{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1679 <br>KARAR NO:2025/93<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:11/11/2020<br>NUMARASI:2017/953 E. - 2020/875 K. <br>DAVANIN KONUSU:Hisse Devir Bedelinden Kaynaklanan Alacak <br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı,  davacı vekili ile davalı ...  vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  davacıya ait ....Şti.ünvanlı iş yerinin müvekkiline ait hissesinin bedelinin 475.000.TL belirlendiğini,  bu bedelin 90.000 TL'si nakit, 105.000 TL'si çek, 60.000TL'si iade edilen çekler ve 40.000TL'si de cari hesaptan kaynaklanan borç olarak davacıya ödendiğini,  hisse bedeli olarak 175.000 TL kaldığını, davacının bu bedel karşılığında ise 22 pay devrettiğini, bu hissenin bedeli olarak   davacıya yapılan ödemelerden başka bakiye olarak 175.000 TL kaldığını,  bunun davalılara gönderilen 05.02.2016 ve 02.03.2016 tarihli mailler ile  de sabit olduğunu,  fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla   bakiye hisse bedeli toplam 20.000TL'yi talep ettiklerini,  mahkemece yargılama yapılarak şirket kayıtlarının incelenmesinin ve davacının hissesine düşecek hisse bedelinin tespiti ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, davalıların her ne kadar noterde hisse bedelini düşük göstermiş iseler de muvazaalı ve hileli olarak müvekkilinin hisselerini çok düşük bedelle kendi adlarına devrettiklerini ileri sürerek, şimdilik 20.0000 TL'nin  davalılardan müştereken ve müteselsilen ihtar tarihi olan  07.10.2016 tarihinden  itibaren yasal faizi  ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş,  07.11.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile talebinin 155.000 TL arttırarak, 175.000 TL'nin faizi ile tahsilini istemiştir.Davalılar vekili, savunmasında özetle;öncelikle talebin zamanaşımına uğradığını,  175.000-TL likid bir alacak iddiası varken 20.000 TL üzerinden harç ödendiğini,  belirsiz alacak davası olmadığından harcın tamamlatılması gerektiğini, davalılar  ve davacının  09.06.2014 tarihinde 200.000,00 TL sermaye ile dava dışı  ... Şti.ni kurduklarını,  her birinin 50 paya karşılık olan 50.000'er TL pay sahibi olduğunu, davacının  ilerleyen süreçte  davalılara,  şirkete ve üçüncü şahıslara borçları olduğunu, bunları ödemekte zorluk çektiğini, evleneceği için ciddi masrafları olduğunu, bunları dahi karşılayamadığını, bu nedenle de ortaklıktan ayrılmak istediğini bildirerek şirketteki hissesini, devir tarihi itibariyle şirkete olan borçlarının diğer ortaklarca kapatılması şartıyla devrini istediğini,  davalıların da  davacının borçlarını ödeme ve bir miktar nakit karşılığı hisse değerinin çok üstünde  ödemeler yaparak  davacının hisselerini devir aldıklarını, 14 payın davalı ...'na, 22 payın  davalı ...'ya 14 payın davalı ...'na  devredildiğini,  davalıların karşılığında ödemeler yaptığını, davalıların, davacının ortak olarak şahsi ihtiyaçları için çekmiş olduğu para ve çeklere karşılık toplam borcu olan 105.000,00 TL'yi  diğer ortaklar olarak  davalıların üstlendiğini, tamamını şahsi hesaplarından ödediklerini, davacının şahıs firması olan ... Şti.'ne olan 47.632,69 TL resmi cari hesap borcunu hisse oranlarına göre diğer ortakların üstlendiğini,  kendi şahsi hesaplarından ödediklerini, hisseleri devir alan davalıların, davacının  şahıs şirketine ilişkin devir tarihindeki cari borcuna istinaden ... Şti.'ne vermiş olduğu ... çek nolu, 30.000 TL bedelli, 311560 çek nolu,  35.000 TL bedelli olmak üzere çekleri hisseleri oranında yine kendi şahsi hesaplarından ödeyip çekleri davacıya iade ettiklerini, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu 90.000 TL'nin de davalılar tarafından toplam 90.000 TL nakit olarak elden davacıya ödendiğini, bunun davacının kabulünde olduğunu,  hisselerin  devrinin tüm yasal prosedür ve teamüllere uygun şekilde davacıya anlaşmaya uygun tüm ödemeler ve mahsuplar yapılarak noter kanalı ile yapıldığını,  hisse devri karar defterinde davacı dahil tüm ortaklarca imzalandığını,Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilerek şirket siciline tescil edildiğini,  ortaklar arası hisse devri prosedürünün yasalara ve teamüle tamamen uygun bir şekilde davacının özgür iradesi ile yapıldığını,  tüm bunlara rağmen davacı tarafından dayanaksız ve gerçek dışı iddialarla  fazla bedel koparmaya çalışıldığını, hisse devrinin üzerinden çok uzun bir zaman geçtikten sonra  haksız ve hukuka aykırı taleplerde bulunulduğunu, davacının beyanına göre toplamda 295.000 TL'nin  ödeme ve mahsup olarak hisse devri karşılığı ödenmiş olduğunun  kabul edildiğini,  davacının dava dilekçesinde belirttiği 90.000,00 TL nakit aldığının doğru olduğunu, ancak ihtarnamede çek olarak 105.000,00 TL çek olarak ödenmediğini, davacının ... Şti.'ne olan şahsi borçlarının diğer ortaklar tarafından üstlenilmesi ile ödenmiş sayıldığını, ayrıca iade edilen çekler olarak belirtilen 60.000,00 TL değil 65.000,00 TL olduğunu, yine cari hesaptan kaynaklanan borcun  40.000,00 TL değil 47.632,00 TL olduğunu, toplamda 307.632,69 TL'ye tekabül ettiğini, davacının 22 değil tüm payını  devrettiğini, 18.03.2016 tarihli noter satışlarında \"devir bedelini nakten ve tamamen aldım\" yazarak imzalamış olduğundan hisse devri karşılığı 175.000,00 TL daha alacaklı olduğunu aynı kuvvette yazılı belge ile kanıtlamak zorunda olduğunu, ancak davacı buna yönelik hiçbir kanıt sunamadığı gibi tam tersine çelişkili beyanları olduğunu, davacının hisse devirlerini yaptığı tarihten yaklaşık 7 ay sonra müvekkillerine sözde bakiye alacağı için noterden ihtarname göndermesi ve  19 ay sonra dava açmasının hayatın olağan akışına ve ticari teamüle aykırı olduğunu, hisse devir bedelinin 475.000,00 TL olduğu  iddiasına dayanak olarak göstermiş olduğu halde mahkeme dosyasına sunmadığı sözde maillerin tarihlerinin ise 05.02.2016 ve 02.03.2016 olduğunu,  hisse devir işlemlerinden öncesine ait olduğunu, kaldı ki davacının iddia ettiği gibi bir anlaşmanın kesinlikle olmadığını, bahsi geçen maillerde böyle bir hususun olmasının da imkansız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Dava, alacak isteminden isteminden ibarettir.Dava konusu, dava dışı... Şti' nin ortakları olan davacı ve davalılar arasında gerçekleşen Bakırköy ... Noterliği' nin 18/03/2016 tarih ve ...-...-... yevmiye numaralı 3 ayrı Limited şirket pay devri sözleşmesinden kaynaklı ödenmediği iddia olunan bakiye devir bedelinin tahsili istemine ilişkindir.Hisse devir sözleşmelerinin incelenmesinde; davacının şirketteki toplam 50 payının, 14 tanesinin 14.000,00 TL bedelle davalı ...' na, 14 tanesinin 14.000,00 TL bedelle davalı ...' na ve 22 tanesinin 22.000,00 TL bedelle davalı ...' ya devredildiği görülmüştür. Devir bedellerini de nakden ve tamamen aldığı belirtilmiştir. Davacı taraf, devir sözleşmesindeki miktarların gerçeği yansıtmadığını iddia etmiştir. Davalı taraflarca cevap dilekçesinde bu iddiaya karşılık devir sözleşmesinde belirtilen miktarlardan daha çok ödeme yapıldığı belirtilerek, zımni olarak bu iddia kabul edilmiştir. Ancak, davalı taraf devirden kaynaklı tüm ödemelerin yapıldığını, davacıya toplam 307.632,69 TL' lik ödeme yapıldığını, bundan fazla bir alacağının olmadığını iddia etmektedir. Davacı taraf ise kendisine yapılan ödemenin 295.000,00 TL olduğunu, toplam alacak miktarının 475.000,00 TL olduğunu ve bakiye ödenmeyen 175.000,00 TL olduğunu iddia etmektedir.Davacı taraf, Bakırköy ... Noterliği' nin 07.10.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı ...' nın payına düşen hisse devrinden kaynaklı bakiye alacağı olan 77.000,00 TL' nin ödenmesini talep etmiştir.Davacı taraf, Bakırköy ... Noterliği' nin 07.10.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı ...' nun payına düşen hisse devrinden kaynaklı bakiye alacağı olan 49.000,00 TL' nin ödenmesini talep etmiştir.Davacı taraf, Bakırköy ... Noterliği' nin 07.10.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı ...' nun payına düşen hisse devrinden kaynaklı bakiye alacağı olan 49.000,00 TL' nin ödenmesini talep etmiştir.Yargılama sırasında da, davalılardan ıslah dilekçesi ve 26.02.2020 tarihli beyan dilekçesi ile aynı miktarlarda talepte bulunulmuştur.Taraf beyanları ve tarafların sunduğu yazılı deliller dikkate alındığında, 07.10.2019 tarihli bilirkişi raporundan anlaşıldığı üzere; davacıya hisse pay devri karşılığında yapılan toplam ödeme miktarı 90.000,00 + 105.000,00 + 65.000,00 + 47.632,69=307.632,69 TL' dir. Her ne kadar davacı taraf 295.000,00 TL ödeme yapıldığını belirtmişse de, yazılı delil ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme sonrasında bu bedelin 307.632,69 TL olduğu anlaşılmış olup, davacı taraf bu durumun aksini yazılı delil ile ispat edememiştir.Bu haliyle davacının toplam 475.000,00 TL hisse pay bedeli iddiasından, bakiye (475.00,00 - 307.632,69=) 167.367,31 TL' nin ödenmediği hususu iddiası ile  yargılamaya devam edilmiştir.Dosya içerisine sunulan ve içeriği inkar edilmeyen mail yazışmalarının incelenmesinde; davalı ... tarafından 26 Ocak 2016 tarihinde, davacıya hitaben hisse için 450.000,00 TL rakamını görüştüklerini, hemen noterde hisse devrini yapıp 105.000,00 TL' de ödemeyi de yapacaklarını belirtir; dava dışı ... tarafından davacı ve davalı ...' na gönderilen 02 ve 05 şubat  2016 tarihli gönderilen mailde  hisse payının değeri olarak 475.000,00 TL' nin belirtildiği görülmüştür.Dava dışı ...' ın davacı ya da davalılar tarafından vekil sıfatı ile  yetkilendirildiğine dair dosya içerisinde herhangi bir yazılı delil bulunmamaktadır. Ayrıca yine bu şahsın zımni olarak bu işi yürüttüğüne dair davalıların kabulü ya da benimsemesi bulunmamaktadır. Davalı ...' in atılan maile itiraz etmesi gibi bir yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu husus davalı aleyhine delil teşkil edecek nitelikte yorumlanamaz. Bunun yanı sıra mailde yer alan ödeme tablosu şeklinde ödemelerin gerçekleştirilmiş olmasının, dava konusu yapılan ödenmediği iddia edilen miktar yönünden anlaşmanın taraflar arasında tüm ayrıntıları ile gerçekleştirildiği anlamına da gelmemektedir. Açıkça taraflar arasında bu bedel yönünden icap ve kabul gerçekleşmemiştir. Yine davacı tarafça da, ödenmediği iddia edilen miktar yönünden ispat sınırı da dikkate alınarak yazılı bir belge de sunulmamıştır. Bu sebeplerle hisse pay devrine ilişkin miktarın 475.000,00 TL olduğu mahkememizce kabul edilmemiştir. Davalı ... tarafından 26 Ocak 2016 tarihinde, davacıya hitaben hisse için 450.000,00 TL rakamını görüştüklerini, hemen noterde hisse devrini yapıp 105.000,00 TL' de ödemeyi de yapacaklarını belirtir mail atıldığından, artık davalı ... yönünden davacının tüm hisselerinin (50 pay) devri açısından toplam miktar olarak 450.000,00 TL' nin bağlayıcı olduğu, davalının bu miktarı kabul ettiği anlaşılmıştır. Ancak, davalı ...' in bu beyanının kendisini bağladığı, diğer davalılar adına hareket ettiğine dair dosya içerisinde yazılı kayıt ya da kabulün olmadığı mahkememizce anlaşılmıştır.Bu haliyle diğer davalılar ... ve ... yönünden, talep edilen alacağın yüksekliği dikkate alınarak yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiği, ancak davacının bu davalıların kendisine borçlu olduğunu gösterir herhangi bir yazılı kayıt veya sözleşmeyi dosya içerisine sunamadığı görülerek, bu davalılar yönünden davacının davasını ispat edemediği anlaşılmış ve açılan davanın reddine karar verilmiştir.Davacının, davalının payına karşılık talep etmiş olduğu miktar olan 49.000,00 TL' nin de davalı...' in davacının tüm hisseleri yönünden (50 pay) kabul etmiş olduğu miktar(450.000,00 TL)  ile ödeme yapılan miktar(307.632,69 TL) arasındaki farktan(142.367,31 TL) düşük olduğu da görülerek, davacının davalı ... yönünden davasının kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.\" gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabulü ile kısmen reddine, 49.000,00 TL'nin ihtar tarihi  olan 07/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'ndan alınarak davacıya verilmesine, diğer davalılar ... ve... yönünden açılan davanın sübut bulmadığından reddine karar  verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekili ve davalılardan ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  bilirkişi heyetinden alınan rapor ve ek raporda da ayrıntılı olarak irdelendiği gibi davalıların hisse bedellerini ödemiş olduklarını yazılı belge ile ispat etmeleri gerektiği halde bu belgeleri ibraz etmediklerini,  hisse bedeli oranında sebepsiz zenginleştiklerini,  bu sebeple  davanın  kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalıların muhasebecileri ola  ...'ın hisse bedelinin 475.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı ve bun ilişkin ödeme tablosunun gönderildiğini,  bu ödeme tablosunun davacı  tarafından kabul edildiğini, maillere herhangi bir itiraz gelmediğini,  maillerdeki ödeme tablosuna uygun ödemelerin davalılar tarafından yapılarak ...'ın ödeme planının teyit edildiğini, maillerde yazışmaları yapan ...'ın davalılar adına hareket eden vekil sıfatına haiz olduğunu,  buna rağmen  mahkemenin bu kadar yazılı belge ve yazılı belgeyi teyit eden ödemelere rağmen davanın tümden kabulüne karar vermesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabul kısmen red kararı verilmesinin  hatalı olduğunu,  şirket evrakları ve ticari defterler ve hesap hareketlerinin de davacı  iddialarını doğruladığını, yine yazışmaların yapıldığı  davalı ...'nn şirketi temsil eden kişi olup kararları alan ve ödemeleri yapan kişi olduğunu, bu yönüyle de yapılan yazışmalar ve ödemelerin taraflar arasındaki uzlaşmaya göre yapılmış olup davalıların bu ödeme tablosuna ve uzlaşmaya uymadıkları için huzurdaki davanın  açıldığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tamamen taraflı bilirkişi raporu değerlendirmelerinin bir kısmı doğrultusunda karar verildiğini,  kendilerince dosyaya  Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan hukuki mütalaanın da sunulmuş olmasına rağmen  mahkemece tüm haklı savunmaları, itirazları, talepleri  dikkate alınmadan davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafından dosyaya çok sonradan sunulan 26.01.2016 tarihli mail çıktısının davalılarca  hiçbir zaman kabul edilmediğini,  bu mailin gerçek olup olmadığının bilirkişilerce tespitinin dahi talep edildiğini, ancak mahkemece bu yöndeki itiraz ve taleplerinin  kabul edilmeyerek ispata muhtaç  bir mail çıktısının  her nedense gerçek kabul edildiğini, üstelik mailin içeriğinde yazılı diğer önemli hususların da görmezden gelindiğini,  kesinlikle kabul etmemekle birlikte, velev ki bu mail gerçek dahi olsa dahi 26.01.2016  tarihli mail içeriği davacının iddiasını kanıtlamadığı gibi müvekkili ile davacı arasında hisse bedeli konusunda mutabakat olduğunu gösterecek nitelikte bir belge  olmadığını,  mailin tamamının içeriğinin mahkeme kararına  yazılmadığını, davalı lehine değerlendirilen küçük bir kısmı yazılarak mail bütünü ile değerlendirilmediğini, oysa sözde mailin içeriğinde hisse bedeli için bir mutabakat sağlandığı yazılı olmadığı gibi karşılıklı bir kabul de  bulunmadığını, mailin noterden hisse devri yapıldığı 18.03.2016 tarihinden 50 gün öncesine ait olduğunu, davalıların bu bedeli kabul ve teyit ettiği şeklinde ya da davacının bunu kabul ettiği şeklinde hiçbir beyan olmadığını,  50 gün sonraki hisse devrinde mailde yazılı rakama anlaşılması zorunlu olmadığı gibi, aradan geçen bu kadar uzun bir zamanda pazarlık olabileceği dikkate alındığında müvekkilinin burada yazılı hisse değerini kabul ettiği ve bu mailde yazılı rakama anlaştığı, davacının da bu maili kabul ederek mutabık kaldığı anlamı çıkmadığını, davacının da bu maile karşılık kabul ettiğine dair herhangi bir cevabı veya onayı da kesinlikle olmadığını,  icap kabulün hiçbir şekilde gerçekleşmediğini, hiçbir mutabakat olmadığını, davacının bakiye  alacağı kaldığına dair göndermiş olduğu ihtarname tarihinin devirden  yaklaşık 7 ay sonrasına ait olduğunu, davanın da  20.10.2017'de açıldığını, hayatın olağan akışında da ticari teamülde  de hiçbir basiretli  tacirin bakiye alacağının tamamını almadan noter hisse devri yapmayacağı gibi bu kadar uzun bir süre sonra noter ihtari ile talepte bulunup  dava açmayacağını, bu nedenle ispat yükü tamamen davacı da olduğu halde müvekkili  ... aleyhine hüküm verildiğini,  davacının kötü niyetli olduğunun çok açık olduğunu, bilirkişi raporunun eksik, taraflı ve hatalı olduğunu, mali müşavir bilirkişi şirketin 2016 yılında özvarlığını 1.003.055,30 TL olarak hesapladığını,  200 hisseye bölünmüş olan şirket sermayesi gözönüne alındığında 1 hisse 5.015,27 TL olduğunu,  davacının 50 hissesi olduğunu, bu öz varlığa göre hisselerinin değerinin 250.763,82 TL tuttuğunu,  bilirkişi tarafından tespit edilen bu değerin dahi  şirketin gerçek değerine göre fazla olduğunu, zira ekte sunmuş olduğumuz belgelerden de anlaşılacağı üzere şirketin hisse devir tarihi öncesi bir kısım müşterilerinden olan toplam 65.765-TL lik alacaklarını, sonrasında icra takibine rağmen tahsil edemediği, şüpheli alacak niteliğinde olduğunu, ancak bilirkişinin şirketin öz  varlığını hesaplarken bu alacakların tahsil edilememiş olduğunu dikkate almadığı gibi itirazlarına cevap dahi vermediğini, davacının hisselerinin değeri konusunda raporunun sonuç kısmında hiç bir inceleme, değerlendirme yapmadığının da açık olduğu halde yeni bir bilirkişi heyetinden rapor talebinin reddedildiğini, bilirkişilerce ...’ın davalıların vekili gibi kabul ettiğini, bunun da raporun taraflı eksik olduğunu gösterdiğini, raporda  şirketin öz varlığına göre  davacının hisselerinin bedeli 250.763,82 TL değerinde olduğunu, davacının hisse devir bedeli karşılığı 295.000-TL aldığını beyan ettiğini, kabul etmemekle birlikte davacının beyanı dahi kabul edilse, davacı devrettiği hisse karşılığı şirketin öz varlığına göre diğer hissedarlardan daha az değil tam tersine çok daha fazla aldığını, oysa davacıya hisse devri karşılığı çok daha fazlasını yani  307.632,69 TL''yi aldığını, davacıya 307.632,69 TL yani  şirket öz varlığına göre hisse değerinden fazlasının ödenmiş olduğunu, bilirkişilerin dayandığı Yargıtay kararlarının somut olaya uygun olmadığını,  davanının 05.02.2016 ve 02.03.2016 tarihli mailleri dosyaya sunduğu ve bunlara itiraz edildiği halde bilirkişi raporunda ... tarafından gönderildiği iddia edilen ve hükme esas alınan 26.01.2016 tarihli sözde mailin başlangıçta dosyaya hiç sunulmadığını, davacının sunmuş olduğu delil listesinde tarafların birbirine yazdığı mailler yazdığı halde 26.01.2016 tarihli mailin görüntüsünün dosyaya yasal süresi içinde sunulmadığını, tarafımızca bu mailden bilirkişi raporu ile bilgi sahibi olunduğunu, davalı... tarafından böyle bir mailin de hatırlanmadığını,  müvekkilinin mailinde böyle bir mailin kayıtlı olmadığını,  kesin süre içerisinde dosyaya sunulmayan, sonradan dosyaya bir şekilde dahil edildiği anlaşılan bu sözde delili usulen kabul etmediklerini,  mahkemece bu itirazlarının  dikkate alınmadığını, hükme esas alındığını,  davayı genişletme yasağına aykırı bu durum nedeni ile de itirazda bulunulduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava,  limited şirket pay devir bedelinin tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın davalı ... yönünden  kabulüne, diğer davalılar yönünden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı...vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı  ... vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;Davacı vekili; üç ayrı devir sözleşmesinde 14.000 TL, 14.000 TL ve 22.000 TL bedeller karşılığında hisse devri yapıldığı ve bedellerin davalılarca davacıya ödendiği yazılı ise de, devir bedelinin esasında 475.000 TL olarak kararlaştırıldığını,  davalıların  çeşitli şekilde yaptıkları ödemeler  ile toplam 295.000 TL ödediklerini, geriye 175.000 TL hisse devir bedeli alacağı kaldığını, davalıların bu bedeli ödemediğini  iddia etmektedir.Davalılar ise vekilleri aracılığı ile sundukları cevap  dilekçesinde ; davacının hisse devri teklifini kabul ettiklerini,  karşılığında  davacının borçlarını ödeme ve bir miktar nakit karşılığı hisse değerinin çok üstünde  ödemeler yaparak  davacının hisselerini devir aldıklarını, davacıya  toplam  307.632,69 TL ödediklerini,  hisse devri bedeli olarak davacının iddia ettiği bedelin kararlaştırılmadığını, borçlarının bulunmadığını  savunmuşlardır.Davacı ile davalıların dava dışı ....Şti.'nin ortakları iken  davacının Bakırköy Noterliğinin 18.03.2016 tarihli ve ... yevmiye sayılı hisse devir sözleşmesi ile  şirketteki 14.000 TL'lik  14 payını davalı ...na 14.000 TL bedel karşılığında, Bakırköy Noterliğinin 18.03.2016 tarihli ve ... yevmiye sayılı hisse devir sözleşmesi ile  şirketteki 22.000 TL'lik  22 payını davalı ...'ya  22.000 TL bedel karşılığında, Bakırköy Noterliğinin 18.03.2016 tarihli ve ... yevmiye sayılı hisse devir sözleşmesi ile  şirketteki 14.000 TL'lik  14 payını davalı  ... 14.000 TL bedel karşılığında devrettiği, devir olgusunun şirketçe kabul edilerek 28.03.2016 tarihli sicil gazetesinde ilan edildiği ve pay devrinin gerçekleştiği anlaşılmaktadır.TTK'nın 595.maddesi gereğince limited şirketlerde  esas sermaye payının devri ve devir borcu doğuran sözleşmeler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Somut olayda yukarıda belirtilen noterde düzenlenen hisse devir sözleşmeleri ile kararlaştırılan bedelin muvazaalı olduğu,  gerçek devir bedelinin, noterde düzenlenen hisse devir sözleşmelerinde yazılı değerden daha fazla olduğu iddia edilmekte olup bu iddianın yazılı delil ile kanıtlanması mümkündür. Eldeki davada davacı, hisse devir sözleşmeleri  ile hisselerini davalılara devretmiş olup  noterde düzenlenen hisse devir sözleşmelerindeki bedelin muvazaalı olduğunu, gerçek bedelin 475.000,00 TL olduğunu ve bakiye 175.000 TL alacağı kaldığını iddia etmektedir.Davalılar ise hisse devir sözleşmesinde yazılı bedellerden daha fazla ödeme yaptıklarının belirterek  davacının hisse devir bedeline ilişkin iddiasını, bir diğer deyişle sözleşmelerdeki bedelden daha fazla bedel üzerinde anlaşma sağlandığını  esasında kabul etmişlerdir.  Bu kabul karşısında artık, noterde düzenlenen sözleşme makbuz hükmünde  kabul edilemeyecektir.Davacı, bu  hisse devir sözleşmelerindeki bedelin muvazaalı olduğunu, aslında davalılarla anlaştıkları toplam miktarın 475.000,00 TL olduğunu ve bakiye 175.000 TL alacağı kaldığını yine bir  yazılı delille ispatlamalıdır. Dosya kapsamı, taraf delilleri ve bilirkişi raporuna göre davalıların davacıya 307.632,69 TL ödeme yaptıkları sabittir.Davacı vekili, 10.11.2017 tarihli delil dilekçesinde taraflar arasındaki email yazışmalarını  sunmuş olup dilekçesi ekinde 26.01.2016, 02.02.2016 ve  05.03.2016 tarihli email yazışmaları yer almaktadır.Davalı  ... tarafından davacıya gönderilen  26.01.2016 tarihli emailin '' ...' e olan borçların şöyle ;a) 3 Ad her biri 25.000-TL çek aldın. Toplam 75.00 TL b) ...'e verdiğin 2 Adet Çek var. Toplam 65.000-TL c) C/H Borcun : 38.237,52-TL Genel Toplam : 178.237,52-TL Ekim sonunda hissen için 450.000-TL rakamını görüşmüştük ve tüm alacakları da incelemiştik. Şu ana kadar bana Aykut tan gelen bilgilere göre .. Tekstil deki tahsil edilemeyen para hariç ciddi bir batak yok. ( Ufak tefek beklenen ödemeler var)Telefonda da ifade ettiğim gibi 31 Ocak 2016 hesapları ile ... in net durumu ortaya çıkacak. Seninle karşılıklı görüşmemizde mutabık kaldığımız üzere senin de ihtiyaçlarını görmek için hemen Noter den hisse devrini yapalım. Sana da acil ihtiyacın olan 105.000-TL yi verelim. ... 31.01 sonuçlarını çıkardığında daha önceki görüşmelerimizde belirttiğimiz gibi kalanını Müşteri çekleri ile kapatalım. Senden Gelecek haberlere göre hareket edeceğiz. İyi Çalışmalar. \" şeklinde olduğu görülmektedir.6100 sayılı HMK'nın 200. maddesine göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri  belirli bir miktarı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir.  Kanun'un 202. maddesinin birinci fıkrasında, delil başlangıcının bulunması halinde tanık dinlenebileceği, ikinci fıkrasında ise  iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgenin delil başlangıcı olduğu hüküm altına alınmıştır. Bu kurum mülga 1086 sayılı HUMK'da \"yazılı delil başlangıcı\"  olarak adlandırılmaktayken 6100 sayılı HMK'da \"delil başlangıcı\" tabirine yer verilmiştir. Belgenin tanımı ise anılan Kanun'un 199. maddesinde yapılmış olup buna göre, uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcılar belgedir. O halde, kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından gönderilen ve iddia konusu işlemi tamamen ispat etmemekle birlikte o işlemi muhtemel gösteren emailler, 6100 sayılı HMK'ya göre delil başlangıcı teşkil edecek ve senetle ispat kuralının istisnasını oluşturacaktır.Bu emailin davalı ... tarafından davacıya gönderildiği görülmektedir. Davalılar vekili, gerek cevap dilekçesinde  gerekse düplik dilekçesinde 02.02.2016 ve  05.03.2016 tarihli mail yazışmalarına itiraz etmiş ancak 26.01.2016 tarihli emaile ilişkin bir  itiraz ileri sürmemiştir.Her ne kadar  davalılar vekilince bu emalin sonradan sunulduğu ileri sürülmüşse de, söz konusu email davacı vekilince süresinde sunulan delil dilekçesi ekinde dava dosyasına sunulmuş olup dosya kapsamında bulunmaktadır. Bu sebeple email sonradan sunulmamış olup  iddianın genişletilmesi yasağına aykırılık söz konusu değildir. Kaldı ki emailin  sonradan sunulduğu kabul edilse dahi  HMK'nın 145. maddesi uyarınca, bir delilin sonradan gösterilmesi yargılamayı uzatma amacı taşımıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebileceğinden ve yargılamanın uzatılması maksadı bulunmadığından aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Bu durumda,  26.01.2016 tarihli ve davalı ... tarafından davacıya  gönderilen email içeriği davacının davalı ... yönünden iddiasını ispata yarar delil başlangıcı niteliğindedir. Buna göre davacının eldeki davada  davalı ...'den talep ettiği alacak miktarının 49.000 TL olduğu  ve e mail içeriğinde belirtilen ödemelerin davalılarca  yapıldığını belirtilen  ödeme miktarları ile paralellik arz ettiği nazara alındığında  söz konusu email ile davacının davalı ... yönünden iddiasını ispat ettiği anlaşıldığından davanın bu davalı yönünden kabulüne karar verilmesi isabetli olmuştur.Davacı  vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davacı vekili 02.02.2016 ve  05.03.2016 tarihli mail yazışmalarına göre kararlaştırılan bedelin 475.000 TL olduğunu iddia etmiş ise de,  her iki mailin ...  tarafından davacıya  gönderildiği,  adı geçen bu kişinin davalıların vekili olduğuna dair bir belgeye dosya kapsamında rastlanmadığından ve ayrıca 26.01.2016 tarihli e mailin de  davalı ... tarafından  gönderildiği ve diğer davalıların gönderen olarak yer almadığı nazara alındığında davanın diğer davalılar yönünden de kabulü gerektiği  yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı ve davalı ... vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekili  ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının  ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı  esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf nispi karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davalı ... tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 2.510,40 TL istinaf nispi karar harcının bu davalıdan tahsiline,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.29.01.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fecf28e200ea86df","SID":"739e35bf01a72f74"}}