{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/1414 Esas  - 2025/34 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1414 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/34<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 31/05/2022<br>NUMARASI\t: 2019/210 Esas 2022/402 Karar<br>DAVACI <br>DAVALI<br>DAVA\t: Tazminat<br>DAVA TARİHİ\t: 25/04/2019<br><br>KARAR TARİHİ\t: 30/01/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 06/02/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki  sigorta tazminatı  istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen karara karşı, davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>                       DAVA <br> Davacı; dava dışı ... Bank'dan kredi kullanarak ... plakalı aracı satın aldığı sırada, 12/07/2016 tarihinde araca aynı zamanda kasko sigortası da yapıldığını sonradan öğrendiğini, ancak öncesinde bilgisi olmadığından satın aldığı aracı dava dışı ... sigortaya kasko poliçesi ile sigortalattığını, 08/04/2017 tarihinde, aracının, trafik kazası sonucu hasarlandığını, aracın onarımının yapılması için dava dışı kasko sigortacısı ... sigortaya başvurduğunu ancak ... Sigortanın, zararın, ilk sigortayı yapan sigortacı tarafından karşılanması gerektiğini belirterek hasar ödenmesi talebini reddettiğini, bunun üzerine ... sigorta ile yaptığı poliçeyi iptal ederek zararının giderilmesi için bu kez ... bank şubesine başvurduğunu, ancak bankanın, bağlantılı olduğu davalı sigortayla tanzim edilen poliçeyi, hiçbir talebi olmadığı halde iptal yoluna başvurduğunu öğrendiğini, zararının karşılanması için 06/09/2017 tarihinde başvuru yaptığı halde ödeme yapılmadığını belirterek 33.272-TL tutarlı hasar bedelinin ihbar tarihinden işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br><br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı sigorta; davada ki talebin zamanaşımına uğradığını, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, davacının, aracının sigortalandığını bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, her ne kadar TTK hükümlerine göre müvekkili şirket tarafından yapılan sözleşme geçerli görülse de davacının, kaza sonrasında poliçe iptali ve prim iadesi için şirkete başvuruda bulunduğunu, bu nedenle geçerli bir sözleşme olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davalıya ait aracın, 08/05/2017 tarihinde karıştığı kaza sonrası hasarlandığı, toplam hasar bedelinin 33.272,10-TL olduğu, aracın dava dışı bankadan kredi kullanımı sırasında kasko sigortasının yaptırıldığı, davacının, daha sonra ... Sigorta nezdinde ikinci kez poliçe düzenlettiği, kaza sonrası dava dışı ... Sigortaya yapılan müracaatın reddedilerek ödemenin ilk poliçeyi düzenleyen davalı sigortaca yapılması gerektiğinin bildirildiği hususlarının tartışmasız olduğu, davalı sigortanın, davacının talebi ile poliçenin iptal edildiğini savunarak davalının kaşe ve imzası bulunan belge fotokopisi sunmuş ise de davacının, böyle bir talebi olmayıp sunulan belgedeki imza ve kaşenin de kendisine ait bulunmadığını savunması üzerine, belge aslının sunması için davalıya süre verildiği, yine belgenin aslının bankadan gönderilmesinin istenildiği, belge aslının dosyaya sunulamadığı, bu durumda poliçenin, davacı istemi ile iptal edildiği yönündeki iddianın ispatlanamadığı ve poliçenin geçerli olduğu sonucuna varıldığı, çifte sigorta halini düzenleyen TTK'nın 1467.maddesinin a ve b bentlerindeki onay verme ya da hakların devri halleri gerçekleşmediğinden,  aynı maddenin c bendi gereği ilk sigortayı düzenleyen davalı şirketin poliçesinin geçerli olduğunun kabulü gerektiği, bilirkişi raporunda; aracın marka ve modeli, piyasa rayici, maruz kaldığı darbelerin yerleri, değişen parçaların cinsi itibariyle değerlendirme yapılarak hasarlı  parça bedelinin 16.300- TL, işçilik bedelinin 1.487,50-TL olup toplam tazminatın 20.989,25-TL olması gerektiğinin belirlendiği, kasko genel şartlarının B3.3.4.maddesinde temerrütün eksper raporunun düzenlenmesi halinde 10 günün sonunda, her halükarda ise 45 gün sonunda oluşacağı düzenlemesi karşısında davacının tazminat talepli 06/09/2017 tarihli dilekçesinin, davalıya 11/09/2017 tarihinde tebliğ edildiği, bu süreye 45 gün eklendiğinde temerrüt tarihinin 27/10/2017 tarihi olduğu, davacı ve davalının tacir olmaları nedeniyle avans faizi talep edilebileceği gerekçesiyle; \" Davanın Kısmen Kabulüne, 20.989,25-TL'nin 27/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine,\" ilişkin karar verilmiş, karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu aracın,  davacı tarafından kullanılan kredi nedeniyle sigortalandığını, ancak davacının başvurusu ile aynı dönem için ... sigorta tarafından da sigorta poliçesi düzenlendiğinden çifte sigorta bulunduğunu, TTK hükümleri gereği ikinci sigorta geçersiz ise de, davacının, 11/04/2017 tarihli poliçe iptal talebiyle poliçenin geçerliliğinin sona erdiğini, ortada geçerli bir sigorta poliçesi bulunmadığını, söz konusu poliçe iptal belgesinin bizzat davacı tarafından hazırlandığını, ... sigorta ödeme yapmayınca elde ki davanın kötüniyetli olarak kendisine açıldığını, kaza tarihinde taraflar arasında geçerli bir poliçe bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, davacının ayrıca sigorta tahkime de başvuruda bulunduğunu, itirazları ile zamanaşımı ve husumet iddiaları da dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili, 06/08/2022 tarihli ek beyan dilekçesinde iddialarını tekrarla, davacının hesabına iadesi yapılan poliçe primine ilişkin (5240,80-TL) 17/04/2017 tarihli dekont örneğini  dosyaya sunmuştur.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; Çifte sigorta nedeniyle önceki Kasko sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>                     Hemen belirtmelidir ki; Çifte sigorta halini düzenleyen TTK'nın 1467. Maddesinde \" (1) Değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaat, sonradan aynı veya farklı kişiler tarafından aynı rizikolara karşı, aynı süreler için sigorta ettirilemez; sigorta ettirilmişse, sigorta ancak aşağıdaki hâl ve şartlarda geçerli sayılır: a) Sonraki ve önceki sigortacılar onay verirlerse; bu takdirde, sigorta sözleşmeleri aynı zamanda yapılmış sayılarak riziko gerçekleştiğinde sigorta bedeli, 1466 ncı maddede gösterilen oranda sigortacılar tarafından ödenir. b) Sigorta ettiren, önceki sigortadan doğan haklarını ikinci sigortacıya devir veya o haklardan feragat etmişse; bu takdirde, devir veya feragatin ikinci sigorta poliçesine yazılması şarttır; yazılmazsa ikinci sigorta sözleşmesi geçersiz sayılır. c) Sonraki sigortacının, ancak önceki sigortacının ödemediği tazminattan sorumluluğu şart kılınmış ise; bu hâlde önceden yapılmış olan sigortanın ikinci sigorta poliçesine yazılması gerekir; yazılmazsa, ikinci sigorta sözleşmesi geçersiz sayılır.\" hükümlerine yer verilmiştir.<br>Çifte Sigorta hükümlerine göre; önceki sigortacı olan davalı tarafından yapılan Kasko poliçesinin geçerli, dava dışı sonraki  sigortacı olan ... sigorta tarafından düzenlenen ikinci poliçenin ise geçersiz olup taraflar arasında bu hususta bir anlaşmazlık bulunmamaktadır. Dava konusu uyuşmazlık; önceki sigortacı olan davalı tarafından yapılan ilk poliçe iptalinin, davacı tarafından talep edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.<br> Somut olayda  TTK'nın 1467. Maddesinde düzenlenen  a ve b bentlerindeki onay verme ya da hakların devri halleri de gerçekleşmediğinden, buna ilişkin bir iddia bulunmadığından,  aynı maddenin c bendi gereği ilk sigorta sözleşmesini düzenleyen davalı şirketin poliçesinin kural olarak geçerli olduğunun kabulü gerekir. <br>Somut dosya kapsamında toplanan delillere göre; davacının, 08/04/2017 tarihinde gerçekleşen kaza nedeniyle zararın karşılanması için öncelikle dava dışı sonraki sigortacı olan ... sigortaya başvurduğu, bu sigorta tarafından, önce eksper raporu alındığı akabinde çifte sigorta bulunduğu tespit edilerek sözleşmenin geçersiz olduğundan bahisle davacı talebinin reddedilerek ikinci poliçenin de geçersizlik nedeniyle iptal edildiği anlaşılmaktadır. Sonraki sigortacının poliçeyi iptal etmesi sonrası, davacının, bu kez davalı ilk sigortacıya başvurduğu, onun da 12/07/2016 tarihli, aracın satın alınması sırasında düzenlenen 12/07/2016 - 12/07/2017 vade aralığına ilişkin poliçeyi, davacının 11/04/2017 tarihli iptal talepli dilekçesi bulunduğundan bahisle, 12/04/2017 tarihli zeyilname ile iptal ettiğini belirterek kaza tarihi itibariyle taraflar arasında geçerli bir sigorta sözleşmesi bulunmadığını savunarak davacı talebini reddettiği, aşamalarda ise, davacının imza inkarına esas incelemeler yönünden 11/04/2017 tarihli belge aslını sunamadığı gibi davacıya prim iadesi de yapıldığını ileri sürdüğü  anlaşılmaktadır.<br>Mahkemece, taraflar arasında, davacıya ait ... plakalı aracın, davalı tarafça kasko poliçesi kapsamında sigortalandığı halde, aynı dönem için yeniden bu kez ... sigorta tarafından sigortalandığı, bu hale göre çifte sigorta oluştuğu hususlarında uyuşmazlık bulunmayıp ikinci sigortanın geçersiz olduğu, TTK'nın 1467.maddesinin a ve b bentlerindeki onay verme ya da hakların devri halleri de gerçekleşmediğinden, aynı maddenin c bendi gereği ilk sigortayı düzenleyen davalı şirketin poliçesinin geçerli olduğu, denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü gerektiği,  arabuluculuk başvuru tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresinin de dolmadığına işaret edilerek yazılı olduğu üzere karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalının, davacı tarafından sigorta poliçesinin iptalinin talep edildiği hususunu ispat edemediğine, arabuluculuk başvuru tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin henüz dolmadığından 6325 sayılı Kanunun arabuluculuk sürecinin başlaması ve sürelere etkisini düzenleyen 16.maddesi ile dava şartı olarak arabuluculuğu düzenleyen 18/A maddesi  uyarınca mahkeme kabulünün isabetli olduğu anlaşılmakta olup davalının bu yöne ilişkin istinaf istemlerinin reddi gerekir.<br> Davalının, sunduğu istinaf ek beyan dilekçesi ekinde, davacıya iade ettiğini ileri sürdüğü kalan gün prim tutarı 5240,80-TL'ye ilişkin 17/04/2017 tarihli dekont örneğini ibraz ettiğini belirttiği görülmüş ise de; dekont başlıklı bu belgenin, davalı tarafından düzenlendiği, banka havalesi olmadığı anlaşılmaktadır. O halde bu dekont uyarınca davacıya prim iadesi yapıldığını ispat etme külfeti davalıya ait olmakla birlikte belgenin, davalı tarafından tek taraflı düzenlendiği, davacı şirket yetkilisi imzası ile belge altında sağ köşede yer alan imzaların çıplak gözle dahi benzerlik içermediği, basit yargılamada prim iadesine cevap dilekçesi kapsamında dayanılmayarak delillerin süresinde de ibraz edilmediği anlaşılmaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/02/2022 tarih ve 2021/(22)9-517 Esas 2022/152 Karar ve 2021/(22)9-518 Esas 2022/153 Karar sayılı ilamı).  O halde davalının, iptal talebi üzerine prim iadesi yapıldığı yönündeki savunmaları usulünce ispatlanamamış olmakla bu yönlere ilişkin tüm istinaf istemlerinin reddi gerekir.<br>\tDavacı taraf eksper raporu ve dava dışı firmanın düzenlediği faturalar kapsamında hasar giderilme bedeli olarak 33.272-TL talep etmiş ise de; alınan bilirkişi raporu gözetildiğinde, sunulan faturalarda kaza ile ilgili olmayan onarımlarında yapıldığı anlaşılarak aracın marka ve modeli, piyasa rayici, maruz kaldığı darbelerin yerleri, değişen parçaların cinsi itibariyle değerlendirme yapılarak hasarlı  parça bedelinin 16.300- TL, işçilik bedelinin 1.487,50-TL olup toplam tazminatın 20.989,25-TL olması gerektiğinin belirlendiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun gerekçeli ve denetime olanaklı tanzim edildiği anlaşılmıştır.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalıdan alınması gerekli olan 1.433,77 TL harçtan peşin alınan 359,7‬0 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.074,07‬ TL harcın, davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.30/01/2025<br><br>   Başkan-                Üye -                   Üye -                         Zabıt Katibi -<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d299f56db9d2b67b","SID":"f3dc5e1f3b02d402"}}