{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1902 <br>KARAR NO\t: 2024/2123<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/270 E.  -  2022/173 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/06/2022 tarih ve 2021/270 E. - 2022/173 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin  2003 yılında  her nevi deri konfeksiyon ve tekstil ürünleri alım-satımı yapmak için \"...\" adlı markayı kurduğunu ve bu markanın piyasada maruf hale gelmesi için tüm emek ve sermayesini ortaya koyduğunu, 2003 yılından bugüne değin aralıksız ve kesintisiz olarak kadın dış giyim ve tekstil ürünlerinin gerek yurt içi gerekse yurt dışı satışlarını \"...\" markası altında yaptığını, bu kapsamda davaya konu 2020/18783 sayılı \"... ...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalının müvekkili başvurusuna itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığının 2018/68822 sayılı \"...\" ve 2020/09003 sayılı \"...\" ibareli davalı markaları ile müvekkili başvurusu arasında karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle başvurunun reddine karar verdiğini, müvekkilinin bu karara yönelik itirazının ise YİDK tarafından reddedildiğini, ancak davalı Kurum tarafından redde mesnet alınan markalara karşı müvekkili tarafından açılan hükümsüzlük davalarının olduğunu, hukuki sürecin devam etkiğini, müvekkilinin \"...\" markasının gerçek hak sahibi olduğunu, davalı ... adına yapılan ve taraflarından iptali talep edilen \"...\" ibareli redde mesnet markaların kötü niyetli olarak tescil edildiğini, müvekkiline  ait \"...\" markasının tanınmış olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-6292 sayılı kararının iptaline, müvekkili başvurusunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, davacı iddialarının haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br>\tDavalı ... vekili, dava konusu başvuru ile müvekkili markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin aynı olduğunu, marka işaretleri arasında da karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, markaların birbirinin devamı izlenimini uyandıracağını, davacının \"...\" markasının gerçek sahibi olduğu iddiasının mesnetsiz olduğunu, yurt içinde ve yurt dışında anılan markayı müvekkilinin tanınır hale getirdiğini, davacının ise sadece bayi sıfatıyla müvekkili markasını satışa arz ettiğini, müvekkili ile arasındaki bayilik ilişkisi sona ermesine rağmen davalının \"...\" esas unsurlu markaları kullanmasının açıkça marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, YİDK karar tarihi itibariyle redde mesnet markalar geçerliliklerini koruduklarından, redde mesnet markalara yönelik olarak açılmış olan davaların işbu dava bakımından etkisi bulunmadığı, dava konusu 2020/18783 sayılı marka başvurusundan çıkartılan ve eldeki davaya konu olan mal ve hizmetlerin, redde mesnet 2018/68822 ve 2020/09003 sayılı markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerle aynı veya aynı tür olduğu, dava konusu marka başvurusunun esas unsurunun \"...\" ibaresinden oluştuğu, bu kelimenin İspanyolca olduğu, Türkçe \"Rüzgâr\" anlamına geldiği, ancak İspanyolca'nın ülkemizde aşina olunan bir dil olmaması nedeniyle davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici kesiminin bu sözcüğün anlamını bilemeyeceği, bu nedenle söz konusu kelimenin somut ayırt ediciliğinin güçlü olduğu, başvuru markasında yer alan \"...\" ibaresinin İngilizce olup Türkçe'de \"Hanım, Bayan\" gibi anlamlara geldiği, İngilizce'nin ülkemizde en yaygın bilinen yabancı dil olması, \"...\" \"Mr\" gibi sıfatların anlamının ülkemiz ortalama tüketici kesimi tarafından yaygın olarak bilinmesi de nazara alındığında, davaya konu marka başvurusunda yer alan \"...\" ibaresinin davaya konu mal ve hizmetler bakımından somut ayırt edici niteliği bulunmayan tali bir unsur olarak kabul edilmesi gerektiği, redde mesnet markaların esaslı unsurlarının da \"...\" olması nedeniyle, davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici kesiminin, dava konusu marka başvurusunu, redde mesnet markalar ile ilişkilendireceği, bu marka başvurusunu, redde mesnet markaların serisi olarak algılayacağı, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşeceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacı vekili her ne kadar gerçek hak sahipliğini, tanınmışlığı ve davalı şahsın kötü niyetli olduğunu ileri sürse de, bu hususların somut olayda davalı Kurumun SMK m.6/1 hükmü uyarınca tespit ettiği nispi tescil engelini bertaraf edecek kabiliyette olmadığı, davacı yanın bu iddiaları, redde mesnet markaların hükümsüzlüğü davalarında veya redde mesnet marka başvurularının tescili aşamasında itiraz veya hükümsüzlük sebebi olarak ileri sürülebilirse de, somut olaydaki gibi dava konusu marka başvurusu bakımından davalı ...'in, SMK m.6/1 hükmü uyarınca redde mesnet markaları baz alarak yaptığı değerlendirmede bu hususları değerlendirme yükümlülüğü bulunmadığı, kaldı ki davacının gerçek hak sahipliği iddiasına ilişkin olarak sunduğu kanıtlara dair faturalar üzerinde \"... ...\" ibaresinin yer almadığı, bu kanıtların salt \"...\" ibareli markaya ilişkin olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>          <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili,  mahkemenin gerekçeli kararında, müvekkili iddialarının nispi tescil engelini bertaraf edecek nitelikte olmadığı yönünde hatalı bir değerlendirme yapıldığını, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve kötü niyet iddiaları mahkeme tarafından analiz edilmeden ve  bu hususları da değerlendirecek alanında uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılmadan davanın haksız bir şekilde reddedildiğini, redde mesnet davalıya ait 2018/68822 sayılı \"...\" ve 2020/09003 sayılı \"...\" ibareli markaların, her ne kadar davaya konu YİDK karar tarihi itibariyle geçerliliklerini korusalar da bu markaların hükümsüzlüğü için dava açtıklarını ve bu davaların devam ettiğini, mahkemece bu husus gözetilmeden haksız biçimde davanın reddine karar verildiğini, uzman bilirkişilerden, taraf iddialarını değerlendiren bir rapor alınmadan hüküm tesis edilmesinin de doğru olmadığını, müvekkilinin \"...\" markasının gerçek hak sahibi olduğunu, davalı ... adına tescilli, redde mesnet markaların kötü niyetli olarak tescil ettirildiklerini, müvekkiline ait \"...\" markasının tanınmış bir marka olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, eldeki davanın, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkin olduğu, bu tür davaların YİDK karar tarihi itibariyle geçerli bulunan hukuki duruma göre çözümlenmesinin gerektiği, her ne kadar davacı tarafça, redde mesnet markalara karşı dava açıldığı belirtilmiş ise de YİDK karar tarihi itibariyle redde mesnet markalar hakkında verilmiş bir hükümsüzlük kararı olmadığından, davacının bu iddiasının yerinde bulunmadığı, buna göre \"... ...\" ibareli başvuru ile redde mesnet \"...\" ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira taraf markalarının asli unsurunun \"...\" kelimesinden oluştuğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, davacı vekilinin bilirkişi raporu alınmadan karar verilmesinin doğru olmadığı yönündeki istinaf itirazının da yerinde bulunmadığı, öte yandan davanın niteliği gereği davacı tarafın gerçek hak sahipliği, markasının tanınmışlığı ve redde mesnet markaların kötü niyetli olduğu yönündeki iddialarının işbu davada tartışılmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/01/2025 <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e36efd8427c200a8","SID":"8281aecfbca7bf44"}}