{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1660 <br>KARAR NO: 2025/87<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/06/2021<br>NUMARASI: 2017/1114 E. -  2021/782 K. <br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sigorta sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 01/10/2013 - 01/10/2014 dönemini kapsayan Taşınan Para Sigorta Poliçesi'nin düzenlendiğini, bu poliçe ile müvekkili şirket personeli tarafından taşınan altın ve paraların teminat altına alındığını, müvekkili şirketin altın bankacılığı departmanında çalışan ...'ün Bursa ilinde müvekkili şirketin anlaşmalı olduğu bankalardan topladığı 2 kilogram altını şirkete ait rafineriye getirirken 05/10/2013 tarihinde trafik kazası geçirdiğini, araçta bulunan yaklaşık 2 kilogram altının kimliği belirsiz şahıs ya da şahıslar tarafından kazadan sonra araçtan çalındığını, bu hususta başlatılan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/35450 soruşturma sayılı dosyasında müvekkili şirket çalışanı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, müvekkili tarafından derhal davalı ... şirketine hasar bildiriminde bulunulduğunu, davalı ... tarafından hasar dosyası açıldığını, müvekkili şirketin ilgili ilgisiz pek çok evrak ve bilgi talebi ile ödeme yapılacağı umudu ile oyalandığını, ancak tazminat ödemesi yapılmadığını, son olarak davalı şirkete Beyoğlu ... Noterliğinin 25/01/2017 tarihli, ... sayılı ihtarnamesinin 30/01/2017 tarihinde tebliğ edildiğini ve 74.569 USD'nin ödenmesinin talep edildiğini, ancak taleplerinin karşılanmadığını, meydana gelen zararın poliçe kapsamında olduğunu ileri sürerek, 69.560,00 USD'nin 30/01/2017 tarihinde itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; dava konusu talebin zaman aşımına uğradığını, zararın poliçe teminatı dışında olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün çelişkili beyanlarının mevcut olduğunu, kazanın tek taraflı olduğunu,  altınların 05/10/2013 tarihli kaza akabinde araçtan çalındığı iddiasının mesnetsiz olduğunu, çalınma olayının  iddia olunan kazada gerçekleştiğini ortaya koyan hiçnir somut belge bulunmadığını, poliçede sevkiyatların mesai saatleri içinde, kiralık araç veya şirket aracı ile yapılacağının kararlaştırıldığını,  mola ve konaklamaların teminat harici olduğunu, taşımanın sigortalı şirket aracı ile veya kiralık araç ile yapılması gerektiğini, ancak somut olayda taşımanın sigortalı şirket çalışanının özel aracı ile yapıldığını, gerçek zararının ispatının gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava, taşınan para sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. ...  Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; davacı tarafça, taşınan altınların çalınması nedeniyle oluşan maddi zararın davalıdan tahsilinin talep edildiği; davalı tarafça, istemin zamanaşımına uğradığı ve zararın teminat kapsamında olmadığı savunularak, davanın reddinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davalı yanın zamanaşımı itirazı bakımından; dava konusu zararın haksız fiil neticesinde meydana geldiği, işbu haksız fiilin Ceza Kanunu'na göre cezayı gerektiren bir fiili olduğu, bu nedenle uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği kanaatine varılmakla; Mahkememizin 16/04/2019 tarihli celsesinde uzamış ceza zamanaşımı süresi dolmadığından zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiştir. Somut olayda, davacı ile davalı arasında 01/10/2013 - 01/10/2014 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Taşınan Para Sigorta poliçesinin yapıldığı, poliçe için hırsızlık sigortası genel şartlarının uygulanacağının belirtildiği, poliçenin özel şartlarında taşımanın mesai saatleri içinde sözleşmeli ya da SGK'lı personeller ile yapılacağının kararlaştırıldığı, ayrıca 0 - 300.000 USD silahsız taşıma, 300.000 USD üzeri taşımalar için 1 silahlı 1 silahsız personel ve şirket aracı veya kiralık araç ile taşımanın yapılacağının belirtildiği, davacı şirket çalışanı ... tarafından 01-02-03-04/10/2013 tarihlerinde toplam 1.924,78 gram altının anlaşmalı bankalardan toplanıldığı, şirket çalışanının kendi beyanına göre şahsın 04/10/2013 tarihinde otobüs ile Bursa ilinden İstanbul iline geldiği, bir arkadaşının kendisini evine bıraktığı, oradan kayınvalidesinin evine geçtiği, ertesi gün 05/10/2013 tarihinde aracı ile malları teslim etmek üzere işyerine gitmekte iken trafik kazasının meydana geldiği, altınların da işbu kaza sonrasında araçtan çalındığının iddia edildiği, ancak dosya kapsamında yer alan savcılık dosyasında yer alan polis tutanaklarında buna ilişkin herhangi bir bilginin yer almadığı, altınların araçta olduğu hususunda davacı şirket çalışanı olan araç sürücüsünün beyanlarından başka dosyada mevcut herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, davacı şirket çalışının beyanlarının çelişkili olduğu, bu nedenle işbu beyanlara tek başına itibar edilemeyeceği, bu hali ile altınların mesai saatleri içerisinde taşınması sırasında çalınması suretiyle zayi olduğu iddiasının davacı tarafça ispat edilemediği kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamından tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda açıklandığı üzere Yasa ve Yargıtay İçtihatları gereğince ayrıntılı, detaylı inceleme yapılmış olup, yukarıda gerekçesi de yazılı olduğu üzere davanın reddine karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin çalışanlarından, ...'ün, Bursa ilinde müvekkilinin  anlaşmalı olduğu bankalarda topladığı 2 kilogram altını, şirkete ait rafineriye getirirken 05.10.2013 günü saat 09:30 sıralarında trafik kazası geçirdiği, çalışanın kullandığı araçta bulunan yaklaşık 2 Kg altının (1924,78 gr 22 ayar) kimliği belirsiz şahıs ya da şahıslar tarafından kazadan sonra araçtan çalındığının  dosya kapsamında deliller ile mevcut olduğunu, buna ilişkin trafik kazası tespit tutanağı, savcılık ifadeleri, şirket çalışanı tarafından kaza esnasında söz konusu altınların taşındığına dair yazılı belgeler, banka tarafından düzenlenen yazılı teslim tesellüm belgelerinin dosya kapsamında mevcut olduğunu, dosya kapsamında bunca belge ve delil var iken yerel mahkeme tarafından  davanın reddi ve gerekçesinin yerinde olmadığını, her ne kadar yerel mahkeme tarafından altınların mesai saatleri içerisinde taşınması sırasında çalınması suretiyle zayi olduğu iddiası ispatlanamadığı şeklinde yorum yapılmış ise de bunun yine dosya kapsamı ile çeliştiğini,  dosyada 3 ayrı bilirkişi raporu tanzim edildiğini, her bir bilirkişi raporunda sigorta poliçesi kapsamında olan altınların mesai saatleri içerisinde taşınması sırasında meydana gelen hasarlara ilişkin poliçe şartının sağlandığının tespit edildiğinin  açıkça görüldüğünü,  hatta 05.04.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda '' Poliçedeki, Yukarıda bahsi geçen sevkiyatlar, mesai saatleri içinde yapılacaktır Diyen özel şart hükmü, kanaatimizce ,sigorta konusu kıymetlerin teminat kapsamında olabilmesi için sevkiyatların genel kabul gören iş saatleri içinde yapılması gerektiğini, gece sevkiyatlarının teminat dışında kaldığını ifade etmektedir. Davalı ..., toplanan altınların bankalardan teslim alındığına dair teslim tutanaklarına göre aynı gün davacı şirkete teslim edilmediği, çalışanların zilyetliğinde tutulduğu bu yönüyle de hasarın mesai saatleri içinde yapılmadığını ifade etmektedir. Davalı ..., sevkiyatın mesai saatleri içinde yapılması şartını, toplanan altınların toplandığı gün işyerine teslim edilmesi gerektiği şeklinde yorumlamaktadır. Ancak poliçede, sigortalının topladığı altınları aynı gün içinde sigortalı işyerine sevki gerektiği hususunda bir şart bulunmamaktadır. Dava dosyasından hasara sebep olan kaza ve hırsızlığın gerçekleştiği sevkiyatın 05.10.2013 tarihinde gündüz mesai saatleri içinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Sigortalı çalışanın topladığı altınları aynı gün değil de ertesi gün işyerine teslim etmek üzere sevki, mesai saatleri dışında sevkiyat olarak değerlendirilemez..\" denildiğini,  bilirkişi raporunda da açıkça görüldüğü üzere  hem dava dosyası kapsamında hasara ve davalı ... şirketinin tanzim yükümlülüğüne sebep olan olayın kaza neticesinde gerçekleşen hırsızlık olayı ile gerçekleştiği dosya kapsamında sabit olduğunu hem de meydana gelen kaza ve hırsızlığın 05.10.2013 tarihinde saat 09:30 sıralarında meydana gelmiş olmasının mesai saatleri içerisinde sevkiyatın gerçekleştiğini ispatladığını, bu kadar açık ve hakkında ihtilaf olmayan konuda dahi yerel mahkemenin bu hususu hiçe sayarak davanın reddine karar vermesinin doğru olmadığını, dosya kapsamında özellikle kaza ile ilgili emniyet ifade tutanakları, savcılık ifade tutanakları ve savcılık dosyası incelendiğinde dava konusu olayda meydana gelen kaza neticesinde araçta bulunan altınların çalındığı ve buna ilişkin soruşturmanın yürütüldüğünün aşikar olduğunu, yine savcılık dosyasında ve hatta bizzat gerekçeli kararda bahsi geçen Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/35450 Esas sayılı dosyasında verilen ek kararda faili meçhul sanıklar hakkında daimi arama kararı verildiğini,  burada üzerinde durulması gereken hususun savcılık dosyasında hem kazaya uğrayan ve bizzat kendisinin taşıdığı altınlar çalınan müvekkili şirket çalışanı ...'ün şikayetçi olduğu, hem de müvekkili şirketin çalınan altınların sahibi olduğu dolayısıyla şikayetçi olduğu hususu olduğunu,  bu nedenle şirket çalışanı ...'ün bahse konu savcılık dosyasında müşteki / şüpheli konumunda yer aldığını, ancak yerel mahkeme kararında da bahsi geçen savcılık ek kararında şirket çalışanı ... hakkında takipsizlik kararı verildiği ve bununla birlikte altınların çalınması ile ilgili suç teşkil eden olay karşısında faili meçhul sanıklar hakkında daimi arama kararı verildiği net bir şekilde görüldüğünü, burada da görülmektedir ki savcılık soruşturma dosyasında dahi altınların çalındığı hususunun tespit edildiğini,  mahkeme bu hususu değerlendirirken kendisini ceza mahkemesi hakimi olarak gördüğünü,  davanın taraflarını da; müvekkil şirketi altınları çalınan şikayeti davalı ... şirketini de altınları çaldığı iddia edilen şüpheli olarak değerlendirdiğini, buna göre değerlendirme yaparak bir hüküm tesis ettiğini,  dava konusu sigorta tazminatı iken ve sigorta poliçesi şartları ve dava konusu olay net bir şekilde delilleri ile ispatlanmış iken yerel mahkemenin davacı şirket çalışanının ifadesinin  tek başına yeterli olmadığı gerekçesinin yalnızca yukarıda belirtildiği gibi davalı ... şirketinin altınları çaldığı iddiası ile suçlandığı bir ceza yargılamasında değerlendirilme imkanı bulabileceğini, ayrıca şirket çalışanına ait beyanların birbiri ile çelişkili olduğunu iddia eden yerel mahkemenin, ağır bir trafik kazası geçirmiş ve kaza anından sonra kendisini hastanede bulan şirket çalışanı ...’ün kaza travması yaşadığını ve bu nedenle bazı olayları sonradan hatırlayabileceğini dahi göz önünde bulundurmadığını, trafik kazalarından aylar sonra dahi insanların bazı şeyleri yeni yeni hatırlayabileceği hususu göz önünde bulundurulduğunda yerel mahkemenin hiçbir şekilde bu durumları göz önünde bulundurmadığının anlaşıldığını,  mahkemece, şirket çalışanı beyanlarından başka dayanak olmadığı ve beyanlarının çelişkili olduğundan bahisle  karar vermesine rağmen şirket çalışanını mahkemeye davet etmediğini,  kendisine bu çelişkileri sormadığını,  bu anlamda bir araştırma dahi yapmadığını, davacının haklılığının bilirkişi raporları ve tüm deliller ışığında ortaya çıktığını,  mahkemenin tüm bu delilleri, araştırmaları, tartışmaları,  iki bilirkişi heyeti raporunu ve  bir  ek raporunu hiçe saydığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taşınan para sigorta poliçesi uyarınca sigorta  tazminatının tahsili  istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili; davacıya ait 2 kilogram altının davacı çalışanı tarafından araçla taşınması sırasında meydana gelen trafik kazası sonucunda çalındığını, davalıya rizikonun bildirilerek tazminat isteminde bulunulduğunu, ancak davalının ödeme yapmadığını ileri sürmüştür. Davalı vekili ise; talebin zamanaşımına uğradığını,  hırsızlık olayının sabit olmadığını, altınların mesai saatleri dışında ve çalışana ait araçla taşındığını, bu sebeplerle   hasarın  teminat kapsamında olmadığını, zararın ispatlanamadığını savunmuştur. Taraflar arasında  01.10.2013-01.10.2014 tarihleri arasında geçerli olmak üzere taşınan para sigorta poliçesi düzenlendiği, poliçe ile davacı sigortalının para işleri ile görevli elemanlarınca  Türkiye sınırları dahilinde  iş yeri, banka, müşteri ve müesseseler arasında taşıtacağı para ve para ile ölçülebilen kıymetlerin bu yerlere teslimine kadarki süreye inhisar etmek üzere,  üçüncü şahıslar tarafından silahla tehdit veya tecavüz veya zor kullanmak suretiyle gasbı veya hırsızlığı, nakil için kullanılan aracın kazaya uğraması veya yanması neticesinde meydana gelecek kayıp ve hırsızlığı,  nakil sırasında zorunlu sebepler sonucu meydana gelecek kayıpların  sigorta örtüsü altına alındığı, poliçe limitinin 30.000,000 USD limitle sınırlı olduğu, her hasarda 5000 USD muafiyet  uygulanacağının, prim ve hasar ödemesinin USD olarak yapılacağının  belirtildiği,  poliçenin ''Özel Şartlar'' başlıklı  bölümünde, poliçe tahtında hırsızlık sigortası genel şartlarının hüküm ifade edeceğinin belirtildiği,  bunun yanında '' ... Yukarıda bahsi geçen sevkiyatlar, mesai saatleri içinde yapılacaktır.  Sigortalının memur ve mutemetlerinin, sigortalının hizmetinde iken yapacakları hırsızlıkları sigorta teminatı dışındadır. Mola ve konaklamalar teminat haricidir.'' ifadesinin yer aldığı, ayrıca ''  0-300.000-USD silahsız taşıma, 300.000- USD ve üzeri taşımalar için 1 silahlı + 1 silahsız personel ve şirket aracı veya kiralık araç ile yapılacaktır. Sözleşmeli personel veya SGK'ya bağlı personeller ile yapılmaktadır.''   düzenlemesinin yer aldığı görülmektedir. Mahkemece, altınların araçta olduğu hususunda davacı şirket çalışanı olan araç sürücüsünün beyanlarından başka dosyada mevcut herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, davacı şirket çalışanının beyanlarının çelişkili olduğu, işbu beyanlara tek başına itibar edilemeyeceği, bu hali ile altınların mesai saatleri içerisinde taşınması sırasında çalınması suretiyle zayi olduğu iddiasının davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık, davacının talebinin poliçe teminatı kapsamında kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır. TTK'nın 1409. maddesinde ''Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur. Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.'' hükmü düzenlenmiştir. Buna göre, sigorta sözleşmelerinde rizikonun gerçekleştiğini ispat yükü sigortalıda,  sigorta  sözleşmesinde öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü ise sigortacıya aittir.  Şu halde, davalı ..., sigorta sözleşmesinde öngörülen rizikolardan birinin meydana gelmesi halinde sorumlu olacaktır. Dosya kapsamında bulunan sevk irsaliyelerinden 01-02-03-04.10.2013 tarihlerinde davacı çalışanı ... tarafından Bursa ilinde Bankasya'dan  davacı adına yaklaşık  2 kilogram altının teslim alındığı, teslim tutanaklarında davacı çalışanı ...'ün imzası ve adının yer aldığı, adı geçen davacı çalışanının kendisine ait araçla  İstanbul ilinde 05.10.20213 tarihinde trafik kazası geçirdiği  anlaşılmaktadır. Davacının iddiası teslim alınan bu altınların trafik kazası sırasında çalışanın aracında bulunduğu ve çalındığı şeklindedir. İstanbul CBS'nin 2014/35450 sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığı görülmekte olup bu dosya kapsamında davacının çalışanı ...'ün kollukta alınan 3 ayrı ifadesi bulunmaktadır. Adı geçen çalışanın ilk ifadesinde altınlardan bahsetmediği, ikinci ve üçüncü ifadesinde altınların çalındığını kendisini ziyarete gelen çalışan diğer arkadaşından  öğrendiğini belirttiği, ayrıca, Bursa ilinden topladığı altınlar ile 04.10.2013 akşamı otobüsle İstanbula geldiğini, arkadaşının kendisini alarak evine bıraktığını,  evden arabasını alarak Bayrampaşaya kayın validesinin evine gittiğini, geceyi orada geçirdikten sonra sabah iş yerine yani davacı şirkete gitmek üzere aracı ile yola çıktığını ve kaza geçirdiğini belirttiği görülmektedir. Kaza sonrası müdahalede buluna polis memurlarının, çekici şoförünün, otopark görevlisi ile davacının diğer çalışanlarının  da ifadeleri alınmış olup bu ifadelerde ifade sahiplerinin araçta altın bulunduğuna dair bilgileri bulunmadığı, davacı çalışanlarının araçta otoparkta yaptıkları incelemede araçta altın bulamadıklarını beyan ettikleri  anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki poliçenin kapsamına bakıldığında,  bu poliçe ile davacı sigortalının para işleri ile görevli elemanlarınca  Türkiye sınırları dahilinde  iş yeri, banka, müşteri ve müesseseler arasında taşıtacağı para ve para ile ölçülebilen kıymetlerin bu yerlere teslimine kadarki süreye inhisar etmek üzere,  üçüncü şahıslar tarafından silahla tehdit veya tecavüz veya zor kullanmak suretiyle gasbı veya hırsızlığı, nakil için kullanılan aracın kazaya uğraması veya yanması neticesinde meydana gelecek kayıp ve hırsızlığı,  nakil sırasında zorunlu sebepler sonucu meydana gelecek kayıpların  sigorta örtüsü altına alındığı görülmektedir. Davacı çalışanının Bursa ilinden  topladığı altınları İstanbul ilinde davacıya teslimi süreci, sevk irsaliyelerine göre Bursa ilinde ilk teslim aldığı tarih olan  01.10.2013 tarihinde başlamış, daha sonra 02-03-04.10.2013 tarihlerinde de altınları teslim alarak devam etmiş,  04.10.2013 tarihinde Bursa'dan İstanbul'a gelmesi ve ertesi gün kendi aracıyla davacıya teslim için yeniden yola çıkmasıyla devam etmiştir. Davacı yanca  hırsızlık olayı esnasında altınların araçta olduğu ve  aracın kazası sonrası araçtaki altınların hırsızlık suretiyle çalındığı iddia edilmekte ise de gerek çalışan ifadeleri gerekse alınan diğer ifadelerden, hırsızlık olayının gerçekleştiğinin veya hırsızlığın çalışanın kazası sonrasında araçta meydana geldiğinin ispatlanamadığı, savcılık soruşturma dosyasında bu yönde bir tespitin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki davacı çalışanının Bursa ilinde topladığı anlaşılan altınların kaza sırasında araçta bulunduğuna dair bir delil de bulunmamaktadır. Buna göre, rizikonun gerçekleştiğini  ispatla yükümlü davacının, bunu ispatlayamadığı anlaşıldığından, Mahkemece davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur. Rizikonun gerçekleştiği davacı yanca ispatlanamadığından, poliçe özel şartlarında yer alan kazanın mesai saatleri içinde olup olmadığı, kiralık araçla veya şirket aracıyla olup olmadığı hususlarının tespitinin de  sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle bu yöndeki istinaf sebeplerinin de reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,1‬0 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.29.01.2025<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava değerine göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2844eb4a3867ab31","SID":"86fe8ca6a25f0f42"}}