{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1562 <br>KARAR NO:2025/123<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:28/05/2024<br>NUMARASI:2023/806 Esas - 2024/414 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>KARAR TARİHİ:05/02/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile; Dava dışı sigortalı ... A.Ş.'nin Kartal/İstanbul adresindeki inşaat alanının müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, davalının güvenliğini yaptığı sigortalı şantiyede 07.03.2016 tarihinde ... A.Ş.'ne ait ve içerisinde çeşitli malzemelerin bulunduğu konteynırda ve prefabrik şantiyede, hırsızlık hadisesi gerçekleştiğini, şantiye girişinden 100 m ileride solda bulunan konteynırdan 1 adet kaynak makinesi, 1 adet taşlama makinesi, 1 adet delici hilti, 1 adet matkap, 1 adet çekiç, 1 adet kaynak makinesi, 1 adet kaynak maskesi, yaklaşık 50 metre uzunluğunda kablo, prefabrik şantiye binasının kapısı da zorla açılarak şantiye tesislerine monte edilecek 10 adet klimanın çalındığının görüldüğü, yapılan incelemede, konteynırın kapısının ve kilit kısmının levye türü sert bir cisimle zorlandığı ve kapının açıldığı, hırsızlık hadisesinin meydana geldiğinin anlaşıldığını, yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda meydana gelen olay neticesinde hasar tespiti yapıldığını, 3.030.94 -EURO hasar tespit edildiğini ve hasar bedelinin müvekkili şirket tarafından sigortalıya ödendiğini, sigortalı ile müvekkili şirket arasında mün'akit ve delil anlaşması mahiyetinde olan Sigorta Poliçesi Umumi Şartları ve Türk Ticaret Kanunun 1481. Maddesinin amir hükmüne göre müvekkili şirketin hasar bedelini ödedikten sonra sigortalısının haklarına halef olduğunu, davalı ... A.Ş, saha güvenliğini sözleşmede belirtildiği gibi sağlamak ve muhafaza etmekle yükümlü olup, sözleşmeye göre hatasından kaynaklanan bir zararın da kendileri tarafından giderileceğinin kesin olduğunu, bu nedenle yapılacak araştırma ve sunulu deliller doğrultusunda, dava konusu hasardan davalının kusur ve sorumluluğunun mevcut olduğunun tespit edileceğini beyan ile, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 3.030,94-EURO 'nin tazminatın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı  vekili cevap dilekçesi ile; ... tarafından anılan tarihte ya da öncesinde müvekkili Şirkete konuyla ilgili hiçbir bilgilendirme yapılmadığını, hiçbir talepte bulunulmadığını, projede görevli güvenlik görevlilerimizin de aynı şekilde bir bilgisi olmadığının tespit edildiğini, nihayet hasara konu hırsızlığın müvekkili şirketin hizmet verdiği görev alanının dışında olduğunu, müvekkili Şirket ile dava dışı sigortalı arasındaki \"geçici güvenlik hizmet sözleşmesi\"nin yalnızca \"... Sancaktepe/ İstanbul\" adresindeki inşaat alanını kapsadığını, bahse konu hasarın ise müvekkili şirketin görev alanı dışında bulunan inşaat alanı dışındaki kamp alanında (işçilerin barındığı, malzemelerin bulunduğu...) meydana geldiğinin görüldüğünü, bahsi geçen kamp alanında hasar tarihi itibariyle müvekkili Şirket tarafından herhangi bir güvenlik hizmeti verilmediğini, belirtilen alanda müvekkili şirketin herhangi bir güvenlik faaliyeti olmadığını, ifadesi alınan \"...\" adlı şahsın, hırsızlığın meydana geldiği kampta bekçilik yaptığını beyan ettiğini, adı geçen kişinin müvekkili şirket çalışanı olmayıp, hiçbir şekilde müvekkili şirket ile bir ilişkisi de bulunmadığını, ... kayıtları ile bu hususun rahatlıkla tespit edilebileceğini, tamamen dayanaksız ve haksız biçimde eksper raporunda, adı geçen şahsın güvenlik görevlisi olarak nitelendirildiğini, sonuç olarak müvekkili şirketin güvenlik hizmeti verdiği alanın dışında meydana gelen hasar sebebiyle hiçbir sorumluluğunun olmadığını, halefiyet ilkesi gereğince rücu şartları gerçekleşmediğini, davacının ileri sürdüğü maddi zarara ilişkin olarak zararını kanıtlayıcı fatura ve benzeri hiçbir yazılı delil ibraz etmediğini, dava dilekçesinde 3.030,94 EURO maddi tazminat talebinde bulunan davacının, işbu talebine ilişkin olarak açıklayıcı hiçbir yazılı delil ibraz edemediğini, davacının ödeme tarihinden itibaren faiz talebinin yersiz olduğunu, işbu davada uygulanacak faizin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden ibaret olduğunu beyan ile, öncelikle yetki itirazları doğrultusunda davanın reddini, aksi halde zamanaşımı ve diğer itirazlar doğrultusunda davacı tarafından açılan işbu haksız davanın ve taleplerinin reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KALDIRMA ÖNCESİ VE SONRASI KARARLARI İLE DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI:Mahkemece,\"Hasar davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısı ... AŞ. Adına 09/07/2015 - 07/09/2017 vadeli ... Sigorta Poliçesinin geçerli olduğu dönem içerisinde meydana gelmiştir. Poliçede 507 nolu kloz ve özel şart ile inaaşt/montaj malzemeleri, ekipmanları ve iş makinaları için hırsızlık teminatı verilmiştir. Yine özel şartlarda, malzemelerin depolandığı alanın etrafının çitle çevrilmesi ve 24 saat boyunca güvenlik/bekçi denetimi altında tutulması; yerine monte edilmemiş inşşat ve montaj malzemelerine ilişkin hırsızlık hasarlarının ödenebilmesi için ise bu malzemelerin kapalı yerde kilit altında, açık alanda ise etrafı dışarıdan girişi engelleyecek biçimde çevrilmiş ve bekçi korumaları yerlerde depolanmış olması öngörülmüştür.Hırsızlık fiiline konu ikinci konteyner ile ilgili olarak, poliçe özel şartlarında getirilen bu malzemelerin kapalı yerde ise de kilit altında tutma ödevinin sigortalı tarafından ifa edilmediği, yine bu konteynerdeki hırsızlığın genel şartlarda aranan kırma, delme, yıkma, devirme ve zorlamayla girilerek şekli ile ifa edilmediği, bu halde bilirkişi raporunda 1.nolu tabloda ilk yedi maddede kalan ekipmanın çalınmasının poliçe kapsamı dışında kaldığı ve davacı ...nin bu ekipmanlar için sigortalısına yaptığı ödemesi hatır ödemesi olduğu, fakat 4 adet klimanın bulunduğu konteynerin zorlama ile açıldığı hasarın 5030,86 Euro kısmının teminat kapsamında  olduğu anlaşılmıştır.Davacı ...'nin sigortalısına ödeme yaptığı, bu halde tenzili muafiyet değeri olan 2.500.€ düşüldüğünde, davacı ...'nin sigortalısına klimalar için yaptığı ödemenin (5.030,86.€-2.500.€=) 2.530,86 € luk kısmının poliçe özel şartları ile hırsızlık sigortası genel şartları kapsamında kaldığı ve davacı ... bu kısım için TTK1481 maddesine göre kanuni halef olduğu ve aktif husumet ehliyeti kazandığı, davalı güvenlik şirketinin, sigortalı ile aralarında sözleşmede belirtilen edimini gereği gibi yerine getirmediği ve hasarın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu,  2.530,86.€ luk bedelden sorumlu olduğu, temerrütün 25/10/2016 tarihinde gerçekleştiği, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı\" gerekçesiyle Davanın kısmen kabulü ile, 2.530,86 Euronun 25/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı kanunun 4a maddesi uyarınca kamu bankalarınca Euro cinsinden 1 yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanarak  (taleple bağlılık kuralı gereğince yasal faiz oranını geçmemek üzere) davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.  Verilen karar davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine dairemizin 04/10/2023 tarih 2023/1353 E. 2023/1383 K. Sayılı ilamı ;\"..Somut olayda; 08/03/2006 tarihinde hırsızlık olayın gerçekleştiği şantiye sahasının ön güvenlik tedbirlerinin alınması konusunda dava dışı sigortalı ... şirketi ile davalı şirket arasında 11/09/2015 tarihli Geçici Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi düzenlenmiş olup dava dışı sigortalıya ait ... Adresinde bulunan Şubesi içerisinde özel güvenlik izni çıkıncaya kadar geçecek sürede müşteriye ait malların, çalışanların, katılımcıların ve ziyaretçilerin huzur ve güven içinde bulunması, kötü niyetlilerin huzura, mala, cana olabilecek tecavüzlerinin, yasaların ve görevin ifası için tahsis edilen personel sayısı ve ekipmanların dahilinde caydırılarak ön güvenlik tedbirlerin tedbirlerin alınması kararlaştırılmış akabinde 12/11/2015 tarihli yenilenen sözleşme ile 11/09/2015 tarihli sözleşmesinden farklı olarak,  ... Adresinde bulunan ibaresinden sonra \" inşaatı halen devam eden yeni tesisin\" ibaresinin eklendiği görülmüştür. Davalı vekili gerek cevap gerek istinaf dilekçesinde, hırsızlığın müvekkili şirketin hizmet verdiği görev alanının dışında bulunan inşaat alanı dışındaki  kamp alanında, işçilerin barındığı, malzemelerin bulunduğu alanda meydana geldiğini iddia etmiş ise de gerek 11/09/2015 tarihli gerekse de yenilen 12/11/2015 tarihli sözleşmede, hizmetin ifa edileceği yerin, şantiye alanının tamamını kapsadığı, davaya konu çalınan klimaların bulunduğu prefabrik şantiye binasında bulunduğu tüm şantiye alanının tamamını kapsadığı anlaşılmıştır. Kaldi ki davalı şirketin İstanbul Valiliği'ne hitaben 19/04/2016 tarihli \" ... Sancaktepe İstanbul adresinde bulunan Samandıra şantiyesine verilen güvenlik hizmetinin 14/04/2016 tarihinde sonlandırıldığına\" ilişkin yazısından güvenlik hizmetin tüm şantiye alanı içerisinde ifa edildiği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Ancak, düzenlenen hizmet sözleşmesinde; davalı elamanların görevi, polis vb. Kolluk ve güvenlik kuvvetlerinin yetki alanlarının dışında kalan ön güvenlik tedbirlerini almak ve resmi görevlilerinin müdahalesi gerektiren konularda derhal en yakın resmi güvenlik kuruluşuna başvurmakla sınırlı olarak her vardiyada 2 özel güvenlik görevlisi görev yapacak şekilde genel toplamda 6 özel güvenlik görevlisi ile hizmet verileceği kararlaştırılmış olmakla hırsızlığın nasıl gerçekleştiği, davalı güvenlik şirketinin ve çalışanların kusurunun bulunup bulunmadığı hususunda bir araştırma yapılmadığı anlaşılmıştır.Dosyaya ibraz edilen şantiye alanında bekçilik yaptığını ifade eden ...'in  kolluktaki vermiş olduğu \" şantiye alanında bekçilik yaptığını olay günü 05.30 sıralarına kadar şantiye alanı içerisinde devriye attığını, daha sonra şantiye alanına gelen işçilerin kahvaltılarını yapmaları için  çay ocağına giderek çay ocağının fişini elektriğe takmak için bir süre şantiye alanından ayrıldığını, ardından kulübeye geçerek nöbetine devam ettiğini, daha öncesinde şantiye yetkililerine şantiyenin giriş ve çıkışlarında bulunan kapıların kapanmadığını ve güvenlikli olmadığını belirtmesine rağmen herhangi bir tedbir alınmadığını, aynı gün saat 06.00 sıralarında kulübede oturduğu sırada, şantiyenin çıkış kapısından sürücüsünü ve plakasını göremediği siyah renkli transporter model bir aracın çok hızlı bir şekilde şantiyeden çıktığını gördüğünü, ilk etapta bu aracın şantiyeye işçi getirdiğini düşünerek dışarı çıktığını ancak kimseyi göremeyince kulübeye geri döndüğünü, daha sonra 07.00 de mesaisinin bittiğini ve istirahate çekildiği sırada, saat 08.00 sularında kendisini aradıklarını ve şantiyede bulunan konteynırlar da hırsızlık olduğu söylendiği \" şeklindeki beyanda bulunduğu gönülmüştür.O halde, dosyadaki mevcut bilirkişi heyeti marifetiyle, gerektiğinde şantiyede bekçilik yaptığını ifada eden ...'in  refakata alınarak hırsızlığın gerçekleştiği mahalde keşif yapılarak hırsızlık olayın nasıl gerçekleştiği araştırılarak bekçi ...'in davalı çalışanı olup olmadığı, vardiya sırasında 2 güvenlik görevlisinin görev yapıp yapmadığı, sözleşmede kararlaştırılan ön güvenlik tedbirlerin ne şekilde alındığı, davalının hizmetin ifasında kusuru bulunup bulunmadığı, davalının da alması gereken tedbir ve önlemler olup olmadığı, hırsızlık olayında hangi tarafın ne şekilde önlem aldığı gözönüne alınarak tarafların kusur oranlarını belirleyen bir  ek rapor alınması ve oluşan kusur durumuna göre  doğan zarar tutarı belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği \" gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusun kabulü ile dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere kaldırma kararı verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararında sonra yapılan yargılama sonucunda mahkemece,\"Tanık ...'in dinlenmesi adresinin tespit edilememesi nedeniyle ve tarafların tanığı keşif günü hazır etmemesi nedeniyle mümkün olmamıştır. Dava konusu olayın İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı  Zamanaşımı Bürosu'nun 2016/43809 Soruşturma sayılı dosyası ile soruşturma konusu olduğu tespit edilmiş, soruşturma neticesinde failin tespit edilememesi nedeniyle soruşturma dosyasının daimi aramaya alınarak zamanaşımı bürosuna gönderildiği, daimi aramanın halen devam ettiği anlaşılmıştır. Mahkememizce yukarıda ortaya konulan 09/05/2019 tarih ve 2017/122 Esas ve 2019/525 Karar sayılı hükme karşı davacının istinaf talebinin bulunmadığı görülmüş, anılan hükmün miktar, temerrüt tarihi ve faiz oranı bakımından davalı nezdinde usulü kazanılmış hak teşkil ettiği anlaşılmıştır.Mahkememizce yapılan keşif sonucunda alınan (güvenlik uzmanı) bilirkişi raporunda aşağıdaki tespitler uyarınca istinaf ilamı doğrultusunda yapılan inceleme sonucunda davalının zararın gerçekleşmesinde kusurunun bulunduğu hususunda yapılan kaldırma ilamı öncesi tespitte bir değişikliğe gidilmesini gerektirecek başkaca delil tespit edilemediği, zira istinaf ilamının gereklerini yerine getirmenin aradan geçen süre, arazinin yapısının değişmiş olması, tarafların istenilen hususlara ilişkin hiçbir delil sunamamış olması, soruşturma dosyasında davalının savunmalarını destekler bir tespit bulunmaması dikkate alınarak mümkün olmadığı, mevcut delil durumu itibariyle hüküm tesisine gidilmesi gerektiği, davalının zararın gerçekleşmesinde kusurlu olduğu, bu noktada davalının kusursuzluğunu ispatlamakla mükellef olduğu, bu yönde bir delil ibraz edemediği, davalının hırsızlığın olduğu alanının kendi güvenlik sağladığı bölümün dışında gerçekleştiği itirazı olsa da, yukarıda ortaya konulan istinaf ilamında davalının bu yöndeki istinaf taleplerinin reddine karar verilerek anılan hususun usulen kesinleştiği, bu sebeple bu savunmaya itibar edilemeyeceği, yine kaldırma ilamı öncesinde alınan bilirkişi raporları uyarınca davalının zararın 2.530,86 Euro kısmından sorumlu olduğu, alacağa (istinafa konu edilmediğinden kesinleşmesi de dikkate alınarak)\" davanın kısmen kabulü ile 2.530,86 Euro'nun 25/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarınca euro cinsinden 1 yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanarak (taleple bağlılık kuralı gereğince yasal faiz oranını geçmemek üzere) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; hükümde tahsiline karar verilen yabancı para alacağının, karar tarihi itibariyle ... Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığı esas alınarak tarafımız lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, bu kurala uyulmadan yapılan vekalet ücreti hesabı doğru olmadığını, ayrıca yargılama gideri bakımından yerel mahkeme hatalı hesaplama yaptığını, şöyle ki; yerel mahkemenin 2017/122 Esas 2019/525 Karar Sayılı ilamında müvekkil şirket tarafından yapılan yargılama giderinin 2.889,50-TL olduğunu belirtmiş olup bu kararın Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılması sonrasında yerel mahkemece yapılacak işlemler için tarafımızca dosyaya 05/12/2023 tarihinde 1.912,35-TL keşif harcı ve 9.000,00-TL gider avansı olmak üzere toplam 10.912,35-TL yargılama gideri yatırıldığını, müvekkil şirket  tarafından bu dosya için kaldırma kararı öncesinde 2.889,50-TL ve kaldırma sonrası 10.912,35-TL olmak üzere toplamda 13.801,85-TL yargılama gideri yatırıldığını, yerel mahkemenin kararında bu miktar üzerinden kabul edilen kısım üzerinden hesaplama yapması gerekirken 9.026,19-TL üzerinde  hesaplama yapması hatalı olduğunu, bu nedenle  yerel mahkeme kararında vekalet ücretinin dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanması ve yargılama giderlerinin eksik hesaplanmış olması yerel mahkeme kararının, talep doğrultusunda vekalet ücreti ile yargılama giderleri yönünden düzeltilmesini talep etmiştir.Davalı vekili yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; dava dışı ... gerekli tedbirleri almadığından ve gerekli özeni göstermediğinden asli kusurlu olduğunu, bozma üzerine iade olunan dosyada yapılan keşifte BAM gerekçesinde belirtildiği şekilde bekçi ... keşif sırasında hazır bulundurulamadığı gibi müvekkil davalı çalışanı olup olmadığı da tespit edilmediğini, ... müvekkil şirket çalışanı olmayıp ... tarafından görevlendirilen bekçi olduğunu, ... tarafından görevlendirme bekçi ... isimli şahsa verildi ise bu durumda bekçinin yaptığı görev ve sorumluluk nedeni ile müvekkil şirket sorumlu tutulamayacağını, olayın gerçekleşmesinde müvekkilin çalışanı olmayan bekçinin, sigortalının ve taşeronlarının kusuru bulunduğunu,  hasara konu hırsızlık müvekkil şirketin hizmet verdiği görev alanının dışında olduğunu, Müvekkilin edimi 5188 sayılı Kanunun izin verdiği haliyle caydırıcı önleme faaliyeti olup müvekkil güvenlik şirketi sadece sözleşme kapsamında hizmet verdiğini, sözleşme kapsamında belirlenen görev ve talimatlar çerçevesinde ve sözleşmede belirtilen personel sayısı ile hizmet verilmekte olup ..., sözleşme kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz yerine getirmiş olup müvekkile kusur atfedilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkil davalı kusurlu olsa dahi dava dışı sigortalı ... ile kusur oranı yapılması gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, sigortalanan iş yerinde meydana gelen hırsızlık nedeniyle sigortalıya ödenen hasar bedelinin  6102 Sayılı TTK'nın 1472 maddesi uyarınca  rücuen tazmini istemine ilişkindir.Dosya kapsamından, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısı olan ... AŞ. adına düzenlenen 09/07/2015 - 07/09/2017 vadeli ... Poliçesi düzenlendiği, riziko adresinin, sigortalı ... şirketinin Samandıra' da bulunan inşaat alanı olduğu, 07/03/2016 tarihinde sigortalı inşaat alanında meydana gelen hırsızlık nedeniyle   sigortalıya yapılan  3.030,94 Euro ödemenin, hırsızlığın meydana geldiği yerde güvenlik hizmeti vermekle yükümlü davalı güvenlik şirketinin kusurlu olduğu  iddiasıyla rücuen tazmini amacıyla   işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Dairemizin kaldırma kararı uyarınca mahkemece, refakate alınan güvenlik uzmanı bilirkişisi ile mahallinde keşif yapılmış olup tanık ...'in, adresinin tespit edilememesi ve tarafların tanığı keşif günü hazır edememesi nedeniyle dinlenememiş, olayın gerçekleştiği tarihte şantiye olduğu ileri sürülen alanda hali hazırda ... şirketine ait hizmet binasının bulunduğu, olay yerinin olay tarihine nazaran değişmiş olduğu gözlemlenmiştir. Keşif sonrası güvenlik uzmanı bilirkişisinin sunmuş olduğu 26/01/2014 tarihli raporda özetle ; \"İnşaat alanı çevresi diğer bitişik yapım alanlarında tamamen ayrılmış yükseltili metal saç ile çevrili ... Caddesi'nden şantiye alanına tek giriş kapısı olan, olay günü giriş kulübesinde 1 kişi görevlendirildiği, bu kişinin kontrolü dahilinde dışarda gelen kişi ve araçların içeri alındığı, bunun dışında şantiye alanı giriş kapısı olmadığı kolluk tarafından düzenlenen ve dava dosyası içeriği ifadeler ve olay yeri basit krokide anlaşıldığı,Güvenlik Hizmet süreleri içerisinde 08.03.2016 tarihinde belirtilen şantiye alanı içerisinde hırsızlık olayı gerçekleştiği, belirtilen inşaat şantiye hizmet görev kapsam alanı iki taraf arasındaki  \"Geçici Güvenlik Hizmeti Sözleşmesinde\" açıklayıcı belirtilmediği yalnız sözleşmede 15.09.2015 tarihi itibaren özel güvenlik izni çıkıncaya kadar geçecek sürede müşteriye ait malların, çalınması, çalınanlarının katılımcılarının ve ziyaretçilerin huzur ve güven içinde bulunması, kötü niyetlilerin huzura, mala, cana olabilecek tecavüzlerinin, yasaların ve görevi ifası için tahsis edilen personel sayısı ile ekipmanların imkanları dahilinde caydırılarak ön güvenlik tedbirlerinin alınması yönde 12/24 vardiya sisteminde her vardiyada (2) özel güvenlik görevlisi görev yapacak şeklinde genel toplamda (6) özel güvenlik görevlisi ile hizmet verecek seklinde sözleşmede belirtildiği, 07.03.2016 tarihinde şantiye alanı içerisinde gerçekleşen hırsızlık olayında ... Şirketi sözleşmede belirtilen şartlara uygun şantiye giriş kapı noktasında 24 saat esasına uygun gereken önlem ve tedbir alacak şeklinde iki özel güvenlik personeli bulundurmadığı, olayın gerçekleştiği tarihi olan 19:00-07:00 saatler arası sözleşmeye aykırı şekilde şantiye giriş kapı görev yerini gece bekçisinin kontrolüne devrederek/bırakarak bu saatler arasındaki giriş kapısından personel görevlendirmemelerinden/ ihmallerinden dolayı dışardan gelen araçla şantiye alanını girerek hırsızlık olayının gerçekleştiren kişi /kişilere karşı gerekli önleyici tedbirleri almamaktan olayda davalı şirkettin görevi yapmaktaki eksiklik ve ihmali sonucu güvenlik hizmet kusurlarının olduğu \" yönünde görüş bildirmiştir.Somut olayda; şantiye alanında bekçililik yapan görgü tanığı ...'in adresi tespit edilememesi ve keşif günü hazır edilememesi nedeniyle dinlenememiştir. Meydana gelen hırsızlık olayında tarafların kusur durumu tam olarak tespit edilememiş ise de şantiye alanında bekçilik yapan...'in kolluktaki ifadesinden, şantiye sahasına giriş yapan sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen araç vasıtası ile hırsızlığın gerçekleştiği kanaatine varılmıştır. Nitekim çalınan malların niteliği bakımından araç olmadan hırsızlığın gerçekleşmesi mümkün görülmemektedir. Dosya kapsamı itibariyle Şantiye alanın çevresi diğer bitişik yapım alanlarında tamamen ayrılmış yükseltili metal saç ile çevrili ... Caddesi'nden şantiye alanına tek giriş kapısı olan, olay günü giriş kulübesinde 1 kişi görevlendirildiği, bu kişinin kontrolü dahilinde dışarda gelen kişi ve araçların içeri alındığı, bunun dışında şantiye alanı giriş kapısı olmadığı görülmüştür. Davalı vekili her ne kadar bekçi ...'in davalı şirket çalışanı olmadığını ileri sürmüş ise de tek girişi-çıkışı bulunan şantiye girişinde olay günü bekçi ... dışında görevli başkaca güvenlik çalışanı bulunmamaktadır. Oysa taraflar arasında düzenlenen hizmet sözleşmesinde; davalı elamanların görevi, polis vb. Kolluk ve güvenlik kuvvetlerinin yetki alanlarının dışında kalan ön güvenlik tedbirlerini almak ve resmi görevlilerinin müdahalesi gerektiren konularda derhal en yakın resmi güvenlik kuruluşuna başvurmakla sınırlı olarak her vardiyada 2 özel güvenlik görevlisi görev yapacak şekilde genel toplamda 6 özel güvenlik görevlisi ile hizmet verileceği kararlaştırılmıştır. Bu itibarla olay günü önleyici güvenlik tedbirinin 2 güvenlik görevlisi ile ne şekilde sağlandığı davalı tarafça ispatlanamaması, bilhassa şantiye sahasının konumu itibariyle tek-giriş kapısının bulunduğu alanda kontrol ve denetimin sağlanması konusunda güvenlik görevlisinin görevlendirilmemesi nedeniyle davalı şirketin gereği gibi hizmetin verilmemesinden dolayı meydana gelen hırsızlık olayında kusurlu bulunmuştur.Ancak,  zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde tatbiki gereken müterafik kusur, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Müterafik kusur indiriminin tatbik edilebilmesi için, her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilmesi gerekir. Buna göre; her ne kadar her vardiyada 2 özel güvenlik görevlisi görev yapacak şekilde genel toplamda 6 özel güvenlik görevlisi ile ön güvenlik tedbiri alınması konusunda dava dışı sigortalı ile davalı arasında güvenlik sözleşmesi imzalanmış ise de görev kapsamı açıklayıcı şekilde belirtilmemesi, her vardiyadaki 2 güvenlik görevlisinin güvenliği nerelerde, ne şekilde sağlayacağı konusunda açıklık bulunmadığı ( giriş kapısında araç kontrolü, devriye, kamera vs.), şantiye giriş-çıkışında bulunan kapıda gerekli tedbirlerin alınmaması nedeniyle dava dışı sigortalı işyerinin de ihmali nedeniyle müterafik kusuru bulunduğu gözetilerek olayın özelliğine ve  hakkaniyete uygun %30 oranında  kusur indirimi cihetine gidilmesi hukuka uygun olacaktır. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden dava konusu olayda oluşan hasar nedeniyle mahkemece tespit edilen ve istinaf konusu edilmeyen toplam 2.530,86 Euro'dan davacı sigortalısının %30 oranındaki müterafik kusuruna denk gelen 759,25 Euro'nun  tenzili ile bakiye 1.771,61 Euro üzeriden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken hukuki yanılgı ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.Davacı vekili istinaf nedeni olarak, hükmedilen yabancı paranın karar tarihindeki TL karşılığı dikkate alınarak vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.  Yargıtay 15.Hukuk Dairesi 20.02.2019 tarih 2018/3143 E 2019/698 K sayılı,Yargıtay 13.Hukuk Dairesi 04.12.2019 tarih ve 2016/23646 E 2019/12123 K sayılı ilamlarında \"yabancı para veya yabancı paranın Türk Lirası karşılığının tahsili amacıyla açılan davalarda vekâlet ücreti, yabancı paranın dava açıldığı tarihteki Türk Lirası karşılığına göre, ancak hüküm tarihindeki tarife hükümleri dikkate alınarak takdir edileceği\" belirtilmiştir. Aynı şekilde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.04.1993 tarih ve 1993/13-41 Esas 1995/145 Karar sayılı ilamı ile de \"yabancı para alacaklarında yabancı paranın dava tarihindeki ... Bankası efektif satış kuruna göre bulunacak TL karşılığı üzerinden ilam harcının alınacağı\"  benimsenmiştir.Gerek emsal Yargıtay kararları, gerek Hukuk Genel Kurulunun 1993/13-41 Esas 1993/145 Karar sayı ve 07.04.1993 tarihli kararında vurgulandığı ve gerekse Dairemizce de istikrarlı bir şekilde kabul edildiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre nisbi karar ve ilam harcının ve avukatlık ücretinin hesaplanması gerektiğinden davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davacı vekili diğer bir istinaf nedeni olarak; gider avansının hatalı hesaplandığını, kaldırma kararı sonrasında 1.912,35 TL keşif harcı ve 9.000,00 TL gider avansı olmak üzere toplam 10.912,35 TL yargılama gideri yatırıldığını ileri sürmüş ise de davacı tarafça yatırılan gider avansının tamamının harcanmamış olması ve karar sonrası istinaf aşamasında sarfedilen yargılama gideri de dahil yatırılan gider avansından 5.240,00 TL bakiye avansı kaldığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiş, dairemizce yeniden karar verilmekle ilk derece yargılamasında ve istinaf yargılamasında sarfedilen  yargılama giderleri hüküm altına alınmıştır.Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmediğinden esastan reddini, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ile HMK 353/1.b-2 madde uyarınca davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına,  karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE, HMK'nın 353/1-b.2 bendi uyarınca İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/806 Esas - 2024/414 Karar ve 28/05/2024 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,2-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1.771,61 Euro'nun 25/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarınca euro cinsinden 1 yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanarak (taleple bağlılık kuralı gereğince yasal faiz oranını geçmemek üzere) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,3-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (1.771,61 Euro x dava tarihindeki kur  4,0692 = 7.209,03 TL) üzerinden hesaplanan ve alınması gereken 492,44 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 212,84 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 279,60 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 212,84 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine bunun dışında davacı tarafça sarfedilen 36,00 TL başvurma ve vekalet harcı kaldırma kararı öncesi 2.700,00 TL bilirkişi ücreti, 153,50 TL posta gideri, kaldırma kararı sonrası 1.912,35 TL keşif harcı, 1.500,00 TL taksi ücreti, 2.500,00 TL bilirkişi ücreti, 21,50 TL posta ücreti olmak üzere toplam 8.823,35 TL yargılama giderinin kabul-red oranı ( 58,45) üzerinden hesaplanan 5.157,25 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça sarfedilen 100,00 TL yargılama giderinden kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 41,55 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi  uyarınca  7.209,03 TL (kabul edilen 1771,61 Euro'nun dava tarihindeki kur karşılığı) vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi  uyarınca 5.124,46 TL (reddedilen  1259,33 Euro'nun dava tarihindeki kur karşılığı)  vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine, İstinaf giderleri yönünden;1-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının hazineye gelir kaydına, alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davacı tarafça yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının hazineye gelir kaydına, alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davalı tarafça yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılan 1.169,40.TL istinaf başvurma harcı, 427,60 TL istinaf harcı ile 200,00 TL tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.797,00 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince iade edilmesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.05/02/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1d9427f7e1350c1c","SID":"0b37a281b9a3f1fb"}}