{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1824 - 2024/2082<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1824 <br>KARAR NO\t: 2024/2082<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/06/2022    <br>NUMARASI\t\t: 2021/313 E.  -  2022/167 K.<br><br>DAVACI\t\t  <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/06/2022 Tarih ve 2021/313 Esas - 2022/167 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili,  davalı Şirketin 2020/52352 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusuna, müvekkili tarafından 2016/100462 sayılı \"...\" markasına dayalı olarak itiraz edildiğini, bu itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edilerek, 36. sınıftaki hizmetlerin başvuru kapsamından çıkartıldığını, davalı Şirketin bu karara yaptığı itirazın ise YİDK tarafından yerinde görüldüğünü ve başvuru hakkındaki ret kararının kaldırıldığını, söz konusu YİDK kararının hatalı olduğunu, davalının markasındaki \"... ...\" ibaresinin, \"...\" ibaresine göre daha büyük puntolarla yazıldığını, markanın baskın unsurunun \"... ...\" ibaresi olduğunu, bu nedenle davalı markası ile müvekkiline ait \"...\" markası arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, ihtilafa konu 36. sınıftaki hizmetlerin, taraf markalarının kapsamlarında ortak olarak yer aldığını, davalı Şirketin banka, müvekkilinin ise ... şirketi olduğunu, tüketicilerin davalı ve müvekkili tarafından ... usulü ücretsiz bir hizmet sunulduğunu düşüneceklerini, \"...\" ibaresinin 36. sınıftaki hizmetler için tanımlayıcı olmayan, en az orta düzeyde ayırt edici nitelikte bir ibare olduğunu, markalarda yer alan \"...\" ve \"...\" ibarelerinin ise ayırt edici olmadığını, \"...\" ibaresinin her iki markada da aynen kullanılması nedeniyle markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2021-M-6944 sayılı kararının iptaline, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>        \t\t\t\t\t\tDavalı TÜRKPATENT vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı Şirket vekili, müvekkili başvurusu ile davacı markası arasında benzerlik olmadığını, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak birbirlerinden tamamen farklı bulunduğunu, \"...\" ibaresinin tanınmış marka olduğunu, \"... ...\" ibaresinin, müvekkili adına tescilli bulunduğunu, bu markanın 2011 yılından beri tescilli olduğunu, davaya konu olan markanın ... ... ... markasının serisi içerisinde yer aldığını, davacı ile müvekkilinin ticari faaliyet alanlarının, hizmet sunuş şekillerinin birbirinden tamamen farklı olduğunu, markaların tüketici nezdinde karıştırılması ihtimalinin olmadığını, müvekkilinin ... ... ürünü için uzun yıllardır yoğun tanıtım ve reklam harcamaları yaptığını, bu yatırımlar sayesinde ürünü tanınmış kıldığını, markanın ayırt ediciliğini artırdığını, ... ... ürününün müvekkili ile özdeşleştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının \"...\tŞekil+...\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"...\" ibareli tescilli marka arasında her ne kadar 36. sınıftaki hizmetlerde benzerlik varsa da işaretsel açıdan biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalı başvurusundaki \"...\" ibaresinin daha baskın unsur olarak yer aldığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>          <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davaya konu YİDK kararı ile mahkeme kararında hatalı olarak \"...\" ibaresinin, daha baskın unsur olarak kabul edildiğini, uyuşmazlığa konu 2020/52352 sayılı başvuruda, \"...\" ibaresinin, \"...\" ibaresinden daha büyük puntolarla yazıldığını, ayrıca \"...\" ibaresinin, davalının çatı markası olduğunu, dolayısıyla başvurunun asli unsurunun \"...\" ibaresinden oluştuğunu, dava konusu başvuru ile müvekkiline ait marka arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, zira müvekkiline ait markada yer alan \"...\" ibaresi ile başvuruda yer verilen \"...\" ibaresinin ayırt edici olmadığını, bu nedenle \"...\" ibaresinin, her iki markanın da asli unsuru olduğunu, \"...\" ibaresinin markalarda ortak olarak kullanılması nedeniyle markalar arasında ayniyete varan derecede görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun da bu yönde olduğunu, \"...\" markasının tanınmış olmasının, otomatik olarak markalar arasında hiçbir şekilde karıştırılma ihtimali bulunmayacağı yönünde bir tespite yol açmayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.     <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararı iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.   <br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden, davalı Şirketin 21.05.2020 tarihinde 2020/52352 sayılı \"...+şekil\" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, marka kapsamında 8,9,35 ve 36. sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, davacı Şirketin 2016/100462 sayılı ve \"...\" ibareli markasına dayalı olarak yaptığı itirazın, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edilerek, SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca başvuru kapsamından 36. sınıf hizmetlerin çıkarıldığı, başvuru sahibinin bu karara karşı yaptığı itirazın da YİDK'in 08.09.2021 tarih, 2021-M-6944 sayılı kararı ile kabul edildiği ve başvuru hakkındaki ret kararının kaldırıldığı, anılan kararın davacıya 09.09.2021 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.  <br>Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı Şirketin \"...\" ibareli başvurusu ile davacıya ait  2016/100462 sayılı \"...\" ibareli marka arasında, uyuşmazlık konusu 36. sınıf hizmetler yönünden, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalı Şirket yararına müktesep hak koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.<br>\tDava konusu başvuru, \"...\" ibareli olup, başvuruda yer verilen \"...\" ibaresi davalı Şirketin unvanının çekirdek kısmı ve çatı markası olduğundan, başvurunun asli unsuru olarak kabul edilemez. Yine \"...\" ibaresi de ayırt edici olmayıp, başvurudaki şekil unsurunun da ayırt edicilikte tali konumda kalması nedeniyle başvurunun asli unsuru \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Davacının itirazına mesnet markada yer alan \"...\" ibaresi de 36. sınıf hizmetler yönünden ayırt edici olmadığından, davacı markasının asli unsuru da \"...\" ibaresidir. Görüldüğü üzere gerek dava konusu başvurunun, gerekse de redde mesnet markanın asli unsurları \"...\" kelimesinden oluşmaktadır. Dava konusu olan 36. sınıf hizmetler, davacının itirazına mesnet marka kapsamında aynen yer aldığından, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimali açık olup, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü Dairemizce yerinde görülmemiştir. <br>            Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2008 tarih ve 2007/7547 E.-2008/10251 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için, kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir.                   <br>      Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, davalı Şirketin dava konusu başvuru yönünden müktesep hak oluşturduğunu savunduğu 2011/76212 sayılı markasının \"... ... ...\" ibarelerinden oluştuğu, \"...\" ibaresinin davacının çatı markası olduğu, \"...\" ibaresinin de anılan markanın tescilli olduğu mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliği bulunmayan veya düşük olan tali unsur niteliğinde bulunduğu, bu duruma göre 2011/76212 sayılı davacı markasının asli unsurunun dava konusu başvuruda olduğu gibi \"...\" ibaresinden oluştuğu, uyuşmazlık konusu 36. sınıf hizmetlerde de tescilli bulunan anılan davalı markasının uzun süreli kullanım şartını da sağladığı, davalı Şirketin markasını, davacı markasına yanaştırmaya da çalışmadığı, dolayısıyla davalı Şirketin 2011/76212 sayılı markasından kaynaklanan müktesep hakkı nedeniyle dava konusu başvuruyu tescil ettirebileceği kanaatine varıldığından, ilk derece mahkemesi sonucu itibariyle yerinde görülmüştür.  Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.12.2024 tarih, 2024/1633 E., 2024/9413 K. ve 03.07.2024 tarih,  2023/2833 E., 2024/5487 K. sayılı ilamlarında da, davalı Şirketin 2011/76212 sayılı markasının, yine \"...\" asıl unsurlu \"... ...\" ve  \"...\" ibareli markalar yönünden müktesep hak oluşturduğu kabul edilmiştir.   <br>\tBu itibarla, ilk derece mahkemesince, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka arasında, uyuşmazlık konusu 36. sınıf hizmetler bakımından, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşulları oluşmasına rağmen, davalı Şirketin 2011/76212 sayılı markası nedeniyle dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkı bulunduğundan, davacının itirazına mesnet markanın dava konusu başvurunun tesciline engel olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesi hükmünün gerekçesine ilişkin olarak yerinde görülmekle kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 13/06/2022 gün ve 2021/313 Esas - 2022/167 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın yukarıda açıklanan gerekçelerle REDDİNE,<br>\t3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30‬ TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>\t4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduklarından ve ilk derece mahkemesi kararına karşı yalnızca davacı tarafından başvurulduğundan, ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 7.375,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t6-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>\t8-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/01/2025<br>\t\t\t\t<br> Başkan<br><br> Üye<br><br> Üye<br> <br> Katip<br><br> <br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a4ede9168ece313c","SID":"2fefe04e9859c1ed"}}