{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/1333 <br>KARAR NO:2025/144<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile davacı firma arasında bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, işbu ticari ilişki neticesinde davacının davalıdan sözleşmeden ve cari hesaptan kaynaklı alacağının mevcut olduğunu, davalının yapılan tüm ikaz ve uyarılara rağmen cari borcunu süresinde ödemediğini, bunun üzerine ilk olarak davalı aleyhine Üsküdar ... Noterliğinin 27.12.2017 tarih ve ... Yev. numaralı ihtarname gönderdiğini, davalının yine ödeme yapmaması üzerine fazlaya ilişkin tüm hakları saklı tutularak 11.01.2018 tarihinde aleyhine ... sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, davalının takip sonrası davacı şirket hesabına kısmi kısmi ödemeler yaptığını,  davalı aleyhine vade farkı dolayısıyla faiz faturası kesildiğini ve davalıya tebliğ edildiğini, ancak davalının işbu bedeli de ödemediğini, bunun üzerine davalı aleyhine Üsküdar ... Noterliğinin 26.02.2018 tarih ve...Yev. numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, ödeme yapılmadığını, bu kez sözleşmede yer alan yetki kuralı gereği ... Sayılı dosyası ile davalıdan olan cari hesap ve fatura alacağının takibe konulduğunu, ancak davalının haksız ve hukuka aykırı olarak söz konusu bu borca, faiz ve ferilere itiraz ettiğini, davalının her ne kadar dosya borcuna itiraz etmiş ise de ... sayılı dosyası ile yapılan borca itiraz etmediğini ve buna ilişkin ödemeyi yaptığını,davalının haksız ve hukuka aykırı olarak hem dosyaya itiraz ettiğini hem de kısmi ödeme yaptığını, kendisinin bu borcu kabul ettiğini gösterdiğini, ancak davalı tarafın ilk yapılan takip ile borcu kabul ettiğini ve ödeme yaptığını, cari hesap uyarınca faize haksız olarak itiraz ettiğini, davalının dosyaya haksız yere itiraz ederek icra işlemlerinin devam etmesine engel olduğunu ve kötü niyetli olarak icra takibinin durdurulmasını sağladığını, davalının borcun bir kısmını ödemiş olmasının da borcu kabul ettiğinin ikrarı mahiyetinde olduğunu, borcun kalan kısmına itiraz edilmesi ve faturaya karşı herhangi bir işlemde bulunulmaması, hem borcu kabul edip hem de inkar niteliği taşıdığından davalının ödeme emrine itirazının, kötü niyetinin göstergesi olduğunu, işbu sebeple davalı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere İİK 67. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, İcra takibinin yetkili icra dairesinde başlatıldığını, davalının yetkiye itirazının da haksız olduğunu, davalının haksız ve kötü niyetli borca ve faize itirazlarının iptaline, davalı aleyhine %20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazmınatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... iltisaklı olduğu ifade edilen davacı şirkette muhatap bulunamaması nedeni ile davalı şirketin ödeme yapamadığı cari hesap ile ilgili olarak icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin söz konusu icra takip dosya borcunu ödediğini ve davacı şirkete herhangi bir borcu kalmadığını, davacı vekili tarafından yapılan işbu takipte herhangi bir şekilde vade farkı talebinde bulunulmadığını, davalı şirketin ödemesini yapmasından sonra davacı şirket tarafından işbu davaya konu 27.01.2018 tarihli geç ödemeden kaynaklı vade faturası açıklaması ile 32.037,00-TL tutarlı e-fatura düzenlendiğini, davalı şirketin işbu faturayı iade etmesi üzerine davacı şirket tarafından Üsküdar noterliğinden 26.02.2018 tarihli ihtarname gönderildiğini, son olarak ise 32.037,00-TL fatura alacağı açıklaması ile ... Sayılı dosyasından ilamsız icra takibine girişildiğini, davalı şirket ile davacı arasında düzenlenmiş olan vade farkı ödenmesine dair bir sözleşme olmadığını, davalı şirketi temsile yetkili olan kişilerin Ticaret Sicil kayıtlarında belli olduğunu, davalı şirketi temsile yetkili olan kişiler ile imza altına alınmış olan bir sözleşme ile ancak vade farkı alacağı talep edilebileceğini, davacı şirket tarafından böyle bir sözleşme sunulmadığını, sunulan sözleşmedeki imzanın sahte olduğunu, sahte sözleşmeye dayalı vade farkı talebini kabul etmediklerini,  işbu haksız davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri, vekalet ücreti ve davalı şirket hakkında haksız bir şekilde yapılan icra takibinin davalı şirketin ticari itibarını da zedelemesi nedeni ile %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalı şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"Tüm dosya kapsamından, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü kendisinde olan davacının verilen süreye rağmen yemin delilline dayanmaktan kaçındığı ve uyuşmazlığa konu bilgi ve belgelerin dosyamız arasına sunulmadığı bu haliyle davasını ispat edemediği anlaşılmakla,Davanın REDDİNE,\" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar ve tespitlerin dikkate alınmadığını, yapılan inceleme neticesinde müvekkili şirket ve davalı şirket arasında süregelen bir ilişkinin bulunduğu davalı tarafın müvekkil şirkete borçlu olduğunun ortaya çıktığını,Davalı firma ve müvekkili şirket arasında gerçekleşen ticarette 2016-2017 yılları arasında toplam 341.000 KG mal alındığını,Davalının aldığı bu malları kullandığını, ödeme yaptığını, itiraza konu olmayan başka tarihli  proforma belgelerde belirtilen imza ile davalı tarafından \"sahte imza \" iddiasında bulunan proforma belgedeki kaşe ve imzanın yapılan inceleme neticesinde aynı olduğunun görüleceğini, ticari faaliyetleri kapsamında müvekkili şirketin proforma belgeyi hazırladığını ve davalı şirkete gönderdiğini, davalı şirketin ise söz konusu evrakı kaşeleyerek görüntüsünü müvekkili şirkete geri gönderdiğini, bu haliyle evrakın aslının müvekkili şirkette olması beklenemeyeceğini, davalı tarafından gönderilen evrakın üst bölümünde faks numarası olduğu değerlendirilmeksizin, itiraza konu belgeyi mahkemeye sunma yükümlülüğünün müvekkili şirkete yüklendiğini,-Davalı tarafa ticari ilişki boyunca tanzim edilen, davalı tarafça itiraz edilmeyen her faturanın (proformadaki mallara karşılık bedel faturaları dâhil) içeriğinde vadesinde ödenmeyen faturalara aylık %4 vade farkı uygulanacağı belirtildiğini, bu faturalara TTK uyarınca 8 gün içinde itiraz edilmediği, iade edilmediği ticari defter ve kayıtlarla sabit olduğunu, dosyada mübrez proforma faturalarda belirtilen malların teslim alındığı da, karşılığı fatura bedellerin ödenmesinden açıkça anlaşıldığını, taraflar arasında süregelen ticari ilişkilerde hiçbir proforma faturaya itiraz etmeyen davalının işbu davaya konu proforma faturaya itiraz ettiğini, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında sözleşme ve cari hesaptan kaynaklı borç ilişkisi bulunduğunu, Davalıya yöneltilen ... Sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibinin taraflar arasındaki cari hesap kaynaklı borç olup davalı bu icra takibine itiraz etmediğini ve icra takibinden sonra bir kısım ödemeler gerçekleştirdiğini, bu durum davalının da kabulünde olup cevap dilekçesinde belirtildiğini, proforma sözleşmesinin 4. Maddesinde yer alan \" geç ödemelerde aylık %4 vade farkı uygulanır.\" şeklindeki düzenleme gereği davalı aleyhine \" vade farkı dolayısıyla faiz faturası\" kesildiğini, imza itirazının kötü niyetli olduğunu,-Davalı tarafından ödeme emrinde imzaya itiraz edilmediğini, ispat külfetinin davacıda olduğuna ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğunu, taraflar arasında geç ödemelerde aylık %4 farkı uygulandığının açık olduğunu, bu haliyle mahkeme tarafından 11/01/2022 tarihinde \" vade farkına ilişkin anlaşma olup olmadığı hususunda yemin metni hazırlamak üzere 1 haftalık süre verilmesine\" ilişkin kurulan ara kararın hatalı olduğunu,Davaya konu takibe dayanak müvekkili şirket ile davalı şirket arasında düzenlenen 06.10.2017 tarihli ... Fatura ve taraflar arasındaki ticari ilişkiyi gösteren, sonraki tarihli 03.11.2017 ve itiraza konu edilmemiş ...Fatura olmak üzere taraflar arasındaki ticaretin süregelen bir alışverişi içerdiği, dosyadaki 24.02.2020 tarihli bilirkişi raporunun da haklılıklarını doğruladığını, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı müvekkili şirket arasında düzenlenmiş vade farkına ilişkin bir sözleşme bulunmadığını, Davalı müvekkili ile davacı arasında böyle bir sözleşme imzalanmamış olup, davacı tarafın sunmuş olduğu 06.10.2017 tarihli ... adlı sözleşmedeki imza davalı müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını, vade farkı alacağının talep edilebilmesi için vade farkına ilişkin şirketi temsile yetkili kişiler tarafından imzalanmış bir sözleşmenin varlığı gerektiğini ve dava dosyası kapsamında böyle bir anlaşma mevcut olmadığını, istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, taraflar arasındaki alım satım ilişkisinden kaynaklı vade farkının alacağına ilişkin başlatılmış icra takibine itiraz nedeniyle 2004 sayılı icra iflas kanununun madde 67'ye göre açılmış itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.24/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı taraf... sayılı dosyası ile 345.326,11.TL ana para ve 553,47.TL işlemiş ticari faiz talep etmiş olup, bu durumda BK.100.m'ne göre takip öncesine ilişkin olarak 553,47.TL aşan miktarda tekrar vade farkı isteyip isteyemeyeceği hususu Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, Takipten sonrası için yapılan ödemelerin icra dosyasına bildirilerek, icra dosyasından hesaplama yapılması gerekip gerekmediği, veya takip sonrası için BK 100.maddeye göre hesaplama yapılarak ayrıca bir takip yapılıp alacak talep edilip edilmeyeceği husus Sayın Mahkeme'nin takdirinde olduğu, 3. Sayın Mahkemece ikinci bir takiple, ilk takibe kadar olan tahsilatın ve ilk takipten sonra yapılan tahsilatın BK 100, maddeye göre hesaplanarak ikinci bir takiple talep edilebileceği kanaatine ulaşılırsa, a) Yıllık Y9,75 ticari faiz oranına göre davacı tarafın 42.393,89.TL alacaklı olduğu, b) Yıllık 448 (aylık 04) faiz oranına göre 64.994,90.TL alacaklı olduğu, c) Talep olunan bedelin 32.037,00.TL olduğu, 4, Tarafların %20 tazminat talebinin Sayın Mahkeme'nin takdirinde olduğu görüşüne varılmıştır.Davacı taraf, ... sayılı dosyası ile davalı taraftan 32.037,00 TL. fatura alacağı talebinde bulunmuştur.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalı yandan a) Yıllık 9,75 ticari faiz oranına göre davacı tarafın 42.393,89.TL alacaklı olduğu, b) Yıllık 448 (aylık 04) faiz oranına göre 64.994,90.TL alacaklı olduğu olduğunu, davalının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacı yana borcunun bulunmadığını belirtmiş olup,Davacı vekili, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında alım satımına ilişkin olarak ticari ilişki bulunduğunu, dava konusu alacağa ilişkin olarak davalı tarafından müvekkili şirkete sipariş verildiğini ve buna ilişkin proforma fatura ve mail görüntüleri bulunduğunu, proforma faturadan görüleceği üzere vadesi gelen ödemelerde gecikme olması durumunda her gün için aylık %4 üzerinden vade farkı faturası kesileceğini ileri sürerek vade farkı faturasının proforme faturalarına göre düzenlendiğini belirtmiştir.Vade farkı istenebilmesi için, taraflar arasında bu yönde yazılı bir sözleşmenin ya da bu doğrultuda oluşmuş bir teamülün bulunması şarttır (Y.İ.B.K.'nun 27.6.2003 gün ve E:2001/1, K:2003/1 Sayılı ilamı). Teamülün mevcut olduğunun kabulü için ise en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının davalı tarafça itirazsız ödenmiş olması gerekmektedir.(HGK'nın  2004/19-470 E. 2004/462 K. sayılı kararı) Somut olayda,  taraflar arasında vade farkı uygulacağına ilişkin yazılı bir sözleşme  bulunmamaktadır.Taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme ile  vade farkı ödeneceğine dair teamül halini alan fiili bir uygulamanın da olmadığı anlaşılmıştır. Davacının, davaya konu takibe dayanak davacı şirket ile davalı şirket arasında düzenlenen 06.10.2017 tarihli ... Fatura ve taraflar arasındaki ticari ilişkiyi gösteren, sonraki tarihli 03.11.2017 ve itiraza konu edilmemiş ... Fatura olmak üzere taraflar arasındaki ticaretin süregelen bir alışverişi içerdiğine ilişkin istinaf sebebinin fiili uygulama olduğuna dair ispat içermediği, ticaretin olduğuna dair ispat içerdiği, diğer taraftan davacı tarafından ibraz edilen bu faturalar ile ödemede gecikme halinde vade farkı ödeneceğine dair bir mutabakat veya anlaşmanın bulunduğu tespit edilemediği gibi taraflar arasındaki ticari ilişkide, davacı tarafından tek bir vade faturası düzenlenmiş olup, bu faturanın da ihtilaf konusu olduğu, başkaca vade farkı faturasının bulunmadığı anlaşılmakla, davalının aksi yöndeki savunması ve istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Fatura üzerindeki vade farkına ilişkin ibareler sözleşme hükmü olarak değerlendirilemez. Davalının, satım sözleşmesinden kaynaklanan faturaya bağlı alacağını geç tahsil etmesi her halükarda vade farkı ödenmesini gerektirmez. Faturada vade farkı talep edileceğine dair kayıtlara dayanılarak talepte bulunulması da mümkün değildir. (Yargıtay İBHGK'nun 27.06.2003 tarihli, 2001/1 E- 2003/1 K sayılı kararı) Sonuç itibarıyla; taraflar arasında vade farkı ödeneceğine dair bir sözleşme veya bu konuda oluşan bir teamülün bulunmamasına göre davacının vade farkı alacağı talep etmesinin mümkün olmadığı, ilk derece mahkemesince verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak; dosya kapsamı, mahkemenin kabul ve gerekçesi ve istinaf sebepleri gözetildiğinde mahkeme kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin   istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesine göre  esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/06/2022 tarih ve 2018/426 E., 2022/453 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4c625313ad0bfcef","SID":"c4e7bdc8342bedee"}}