{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/1295 Esas 2024/1611 Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1295 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1611<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/487 Esas 2022/324 Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t<br>DAVA\t: Alacak <br>DAVA TARİHİ\t: 06/10/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 27/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 24/01/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı hakkında açılan konkordato davasında konkordato projesinin tasdikine karar verildiğini, komiserler kuruluna 16/09/2019 tarihi itibarıyla davalının müvekkiline 2.017.215,05 TL muaccel nakdi borcu olduğu bildirilerek bu alacağın kayda alınmasının talep edildiğini, komiserler kurulunca müvekkilinin alacağının 1.415.939,64 TL'sinin kabul edildiğini, 601.275,41 TL alacağın çekişmeli hale geldiğini belirterek nisaba dahil edilmeyen 601.275,41 TL'nin konkordato koşullarına göre, konkordato yürürlükten kalktığı takdirde ise tam olarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tasdik olan konkordato projesinde herhangi bir tenzilat uygulanmaksızın ana para borcunun ödenmesinin öngörüldüğünü, geçici mühlet tarihi itibarıyla anapara borcundan konkordato süresince bankaya yapılan ödemelerin düşümüyle bakiye borcun hesaplanması durumunda davacının haksız olduğunun ortaya çıkacağını bildirerek davanın reddini istemiştir. <br><br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, geçici mühlet tarihinden sonra 24/08/2019 tarihine kadar yapılan tahsilatlar ile mevduat hesap bakiyesinin mahsubu sonrasında davacının konkordatoya tabi alacak miktarının 1.288.745,44 TL olduğunun tespit edildiği, mahsup tarihinden sonra 16/09/2019 tarihi itibariyle mevcut olduğu belirtilen alacağın hesaba katılması için yapılan başvuru üzerine borçlu tarafından kabul edilen miktar olan 1.415.939,64 TL'nin davacının bilirkişi raporu ile tespit edilen konkordatoya tabi bakiye alacak miktarı olan 1.288.745,44 TL'den fazla olduğundan davacının konkordato yargılamasında borçlu tarafından kabul edilen miktarın üzerinde alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; komiserler kuruluna fazlaya ve hataya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 16.09.2019 tarihi itibariyle davalının müvekkiline 2.017.215,05 TL muaccel nakdi borcu bulunduğu bildirilerek bu alacağın kayda alınmasının talep edildiğini, konkordato komiserler kurulunun Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/891 Esas sayılı dosyasına sunduğu 28/07/2020 tarihli konkordato komiserler nihai raporunda müvekkili yönünden alacağın 1.415.939,64 TL olarak kabul edildiğini, müvekkilinin alacağının 16.09.2019 tarihi itibariyle toplam 2.017.215,05 TL olduğunu, bilirkişi raporunda geçici mühlet tarihi itibariyle alacağın 3.704.704,93 TL olduğunun tespit edildiğini, geçici mühlet tarihindeki alacak miktarı üzerinden yapılacak hesaplama ile ve yine bu tarihteki alacak miktarına göre borçlu firmanın kabul etmediği miktar üzerinden karar verilmesi gerekmekte iken, bu süreçte yapılan tahsilatlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesinin haksız bulunduğunu, borçlunun kabul etmediği 601.275,41 TL'nin, borçlunun kabul ettiği 1.415.939,64 TL'nin içerisinde olup olmadığının belli olmadığını, mahkeme kararında yanlış değerlendirme yapılarak hatalı sonuca ulaşıldığını, borçlunun tüm alacağı kabul ettiği düşünülecek olursa şayet kabul etmediği 601.275,41 TL'lik alacağın nasıl açıklanacağını, bir an için çekişmeli alacağın bulunmadığı düşünülecek olsa dahi mahkemenin vermiş olduğu kararın yine de usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, davalının yetkilisi ve ortağı olan ...'in davalı şirkete olan kefaletinden kaynaklanan borçları nedeniyle yapılan başvuru üzerine tasdik kararı sonrasında kabul edilmeyen alacak tutarı yönünden açılan çekişmeli alacak davasının işbu dava konusu alacakla aynı alacağa ilişkin olduğunu, her iki dosyadan da karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin mükerrerlik teşkil ettiğini, işbu davanın açılmasına 601.275,41 TL'lik alacağı kabul etmeyen davalının sebebiyet verdiğini, müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmolunmasının ayrıca yasaya aykırılık oluşturduğunu, işbu davayı açmakta hukuki yararları bulunmakta olup alacağın varlığının tespitinin maddi hukuk açısından önem arz edeceğini, geçici mühlet tarihi itibariyle davalıdan 3.704.704,93 TL alacaklı olduğunun işbu dava sürecinde de tespit edildiğinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; alacağın eksik kaydedilmesi ile tasdik edilen konkordato nedeniyle eksik kaydedilen alacağın tahsili istemine ilişkindir.  <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tHesap kat ihtarnameleri, genel kredi sözleşmesi sureti, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/891 Esas sayılı dosyasının Uyap'tan gelen sureti, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 26/10/2021 tarihli kök, 06/04/2022 tarihli ek rapor, bankacılık hizmetleri sözleşmesi, davalının banka hesap ekstreleri, kredi kartı hesap özetleri, kredi ödeme planları dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tDavacı ile davalı arasında 28/08/2012 tarihli 5.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı görülmüştür. <br>\tDavacı tarafından kredi hesabı kat edilerek 15/04/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesi davalı, dava dışı kefil ve diğer borçlulara gönderilmek suretiyle toplam 795.523,90 TL nakit alacağın 7 gün içinde ödenmesi talep edilmiş, 09/04/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesi ile de, 1.475.662,24 TL nakit alacağın 7 gün içinde ödenmesi talep edilmiştir. <br>\tAnkara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/891 Esas sayılı dosyasında, davalı tarafından konkordato talebiyle açılan davada davacının 16/09/2019 tarihinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 2.017.215,05 TL alacaklı olduğu bildirilmiş, komiserler kurulunun 28/07/2020 tarihli raporunda davacı alacağına 1.415.939,64 TL olarak yer verilmiştir. <br>\tDavalı tarafından açılan Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/891 Esas sayılı dosyasında, 06/12/2018 tarihinde davalıya 3 ay süreyle geçici mühlet verildiği, yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile konkordato tasdik talebinin kabulüne karar verilmiştir.<br>\tAlınan bilirkişi kök raporunda, geçici mühlet tarihi 06/12/2018 tarihi olduğu, bir kısım kredi taksit ödemelerinin geçici mühlet tarihinden sonra yapıldığı, ödemelerin bazılarının da temlik alınan çek tahsilatlarından gelen tutar ile yapıldığının görüldüğü, yapılan hesaplamada geçici mühlet tarihi itibarıyla daha yüksek bir borç tutarı tespit edilse bile dava tarihinden önce yapılan tahsilat sebebiyle borç tutarının geçici mühlet tarihinden sonraki dönemde azaldığının görüldüğü, geçici mühlet tarihinde davacı alacağının 3.704.704,93 TL olarak hesaplandığı, geçici mühlet tarihinden sonra banka alacağının tahsiline devam edildiğini, davacının davalının 2.017.215,05 TL borcu bulunduğu bildirilerek bu tutar üzerinden nisaba dahil edilmesinin talep edildiği, konkordato komiserler nihai raporunda davacı yönünden alacağın 1.415.939,64 TL olarak kabul edilerek çekişmeli hale gelen 601.275,41 TL toplamı olan 2.017.215,05 TL'nin, geçici mühlet tarihi ile yapılan hesaplamada tespit edilen toplam tutar olan 3.704.704.,93 TL'den daha az olduğu anlaşıldığından çekişmeli alacak haline gelen 601.275,41 TL nisaba dahil edilerek toplam 2.017.215,05 TL üzerinden alacak kaydı talebinin uygun olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tİtiraz üzerine alınan bilirkişi ek raporunda, geçici mühlet tarihi olan 06/12/2018 tarihinde banka alacağının 3.704.704,93 TL olduğu, geçici mühlet tarihinden sonra banka alacağının tahsiline devam edildiği, davacı tarafından davalının 2.017.215,05 TL borcu bulunduğu bildirilerek bu tutar üzerinden nisaba dahil edilmesinin talep edildiği, konkordato komiserler nihai raporunda davacı yönünden alacağın 1.415.939,64 TL olarak kabul edilerek çekişmeli hale gelen 601.275,41 TL toplamı olan 2.017.215,05 TL'nin geçici mühlet tarihi ile yapılan hesaplamada tespit edilen toplam tutar olan 3.704.704,93 TL'den daha az olduğu anlaşıldığından çekişmeli alacak haline gelen 601.275,41 TL'nin nisaba dahil edilerek toplam 2.017.215,05 TL üzerinden alacak kaydı talebinin uygun olduğu, geçici mühlet tarihindeki toplam borç olan 3.704.704,93 TL borca, geçici mühlet tarihinden sonra 06/12/2018-24/08/2019 tarih aralığında yapılan toplam 2.415.959,49 TL'nin düşülerek borcun belirlenmesine karar verilmesi halinde ise davalının borcunun 1.288.745,44 TL olduğu tespit edilmiştir. <br>\tDavacı yan davalı ile akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında davalıdan alacaklı bulunduğunu, davalının konkordato tasdik kararında alacağının eksik olarak yer aldığını iddia etmiş, davalı yan ise konkordato tasdik kararında yer alan borç dışında davacıya başka bir borcun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tTaraflar arasında davalı şirket ile davacı arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, kredinin ödenmediği iddiasıyla davacının kredi hesabını kat ettiği, davacının konkordato komiserler kuruluna fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davalıdan 2.017.215,05 TL alacaklı olduğunu bildirdiği, davalının konkordato tasdik kararında 1.415.939,64 TL nakit alacağının yer aldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, davacının konkordato tasdik karar tarihi itibarıyla genel kredi sözleşmesi kapsamında konkordato tasdik kararında yer alan alacak dışında davalıdan dava dışı şirkete kefaletinden kaynaklanan başka bir kredi alacağı bulunup bulunmadığı, çekişmeli alacak var ise miktarı, geçici mühlet tarihinden sonra yapılan tahsilatların davacı alacağından mahsup edilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, açılan dava, çekişmeli alacaklar hakkında dava başlıklı İİK'nun 308/b maddesi kapsamında alacağı itiraza uğramış olan davacı alacaklı tarafından açılan dava niteliğindedir. Davacı yan, dava dilekçesinde konkordato tasdik karar tarihi itibarıyla kararda yer alan alacak dışında başka nakit alacağı bulunduğunu ileri sürerek işbu alacak davasını açmıştır.<br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi kök raporu ile, geçici mühlet tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacaklı olduğu nakit alacak miktarı tespit edilmiş, ek raporda ise geçici mühlet tarihinden sonra davacının toplam 2.415.959,49 TL tahsilat yaptığı tespit edilmiş, yapılan tahsilat borç miktarından mahsup edilmek suretiyle geçici mühlet tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacaklı olduğu miktar belirlenmiştir. Alınan raporlar ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir. <br>\tAnılan kök ve ek rapordan açıkça anlaşılacağı üzere geçici mühlet tarihinde tespit edilen alacak miktarı konkordato davasında tasdik projesinde yer verilen davacı alacak miktarı olan 1.415.939,64 TL'nin üzerinde 3.704.704,93 TL olarak tespit edilmiş ise de, bilirkişi raporu ile geçici mühlet tarihinden sonra, 06/12/2018-24/08/2019 tarih aralığında tahsil edildiği belirtilen 2.415.959,49 TL anılan miktardan mahsup edildiğinde 1.288.745,44 TL alacak kalacak olup, bu miktar konkordato davasında tasdik projesinde yer alan miktarın altında bir miktardır. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök ve ek raporlarının ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının davalının konkordato tasdik kararında yer alan alacağı dışında başka bir alacağı bulunmadığının anlaşıldığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tDavacının konkordato tasdik projesinde tüm alacağının yer almadığı iddiasıyla işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmakta ise de, yapılan yargılama sonunda konkordato tasdik kararında yer alan alacak dışında başka bir alacağın bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddi kararıyla birlikte davada haksız olduğu anlaşılan davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi, davacı tarafından dava dışı kefil hakkında açılan konkordato davasında çekişmeli hale gelen aynı alacak için kefil aleyhine açılan diğer bir davanın reddi kararı nedeniyle kefil lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının, davaların ve taraflarının farklı olması karşısında işbu davada davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde mükerrerlik sonucunu doğurmayacaktır. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönelik kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/12/2024<br><br>Başkan -              Üye -                  Üye -                 Zabıt Katibi -<br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ad9ca18b51e43e03","SID":"48a0a7c45732833f"}}