{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/1438 Esas  - 2025/46 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1438 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/46 <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t   ...<br>ÜYE\t\t: ...\t    ...<br>ÜYE \t\t: ...\t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t  ...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE  TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 29/06/2022<br>NUMARASI\t: 2022/187 Esas  2022/371 Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI <br><br>DAVA\t: Şirketin Feshi<br>DAVA TARİHİ\t: 14/03/2022<br><br>KARAR TARİHİ                : 30/01/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH          : 06/02/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki şirketin feshi istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik verilen karara karşı, davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA <br>   Davacı dava dilekçesinde özetle; ...nin, kendisi ve şirketin diğer ortakları ..., ... tarafından, 28/07/2017 yılında kurulduğunu, toptan sebze ve meyve satışı yapıldığını, kendisinin, davalı şirketin kuruluşunda 650.000-TL nakdi sermaye koyduğunu, şirketin %35 hissedarı olduğunu, şirket toplantılarına çağrılmadığını, şirket faaliyetlerinden haberdar edilmediğini, şirketin aktif ve pasifleri hususunda bilgilendirilmediğini, kendisine kar payı, maaş vb. bir ödeme yapılmadığını, şirkete ait işyerinde başka firmalara ait malların satıldığını, bilgi alma hakkının engellendiğini, şirketin borçlandırılarak içinin boşaltılması hususunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, hissedarı olduğu ve sermaye koyduğu şirketin içinin boşaltılarak zarar ettirilmesi, uzun süredir şirketten kar payı alamaması ile büyük zarara uğradığını belirterek şirketin feshi ile, yargılama süresince şirketin yönetimine kayyım atanmasına, yargılama sona erene kadar davalı şirket üzerine kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallarına, banka hesaplarına ve şirketin kamu kurumlarında yer alan hak edişlerine ve teminat mektuplarına ihtiyati tedbir konulmasına, şirket genel kurulunun mahkeme kararı ile toplantıya çağırılmasına, kayyım atanarak şirket işlemlerinin kayyım tarafından sürdürülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br><br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı cevap dilekçesinde özetle; şirketin 28/07/2017 tarihinde, her türlü sebze ve meyvenin komisyoncu sıfatıyla konsinye olarak toptan satışını yapmak veya hal içi tüccar sıfatıyla konsinye olarak toptan alım satışını yapmak amacıyla ..., ... ve davacı ... olmak üzere 3 ortak tarafından kurulduğunu, ilk 30 yıl için ...'nın, münferiden temsile yetkili müdür seçildiğini, şirket sermayesinin toplam 60.000-TL olduğunu, bu sebeple davacının şirketin kuruluşunda 650.000-TL nakdi sermaye koyduğu iddiasının gerçek olmadığını, yönetim kurulunun olağanüstü toplantı yapmasını gerektirir bir durum olmadığını, şirket defterleri incelendiğinde şirketin sürekli kâr durumunda olduğunun görüleceğini, davacının iddiasının doğru olmadığını, her ne kadar davacı, Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuş ise de hiç bir delile ya da somut bir duruma dayanılmadığından her defasında takipsizlik kararıyla karşılaşıldığını, hiç bir ortağa kar payı dağıtımı yapılmadığını, kayyım atanmasını gerektirecek hallerin oluşmadığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; uyuşmazlığın, davalı şirketin haklı sebeple feshi taleplerinin yerinde olup olmadığı hususlarında toplanmakta olduğu, tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafın, Ankara 10. Noterliğinin 23/01/2019 tarih 1368 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile olağanüstü yönetim kurulu toplantısı yapılmasını talep ettiği, müdürler kurulu toplantısına davetin müdürler kurulu başkanı tarafından yapılmakta olup müdür olmayan ortakların böyle bir toplantı talep haklarının bulunmadığı, davacı ortağın, genel kurul toplantılarına davet edilmesinin zorunlu olduğu, şirketin 2017 yılında tescil edildiği, genel kurul toplantısı yapmadığı, toplantıların yapılmaması durumunda, ortakların TTK'nın 410-411-412.maddeleri kapsamında hakları bulunup bu hakların tüketilmesi gerektiği, TTK'nın 614.maddesinde bilgi alma ve inceleme hakkının düzenlendiği, bu yolların tüketilmediği, davacının, davalı şirketin müdürü olmadığı, müdürlere özgü maaş, ikramiye gibi haklardan yararlanamayacağı, davalı şirketin genel kurul toplantısının yapılmadığı, kâr payı dağıtımı kararı verilmediği, uzun süredir kâr payı alınamaması fesih için haklı sebep oluşturabilecek ise de, bu iddiaya dayanılabilmesi için önce ortağın, haklarını tüketmiş olması, toplantı için TTK madde 411-412'deki hakların kullanılması, genel kurulda kâr payı dağıtılmaması kararı verilmişse bu karara karşı genel kurul karar iptali davası açılması gerektiği, koşulların oluşmadığı, bu iddiaların haklı sebep oluşturamayacağı, şirketin içinin boşaltılarak zarar ettirildiği iddia edilmiş ise de, ticari defterler ve dosya üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan rapor içeriği itibariyle  şirketin mali durumunun iyi durumda olduğu, içinin boşaltılarak zarar ettirildiği hususunun kanıtlanamadığı, şirkete ait  iş yerinde başka firmalara ait malların satıldığı iddiası ile bu durumunda fesih için haklı sebep oluşturduğu belirtilmiş ise de, davalı şirketin işletme konuları arasında komisyonculuğun da bulunduğu, bu iddianın şirketin işletme konusu ile uyumlu olduğu, fesih için haklı sebeplerin oluşmadığı, oluştuğu iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle; \" davanın reddine \" ilişkin karar verilmiş, karara karşı, davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı istinaf dilekçesinde özetle; şirketin haklı nedenle feshi koşullarının somut olayda oluştuğunu, şirketin kötü yönetildiğini, bilgi alma hakkının engellendiğini, olağan genel kurul toplantısına çağrılmadığını, kendisine kar payı ödemesi yapılmadığını, davalı şirkete Ankara 10. Noterliği'nden 23/01/2019 tarihli ihtarnamesini gönderdiğini, davalı tarafın ise, 04/02/2019 tarihli cevabıyla olağanüstü toplantı gerektirir bir durum bulunmadığını bildirdiğini, dava öncesi gerekli başvuru süreçlerinin böylece tüketildiğini, resmi kayıtlardaki sermaye dışında pek çok masraf yaptığını, dükkan için hava parası olarak 1.250.000-TL, dükkan devir işlemleri için 200.000-TL, yaptırılan kasalar için 500.000-TL ödediğini, diğer ortakların hiçbir masraf yapmadığını, bu nedenle olağanüstü toplantı talep hakkı bulunduğunu belirten ihtarname gönderdiğini, mahkemece, eksik inceleme ile karar verildiğini, şirketin kuruluşunda sermaye olarak 650.000-TL ödeme yaptığını, sermayenin 60.000-TL olmasının kabul edilmediğini, bilirkişi raporunda sözü edilen karlılık nedeniyle kendisine bir ödeme yapılmadığını, bunun göz ardı edildiğini, gerekçede işaret edilen haklarını ihtar göndererek kullandığını, kendisine kar payı verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, genel kurul kararı iptali istemeden de şirketin feshi istemli dava açılabileceğini, haklı nedenle fesih talebinin yerinde olduğunu, belirtilen yargıtay emsal kararları ile de talebinin yerinde olduğunu, TTK 614 maddesi gereği bilgi alma hakkının cevabi ihtarname ile kullandırılmadığının göz ardı edildiğini, şirketin olağan genel kurulunu her yıl yapması gerektiğini, genel kurul toplanmayarak ortakların şirkette söz sahibi olma hakkının engellendiğini, davalı şirketin, bilgisi ve rızası olmaksızın işletme konusu dışında mal sattığını, bu durumun güven ilişkisini ortadan kaldırdığının göz ardı edildiğini, tüm bu nedenlerin şirketin haklı nedenle feshi hali olarak kabulü gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, TTK' nın 636.maddesinin 3.fıkrasında, şirketin haklı nedenle feshi istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>Davacı; şirketin kötü yönetildiğini,  bilgi alma hakkının engellendiğini, olağan genel kurul toplantısına çağrılmadığını, olağanüstü toplantı talebinin kabul edilmediğini, kar payı dağıtılmadığını, şirketin faaliyet konusu dışında mal satışı yaptığını, şirket için çok fazla masraf yaparak 650.000-TL sermaye koyduğu için olağanüstü toplantı talep hakkının bulunduğunu, ihtar çekerek tüm süreçleri tükettiği iddiasıyla şirketin, haklı nedenle feshi ve kayyım atanması istemiyle elde ki davayı açmış, Davalı; şirketin, kar elde ettiğini, davacının, olağanüstü toplantı talep hakkı bulunmadığı gibi kar payı dağıtımının henüz yapılmadığını, sair iddiaların hiçbirinin yerinde olmadığın savunarak davanın reddini dilemiş, Mahkemece; yasal koşullar bulunmadığı gibi şirketin haklı nedenle feshini gerektirecek koşulların oluştuğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı, davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>Dosya kapsamında toplanan delillerden; davalı şirketin sermayesinin 60.000-TL olduğu, 27/07/2017 tarih, 2 nolu yevmiye ile sermayenin 1/4 ü olan 15.000-TL nin, ...  Bankasına sermaye taahhüdünün yerine getirilmesi amacı ile ... 5.250-TL, ... 5.250-TL, ... ise 4.500-TL olmak üzere 15.000-TL olarak yatırıldığı, kalan sermaye tutarı olan 45.000-TL'nin ise, 10/11/2017 tarih, 89 yevmiye numarası ile ... Bankasına ..., 15.750-TL, ... 15.750-TL, ... ise 13.500-TL olmak üzere yatırılarak sermayenin tamamının ortaklar tarafından karşılandığı görülmüş, davacının, şirkete 650.000-TL sermaye koyduğuna ilişkin iddiasını ispatlayamadığı, buna yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.<br>   Davalı şirkete ait mali tablolar, ticari defter kayıtları ile mizanlar incelenerek düzenlenen denetime elverişle bilirkişi raporlarına göre;  şirketin kuruluşundan itibaren ticari bilanço karının olduğu, 2021 yıl sonu itibariyle ortaklara kar dağıtımının yapılmadığı, borca batık bir durumunun olmadığı, ortaklar cari hesaplarının yok denecek kadar az kullanıldığı, davacının, dava dilekçesinde iddia ettiği 650.00,00 TL nakdi sermaye, 1.250.000-TL hava parası, 200.000-TL masraf, 500.000-TL sebze- meyve kasası yapımı için yapıldığı ileri sürülen ödemelere ait kayıtlara rastlanılmadığı, ayrıca davalı şirket ortaklarının iddialarında belirtilen davacı ortağa ait hissenin devri için davacıya, 335.000-TL ödeme yapıldığına dair de her hangi bir kayda rastlanmadığı, 2021 yıl sonu mizanında ortaklar cari hesaplarının bakiye vermediği, ancak dönemsel olarak vergi borçlarının 760.171,20-TL olarak en son yapılandırıldığı anlaşılmakta olup davacının, masraflar ile nakdi sermayeye ilişkin iddialarının ticari defter ve kayıtlar itibariyle de kanıtlanamadığı, bu yöne ilişkin istinaf istemlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.<br>  Davacının, davalı limited şirketin ortağı olduğu ve şirket yönetiminde yer almadığı hususunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. TTK'nın 636.maddesinin 3.fıkrasında hükmünde “Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.” düzenlemesine yer verilmiş olup bu hükmün uygulanabilmesi için “şirketin feshini haklı gösterecek ölçüde” etkili bir haklı sebebin var olduğunun davacı tarafından ispatlanmış olması gereklidir. Öğretide haklı sebep kavramı “Genel bir ifadeyle ortaklığın devam etmesi, doğruluk ve güven kurallarına göre dava açan ortaktan/ortaklardan beklenemiyorsa, haklı sebep gerçekleşmiş demektir…. \" olarak tanımlanmaktadır. <br>\t Davacı, somut olayda haklı sebeplerin gerçeklemiş olduğunu iddia etmiş, bu iddiasına ise, şirket toplantılarına çağrılmadığını, şirket faaliyetlerinden haberdar edilmediğini, şirket aktif ve pasifleri hususunda bilgilendirilmediğini, bilgi alma hakkının engellendiğini, kendisine maaş vb. bir ödeme yapılmadığını, uzun süredir şirketten kar payı alamadığı, şirketin içinin boşaltılarak zarar ettirildiği, şirkete ait işyerinde başka firmalara ait malların satıldığı gerekçelerini dayanak olarak göstermiştir. Yargıtay’ın fesih davalarına ilişkin yerleşik uygulamasında, feshin ancak “son çare” ise uygulanabileceği hususunun benimseyerek ortağın, öncelikle Kanun’dan doğan haklarını kullanması gerektiği, bu haklarını tüketmeden şirketten ayrılma ya da şirketin feshini talep edemeyeceği yönündedir. Şirketin feshini haklı kılacak haklı sebeplere;  şirketin işletme konusunun imkansız hale gelmesi, işletme konusuna ulaşılması, mali açıdan sürekli olarak şirketten yeterli verimin elde edilememesi ve ek sermaye konulsa bile bu verimsizliğin devam edecek olması, ortaklar arasında çıkan ve limited şirket işleyişini felç edecek nitelikte anlaşmazlıklar, örneğin bir ortağın, diğer ortağı şirkete sokmaması, şirket ofisinin kilitlerini değiştirmesi, çoğunluğa sahip ortağın azınlıkta kalan ortağı şirket işlerinden dışlaması, kötüniyetli olarak kar payı dağıtmama kararı almaları gibi durumlar örnek verilmektedir <br> Davacı, Ankara 10. Noterliği'nin 23/01/2019 tarih 1368 yevmiye numaralı  ihtarnamesi ile olağanüstü yönetim kurulu toplantısı yapılmasını talep etmiş olup davacının, “yönetim kurulu toplantısı” kavramından, müdürler kurulu toplantısını kastettiği anlaşılmaktadır. Müdürler kurulu toplantısına davet müdürler kurulu başkanı tarafından yapılmaktadır; müdürlerin de müdürler kurulu başkanından toplantı yapılmasını talep etme hakları bulunmaktadır; ancak müdür olmayan ortakların böyle bir toplantı talep etme hakları bulunmamaktadır (TTK m. 392.7: Her yönetim kurulu üyesi başkandan, yönetim kurulunu toplantıya çağırmasını yazılı olarak isteyebilir. ). Davacı müdür olmadığı için müdürler kurulu toplantısına katılması ve çağrılması söz konusu olmayacaktır. Davacının, buna yönelik istinaf istemi yerinde değildir.<br>\tÖte taraftan davacı, ortak sıfatını haiz olduğundan, genel kurul toplantılarına davet edilmesi zorunludur. Ancak Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarından şirketin 2017’de tescil edildiği ve hiç genel kurul toplantısı yapmadığı sabittir. Bu itibarla davacının, yapılmış bir genel kurul toplantısına davet edilmemiş olduğu iddiası ile buna yönelik istinafı yerinde değildir. <br>\tŞirketin TTK m. 409 uyarınca her yıl genel kurul toplantısı düzenlenmesi zorunludur; toplantıyı düzenleme görevi kural olarak müdürdedir; dava konusu olayda olduğu gibi bu toplantıların yapılmaması halinde ortakların TTK m. 411-412 hükmü uyarınca genel kurulu toplantıya çağrılması için hakları bulunmaktadır. TTK m. 411-412’den doğan bu haklarını tüketmemiş olan ortakların, “genel kurulun toplanmıyor olması” gerekçesiyle fesih için haklı sebebin varlığını ileri sürebilmeleri mümkün değildir .Anılan durum, her yıl genel kurula çağrı görevini yapmamış olan müdürün, haklı sebeple azli davası açısından \"haklı sebep\" olarak değerlendirme konusu yapılabilirse de, herhangi bir organ eksikliği yaşamamış, faaliyetlerini sürdürmeye devam eden bir şirket açısından \"fesih\" için haklı sebep olarak değerlendirilemez.\t<br>\tOrtakların genel kurul toplantısı için TTK m. 411’e göre müdüre başvurma hakları bulunmaktadır. TTK madde 411/1 hükmüne göre, \" Sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahipleri, yönetim kurulundan, yazılı olarak gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek, genel kurulu toplantıya çağırmasını veya genel kurul zaten toplanacak ise, karara bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını isteyebilirler. Esas sözleşmeyle, çağrı hakkı daha az sayıda paya sahip pay sahiplerine tanınabilir.\". Davacının, Ankara 10. Noterliği'nin 23/01/2019 tarih 1368 yevmiye numaralı  ihtarnamesinin bu yöndeki hakkını kullanmak amacıyla yapıldığı kabul edilse bile, davacının bu hakkını tüketmediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Şöyle ki TTK m. 412’ye göre: “Pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemleri yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi karar verebilir.”<br>\tYukarıda belirtilen hükümde de açıkça belirtildiği üzere, müdürün, ortağın genel kurul toplanması talebini yerinde bulmadığı ya da sessiz kalarak reddettiği durumlarda ortağın mahkemeye başvurması gereklidir.  Somut olayda, davacının ihtardan üç yıl geçmiş olmasına rağmen böyle bir talepte bulunmamış olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla davacının TTK m. 411-412’den doğan hakkını tüketmediği, bu itibarla da anılan gerekçeyle haklı sebep iddiasında bulunamayacağı değerlendirilmiş, buna yönelik istinaf isteminin reddi yerinde görülmemiştir.<br>\tDavacının, “şirket faaliyetlerinden haberdar edilmediğini, şirket aktif ve pasifleri hususunda bilgilendirilmediği, bilgi alma hakkının engellendiği” iddiasına gelince; Limited şirkette ortakların bilgi alma ve inceleme hakları bulunmaktadır. TTK m. 614’e göre: “(1) Her ortak, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebilir ve belirli konularda inceleme yapabilir. (2) Ortağın, elde ettiği bilgileri şirketin zararına olacak şekilde kullanması tehlikesi varsa, müdürler, bilgi alınmasını ve incelemeyi gerekli ölçüde engelleyebilir; bu konuda ortağın başvurusu üzerine genel kurul karar verir. (3) Genel kurul, bilgi alınmasını ve incelemeyi haksız yere engellerse, ortağın istemi üzerine mahkeme bu hususta karar verir. Mahkeme kararı kesindir.” Ancak hükmün lafzından da anlaşıldığı üzere (“isteyebilir”, “yapabilir”), bunun için söz konusu hakkın ortak tarafından kullanılmış olması ve usulüne uygun şekilde talepte bulunulmuş olması gerekir.<br>\tEğer genel kurul toplanmamışsa, bu durumda bilgi alma hakkını kullanmış ortağın, genel kurulun toplanması için TTK m. 411-412 hükmü uyarınca girişimlerde bulunması gerekmektedir (Şener, Oruç Hami: Yargıtay Kararları Işığında Limited Ortaklıklar Hukuku, Ankara: Seçkin 2017, s. 515). Ortağın, genel kurul aracılığıyla da bilgiye ulaşılamadığı durumda ise mahkemeye başvurabilmesi ve bilgi alma hakkını mahkeme kararı ile kullanabilmesi mümkündür. Üstelik şirketin, ortağa makul bir talebe rağmen bilgi vermemesi dahi, söz konusu haklar (ihtar çekilmesi, genel kurulun toplanması için girişimde bulunulması, genel kurulda soru sorulması, genel kurulda reddedilme halinde dava açılması şeklinde) tüketilmesine rağmen, ancak “süreklilik kazanmışsa” haklı neden sayılmaktadır. (Yargıtay 11. HD, 22/06/2016E., 2015/9114K.)<br>Somut olayda; davacının, müdüre ve şirkete ihtar çekerek belirli bir tarih aralığında şirket defterlerini inceleme isteğini iletmesi, genel kurul toplantısı yapıldığında soru sorması, genel kurul toplantısı yapılmadığı durumlarda önce toplantının yapılması için TTK'nın 412. maddesi uyarınca girişimde bulunması gibi haklarını tüketmesi gerekir. Bu haklarını tüketmemiş olan ortağın, anılan haklarını kullanamadığı gerekçesiyle şirketin feshini talep edebilmesi için haklı sebebin gerçekleşmediği açıktır. Bu iddia yönünden de mahkeme kabulü isabetli olup davacı istinafı yerinde değildir.<br>Davacının, “kendisine maaş vb. bir ödeme yapılmadığı” iddiasının incelenmesinde; Limited şirkette ortakların şirket genel kurulunda kar payı dağıtılması kararı verilirse kar payı alacakları doğmakta olup ancak bunun dışında şirketten bir gelir elde etmeleri, bir maaş almaları söz konusu değildir. Dava konusu olayda davacı, müdür olmadığından, müdürlere özgü maaş, ikramiye gibi haklardan yararlanamayacağı açık olup ortak sıfatıyla şirketten herhangi bir maaş talep edebilmesi mümkün değildir.  Davacının “uzun süredir şirketten kar payı alamadığı” iddiasına gelince; Limited şirkette ortakların şirket genel kurulunda kar payı dağıtılması kararı verilirse kar payı alacakları doğmaktadır. Somut olayda davalı şirketin genel kurulu toplanmadığı ve kar payı dağıtım kararı vermediğinden, davacı da dahil olmak üzere hiçbir ortağı için kar payı alacağı doğmamıştır. Davacının, bu hususlara ilişkin talepleri de yerinde görülmemiştir.<br>                  Şirketin içinin boşaltılarak zarar ettirildiği ve şirkete ait işyerinde başka firmalara ait malların satıldığı iddiasına gelince; bilirkişi raporları kapsamına göre, davalı şirketin işletme konuları arasında komisyonculuk da bulunmakta olup \"Komisyonculuk\", TBK m. 532’ye göre: “Alım veya satım komisyonculuğu, komisyoncunun ücret karşılığında, kendi adına ve vekâlet verenin hesabına kıymetli evrak ve taşınırların alım veya satımını üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmaktadır. Niteliği gereği komisyoncu şirket, kendi adına, başkası hesabına hareket ederek başkalarına ait malların satılmalarına aracılılık eden bir tacir yardımcısıdır. Bu itibarla somut olayda bu iddianın şirketin işletme konusu ile uyumlu olduğu kabul edilmelidir. Bilirkişi raporlarında incelendiği üzere, şirketin mali durumunun iyi durumda olduğu hususu da  sabittir. <br><br>\tHaklı sebebin gerçekleştiği hususuna ilişkin ispat yükü davacıda olup somut olayda varlığı iddia edilen sebeplerin “şirketin feshi için” haklı sebep teşkil ettiği hususunun davacı tarafından usulünce ispatlanamadığı görülmektedir. O halde mahkemece, davanın reddi yönünde karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun, tüm yönlerden, yukarıda açıklanan gerekçelerle esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın, davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/01/2025<br><br>   Başkan- ...                Üye - ...                   Üye - ...                        Zabıt Katibi -...<br>    ...            ...     ...            ...<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"00a5104f89d4b644","SID":"a617774d5134917a"}}