{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2023/3023 <br>KARAR NO:2025/524<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:06/04/2023<br>NUMARASI:2018/112 Esas - 2023/296 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin Arnavutköy ilçesi, ..., ... Mevkii'nde  bulunan İR: 762  sayılı maden işletme  ruhsat sahasının rödovanscısı olarak işletmesini yürütmekte olduğunu, İstanbul 3. Havaalanı  projesi yapımı için ... İşletmesi'ne tahsis edilen alanda, davalıların hafriyat çalışmaları sırasında kontrolsüz şekilde döküm ve dolgu yapması sebebiyle müvekkili şirketin madencilik faaliyetlerine devam ettiği alanda önemli ölçüde tahribat meydana getirdiğini, 6098 sayılı TBK 49 ve devamı maddeleri gereğince  müvekkili şirketin davalıların döküm ve dolgu faaliyetleri sebebiyle uğradığı zararın haksız fiil hükümleri gereğince tazmin edilebilmesinin koşullarının oluştuğunu belirterek,  fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 3.000.000.000 TL tazminatın 01/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 22/12/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 23.240.523,87 TL'ye yükseltmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Öncelikle... A. Ş'nin açılan davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacının zararın meydana geldiği tarihlerde İR: 762  sayılı ruhsat sahasında hak sahibi olup olmadığının araştırılması gerektiğini, hak sahibi olmaması halinde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, meydana geldiği iddia edilen zarar ile müvekkillerinin bir ilgisi olmadığını, davacının kendi fiil ve davranışları ile zararın meydana gelmesine sebebiyle verdiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; \"Davanın KABULÜNE, 23.240.523,87-TL tazminatın, dava tarihi olan 12/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, \" karar verilmiştir.Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Davanın ...A.Ş. Yönünden Pasif Husumet Yokluğu Sebebiyle Reddi gerektiğini,  Kısa Kararın  Gerekçeli Karar İle Değiştirilmesinin Adil Yargılanma hakkını zedelediğini, Zararın Müvekkil Şirketler Tarafından Meydana Getirildiğinin Somut Delillerle İspatlanamadığını, usulüne uygun yapılmayan madencilik faaliyetlerinin arazi yapısını bozup  heyelanlara sebep verdiğini, bu durumun mahkemece celp edilen eski tarihli raporlarla sabit olduğunu, mahkemenin bu yöndeki delilleri değerlendirmeden eksik incelemeyle karar verdiğini, davacı tarafın fenne uygun olmayan kazı tekniklerinin heyelanlara sebep olduğundan müvekkillerinin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkillerinin eylemi ile hasar arasında illiyet bağı bulunmadığını, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, 1958 yılından itibaren arazideki değişime göre hesaplama yapıldığını oysa müvekkillerinin 2015 yılında faaliyete başladığını, davacının zararı hesap edilirken çıkardığı madenlerden elde edilen gelirin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, tazminat miktarı hesaplanırken davacının kusurunun da dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız eylemden kaynaklanan tazminat davasıdır.Tüm dosya kapsamından davalı  ...A. Ş'nin  iş sahibi olduğu, diğer davalıların yapım işini yerine getirdikleri 6098 sayılı yasanın 61. maddesi kapsamında dış ilişkide müteselsil sorumlu olduğu gözetilerek bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.Kısa kararda \" dava tarihi olan 12/02/2016 tarihinden itibaren \" şeklindeki ibarenin \"haksız fiil tarihi olan 12/02/2016 tarihinden itibaren\" şeklinde tashihi 6100 sayılı yasanın 304/1. maddesi kapsamında yazı hatasının düzeltilmesi olup 305/2. madde kapsamında tavzih kararı olmadığından bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Dosya kapsamından davacı taraftan davalı tarafa gönderilen ve davalının 3. havaalanı projesi kapsamında, proje alanında yapmış olduğu döküm ve dolgu çalışmalarının heyelan şeklinde davacının maden işletmeciliğine zarar vereceğine dair ihtarnameler, Arnavutköy Kaymakamlığı ve ...nezdinde yaptığı şikayetler olduğu, ... heyetince yerinde yapılan tetkikte davalı taraf yetkilisinin, mevcut dökümlerin karşı tarafın iş sağlığı ve güvenliği açısından risk teşkil etmemesi için kademelendirme yapılarak teslim edileceğinin söylendiği, ... tarafından davalı tarafa gönderilen yazıda; davacının maden işletme sahasında heyelan-akma-kayma şeklindeki dolgu malzemesinin maden üretimini olumsuz etkileyecek şekilde zarara sebep olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. Bu durumda;Davalı tarafın döküm yaptığı yerin bitişiğindeki maden sahasının arazi yapısı  gözetilerek dökümün maden sahasına zarar vermeyecek şekilde gerçekleştirilmesi gerekirken davalı tarafın gerekli dikkat ve özeni göstermeyip halin icap ettiği tedbiri almadan döküm yaptığı, davalı yan tarafından yapılan dökümün maden sahasına zarar verdiği, davalının eylemi ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunduğu,davacı tarafın,  risk oluşturan döküm işlerinde riskin yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınmasını davalı taraftan ve ilgili resmi makamlardan talep ettiği,  meydana gelen zararda davacıya atfı kabil kusur bulunmadığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli  olup  zararın  kanıtlanması  davacı  tarafa, hükmedilecek  tazminatın  miktarının belirlenmesi ise hakime aittir. Eldeki davada davacının iddia ettiği zarar döküm sebebiyle maden sahasında meydana gelen zarardır. Hükme esas alınan raporda zararının 1958 yılından değil davalıların  faaliyeti kapsamındaki dönem ve harita gözetilerek davacının uğradığı gerçek zararın hesap edildiği, rapordaki hesaplamanın dosya kapsamına uygun denetime elverişli olduğu anlaşılmakla bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/112 Esas  2023/296 Karar sayılı 06/04/2023 günlü kararına yönelik davalılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.587.560,20 TL nispi karar ve ilam harcının, 2.381.399,50 TL'den mahsubuyla fazla yatırılan 793.839,3‬0‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara iadesine,3- İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 12/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"58397ed100309b1b","SID":"566390a6702a4508"}}