{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>36. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/48 <br>KARAR NO: 2025/276<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/10/2024<br>NUMARASI: 2023/42 E. -  2024/610 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 30/01/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davaya konu icra takibine dayanak 21/12/2015 tanzim, 06/11/2019 vade tarih ve 60.000,00 TL bedelli bono senet bedelinin \"nakden\" ahzolunduğu şerhinin mevcut olduğunu, davalının tacir olduğunu, müvekkili tarafından takibe dayanak yapılan bir bononun tanzim edilmediğini, müvekkilinin davalı alacaklı taraftan herhangi bir miktar nakit bedel aldığı iddiasının gerçek olmadığını, müvekkili davalı/alacaklı arasında takibe konu bononun düzenlenmesini gerektirir ticari ve hukuki bir ilişkinin olmadığını, tüzel kişi tacir davalının müvekkiline 60.000,00 TL para verdiğini, 6102 Sayılı TTK gereğince ticari defterlerine işlemesi ve bu para çıkışının banka yoluyla yapılması gerektiğini, kaldı ki sermaye şirketi olan davalının gerçek bir kişiye nakden para vermesinin hem kanunen hem de hukuken mümkün olmadığını, menfi tespit davasında ispat yükünün davalıya (alacaklı)  düştüğünü, davaya konu icra takibi tam manasıyla kötüniyet kastıyla davacı aleyhine başlatıldığını belirterek davaya konu 21/12/2015 tanzim, 06/11/2019 vade   tarih ve 60.000,00 TL bedelli bono ve bononun icraya konulduğu  İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosya borcunun ferileri dahil tamamı bakımından müvekkilimin davalıya borçlu olmadığının tespitine, haksız ve kötü niyetli davalı aleyhine asıl alacağın % 20'sinden az olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında; Müvekkili şirketin araç kiralama hizmeti sunan ve bu faaliyet alanında çalışan bir firma olduğunu, davacı, davalı müvekkilden araç kiralama sözleşmesi ile araç kiraladığını, kiraladığı aracı hasarlı olarak teslim ettiğini ve hasar bedelini, km aşım bedelini, kazanç kaybı tazminatını ve değer kaybı tazmin edeceğini beyan ve taahhüt etmesine rağmen, tazmin etmediğini, davalı müvekkilinin işbu davaya konu icra takibini başlatmak zorunda kaldığını, davacı 21.12.2015 tarihinde kiralanan ... plakalı ... model aracı kiraladığını, bu aracı ağır hasarlı olarak teslim ettiğini, hasar bedeli olarak bono imzalayarak müvekkili şirkete teslim ettiğini, ancak zararı tazmin etmediğini, bu sebepten dolayı davacı aleyhine icra takibi başlatma zorunluluğu doğduğunu, taraflar arasında yazılı olarak araç kiralama sözleşmesinin kurulduğunu, ancak kiralama sözleşmesinin müvekkili şirketin uhdesinde iken şirkete hırsız girdiğini ve müvekkili şirkete ait birçok evrak ve demirbaşın çalındığını, mahkemenin görevsiz olduğunu, taraflar arasındaki ihtilafın kaynağı araç kiralama ilişkisi olduğu için bu ihtilafın çözümünde görevli mahkemelerin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede kaza halinde tutanak tutulmadı ise araç hasar ve aracın değer kaybı ve aracın servisde kaldığı sürece müşteri tarafından ödemekle yükümlü olduğu davacı tarafından kabul edildiğini, davacı taraf her ne kadar bonoya imza atmadığını iddia etse de yapılacak bilirkişi incelemesi ile imzanın davcıya ait olduğunun ortaya çıkacağını belirterek davanın görevsiz mahkemede ikame edilmesi nedeniyle görev yokluğu ile davanın usulden reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddine, işbu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötüniyetli olan davacının İ.İ.K. md 72/4 uyarınca alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İlk derece mahkemesince; Davanın Reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde;Davalı şirketin defter ve belgelerinde yapılan bilirkişi  incelemesinde müvekkil ile aralarında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığının tespit edildiğini, Yine bilirkişi incelemesinde takibe konu bononun davalı şirketin defter ve belgelerinde kayıtlı olmadığının tespit edildiğini, Davalı şirketin dosyaya müvekkil tarafından kiralanan aracın hasarlı bir şekilde teslim edildiğine ilişkin bir belge sunamadığını,  Davalı şirketin dosyaya hasarlı olarak teslim aldığını iddia ettiği aracın tamir işlemleri ile ilgili fatura ve ödeme belgesi de sunamadığını, davalı taraf cevap dilekçesinde takibe dayanak yapılan bononun müvekkile kiraladıkları aracın müvekkilce hasarlı bir şekilde teslimi nedeni ile hasar bedeline mukabil verildiğini  öne sürdüğünü, davalı tarafın bu iddiası ile  senet menindeki senet bedelinin \"nakden ahzolunduğu\"  ibaresini değiştiğini, Bundan sonra senedin düzenlenmesine sebebiyet veren alt ilişkiyi ispat külfetinin davalı tarafa geçtiğini, buna göre davalı tarafın öncelikle müvekkile araç kiraladığını ve teslim ettiğini, sonrasında ise bu aracın müvekkil tarafından bono üzerinde yazan bedel kadar hasarlı bir şekilde kendisine teslim edildiğinin ispat külfeti altına girdiğini davalının bu ispatı yerine getiremediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Dava, Menfi tespit davası olup davacı borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Davalı takip alacaklısı vekili, davacının müvekkil şirketten ... plakalı araç kiraladığını ve kiraladığı aracı hasarlı olarak teslim ettiğini ancak zararı nakden tazmin etmediğini, bu nedenle müvekkil lehine bono düzenleyerek teslim ettiğini savunurken, davacı tarafta, araç kiralama işlemini kabul etmemekle birlikte, davalının cevap dilekçesinde takibe dayanak yapılan bononun kira ilişkisinden kaynaklandığını belirterek senet menindeki senet bedelinin \"nakden ahzolunduğu\" ibaresini değiştiğini, bundan sonra senedin düzenlenmesine sebebiyet veren alt ilişkiyi ispat külfetinin davalı tarafa geçtiğini belirterek ispat külfetinin davalıda olduğunu iddia etmektedir. 6100 sayılı HMK'nın 4/1. maddesi gereğince sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; ...kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalara bakmakla görevlidir. Kambiyo senedinden kaynaklanan davalarda göreve ilişkin değerlendirme yapılırken senedin düzenlenmesine esas temel hukuki ilişki ve tarafların sıfatına da bakılması gerekmektedir. Bu durumda araç kira sözleşmesinden kaynaklı davaya bakmak görevi münhasır görevli mahkeme olan sulh hukuk mahkemesine ait bulunmaktadır. Sonuç olarak taraflar arasındaki araç kira sözleşmesinden kaynaklı davaya bakma görevi Sulh Hukuk Mahkemesinde olması gerekirken İlk derece Mahkemesinin davaya bakmakta görevli mahkeme olmamasına rağmen, yasa maddesinin hatalı yorumlanması nedeniyle esas hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, yargı organlarınca yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun değişik gerekçe ile (görev nedeniyle) kabulüne, HMK.353/1-a-3 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi olduğundan davanın esastan görülmesi için dosyanın, İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun görev nedeniyle KABULÜNE, 2-İlk derece mahkemesinin kararının HMK’nın 353/1-a-3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davada görevli ve yetkili mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, 4--HMK'nın 20. maddesi gereğince Dairemiz kararının taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde taraflarca başvurulması halinde istinaf kayıtların kapatılarak dosyanın görevli Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine iadesine,  5-Davacının istinaf başvurusu için yaptığı yargılama giderlerinin esas hakkında verilecek kararda değerlendirilmesine, harcanmayan istinaf gider avansının davacıya  iadesine, 6-Karar tebliği, harç takibi ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, kesin olmak üzere karar verildi.30/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b3ce518f65097339","SID":"28210aa51831c866"}}