{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/26 - 2024/2084<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2024/26 <br>KARAR NO\t: 2024/2084<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/06/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/334 E.  -  2023/267 K.<br><br>DAVACI KARŞI DAVADA<br>DAVALI                                  \t  <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI KARŞI DAVADA <br>DAVACI\t<br>ASIL DAVA\t: Faydalı Modele Tecavüzün Durdurulması, Önlenmesi, Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARŞI DAVA\t: Faydalı Model Belgesi Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/06/2023 tarih ve 2021/334 E. - 2023/267 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin 2018/00985 sayılı faydalı modelin sahibi olduğunu, davalı Şirketin, müvekkilinin söz konusu faydalı model belgesine konu vananın aynısını üreterek, müvekkilinin faydalı model tescilinden doğan haklarına tecavüz ettiğini, bu durumun mahkeme eliyle tespit edildiğini, davalı eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, davalının, müvekkilinin faydalı model tescilinden doğan haklarına tecavüzünün durdurulmasına ve önlenmesine, 10.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar  verilmesini talep ve dava etmiş, 24.05.2023 tarihli talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 353.157,23 TL'ye yükseltmiştir.  <br>\tDavalı vekili, davacı adına tescilli faydalı modele konu ürünün, küresel bir vana olduğunu, bu ürünlerin faydalı modele konu olabilecek herhangi bir yenilik barındırmadığını, müvekkilinin davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz oluşturan herhangi bir eyleminin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiş, karşı davada ise asıl davadaki savunmalarına dayalı olarak asıl davaya dayanak teşkil eden 2018/00985 sayılı faydalı model belgesinin hükümsüzlüğünü istemiştir.<br>Asıl davada davacı karşı davada davalı vekili, müvekkiline ait faydalı modelin piyasadaki sıradan vanalardan farklı olduğunu ve yenilik unsurunu taşıdığını savunarak, karşı davanın reddini istemiştir. \t   <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, karşı davada davacı tarafından dosyaya sunulan delillerin, dava konusu faydalı modelin yeni olmadığı iddialarını ispatlamaya yeterli olmadığı, dosyaya sunulan vana numunelerinin somut uyuşmazlığı bir katkısının bulunmadığı, zira bu ürünlerin ne zaman kamuya sunulduğunu sağlıklı bir şekilde gösterir delile rastlanmadığı, bunun yanı sıra dosyaya sunulan ürün numunelerine dair sunulan belgelerde yazan tarihlerin, dava konusu faydalı model başvuru tarihinden sonrasına ilişkin olduğu, dava konusu faydalı model başvuru tarihinden sonraki tarihli delillerin yenilik değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, kamuya açık veri tabanlarında da, dava konusu faydalı modeldeki unsurların tamamını içerecek şekilde bir patent dokümanına rastlanmadığı, davalı tarafından, davacı adına tescilli 2018/00985 sayılı faydalı model belgesi ile koruma altında olan ürünün aynısından üretildiği, davalının bu ürünleri üretme hususunda faydalı model hakkı sahibinden alınmış bir izninin bulunmadığı, bu ürünlerin davacı firmaya ait ürünler olmaması nedeniyle davacının faydalı model belgesinden kaynaklanan haklarının ihlal edildiği, davalı şirketin dava konusu ürünlerin satışına 2021 yılı Nisan ayında  başladığı, dava konusu 3 üründen  toplam 75.162  adet ürettiği, bu ürünlerin 62.162 adetini sattığı, 13.000 adetine el konulduğu ve şirket deposunda bulunduğu, davalının 31.12.2021 tarihi itibari ile elinde yarı mamül ve mamül stokunun olmadığı, davalının sattığı  ürünlerden 102.577.23 TL kar elde ettiği, bu miktarın maddi tazminat olarak istenebileceği, 30.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 102.577,23 TL maddi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının faydalı model hakkına tecavüz eden fiillerin durdurulmasına, önlenmesine,  tecavüze konu ürünlere ve ürünlerin üretiminde münhasıran kullanılan teçhizata, kalıplara el konulmasına, tecavüze konu internet sitesindeki (https://....com.tr/) tecavüze konu ürünlerin çıkartılmasına, aksi takdirde erişimin engellenmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.     <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davacı karşı davada davalı vekili, davalının faydalı model belgesinden doğan haklara tecavüz ve haksız rekabet yaratan eylemleri nedeniyle müvekkilinin ve ticarî işletmesinin dış dünyada, yani ilgili piyasada sahip olduğu imge ve güvenin zedelendiğini, müvekkilinin bu nedenle uğradığı manevi zararlar için hükmedilen 30.000,00 TL manevi tazminatın, olayın gerçekleşme biçimi, boyutu, ulaştığı çevre ve müvekkilin duyduğu üzüntü ile mütenasip olmadığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 151/2-b maddesi kapsamında talep ettikleri maddi tazminatın da yanlış ve eksik hesaplandığını, yoksun kalınan kazancın, davalı mütecavizin izinsiz olarak ürettiği ürünleri kullanmak suretiyle elde ettiği kazanca göre belirlenmesi gerektiğini, faydalı model sahibi müvekkilinin, ihlale uğrayan faydalı modeli kullanarak kazanç elde edip etmemesinin önemi bulunmadığını, davalının gerçekleştirdiği ticari faaliyetteki 891.632,86 TL kazancın, SMK'nın 151/2-b maddesi uyarınca yapılacak yoksun kalınan kazancın hesabında nazara alınmasında zorunluluk bulunduğunu, mahkemece, marka hukukuna aykırı içerikteki bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davalının genel ticari faaliyetleri kapsamında 2021 yılı için kârlılık oranına göre müvekkilinin talep edebileceği maddi tazminatın tespit edildiğini, mahkemenin bu yöntemi benimsemekle, ihlal konusu ürün için yapılan cirodan, sabit maliyetleri de indirmek suretiyle tazminat hesabı yaptığını, çünkü kararda yazılı genel kârlılık oranının, davalının sabit maliyetlerinin de genel kazancından indirilmesi suretiyle belirlendiğini, oysa yapılması gerekenin, ihlal konusu ürünler için elde edilen 891.632,86 TL cirodan, sadece değişken maliyetleri indirmek suretiyle davalının, ihlal konusu ürüne has net kârını hesaplamak ve bunu maddi tazminat olarak hüküm altına almak olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve asıl davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı karşı davada davacı vekili, davaya konu ürünün birçok alanda kullanılan ve herhangi bir yenilik barındırmayan küresel bir vana olduğunu, davacı tarafın, yargılamanın ilerleyen aşamalarında kilitli tapa sistemini ilk kendileri bulmuş ve geliştirmiş gibi bir takım yanıltıcı beyanlarda bulunduğunu, uzman raporu ile dosyaya sundukları delillerden anlaşılacağı üzere, dava konusu üründe \"yenilik\" içeren bir unsurun söz konusu olmadığını, dünyada eşi benzeri bulunmadığı iddia edilen vanalarla benzer yahut birebir aynı mahiyette çok sayıda ürünün, yurt içinde ve yurt dışında piyasada bulunduğunu, dava dışı yapılan teknik inceleme neticesi hazırlanan uzman raporunun, HMK hükümleri gereğince dava dosyasına sunulduğunu ve faydalı model belgesine konu vananın yenilik unsurunu barındırmadığının ve küçük ayrıntılarla farklılık yaratılmaya çalışıldığının ortaya konulduğunu, davacı karşı davada davalıya ait vananın, yenilik unsurunu barındırmadığı ve tekniğin bilinen durumunu aşmadığı yönündeki taleplerinin, yeterince araştırılmadan hüküm kurulduğunu, dolayısıyla içinde sulama sistemlerinde uzman bir bilirkişinin de olduğu bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken bu yönde bir inceleme gerçekleştirilmediğini, SMK'nın 151/2-b maddesi kapsamındaki net kazancın, maliyetlerin elde edilen gelirden düşürülmesi ile hesaplanacağını, mahkeme kararına katılmamakla birlikte net kazancın, mütecavizin elde ettiği, somut olarak eline geçen meblağ ile sınırlı olması gerektiğini, ancak hükme esas bilirkişi raporunda, brüt karlılık üzerinden hesaplama yolunun tercih edildiğini, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkilinin orantıya esas net karının esas alınması gerektiğini, ancak dosyadaki 13.01.2023 tarihli bilirkişi raporunun 4. sayfasında, malların üretimi için sarf edilen işçilik maliyetinin, satış sonrası faturalar nedeniyle oluşan kurumlar vergisi yükünün hesaplamada dikkate alınmadığını, her davanın, davanın açıldığı tarih itibariyle değerlendirileceğini, oysa bilirkişi raporunda, dava tarihinden sonraki dönemleri de kapsayacak şekilde hesaplama yapıldığını, davacı karşı davada davalı tarafın, bir manevi zarara uğradığını ispatlayamamasına rağmen manevi tazminata hükmedilmesinin de hukuka ayrı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve asıl davanın reddi ile karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Asıl dava, faydalı modele tecavüzün durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, karşı dava ise faydalı model hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.  <br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.    <br>\tYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere asıl davada davacı tarafça, adına tescilli faydalı modele davalı tarafça tecavüzde bulunulduğu ileri sürülmüş, davalı ise davacıya ait faydalı modelin yeni olmadığını savunmuş, karşı davada da asıl davaya dayanak faydalı modelin hükümsüzlüğü istenilmiş, mahkemece asıl davaya dayanak teşkil eden ve karşı davada hükümsüzlüğü istenen faydalı modelin yeniliğini ortadan kaldıran bir delilin sunulmadığı, kamuya açık veri tabanlarında da söz konusu faydalı modelin yeniliğini ortadan kaldıran bir dokümana ulaşılamadığı, dolayısıyla karşı davadaki hükümsüzlük talebinin yerinde bulunmadığı, asıl dava yönünden ise davalının, davacı adına tescilli faydalı modele tecavüzde bulunduğu, maddi ve manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tİlk derece mahkemesince karşı dava yönünden yapılan inceleme ve araştırmada bir eksiklik bulunmamakta ise de asıl dava yönünden talep edilebilecek maddi tazminat konusunda hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan değerlendirme ve hesaplama hüküm kurmaya yeterli değildir. Zira, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalının dava konusu ürünlerle ilgili 2021 yılı cirosu tespit edilmiş, daha sonra davalının belirlenen genel karlılık oranına göre bu ürünlerden elde ettiği kar hesaplanmıştır. Oysa yoksun kalınan kazancın, SMK'nın 151/2-b maddesi kapsamında sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanca göre hesaplanmasının istenilmesi halinde, bu hesaplamanın nasıl yapılacağı hususunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.07.2021 tarih, 2018/1096 E., 2021/898 K. sayılı ilamındaki açıklamalardan faydalanılarak bir hesaplama yapılması gerekmektedir. Buna göre, mütecavizin markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca ulaşabilmek için kazancın oluşumunda rol oynayan tecavüz konusu hak dışındaki bütün faktörlerin ayıklanması gerekmektedir. Bu hesaplama yönteminde, öncelikle mütecavizin ticari faaliyetinin boyutu belirlenmeli, tecavüz oluşturan ürünlerden ne kadar sipariş alındığı, ne kadar üretim yapıldığı, ne kadar stok bulunduğu, ne kadar satış yapıldığı, satış fiyatının ve kâr marjının ne olduğu gibi hususlar dikkate alınarak mütecavizin elde ettiği kazanç belirlenmelidir. Anılan maddede belirtilen net kazanç, mütecavizin tecavüz fiiliyle ortaya çıkan brüt kazancını değil, maliyetlerin elde edilen gelirden düşürülmesiyle kalan net kazancını ifade etmektedir. Ancak mütecavizin tecavüz fiilinin dışında başka hiçbir ürünü satmamış olması hâlinde dâhi genel masraflar bir bütün olarak elde edilen gelirden mahsup edilmeyecek, sadece ham madde ve satış maliyetleri gibi işin doğası gereği oluşan giderler tecavüz yoluyla elde edilen gelirden mahsup edilecektir.  <br>\tBu durumda ilk derece mahkemesince, davaya konu davalı eylemi nedeniyle davacının SMK'nın 151/2-b maddesi kapsamında talep edebileceği tazminatın, yukarıda açıklanan biçimde hesaplattırılması hususunda yeni bir bilirkişi raporu alınması, şayet açıklandığı biçimde davacının talep edebileceği tazminatın tam olarak hesaplanması mümkün olmazsa, TBK'nın 50. maddesi uyarınca somut olayın olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemler göz önünde tutularak, tazminat miktarının hakkaniyete uygun olarak belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. <br>\tÖte yandan, her davanın açıldığı tarihteki hukuki ve fiili duruma göre çözüme kavuşturulması gerekli olup mahkemece, dava tarihinden sonraki davalı satışları da dahil edilmek suretiyle hesaplama yapılan bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.  <br>\t Yukarıda açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 15/06/2023 gün ve 2021/334 E. - 2023/267 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davacı karşı davada davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 269,85 TL maktu ve 1.995,15 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacı karşı davada davalıya iadesine, <br>\t5-Davalı karşı davada davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 269,85 TL maktu ve 2.265,00 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalı karşı davada davacıya iadesine, <br>\t6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t7-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t8-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\t9-İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca yasal şartların oluşması nedeniyle ve istinaf kararının neden ve şekline göre, icranın geri bırakılması için davalı karşı davada davacıdan alınan 322.095,06.TL tutarındaki, ... Şubesinin 06.12.2023 tarih ve 2281138 numaralı  teminat mektubunun GERİ VERİLMESİNE,  <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/12/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/12/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br>Üye<br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cc06973841d1fc51","SID":"855344c8c0b37551"}}