{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1674 Esas<br>KARAR NO: 2025/141<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ: 17/09/2024 <br>NUMARASI: 2024/564 Esas<br>DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 30/01/2025<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 27/02/2024 tarihli \"... yazılım kiralama ve hizmet sözleşmesi\" başlıklı sözleşme akdedildiğini, müvekkilinin, davalının sözleşmeden kaynaklanan taahhüdünü yerine getireceğine olan inancı sebebiyle sözleşmenin 11. maddesi gereği 28/02/2024 tarihinde 105.000,00TL ödeme yapmasına rağmen davalının sözleşmeden kaynaklanan yazılım kodlama ve destek hizmeti ifasını yerine getirmediğini, bu sebeple müvekkili tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %100'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş olup ayrıca dava konusu alacağın rehinle garanti altına alınmadığını, davalının mal kaçırma işlemleri gerçekleştirmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, yaklaşık ispat şartının sağlandığını ileri sürerek davalının malvarlığı, banka hesapları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın mahkemenin görev alanına girmediğini, zira sözleşmenin konusu fikir ve sanat eseri olduğundan FİSEK hükümlerine tabi olduğunu, müvekkilinin, davacı tarafın iddia ettiğinin aksine tüm sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının 105.000,00 TL olan ilk taksiti ödemesine rağmen 60.000,00 TL olan ikinci taksiti ödemediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davacının itirazı üzerine durması sebebiyle Bakırköy 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2024/177 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, davacının 165.000,00 TL bedelli iade faturası keşide etmesinin akabinde işbu davaya konu icra takibini başlattığını, ayrıca davacı borçlarını ödemediği gibi sözleşme harici ekstra istekler sunmaya devam ettiğini, davacı mal kaçırma iddiası ile alacağını yaklaşık olarak ispat edemediğinden Mahkemenin ihtiyati haciz talebinin reddi yönündeki kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 17/09/2024 tarihli ara kararı ile; ihtiyati haciz talep edenin karşı taraf borçlulardan alacaklı olup olmadığı ve alacağın miktarının tespiti yargılamayı gerektirdiği, ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı, mevcut dosya ve delil durumu itibariyle yaklaşık ispatın da belirlenemediği, İİK'nun 257 maddesinde belirtilen şartların oluşmadığı gerekçelerine istinaden ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Ara karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yaklaşık ispat şartının fazlasıyla yerine getirildiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan mailler, excel tablosu, whatsapp yazışmaları, davacının hizmeti sunmadığına yönelik yedeklemeler, müvekkilinin sunduğu proje, davacının sunduğu doküman ve flash bellek dikkate alındığında müvekkilinin haklılığının ortada olduğunu, delillerinin dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafından Bakırköy 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2024/177 Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında müvekkili aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmiş iken işbu eldeki davada ihtiyati haciz taleplerinin reddedilmesinin silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğunu, davalının, işbu davanın açıldığını öğrenmesinin ardından mal kaçırma işlemleri gerçekleştirmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, fatura alacağı, sözleşme ve ticari kayıtların birbirini teyit etmesi halinde ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, edimin yerine getirilmediğinden bahisle ödenen bedelin iadesi/tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Davacı, sözleşme kapsamında davalıya gönderdiğini belirttiği 105.000,00 TL ile faizlerinden oluşan toplam 119.770,48 TL'nin tahsili amacıyla  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlattığı icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine işbu davayı  açmıştır. Derdest dava kapsamında ihtayati haciz talep edilmiş olup Mahkemece şartları bulunmadığından bahisle ihtiyati haciz talebi reddedilmiştir. Davacı ise kararı, ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiği yönünden istinaf etmiştir. İstinaf incelemesine konu uyuşmazlık İİK'nun 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz şartlarının mevcut olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. İhtiyati haciz İİK'nun 257 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 257. madde uyarınca, ihtiyati haczin vadesi gelmiş bir para borcu için istenebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ihtiyati haciz istenebilmesi için borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması, yahut kaçmış olması veya bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması gereklidir. İİK'nun 258. maddesinin 2. cümlesinde \"Alacaklı alacağı ve icabında ihtiyati haciz sebepleri (m.257) hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur.\" denilmektedir. Kanun, senetlerden değil, delillerden bahsetmektedir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için bir kimsenin aleyhine delil olmak üzere vücuda getirdiği bir belgenin varlığı şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilirken dikkat edilmesi gereken hususun alacağın yazılı delille ispatı değil, alacağın varlığı konusunda hakime kanaat verecek delillerin sunulmasıdır. Hakim, taraflar arasındaki ilişkiye, alacağı doğuran sebebin şekline ve niteliğine göre ibraz edilen delilleri değerlendirerek alacağın varlığı hakkında bir kanaata vardığı takdirde İİK'daki diğer şartlar mevcutsa ihtiyati haciz talebini kabul edecektir. Alacağın varlığına kanaat getirilmesi yaklaşık ispattır. Bununla birlikte hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin bir yargılamadan farklı olarak maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için \"alacağın yargılamayı gerektirmesi\" şeklinde bir koşul kanunda öngörülmemiştir. Somut olayda, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunduğu ve sözleşme bedeli olarak belirlenen 165.000,00 TL'nin 105.000,00 TL'sinin davacı tarafından ödendiği hususlarında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, davalının sözleşme ile kararlaştırılan edimini yerine getirmediğini iddia ederek ödediği bedelin iadesi amacıyla işbu davayı açmış olup davalı ise sözleşmeden kaynaklı yükümlülüğünü yerine getirdiğini, hatta bakiye bedelin tahsili için açılan derdest bir davanın bulunduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Buna göre dosya kapsamında yer alan mevcut bilgi ve belgeler dikkate alındığında bu aşamada ihtiyati haciz kararı verilmesi için yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı gibi İİK'nun 257. maddesinde öngörülen diğer koşulların da oluşmadığı anlaşıldığından ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesinin kanaat ve takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen ara kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/564 Esas ve 17/09/2024 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı  Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-f bendi ve İİK'nun 258/son fıkrası gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30.01.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"537e0289357e3664","SID":"090c687f23007686"}}