{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2025/51 Esas  - 2025/38 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/51 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/38<br><br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/09/2024 <br>NUMARASI\t\t: 2024/655 Esas (Ara Karar)<br>İHTİYATİ TEDBİR <br>TALEP EDEN DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>TALEP EDİLEN <br>DAVALI\t:<br><br>DAVA\t: Menfi Tespit<br>TALEP\t: İhtiyati Tedbir <br>TALEP TARİHİ\t: 12/09/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 30/01/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 30/01/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki menfi tespit  davasında mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. <br>\tTALEP<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya ait hesap üzerinden 27/04/2024 tarihinde davalı banka nezdinde 250.000,00 TL tutarında kredi kullanıldığını, söz konusu kredinin kendisine ait hesapta bulunan 17.000,00 TL ile birlikte 3 parça halinde ... adına kayıtlı başka banka hesabına havale edildiğini, davacının bu kredi kullanımına ilişkin bilgisinin bulunmadığını, davacının bu kredinin kullanımından dolayı mağduriyet yaşadığını, bu nedenle yaklaşık ispat kuralı gereğince davacı aleyhine uygulanması muhtemel bloke, tahsilat ve tüm ödeme işlemlerinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece 16/09/2024 tarihli ara karar ile ; davacı vekili dava dilekçesinde müvekkili aleyhine uygulanması muhtemel bloke, tahsilat ve tüm ödeme işlemlerinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş olmakla, dava dilekçesi ekindeki delillere göre HMK 389 ve devamı maddeleri uyarınca aranan yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği anlaşılmakla dosya kapsamına sunulan kanıtlar dikkate alınarak ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbirin reddine ilişkin 16/09/2024 tarihli ara  ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı 0032315784 müşteri numarasıyla davalı bankanın müşterisi olduğunu, 01/08/2024 tarihinde davalı banka nezdindeki kendisine ait hesabından para çekmek istediğinde hesabında hiç para bulunmadığını fark ettiğini ve davalı banka ile irtibata geçtiğini, yapılan görüşme ve araştırma neticesinde kendisine ait hesap üzerinden 24/07/2024 tarihi saat 16.03'te 250.000,00TL tutarında kredi kullanıldığını, söz konusu kredinin yine kendisine ait mevduat hesabına aktarıldığını, mevduat hesabında kendisine ait olan 17.000,00TL ile birlikte toplamda 267.000,00TL'nin 25/07/2024 tarihinde üç parça halinde ... adına kayıtlı ... Bankası AŞ nezdinde yer alan ... IBAN numaralı hesaba EFT ile gönderildiği tespit edildiğini, davacının yaşamış olduğu mağduriyet yalnızca kredi tutarıyla değil bu tutara işleyecek faiz, masraf ve ferilerini de kapsadığını, bu anlamda bilgisi ve onay dışında gerçekleştirilen haksız ve suç teşkil eden kredi kullanıma ilişkin olarak davacının sorumlu tutulmasının davacının haklarını zayi ettiğini, belirtilen kredi başvurusu, kredinin kendi mevduat hesabına aktarılması ve sonrasında ise ...'a ait hesaba EFT ile gönderilmesi işlemlerinin hiçbirini davacının gerçekleştirmediğini, ancak tüm bu belirtilen işlemlerin davacı adına kayıtlı hesaptan yapılmış olması sebebiyle davacı, halihazırda şu an davalı bankaya karşı borçlu durumunda olup kendi başvurmadığını ve  kullanmadığı kredinin de ödeme günü gelmiş olması nedeniyle mağduriyet yaşadığını, mahkemece yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi hukuka aykırılık teşkil ettiğini, Yargıtay kararlarının da ihtiyati tedbir kararının verilmesi için haklılık hususunda tam haklılık değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı görüşünde olduğunu, nitekim yapılan yargılamada da verilecek olan ihtiyati tedbir kararı bu kapsamda değerlendirilmesi gerekirken bu husus gözetilmediğini bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tTalep; ihtiyati tedbirin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. <br>\tİstinaf incelemesinin yapılabilmesi için usulüne uygun olarak görevli ve yetkili mahkemece verilen bir ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı bulunması gerekir.  <br><br>\tHMK'nun 390. madde hükmü kesin ve emredici niteliktedir. Bu nedenle mahkeme tarafından re'sen dikkate alınmalıdır. İhtiyati tedbir talep edildiğinde öncelikle uyuşmazlıkta mahkemenin görevli ve yetkili olup olmadığı hususu (yargı yolu yönünden de) incelenmelidir. Görevli olmayan ya da kesin yetkinin söz konusu olduğu hallerde yetkisiz mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilmiş olması halinde mahkemece bu talep re'sen usulden reddedilecektir (Adem Albayrak, 6100 Sayılı HMK'ya göre Hazırlanmış Açıklamalı, Örnekli, İçtihatlı, Uygulamaya Yönelik İhtiyati Tedbir, Ankara 2017, s.16). <br>\tYargılamanın herhangi bir safhasında ihtiyati tedbir kararı veren mahkemenin daha sonra görevsiz ya da yetkisiz olduğunun anlaşılması üzerine görevsizlik ya da yetkisizlik nedeniyle usulden ret kararı verilmesi halinde mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına da karar verilmesi gerekir. Görevsiz veya yetkisiz mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı kaldırıldıktan sonra görevli ve yetkili mahkemece bu konudaki talebin yeniden değerlendirilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 22/01/2013 tarih ve 2012/13597 Esas 2012/688 Karar sayılı ilamında \"...  HMK 390. maddesine göre ihtiyati tedbirin, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edileceği gözetildiğinde tedbir kararının görevsiz mahkemeden talep edildiği ve verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin bu yoldaki belirlemesi doğrudur. Ancak  ihtiyati tedbir görevsiz mahkemeden istenmiş ve verilmiş bulunduğuna göre yine itiraz üzerine mahkemece görevsiz olduğu anlaşıldığına göre görevsizlik kararı verilmekle birlikte, görevsiz olarak verdiği ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına da karar verilmesi gerekirken  yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.\" ifadelerine yer verilerek bu hususa işaret edilmiştir (Mehmet Özdemir, Yargıtay ve İstinaf Uygulamasında Geçici Hukuki Korumalar, İhtiyati Tedbir, İhtiyati Haciz, Delil Tespiti, Ankara 2018, s.71 vd.). \t<br>\tYukarıda yapılan açıklamalar ışığında, ihtiyati tedbir talep eden davacının istinaf itirazlarının incelenmesine gelindiğinde; somut uyuşmazlıkta davacı yan davalı bankadaki hesabından bilgisi ve rızası dışında kredi kullandırıldığı iddiasıyla işbu menfi tespit davasını açmıştır. <br>\tDosya kapsamında yer alan davacı bankaya ait 17/09/2024 tarih , 2024-5035782 sayılı cevabi yazı ve ekindeki belgeler incelendiğinde; davacının hesabına tanımlanan kredinin tüketici kredisi olduğu görülmüştür.<br>\tBu durumda somut uyuşmazlık gözetildiğinde görevli mahkemece verilen bir ihtiyati tedbir talebinin reddi  kararı bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacının istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen karar, anılan iddia karşısında, usulüne uygun olarak görevli mahkemece verilen bir ara karar niteliği taşımadığından ihtiyati tedbir  talep eden davacının istinaf talebinin usulden reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,<br>\t2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından peşin yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı 427,60  TL ve istinaf karar harcı 1.169,40  TL olmak üzere toplam 1.597,00 TL'nin  talep edene iadesine,<br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda HMK'nın 362/f. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi.30/01/2025<br><br><br>Başkan-              Üye -                  Üye -                Zabıt Katibi -<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5cfc5b86f9d079e4","SID":"cc6e1b7f2c8cf8f1"}}