{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1825 - 2024/2115<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1825 <br>KARAR NO\t: 2024/2115<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/332 E.  -  2022/178 K.<br><br>DAVACI<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/06/2022 tarih ve 2021/332 E. - 2022/178 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili adına tescilli \"...\" asıl unsurlu markaların bulunduğunu, davalı Şirketin ise 2020/37696 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, dava konusu başvurunun, müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, müvekkilinin \"...\" ibareli markaların gerçek hak sahibi olduğunu, öte yandan müvekkili markasının tanınmış bulunduğunu ve bu nedenle de dava konusu başvurunun reddinin gerektiğini, başvurunun kötü niyetli yapıldığını ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-7420 sayılı kararının \"Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri\" yönünden iptaline, dava konusu markanın aynı hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>        \tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı Şirket vekili, müvekkili başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, davacının faaliyet alanı ile müvekkilinin faaliyet alanının farklı olduğunu, \"...\" ibareli çok sayıda markanın sicilde tescilli bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının  \"... ...+şekil\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"...\" ibareli tescilli markalar arasında bazı hizmetler yönünden benzerlik olmakla birlikte işaretsel açıdan biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının bulunmadığı, davacı tarafın SMK'nın 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğini ispat edemediği, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların da oluşmadığı, davacı tarafın başvuru üzerinde SMK'nın 6/6 maddesi anlamında ticaret unvanı dahil  diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının kanıtlanmadığı, kötü niyetli başvuru yapıldığı iddiasının da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>          <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkeme kabulünün aksine müvekkilinin 2004 yılından beri gerçekleştirdiği kullanımlar ile \"...\" markasını tüketiciler nezdinde ayırt edici ve tanınmış marka haline getirdiğini, müvekkili markalarının tanınmış olmasının iltibas ihtimalini arttırdığını, ancak bu hususun mahkemece dikkate alınmadığını, dava konusu başvuru ile müvekkili adına tescilli \"...\" ibareli markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, dava konusu başvuruda yer alan \"...\" ibaresinin tali unsur konumunda olduğunu ve benzerlik incelemesinde dikkate alınamayacağını, müvekkili markasının hiçbir değişikliğe uğramadan dava konusu başvuru içerisinde yer aldığını, bu durumun markaları kavramsal olarak benzer kıldığını, markalar arasında işitsel yönden de yüksek derecede benzerlik bulunduğunu, markaların görsel yönden de benzer olduğunu, bu haliyle dava konusu başvurunun müvekkili markaları arasına sızacağını, dava konusu başvuru ile karşılaşan ortalama tüketicinin, davalı Şirket ile müvekkilinin idari/ekonomik bir bağlantı içerisinde olduğu yanılgısına düşebileceğini, davalının müvekkiline ait tanınmış \"...\" ibareli markalara benzer marka başvurusunda bulunmasının kötü niyetli bir davranış olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre \"... ...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira başvuruda bir bütün olarak \"...\" ibaresine yer verildiği ve \"...\" ibaresinin ayrıca öne çıkarılmadığı, markaların hecelerine bölünerek iltibas değerlendirilmesi yapılmasının da mümkün olmadığı, taraf marka işaretleri arasında benzerlik görülmediğinden SMK'nın 6/5 maddesi anlamında da bir tescil engelinden söz edilemeyeceği, davacının başvuru üzerinde SMK'nın 6/3 maddesi anlamında hak sahibi olduğunun ya da başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 7251 sayılı Kanun'la değişik 353/1-b.3 maddesi gereğince  gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/01/2025  <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2ac24cae2b60fa88","SID":"0fd817d465586ba0"}}