{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ....<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ....<br>KARAR NO\t: ....<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: ....  (.......)<br>ÜYE\t\t: ....  (.......)<br>ÜYE\t\t: ....  (.......)<br>KATİP\t\t: ....  (.......)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/10/2019<br>NUMARASI\t\t: ....... Esas - ....... Karar<br><br>DAVACI\t: .......  \t  <br>VEKİLİ\t: Av. ....<br>DAVALILAR\t: 1- .......  <br>\t\t: 2- .......  <br>VEKİLLERİ\t: Av. ....\t  <br>DAVA\t\t: Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Alacak <br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 06/11/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 12/11/2024<br>Davacı tarafından, davalı aleyhine Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas sayılı dosyası ile açılan şirket ortağı olunmadığının tespiti ve  alacak davasında 04/10/2019 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı, davalıların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine dairemizce yapılan inceleme sonucunda verilen 16/07/2020 tarih ....... Esas ....... Karar sayılı kararın Yargıtay ....Hukuk Dairesi'nin 24/05/2021 tarih ....... Esas ....... Karar sayılı ilamıyla onanması üzerine, davacının adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası üzerine Anayasa Mahkemesi'nin 18/04/2024 tarih ....... başvuru numaralı kararıyla yeniden yargılama yapılmak üzere dairemize gönderildiği anlaşılmakla, dosya incelendi; <br>DAVA: Davacı vekili dava ve ıslah dilekçesinde özetle;  müvekkili davacı tarafın yüksek faiz getireceği ve istendiği an geri ödeneceği garantisi ile davalı tarafa bir miktar para verdiğini, müvekkiline yatırdığı paranın istediği zaman geri alabileceği ve yüksek oranda kar verileceği taahhüdünde bulunulduğu, bu parasının müvekkiline iadesinin gerektiğini ancak müvekkili davacı tarafın verdiği paraları geri istemesine rağmen davalı tarafça müvekkili davacı tarafın parasının iade edilmediğini, davalı tarafın Bankacılık Kanunu'na aykırı şekilde mevduat topladığını, SPK 'na aykırı olarak aracılık faaliyetinde bulunup hisse senetlerini halka arz ettiğini, hukuken ortaklığın mümkün olmadığını, davalıların planlı olarak belirsiz bir durum yaratmış ve çift kayıt tutmuş olduklarını,  diğer davalı gerçek kişi .......'in da şirket veya şirketlerin yöneticisi olması nedeniyle müvekkili davacı tarafı zarara uğrattığından ve müvekkili davacı tarafa karşı sorumlu olduklarından bahisle müvekkili davacı taraf ile davalı taraf arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine ve ayrıca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik davalı tarafa verilen paranın 1.000,00 TL'lik kısmının ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline, 13/06/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 260.287,00 TL artırarak 261.287,00 TL'nin davalı tarafa verildiği tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan         müştereken ve müteselsilen  tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davaya dayanak yaptığı belge ve davacının beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının davalı şirkete karşı dava açma ehliyetinin bulunmadığını, dava dışı .......  ile davalı şirketin farklı tüzel kişiliklere haiz şirketler olduğunu, varsayıma dayalı olan davacının iddiasının hukuki mesnetten yoksun olduğunu, bu nedenlerle davanın öncelikle husumetten reddini talep ettiklerini, dava  dilekçesine ekli olarak sunulan belgeleri kabul etmediklerini, davalı yönünden belgelerin bağlayıcı olmadığını, TTK'nın 329 ve 405. maddeleri gereğince şirket ortaklarının hisse bedellerini şirketten geri istemesinin ve şirketin kendi paylarını geri almasının  mümkün olmadığını, davacı tarafın müvekkili şirkete veya şirketlere her an geri alabileceği garantisi ile para verdiğine ilişkin iddianın gerçek olmadığını,  müvekkili şirket veya şirketlerin davacı taraftan para almadığını, müvekkili şirketin bankacılık mevzuatına dayanarak herhangi bir mevduat toplamadığı gibi bunun da mümkün olmadığını, aynı şekilde müvekkilinin SPK, TTK ve BK hükümlerini de ihlal etmediğini, husumet yöneltilemeyeceğini, hakdüşürücü süre ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...davacının davasının kısmen kabulü ile; davacı tarafın, davalı şirketin ortağı olunmadığının tespiti ile ilgili talep kısmının kabulü ile davacı tarafın davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine, davacının alacak talebinin ıslah dilekçesi nazara alınarak kısmen kabulü ile 74.438,78 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafın fazla ilişkin taleplerinin reddine....\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davacının ödeme ve hile iddiasını ispat ettiğine yönelik kabulünün yasaya aykırı olduğunu, zamanaşımı definin dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu gerekçesiyle reddedilmesinin usul ve yasa aykırı olduğunu, davalı tarafından SPK'ya sunulan CD ve üst yazı içeriklerinin yanlış değerlendirildiğini, zamanaşımına uğrayan dava hakkında kabul kararı verilmesinin hukuki izahının bulunmadığını, taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığına yönelik kabulün TTK 329 ve 405 maddelerine aykırı olduğunu, davacının taleplerini hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden reddetmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının elinde bulunan hisse senetlerinin iadesine karar verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, bir kısım ödeme belgelerindeki miktarın düşülmemesinin hukuka aykırı olduğunu, ıslah ile artırılan miktar bakımından ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, dava tarihindeki yabancı paranın değeri üzerinden zarar hesabı yapılmasının ve yasal faiz yerine avans faizine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin yemin delilini kullanma haklarını engellediğini ve isticvap isteminin de usul ve yasaya aykırı bir şekilde reddedildiğini beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Dairemizin 16/07/2020 tarih ....... Esas ....... Karar sayılı kararı ile davalıların istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince açılan dava ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, verilen kararın davacı tarafça temyiz edildiği, temyiz sonucunda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2021 tarih ....... Esas ....... Karar sayılı ilamıyla kararın onandığı, onama sonrası davacı tarafça hak ihlali sebebiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurulduğu, başvuru sonucunda da Anayasa Mahkemesi'nin 18/04/2024 tarih ....... başvuru numaralı kararıyla başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilerek dosyanın dairemize gönderildiği anlaşılmıştır. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:  <br>Dava; davalı şirkete ortak olmadığının tespiti, kâr payı alınması maksadıyla verilen paranın iadesi istemine ilişkindir.<br>Davaya son veren taraf işlemleri olan feragat, kabul ve sulh, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 307 ilâ 315. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Tasarruf ilkesinin bir sonucu olarak davaya son veren taraf işlemleri hüküm kesinleşinceye kadar yapılabilir. Bir başka ifade ile taraflar davayı kabul ederek ya da davadan feragat ederek veya sulh sözleşmesi yaparak yargılamanın her aşamasında ve hatta kanun yollarında herhangi bir hükme gerek kalmaksızın davayı sona erdirebilirler. Ancak bu işlemler vekil tarafından yapılacaksa vekilin vekâletnamesinde özel yetkinin bulunması gerekir (HMK m. 74). <br>Davadan feragat, davayı kabul ve sulh, içerikleri itibariyle birer maddi hukuk işlemi olmakla birlikte, yapılış şekli itibariyle birer usulü işlemdir. Bu nedenle söz konusu işlemler bir taraftan maddi hukuk anlamında uygulama imkânı bulan iradeyi bozan hâllere dayanılarak iptal edilebilirken, diğer taraftan kesin hüküm gibi sonuç doğurmaktadır.<br>Davadan feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir (HMK m. 307). Davadan feragat eden davacı, bununla dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu haktan kısmen veya tamamen vazgeçer.  Feragat, davayı kesin olarak sonuçlandıran bir hukuki neden olup, yapıldığı anda kesin hükmün sonuçlarını doğurur.<br>Anayasa Mahkemesinin  hak ihlali kararı uyarınca öncelikle Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/10/2019 tarih ....... Esas ....... Karar sayılı kararı ile dairemizin 16/07/2020 tarih ....... Esas ....... Karar sayılı kararlarının kaldırılmasına, davacı vekilinin 15/10/2024 tarihli dilekçesiyle davadan feragat ettiği, davaya konu nizanın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri türden olduğu, davacı vekilinin vekaletnamesinde davadan ve kanun yollarından feragate ilişkin özel bir kısım bulunduğu anlaşıldığından davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Konya....Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/10/2019 tarih, ....... Esas ....... Karar sayılı kararı ile, dairemizin 16/07/2020 tarih, ....... Esas ....... Karar sayılı KARARLARININ KALDIRILMASINA, <br>2-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE, <br>3-Davacı tarafından yatırılan 170,78 TL peşin harç ve 4.291,36 TL ıslah harcı toplamı olan 4.462,14 TL harçtan, alınması gereken 427,60 TL harcın mahsubu ile fazla yatırıldığı anlaşılan 4.034,54‬ TL'nin karar kesinleşince ve talep halinde davacıya iadesine,<br>4-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>5-Davalılar vekili vekalet ücreti ve yargılama gideri talep etmediğinden bu  hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333 ve HMKGAT'nin 5/1. maddeleri gereğince yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının gider avansını yatıran tarafa iadesine,<br><br>7-Konya.... İcra Dairesinin ....... Esas sayılı icra dosyası üzerinden tehiri icra talebi ile ilgili İİK'nın 36/5 maddesi gereğince yatırılan teminatın yatırana iadesine,<br>8-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,  <br>9-Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>Dair; taraf vekillerinin yüzünde, verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 06/11/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan .......<br>e-imzalıdır <br><br>Üye .......<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye .......<br> e-imzalıdır<br><br>Katip .......<br>e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>....<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a04f6a2ef1802b12","SID":"bc0f11b5a2e9da46"}}