{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1065 <br>KARAR NO:2025/104<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:28/03/2024<br>NUMARASI:2023/1244 E. - 2024/308 K. <br>DAVANIN KONUSU:Alacak <br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı şirket yetkilisi ..., dava dilekçesinde özetle; davalı yetkilileri ile  2017 yılında tanıştıklarını,  2017-2021 arası toplamda yaklaşık  20.000.000,00 TL tutarında davalıya  mal verdiklerini, davalının  bu malları kendi adına ve hesabına aldığını,  bunları fiyat üzerine  asgari yüzde otuz kar ilavesiyle protföyündeki üçüncü kişilere pazarladığını, ne kadar çürük evrak varsa davacıya  cirolayıp verdiğini, sağlam evrak ve nakitleri ise  kendilerine sakladığını, hatta şirket dışı ..., ... ve diğerlerinin hesabına geçirdiğini,  müflis ...'ye sattığı mallar karşılığı aldığı sağlam evrak ve dolandırma komisyonlarını da kendine saklayıp çürükleri davacıya  verdiğini, bu bonolar ödenmeyince hem keşdeci ... hem de davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını,  davalının 2020 yılı 2.ayında  delil listesinde bulunan rizikonun paylaşılmasına  dair protokol imzalatığını, davalının  ... sayılı dosyası ile ... aleyhine işlem başlattıklarını beyan ve taahhüt ettiklerini,  bu durum karşısında  ... firmasına yoğunlaşarak bir ksım tahsilat yaptıklarını, ancak davalının geçen sürede ... kanalıyla hiç bir işlem yapmaması, bilgi vermemesi, hatta resmi muavin hesap özeti dahi göndermemesi üzerine icra dairelerindeki itiraz edilmeyen alacakları için ... firmasına da işlemler tesis edince ibra, itfa, imhal zaman aşımı gibi bir sürü bahane ile an itibariyle  sayısı yüzü geçen dava ve icra bombardımanına tutulduklarını, bunlardan birinin de Bakırköy 11.İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/253 dosyası olduğunu, dosyada dar yetkili mahkemenin  protokolde ibra kelimesi geçtiği gerekçesiyle aleyhlerine karar verdiğini,   istinaf taleplerinin de reddedildiğini,  icra mahkemeleri dar yetkili  mahkemelerden sayıldığı için sadece şekli incelemeler yaptığını, istinafta da aynı usul çerçevesinde mağduriyetlerine sebep olunduğunu,  halbuki genel manada bonolar, çekler, cirantalar hakkındaki Borçlar Kanunu,Türk Ticaret Kanunu ve diğer ilgili mevzuat çerçevesinde zaman aşımı vaki olmadığı gibi delil listesinin 3.sırasındaki rizikonun paylaşılması protokolündeki vaatler karşılığında makul bir süre karşı tarafa mehil verdiklerini, davalının kötü niyeti anlaşılınca protkolün gabinle malül  ve hata, hile ile imzalatıldığı  anlaşılınca karşı tarafın inkarı kabil olmasın diye yasal süre içinde mahkemeler kanalıyla uyap sisteminden protkolün gerçesizliğini defalarca vurguladıklarını,  bu hususun ilgili dosyalar celbedilince ortaya çıkacağını,  bir başka hususun da icra dosyası geldiğinde görüleceği üzere takip talebinde hem alacaklı şirketin hem de şirket yetkilisi olarak şahsının bilgileri yer aldığı halde icra memurunun ödeme emri düzenlerken şahsının ismini öne çıkarmasının karşı tarafca istismar edildiğini, ''...'e borcumuz yoktur'' beyanları ile bu güne kadar alacaklarının tahsilinin engellendiğini,  bütün bu olumsuzlukların giderilmesi maksadıyla huzurdaki davayı açtıklarını ileri sürerek, fazlaya dair haklarının mahfuziyeti ile  faturaya dayalı alacağı olduğu, 10.02.2020 tarihli protokolün geçersizliğine dair yasal sürede itiraz ve  beyanlarının da sunulduğu dikkate alınarak icranın geri bırakılması şartlarının oluşmadığının kabulü ile alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; usulüne uygun bir arabuluculuk başvurusu bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde yer verdiği talebi ile Bakırköy 11. İcra Hukuk Mahkemesince verilen icranın geri bırakılmasının şartlarının oluşmadığı ile alakalı olarak ... sayılı dosyası hakkında dava ikame ettiğini, icra dosyasının konusununun faturalar değil bonolar olduğunu, davacı tarafından dosyaya sunulan arabuluculuk tutanağında dava konusuna ilişkin bir başvuru olmadığını,  her ne kadar faturaya dayalı ticari satım konulu arabuluculuk başvurusunda bulunmuş ise de gerek icra dosyasında gerek sunulan delillerden taraflar arasında ticari satım olduğuna dair bir delil ve sözleşme bulunmadığını, icra dosyasının konusunun da faturalar olmadığını, dolayısı ile davacı tarafın sunduğu arabuluculuk tutanağında yer alan başvuru konusu ile huzurda açılan davanın konularının birbirinden farklı olduğunu, her ne kadar huzurdaki dava ... tarafından açılmış ise de davacı şirketin huzurdaki davada aktif husumet ehliyeti bulunmadığını,  İİK'nın  33/a 2 maddesinde ''Alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının vakı olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açabilir.''  denildiğini,huzurda açılan davanın konusunu teşkil eden mahkeme kararının zamanaşımı hakkında değil itfa  hakkında verildiğini,  kanunun lafzından da anlaşılacağı üzere huzurdaki davanın icra dosyasında alacaklı olarak görünen ve\"İTFA\" kararı hakkında hüküm kurulan tarafça açılabileceğini, İcra Hukuk Mahkemesinde ve derece mahkemelerinde verilen ve nihayetinde kesinleşen kararlarda ve icra dosyasında alacaklı olarak görünen tarafın ... olduğunu, davacı ... Ayakkabı şirketinin  İTFA talebine ilişkin açılan ve müvekkili lehine kesinleşen davalarda taraf sıfatı bulunmadığı gibi icra dosyasında da alacaklı sıfatı bulunmadığını,   davacı tarafın aktif husumeti ve dolayısı ile kanunla tanımlanan iş bu davayı açmasına neden olacak zamanaşımına ilişkin kararda taraf sıfatı bulunmadığından huzurdaki davanın aktif husumet yokluğu (taraf sıfatının bulunmaması) nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini,  dava konusu icra dosyası hakkına itfa' nedeni ile takibin iptaline karar verilmiş olup huzurda açılan davada davacının hukuki yararı bulunmadığını, huzurda  görülen davanın konusunu oluşturan ... sayılı dosyası hakkında ayrıca müvekkili tarafından 'İtfa' hukuki sebebine dayalı takibin iptali davası açıldığını, ilk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiğini,  bu kararın gerek Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini,  ortada devamı sağlanacak bir icra takibi bulunmadığından davacının iş bu davayı açmasında hukuki yararı bulunmadığını, ktif husumet ehliyetine ilişkin itirazları saklı kalmak kaydı ile taraflar arasında aynı icra dosyasına ilişkin menfi tespit davası görüldüğünü,  davacının dava konusu yaptığı icra dosyası hakkında müvekkilinin borçlu olmadığına karar verildiğini, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/351 Esas  2023/880 Karar sayılı dosyası ile menf tespit davası görüldüğünü,  dava sonunda müvekkilinin davacıya ve Servete borçlu olmadığı yönünde karar verildiğini, menfi tespit davasının konusunu oluşturan icra dosyalarından birinin de ... sayılı icra dosyası olduğunu, davacı tarafından huzurda açılan davanın konusunu da ... sayılı icra dosyasının oluşturduğunu,  davalının davacı  şirkete ve ...'a herhangi bir borcu bulunmadığını, bu hususun Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/351 Esas, 2023/880 Karar sayılı kararında da tespit edildiğini,  bu sebeple  huzurda açılan davanın da konusuz kaldığını, davacının icranın geri bırakılmasının şartlarının oluşmadığını ispatlayabilmesi için öncelikli olarak bir alacağının bulunduğunu ispatlaması gerektiğini, davacı her ne kadar icra dosyası kapsamında icranın geri bırakılmasının şartlarının varit olmadığının tespitini talep etmiş ise de her şeyden önce bir alacağının bulunduğunu ispatla mükellef olduğunu, dava dilekçesine bakıldığında davacının alacaklı olduğunu ispatlamaya yönelik deliller sunmaktan ziyade müvekkilinin dava ile alakası olmayan bilgilerine erişmeye çalıştığı ve bu hususta davayı aracı kıldığının görüldüğünü,  davalının  davacıya borçlu olmadığına ve müvekkilinin  ibra edildiğine dair protokol imzalandığını, protokolün kapsamında dava konusu icra dosyasının da  bulunduğunu, davalı ile davacı şirket ve davacı şirketin yetkilisi ... arasında dava konusu icra dosyasının da dahil olduğu ve davacı ile yetkilisi Servet tarafından başlatılan icra takipleri nedeni ile müvekkilinin ibra edildiği alacaktan müvekkilinin feragat edildiğine dair protokol imzalandığını, protokolün davacı tarafından dosyaya sunulduğunu, protokole dayalı olarak icra hukuk mahkemelerinde açılan itfa davalarının kabul edildiğini, bu kararların istinaf ve yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini,protokolde müvekkilinin açıkça dava konusu icra dosyasından ibra edildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği davalının davacıya  herhangi bir borcu bulunmadığını,  davalının davacıya pazarlama komisyon hizmeti sunduğunu, taraflar arasında komisyonculuk/pazarlamacılık ilişkisi bulunduğunu, davalının davacı ile üçüncü firmalar üzerinde koordinasyonu sağladığını, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin vermiş olduğu kararda da bu hususun açıkça zikredildiğini, dava konusu icra dosyasının dayanağı olan senetlere bakıldığında 2019 vade tarihli oldukları, davacının beyanının ise 2020 Ekim tarihine delalet ettiği görüldüğünü, davacı bu beyanı ile daha önce müvekkilinden aldığı evraklar nedeni ile müvekkilinden alacaklı olmadığını açıkça ikrar ettiğini,   davacı her ne kadar müvekkili tarafından çürük senetlerin kendisine verildiğini iddia etmiş ise de bu iddianın gülünç olup davacının müvekkili ile aralarındaki davalarda sergilemiş olduğu genel karakterini yansıtan bir beyan olduğunu, davacı tacir olup kendisine verilecek senetlerin kontrolünü yapmak zorunluluğu altında olduğunu, ayrıca bu şekilde kendisine verilen senetleri de kabul etmek zorunda olmadığını, dava konusu icra dosyasının konusunu oluşturan senedin keşidecisi olan ... aleyhine davacı şirketin yetkilisi tarafından iflas davası açıldığını,  açılan bu dava neticesinde ... firmasının iflasına karar verildiğini, davacı tarafından açılan iflas davası ile birlikte ... firmasının ticari hayatının adım adım sonlanmaya başladığını, davacı tarafından açılan iflas davası nedeni ile icra dosyasının dayanağı olan senedin tahsil kabiliyetinin azaldığını,davacının  hem senedin keşidecisi olan şirketi iflasa zorladığını, hem de senedin tahsil kabiliyeti azalınca da bu durumun olumsuz yanını müvekkiline atfetmeye başladığını, davacının asıl borçlu ... firmasından haricen tahsilat yaptığını, bu harici tahsilatları icra dosyasına bildirmediğini,  davacı tarafından delil olarak bildirilen ve müvekkili tarafından açılan ... sayılı dosyasında müvekkilinin alacaklı olduğunu ve davalı şirketin taraf olmadığını, dava şartı arabuluculuk konusu ile dava konusu farklı oluşu nedeni ile usulüne uygun arabuluculuk başvurusu bulunmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddine, davacı şirketin aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine, davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava,  irade fesadı sebebine dayalı  protokolün iptali istemine ilişkindir.İrade bozukluğu hâlleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda ise 30 ila 39. maddeler arasında \"Yanılma\", \"Aldatma\" ve \"Korkutma\" başlıkları altında düzenlenmiştir.6098 sayılı TBK m. 39 hükmünde irade bozukluğunun giderilmesi bakımından bir yıllık hak düşürücü süre öngörülmüştür.Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmesinde; davacı dava dilekçesinde ,  davaya konu protokolün  irade fesadı sebebine dayalı iptal istemli dava açmış olup davaya konu protokolün tarihinin 10/02/2020 olduğu ,davacı tarafın  açılan davanın TBK m.39 hükmü uyarınca yasal bir yıllık süre içerinde açılmadığı davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması nedeniyle reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.\"  gerekçesiyle, açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar  verilmiştir.Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı şirket yetkilisi ..., istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ek 1'de  dava konusu  faturaya dayalı alacakları olduğu ve 10.02.2020 tarihli protokolün geçersizliğine dair yasal sürede ititraz beyanlarının sunulduğu dikkate alınarak icranın geri bırakılması şartlarının oluşmadığının kabulü ile alacağımızın tahsiline karar verilmesi şeklinde özetlenip somutlaştırıldığını, beyanları delilleri dikkate alınıp toplanmadan  karar verildiğini, gerek dava dilekçesinde gerekse  beyan dilekçelerinde  kandırıldıklarını, dolandırıldıklarını 2021 Mart ayında anlayıp dar yetkili icra mahkemelerinde sözleşme ile bağlı olmadıklarını bildirdiklerini, borçlu davalının  rizikonun paylaşılması amacıyla İstanbul 35. İcra Dairesinde diğer borçlu ... aleyhine işlemlere devam edeceği beyanlarına kanarak imzaladıklarını, hatta hukuka uygunluk bir yana dosyanın taraf teşkili açısından dahi incelenmediğinin gerekçeli kararla sabit olduğunu, dava ...Ltd adına yetkili ortağı ... tarafından açıldığı  avukatlarının bulunmadığını,  hem yetkiliden hem de şirketten harç ve  masraf alındığını, 2018 rakamlarıyla faiz ve masraflar hariç 525.490,74 TL değerli bir davada gerekçeli karar yazılırken olsun hiç olmazsa tarafların kim olduğu, avukatları olup olmadığına dahi bakılması gerektiğini,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava,  10.02.2020 tarihli protokolün geçersizliğinin tespiti ile alacak istemine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı yetkilisince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Öncelikle dava dilekçesinde davacı olarak ... Şirketinin yer aldığı,  şirketin yetkilisi olarak ''...''un yer aldığı, ancak tensip zaptında ve gerekçeli kararda ...'a da davacı olarak yer verildiği,  ...'un da davacı olup olmadığı  hususunda tereddüt hasıl olduğu görülmektedir.Mahkemece davacı taraf yetkilisine davacı olup olmadığı konusunda  açılama yapması hususunda süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus göz ardı edilerek yargılamaya devam edilmesi doğru olmamıştır.Davacı şirket yetkilisi dava dilekçesinde ve 10.01.2024 tarihli beyan dilekçesinde  taraflar arasında imzalanan 10.02.2020 tarihli protokolün davalı yanın hileli davranışları sonucunda imzalandığını, davalının kendilerini dolandırdığını,  bu sebeple protokolün geçersiz olduğunu,  davalıdan alacakları bulunduğunu,  bu alacağın bir kısmının da... sayılı dosyası kapsamında yer aldığını, bu alacaklarının da tahsilini talep ettiklerini ileri sürmüş, dava değerini 525.490,74 T göstererip nispi harç yatırarak  alacak talebinde bulunmuştur... sayılı dosyasında  icra  müdürlüğünün 10.10.2023 tarihli yazısında borç miktarının 525.490,74 TL olarak, alacaklının da ... olarak gösterildiği görülmektedir. Davacı, bu takip dosyasındaki  alacağının tahsilini, protokolün geçersizliğinin tespiti ile birlikte  davalıdan talep etmektedir.10.02.2020 tarihli protokolün incelenmesinde;  davacı şirket, davacı şirket yetkili ..., davalı şirket ile diğer iki kişi arasında imzalandığı, protokolün 3.maddesinde  ... sayılı icra dosyası ile birlikte ..., ..., ..., ..., ...,... ve ... sayılı dosyalarına   yer verildiği,  protokolün 2.sayfasında, 3.maddede sayılan bu icra  dosyalarında  ... şirketi ile ...'un  davalı ... aleyhine işlem yapmayacağını, ... firmasını ibra ettiklerinin  belirtildiği anlaşılmaktadır.Davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde bahsedilen ve dilekçe ekinde sunulan Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/351 Esas, 2023/880 Karar sayılı kararının incelenmesinde; davanın, eldeki davada davalı olan ... Şti.tarafından eldeki davanın davacısı ... şirketi ile ... aleyhine açıldığı,  eldeki davanın konusu protokolde yer alan ..., ..., ..., ...,  ..., ..., ... ve ... sayılı dosyaları kapsamında davacı ...'nin davalı ... şirketi ve ...'a borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin talep edildiği,  mahkemenin 12.10.2023 tarihli kararı ile davanın kabulü ile davacı ...'nin bu icra dosyaları ve  eldeki davanın konusu ... sayılı dosyasında davalı ... şirketine ve ...'a borçlu olmadığının  tespitine karar verildiği görülmektedir. Söz konusu kararın kesinleşip kesinleşmediği dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.Bu bilgilere göre davacının geçersizliğini ileri sürdüğü protokole dayanarak davalı şirketin Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/351 Esas, 2023/880 Karar sayılı dosyasında davacıya karşı borçlu olmadığının tespitini talep ettiği görülmekte olup bu durumda eldeki davanın konusu olan protokolün ve buna dayalı alacak isteminin esasında Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/351 Esas, 2023/880 Karar sayılı dosyasının da kısmen konusu olduğu, bu dosyada verilen kararın doğrudan eldeki davayı da eykileyeceği anlaşılmaktadır. Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/351 Esas, 2023/880 Karar sayılı dosyasında verilen karar eldeki dava dosyasını da doğrudan etkileyebilecek nitelikte olmasına rağmen mahkemece bu dava dosyası  getirtilip incelenmeden, kesinleşip kesinleşmediği tespit edilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan, yine davalı vekilince istinafa cevap dilekçesinde bahsedilen ve  ekinde sunulan Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/2020 Esas, 2022/790 Karar sayılı kararının incelenmesinde;  davacı ... Ltd. Şti.tarafından davalı... Ltd. Şti.aleyhine 10.02.2020 tarihli protokolün gabin sebebiyle geçersiz olduğununa karar verilmesinin talep edildiği, mahkemece verilen 15.09.2022 tarihli karar ile, taraflar arasında Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/375 Esas, 2021/665 Esas, Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/312 Esas ve İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/218 Esas sayılı dosyalarının mevcut olduğu,  bu davalardaki dayanağın da söz konusu protokol olduğu,  protokolün gabin ile malul olduğu iddiasının  bu dosyalar ile derdest olduğu ve davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 13.Hukuk Dairesinin  08.06.2023 tarihli ve 2023/157 Esas, 2023/1000 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, karara karşı temyiz yolunun açık olduğu görülmektedir.Bu durumda mahkemece; öncelikle davanın davacı ... adına da açılıp açılmadığı konusunda davacıdan açıklama yapmasının talep edilmesi, bu husus açıklığa kavuşturulduktan sonra Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/351 Esas, 2023/880 Karar sayılı dosyasının ve bu kararda belirtilen diğer dosyaların incelenerek davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, hukuki yararının bulunduğunun tespit edilmesi halinde ise Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/351 Esas, 2023/880 Karar sayılı kararının eldeki davayı doğrudan etkileyeceği nazara alınarak dosyanın bekletici mesele yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi  gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı şirket yetkilisi tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 29.01.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c9262c704403f15d","SID":"7f65f73458a3278d"}}