şirkette diğer davalının yanı sıra dava dışı ... ve ...'in ortak olduğunu, davalının 31 adet hissesini hisse devir sözleşmesi ile dava dışı ...'a devrettiğini, ...'ın 05/01/2024 tarihli hisse devrinin tescili talepli başvurusu üzerine tescil talebinde bulunmaya yetkili kişinin şirket müdürü olması ve şirket müdürünün de 25/06/2021 tarihli karar ile davalı ... olarak belirlenmesi sebebiyle ...'ın başvurusu üzerine müdürlüğün şirket yetkilisini ve şirketi tescile davet etme zorunluluğu doğduğunu, tescile davet yazısında 30 gün içinde hisse devrinin tescili için tescil başvurusu yapılması, eğer tescili gerektiren bir husus yoksa bu durumun ispat edilmesi, aksi halde idari para cezası talebinin en büyük mülki amire iletileceği ve yetkili asliye ticaret mahkemesinde hukuki sürecin başlatılacağının ihtaren tebliğ olunduğunu, tescile davet yazısına istinaden davalı şirket tarafından müdürlüğe müracaat ederek tescilden kaçınma nedeni olarak hisse devrinin reddine ilişkin genel kurul kararı ve dilekçe sunduğunu, sunulan evrakların müdürlük tarafından yeterli görülmediğini, genel kurul evraklarının kanunda öngörülen şartları taşımadığını, tutanak yazmanının genel kurul toplantı tutanağını imzalamasına rağmen ekinde yer alan toplantıda hazır bulunanlar listesinde pay sahiplerinden ...'nun imzasının yer almadığını, hazirun listesinin toplantıya katılanlar tarafından imzalanması gerektiğini, toplantıya temsilen bir katılım olmadığı gibi, toplantı tutanağında pay oranlarının da hatalı gösterildiğini, hisse devrinin reddine ilişkin genel kurul kararının geçerli olmadığını, tescilden kaçınma nedenlerinin müdürlük tarafından yerinde görülmediğini, hem hissesini devreden ortak hem şirket müdürü olarak davalı ... tarafından hisse devrine ilişkin bilgi sahibi olunmadığının ileri sürülemeyeceğini, şirket müdürü olarak hisse devrini görüşmek üzere genel kurulu toplantıya çağırma yükümlülüğünü de yerine getirmediğini belirterek davalı ...'ün 31 adet 3.100,00 TL'ye karşılık gelen hissesini Sincan 3. Noterliği'nin 12/07/2023 tarih ve 15118 yevmiye nolu hisse devir sözleşmesiyle ...'a devrettiğinin resen tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı ... (aynı zamanda davalı şirketin yetkilisi) cevap dilekçesinde özetle; noterden sözleşme yapılsa dahi genel kurula uygun bir başvuru ve devamında genel kurulda usule uygun bir onama almadan tasarruf işlemi gerçekleşmeyeceğini, pay devri işleminin hayat bulmamış olacağını, şirkete yapılan hiçbir başvuru bulunmadığını, davacının tescile zorlama için dava açamayacağını, şirkete basit bir başvurudan öte mevcut evrakların eklenmiş olduğu geçerli bir başvurunun yapılması gerektiğini, şirket ve genel kurulun ise yükümlü olmamalarına rağmen davacının başvurusu nedeniyle genel kurula gittiğini, bu başvurunun üçüncü kişiler tarafından yapılması mümkün olmadığı için şirkete yapılmış bir başvurunun mevcut olmadığını, genel kurulda pay devri için gerekli salt çoğunluğun sağlanamadığını, ...'nun imzasının hem toplantı tutanağında hem de hazirun listesinde mevcut olduğunu, herhangi bir başvurunun bulunmadığı durumda şirket müdüründen toplantı çağrısı yapılmasının beklenemeyeceğini, geçerli bir başvuru bulunmadığından 3 aylık sürenin başlamayacağını, yapılan genel kurulda da pay devrine onay verilmediğini bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davalı tarafça tescilden kaçınma nedeni olarak gösterilen sebeplerin hukuken yerinde olmadığı, davalı ...'ün hisse devrine ilişkin bilgi sahibi olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, hisse devrini görüşmek üzere genel kurulu toplantıya çağırmadığı, hisseyi devreden kişinin zaten ... olduğu, bundan başka hisse devrinin görüşüldüğü genel kurul tutanağında şirket ortaklarından ...'nun imzasının bulunmadığı, genel kurulun geçerliliğinin hukuken mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalılardan ...'ün 31 adet hissesini devir sözleşmesi ile ...'a devrettiğinin tespitine, tesciline ve ilanına, kararın kesinleştiğinde tescil ve ilanı için Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; limited şirket hissedarının hisse devrini gerçekleştirebilmesi için sadece noterden gerçekleştirilen bir pay devrinin yeterli olmayacağını, yapılan bu devirin peşi sıra ilgili şirkete başvuru yapılması; ilgili şirketin genel kurulda geçerli bir onam kararı alması; şirket genel kurulunda pay devrine onay verilmesi ile beraber pay defterine kayıt ve TTSG ilanları ile Ticaret Müdürlüğüne yapılan bildirimlerin takip etmesi şeklinde gerçekleşebildiğini,  şirket genel kuruluna başvuru yapılmasının temel amacı şirkete ortak olma potansiyeline sahip üçüncü kişilerin şirketin mevcut ortakları tarafından maddi - manevi değerlendirmeye alınması, muhtemel önalım haklarının değerlendirilmesi ve bunun sonucunda alınan ortak karar ile bir sonuca varılması amacını taşıdığını, somut olayımızda gerek görülen birçok şarttan sadece noterden hisse devri gerçekleştirilmiş geri kalan hiçbir unsur için adım atılmadığını, bu unsurları tamamlaması gerekenlerin şirkete ortak olmak isteyen isimler olduğunu, herhangi bir başvurunun olmadığı somut durumda süreler işlemeye başlamayacağı için 3 aylık sürenin geçtiği iddiasının da öne sürülen yersiz ve mesnetsiz iddialardan birisi haline geldiğini, şirket hissedarlarından ...'nun hazirun listesinde imzası olmadığının ileri sürüldüğünü, şirket genel kurulunun usule uygun şekilde yapıldığını, cevap dilekçesi ile sunulan delillerden görüleceği üzere büyük puntolu yazılar ile müvekkili şirket, genel kurul hazirun listesi ve tarihi belirtilmiş, ...'nun da imzasının alındığını, aksi durumda dahi sonuçta bir değişme yaşanmayacağını, müvekkili ...'ün şirket müdürü olması hasebiyle tekrardan bir başvuru yapılmasına gerek olmadığının kabul edildiğini, ancak bu yorumun hukuken bütünüyle hatalı ve hakkaniyete aykırı olduğunu, hisse devri almak isteyen şahısların başvuru yapması gerektiğinin kanun koyucu tarafından hüküm altına alındığını, kanunun sert şekil şartları ile düzenlediği bir hususta oluşabilecek istisnaların yine kanunun kendisi tarafından sayıldığını, bunun bu denli zoraki bir şekilde genişletilerek ilgili yerel mahkeme hükmünün kurulmasının imkanı bulunmadığını, ATO'dan gelen evrak ile genel kurul üyelerinin öğrenmiş olduğu pay devri için ATO evrakı başvuru kabul edilmiş ve bunun üzerine genel kurula gidildiğini, sunulan evraklardan da görüleceği üzere başvurunun reddolunduğunu, gerekli işlemleri ve başvuruları yapmayan şahısların hisse devralmaya çalışanlar olduğunu, şirket dışı üçüncü kişilerin sorumsuzluğunun bedelini şirketin ödemesini gerektiren bir durumun ise mevcut olmadığını, hali hazırda şirket hisselerini devralmak isteyen şahısların hiçbirisinin bugün dahi bir başvuru yapmadığını, ATO'dan gelen evrak ile yapılan genel kurulun da ret kararı içerdiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; tescile icbar istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDavalı şirket tarafından davacı sicile verilen 08/02/2024 tarihli cevap, davalı şirketin 02/02/2024 tarihli genel kurul kararı, anılan genel kurula ilişkin oy pusulaları, hazirun cetveli, davacı tarafından davalılara gönderilen 05/01/2024 tarihli tescile davet yazısı, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi suretleri, hisse devir sözleşmesi, dava dışı ... tarafından davacıya yapılan 05/01/2024 tarihli başvuru dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tDavalı ... tarafından noterde akdedilen 12/07/2023 tarihli hisse devir sözleşmesi ile davalı şirketteki 31 adet hissesi dava dışı ...'a devredilmiştir. <br>\tDava dışı ... tarafından davacıya yapılan 05/01/2024 tarihli başvuru ile, davalı şirketteki diğer davalıya ait 31 adet hisseyi devraldığını, aradan geçen süreye rağmen şirket müdürü davalı ... tarafından bu satışın gerekli yetkili mercilere bildirilmediğini, ticaret sicil gazetesinde yayınlamadığı için mağdur olduğunu bildirerek mağduriyetinin giderilmesini ve gereğinin yapılmasını talep etmiştir. <br>\tDavacı tarafından davalılara ayrı ayrı gönderilen 05/01/2024 tarihli tescile davet yazısı ile, Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 30 gün içinde tescil işlemlerini yapmamaları ya da kaçınma sebeplerini yasal süre içinde bildirmemeleri halinde idari para cezası yaptırımına tabi tutulacakları ve diğer hukuki sürecin başlayacağı bildirilmiştir. <br>\tDavalı şirketin 02/02/2024 tarihli genel kurul kararında, şirketin 1000 hissesinden 966 payın asaleten, 966 payın temsilen toplantıda temsil edildiği, ...'in toplantı başkanlığına, davalı ...'ün oy toplama memurluğuna, ...'nun tutanak yazmanlığına seçilmesine karar verildiği, davalı ...'ün 31 payını ...'a, 1 payını ...'a, 1 payını ...'a, 1 payını ...'e devrine ilişkin pay devirlerinin görüşülmesi sonucu 636 olumsuz oya karşılık 330 oyla çoğunluk sağlanamadığından reddedildiği, vaki hisse devri neticesi 340 pay davalı ...'e, 330 pay ...'e, 330 pay ...'na ait olduğunun belirtildiği, toplantı tutanağında ... isim ve imzasının altında genel kurulun hisse devirin onaylamaması için haklı bir sebebinin olmadığı, devrin onaylanmamasına itiraz ettiği ve dava açma haklarının saklı tutulduğunun şerh verildiği görülmüştür. <br>\tAnılan genel kurula ilişkin 02/02/2024 tarihli oy pusulalarından, ...'nun (330 pay) hisse devrini kabul ettiği, ... (330 pay) ile davalı ... (306 pay) hisse devrini kabul etmediği el yazılarıyla yazılı bulunduğu anlaşılmıştır. <br>\tDavalı tarafından sunulan hazirun cetvelinde, katılan tüm ortakların imzaları mevcut iken davacı tarafında dosyaya ibraz edilen hazirun cetvelinde ...'nun imzasının yer almadığı görülmüştür. <br>\tDavalı şirket tarafından davacı sicile verilen 08/02/2024 tarihli cevapta, şirkete tebliğ gönderildiği sırada henüz şirkete yapılan bir başvurunun bulunmadığı, sicil tarafından gönderilen tebliğ ile haberdar olunan durumda şirkete başvuru yapılmış gibi kabul edilerek genel kurula gidildiği, 02/02/2024 tarihli genel kurul sonucunda devir için gereken salt çoğunluk sağlanamadığı, ilgili devrin reddedildiği, şirketin genel kuruldaki takdir yetkisinden sıyrılmak amaçlı yapılan bu hareketin hukuken de korunamayacağının açık bulunduğu bildirilmiştir. <br>\tDavacı yan davalı ...'ün davalı şirketteki 31 adet hisselerini dava dışı ...'a noterde akdedilen hisse devir sözleşmesi ile devrettiğini, devralan tarafından hisse devrine ilişkin gerekli işlemlerin yapılmaması nedeniyle mağdur olduğu bildirilerek sicile başvurulduğunu, bu başvuru üzerine davalılara tescile davet yazısı gönderildiğini, bu yazı üzerine davalı şirket tarafından tescilden kaçınma nedeni olarak sunulan evrakların yeterli görülmediğini iddia etmiş, davalı yan ise şirkete hisse devrine ilişkin bir başvuru yapılmadığını, sicilin tescile davet yazısı üzerine durumdan haberdar olunduğunu, bunun üzerine yapılan genel kurul toplantısında hisse devrinin reddine karar verildiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasında davalı ...'ün davalı şirketteki 31 adet hissesini noterde akdedilen hisse devir sözleşmesi ile dava dışı ...'a devrettiği, devralan tarafından davalı şirkete devre ilişkin bir başvuru yapılmadığı, devralanın davacı sicile başvurusu üzerine davacı tarafından davalılara tescile davet yazısı gönderildiği, bu yazının gönderilmesi üzerine ise davalı şirket tarafından genel kurul toplantısı yapılarak hisse devrinin reddine karar verildiği hususlarında bir ihtilaf bulunmamaktadır.  <br>\tUyuşmazlık, davacının tescile davet yazısı üzerine hisse devrinin tescil edilmemesi nedeniyle mahkemece karar verilmesini talep edip edemeyeceği, ticaret sicil müdürlüğünün tescile davet yazısı üzerine yasal süre içinde kaçınma sebebi olarak bildirilen hisse devrinin reddine ilişkin genel kurul kararının geçersiz olduğuna dayanarak davalılar aleyhine tescile icbar davası açıp açamayacağı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavalılar vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, yukarıda açıklandığı üzere dava dışı ... davalı limited şirketindeki diğer davalıya ait 31 adet hisseyi noterde akdedilen sözleşme ile devraldığı halde bu devre ilişkin bir işlem yapılmadığını belirterek davacı sicil müdürlüğüne başvurmuştur. <br>\tTTK'nun tescile davet ve ceza başlıklı 33. maddesi \"(1) Tescili zorunlu olup da kanuni şekilde ve süresi içinde tescili istenmemiş olan veya 32 nci maddenin üçüncü fıkrasındaki şartlara uymayan bir hususu haber alan sicil müdürü, ilgilileri, belirleyeceği uygun bir süre içinde kanuni zorunluluklarını yerine getirmeye veya o hususun tescilini gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağırır. (2) (Değişik: 26/6/2012-6335/4 md.) Sicil müdürünce verilen süre içinde tescil isteminde bulunmayan ve kaçınma sebeplerini de bildirmeyen kişi, sicil müdürünün teklifi üzerine mahallin en büyük mülki amiri tarafından bin  Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır. (3) Süresi içinde kaçınma sebepleri bildirildiği takdirde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi, dosya üzerinde inceleme yaparak tescili gerekli olan bir hususun bulunduğu sonucuna varırsa, bunun tescilini sicil müdürüne emreder, aksi takdirde tescil istemini reddeder. Süresi içinde tescil isteminde bulunmayan veya kaçınma sebeplerini bildirmeyen kişinin ikinci fıkradaki cezayla cezalandırılması bu fıkra hükmünün uygulanmasına engel oluşturmaz.\" hükmünü, Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin tescile davet ve ceza başlıklı 36. maddesi de \"(1) Tescil edilmesi gereken bir olgunun ilgilisi tarafından tescil ettirilmediğini haber alan müdürlük, tescil başvurusunda bulunmakla yükümlü kişileri, otuz gün içinde tescil başvurusunda bulunmaya veya tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağırır. Bu davette, kanuni dayanaklar gösterilmek suretiyle davetin gerekçesi, tescili gereken belgeler ve tescil yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin yaptırımları belirtilir. (2) Birinci fıkra gereğince yapılan çağrı üzerine, süresi içinde tescil isteminde bulunulmaması veya kaçınma sebepleri bildirilmiş olmasına rağmen kaçınma sebeplerinin yeterli görülmemesi halinde müdürlük, durumu sicilin bulunduğu yerdeki ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine bildirir. Mahkemenin tescile hükmetmesi halinde olgu resen tescil edilir. (3) Müdürlükçe verilen süre içinde tescil isteminde bulunmayan ve kaçınma sebeplerini de bildirmeyen kişi, Kanunun 33 üncü maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen idari para cezasıyla cezalandırılır. (4) Üçüncü fıkra gereğince idari para cezası verilmesine rağmen, kanuni süre içerisinde tescil isteminde bulunmamakta ısrar edilmesi halinde, müdürlük durumu sicilin bulunduğu yerdeki ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine bildirir. Mahkemenin tescile hükmetmesi halinde olgu resen tescil edilir.\" hükmünü içermektedir. <br>\tHisse devralan ...'ın davacı sicile başvurusu üzerine, davacı tarafından tescili gereken bu hususun sicile tescil edilmemesi nedeniyle TTK’nun 33. ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 36. maddeleri uyarınca davalı şirket ve devreden sıfatına da sahip davalı şirket müdürüne tescile davet yazılarını göndermiştir. Tescile davet yazıları gönderilmeden hisseyi devralan tarafından şirkete hiçbir başvuru yapılmadığı, yazılar ile durumdan haberdar olunduğu belirtilerek davalı şirket genel kurul toplantısı yapılarak anılan hisse devrinin reddine ilişkin 02/02/2024 tarihli karar alınmıştır. Alınan bu karar davalı şirket tarafından davacı sicile tescilden kaçınma nedeni olarak verilen 30 günlük süre içerisinde bildirilmiştir. <br>\tDavacı tarafından süresi içinde kaçınma sebeplerinin yerinde olmadığı ileri sürülerek işbu tescile icbar davası açılmıştır.<br>\tDavalı tarafından bildirilen tescilden kaçınma sebebinin yerinde olmadığı hususu genel kurul toplantısında tutanağa geçen 966 payın temsilen hazır bulunduğu ibaresinin hazirun cetvelinden toplantıya temsilen katılım olmadığının anlaşılması nedeniyle bu hususun ve pay oranlarının tutanakta hatalı gösterildiği, hazirun cetvelinde toplantı tutanağında yazman olarak imzası yer alan ...'nun imzasının yer almadığı, bu nedenlerle hisse devrinin reddine ilişkin davalı şirketin 02/02/2024 tarihli genel kurul kararının geçersiz olduğuna dayandırılmıştır. <br>\tDavacı tarafından ileri sürülen bir diğer husus hisse devrini yapan ortak davalı ...'ün aynı zamanda şirket müdürü olup, genel kurulun müdürler tarafından toplantıya çağrılacağı, anılan davalı tarafından hisse devrine ilişkin bilgi sahibi olunmadığının ileri sürülemeyeceği, genel kurulu toplantıya çağırma yükümlülüğünün yerine getirilmemesine dayandırılmıştır. <br>\tDavalı ... ile dava dışı ... arasında akdedilen hisse devir sözleşmesinde pay devrinin genel kurulun onayıyla şirkete karşı hüküm ifade edip geçerli olacağı, şirket genel kurulunun onay vermemesi halinde devralanın menfi müspet tüm zararlarını devredenin karşılayacağı, onay alınması halinde devralanın bu sözleşmeyi şirkete sunup, ticaret siciline tescilin sağlamak konusunda yetkili bulunduğu, şirket müdürünün kanuni süresi içerisinde pay devrini tescil etmemesi halinde devredilen paylarla ticaret sicilinde davalının adının silinmesini sağlayacağını kabul ve beyan ettiği belirtilmiştir. <br>\tHisseleri devralan ... tarafından hisse devrine ilişkin davalı şirkete yapılan bir başvuru bulunmamaktadır. <br>\tDavacı sicil tarafından davalılara gönderilen tescile davet yazısı üzerine durumdan haberdar olduğu ileri sürülerek davalı şirket tarafından hisse devrinin reddine ilişkin genel kurul kararı alınmıştır. <br>\tHisse devrinin reddine ilişkin yasal süre içerisinde verilen genel kurul kararı bulunduğu halde davacı sicilin hisseleri devralan yerine geçerek alınan genel kurul kararının geçersizliğine dayanarak işbu tescile icbar davasını açması mümkün olmadığı gibi, davacının genel kuruldaki iradenin yerine geçmesi de mümkün değildir. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece hisse devrinin reddine ilişkin yasal süre içerisinde verilen davalı şirket genel kurul kararı bulunduğu, davacının genel kuruldaki irade yerine  geçemeyeceği, genel kurul kararının geçersizliğinin davacı tarafından değil, ancak hisseleri devralan tarafından ileri sürülebileceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken  yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında isabet görülmediğinden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tA)1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, <br>\t2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/05/2024 tarih 2024/300 Esas 2024/544 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, <br>\t3-Davanın REDDİNE, <br>\t4-Alınması gereken 427,60 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t6-Davalılar yargılamada vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, <br>\t7-HMK'nın 333. maddesi gereğince mahkemece yatırılan avansın kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>\tB)1-Davalılardan alınan 427,60 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve  talep halinde davalılara iadesine,  <br>\t2-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 350,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.519,40 TL'nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,  \t<br>\t3-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/12/2024<br><br>Başkan -               Üye -                      Üye           Zabıt Katibi - <br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3c11d1c7dda066b6","SID":"e347e2fe443c3152"}}