{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1604 <br>KARAR NO: 2025/86<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/09/2019<br>NUMARASI: 2017/903 E. - 2019/789 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat <br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... numaralı nakliyat sigorta poliçesi ile müvekkilinin  sigortalısı ola  ... İth. İhr. Ve Müm. Ltd. Şti.'ne ait erkek gömleği emtiasının, sigortalıya ait ... plakalı araç ile nakliyeci firmaya teslim edilmek üzere taşınması sırasında davalının otoparkında vuku bulan hırsızlık hadisesi neticesinde çalındığını,  davalının 9636 sayılı Alışveriş Merkezleri Hakkında Yönetmeliği gereğince, otoparkta meydana gelen hırsızlık  olayında gerekli tedbirleri almadıkları ve zararın meydana gelmesini önleyemedikleri  için sorumlu olduğunu,  söz konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 3. fıkrasında “Ortak kullanım alanlarının bu Yönetmeliğe ve Türk Standardları Enstitüsünün ilgili standartlarına uygun olarak oluşturulmasından alışveriş merkezi maliki, amacına uygun olarak kullanılmasından, bu alanlarda oluşabilecek kazalara karşı gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmasından ve bu alanlara ilişkin diğer yükümlülüklerin yerine getirilmesinden alışveriş merkezi maliki ile yönetimi müştereken sorumludur. \"denildiğini, anılan  mevzuat ve Yargıtay içtihatları gereği, davalının gerekli önlem ve tedbirleri almamaları ve güvenliği sağlayamaması nedeni ile sorumlu olduğunu,  davacıya yapılan hasar ihbarını müteakip yaptırılan ekspertiz incelemesi  sonunda düzenlenen  eksper raporunda aracın arka kasasındaki asma kilidin kırılarak 25 koli gömlek emtiasının çalındığını ve zarar nedeni ile sigortalının kusurlu olmadığının tespit edildiğini, davacının sigortalısına 31,466,00 TL hasar bedelini  11.04.2016 tarihinde ödediğini,  sigortalısının zararını ödeyen davacının TTK'nın 1472.madde hükmü uyarınca sigortalısının haklarına halef olduğunu, hukuki halefiyet gereği, söz konusu rücu alacağı için davalı tarafa yapılan müracaatların   sonuçsuz kaldığını ileri sürerek,   fazlaya ilişkin talep ve dava hakları  saklı kalmak kaydı ile 31.466,00 TL rücuen tazminat alacağının 11.04.2016 olan ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı sigortalısı ile davalı  arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığı gibi meydana gelen haksız fiilin gerçekleşmesinde müvekkili açısından illiyet bağı da kurulamayacağını, davacının davalı aleyhine dava açmasının hukuken olanaklı olmadığını, dava dışı ... AŞ ile davalı arasında \"... Güvenlik Hizmet Sözleşmesi\"  olduğunu, adı geçen şirketin kapsamında özel güvenlik hizmeti verdiğini, davalının AVM otoparkının güvenliğini sözleşme ile dava dışı güvenlik şirketine devrettiğinden davalıya husumet yöneltilemeyeceğini,  talebin zamanaşımına uğradığını, davalının AVM avm otoparkında alınması gereken tüm güvenlik tedbirlerini aldığını, gerçekleştiği iddia edilen hırsızlık olayında hiçbir şekilde kusuru bulunmadığını, gerçekleştiği iddia edilen hırsızlık olayı sonucu meydana gelen zarardan davacı sigorta şirketinin sigortalısı şirketin ve araç şoförünün sorumluluğu bulunduğunu,  aracın park edildiği otopark ücretsiz bir otopark olmakla, müvekkil şirket ile davacı  sigorta şirketinin sigortalısı arasında borçlar hukuku anlamında kurulmuş ve hukuken geçerli bir vedia sözleşmesi bulunmadığından müvekkil şirketin sorumluluğuna gidilerek zarar ziyan talebinde bulunulmasının hukuken mümkün olmadığını,  bir vedia sözleşmesi kurulmuş bulunmamakla beraber  aksi düşüncede olması halinde dahi davaya konu olayın gerçekleşmemesi için müvekkilinin şirket üzerine düşen yükümlükleri yerine getirdiğinden müvekkilinin kusurlu davrandığı iddiasıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması sorumluluk hukuku anlamında da mümkün olmadığını, TBK'nın 579. maddesi uyarınca zararın saklatan (davacının sigortalısı), mücbir sebep, eşyanın niteliği gibi sebeplerden doğduğunun ispat edilmesi halinde işletenin sorumlu tutulamayacağının düzenlendiğini, alışveriş merkezinin kapalı otoparkına araç bırakılması durumunda dahi araç sahibi müşterinin belirli ölçüde dikkat ve özen yükümlülüğü olduğunu,   nakliyat poliçesinde \"taşımanın tüzel kişiliğe haiz bir nakliyeci firma tarafından yapılması teminatın geçerliliği açısından şarttır\" şart olarak belirtilmiş olmakla, iddia edilen taşımanın nakliye firması tarafından yapılmıyorken davacı tarafından ödeme gerçekleştirildiğini,  bu bedel hakkında müvekkili şirkete rücu edilmesinin imkan dışı olduğunu,  davacının,  gerçekleştiği iddia edilen hırsızlık fiili ve çalındığı iddia edilen gömleklerin araçta olduğunu ispatlayamadığını,  her ne kadar davacı tarafından birtakım listeler ve zarar iddiaları sunulmuş olsa da hırsızlığın gerçekleştiğine dair  kesin bir emare bulunmadığını, davacı tarafından da gömleklerin araçta olduğunu ispata yarar herhangi bir belge sunulmadığını, kamera görüntülerinden tespit edildiği ve olay tutanağında da izah edildiği üzere, söz konusu aracın olay günü saat 11.25'de araç şoförü tarafından park edildiğini, 11.27'de ise bir aracın yanına yaklaştığını ve 11.29 da aracın yanından çıktığını, gömleklerin çalındığının iddia edildiği söz konusu aracın ise 11.37'de otoparktan çıkış yaptığını, görüldüğü üzere araç toplamda 12 dakika müvekkilinin otoparkında beklediğini, kamera görüntülerinde aracın yanına yaklaştığı tespit edilen aracın ise sadece 2 dakika aracın yanında kaldığını, toplam 12 dakika boyunca otoparkta kalan araçtan 2 dakika içerisinde 25 koli gömleğin çalınmış olduğu iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olmakla, aracın 12 dakika için park etmesi ve tam da bu sırada varolduğu iddia edilen eşyaların çalındığının iddia edilmesinin gerçeğe aykırı bir beyan olduğunu ayrıca gösterdiğini, bu sebeple hırsızlık olayının gerçekleştiği ve müvekkilinin otoparkında gerçekleştiği hususlarının  ispat edilemediğini,  araç şoförünün çalındığını iddia ettiği otoparka ilk giriş saatinin üzerinden 5 saat geçtikten sonra müvekkili şirket otoparkına gelerek hırsızlık iddiasında bulunduğunu, aradan geçen 5 saat gibi uzun bir sürede gömleklerin çalındığının fark edilmemiş olması ya da 5 saat sonra bildirimde bulunulmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, araçtan gömleklerin (iddia edildiği şekilde) çalınmasının bu 5 saat içerisinde başkaca herhangi bir yerde de gerçekleştirilmiş olabileceğini, kamera görüntülerinde de aracın yanına yaklaşan ve 2 dakika sonra ayrılan bir araç tespit edilmiş olsa da görüntülerden araçtan 25 koli göleğin taşınmış olduğunun tespit edilemediğini,  bu sebeple henüz çalınan gömleklerin araçta olduğu ve gömleklerin miktarı gibi hususlar tespit edilemediğinden müvekkili şirketten sigorta bedelinin tahsili yoluna gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu,  davacı tarafından gömleklerin aracın içindeki varlığını ispatlayan herhangi bir delilin dosyaya sunulamadığını, hırsızlığın gerçekleştiğine dair bir delil dosyaya sunulamadığı gibi, aracın içindeki gömleklerin davacı tarafından iddia edildiği şekilde aracın içinde olduğuna dair de herhangi bir delil dosyaya sunulamadığını,  dolayısıyla çalındığı iddia edilen erkek gömleklerinin olay günü araçta olduğu dahi belli olmadığından davanın reddi gerektiğini, bu beyanları  saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne karar verilmesi durumunda otopark ücretsiz hizmet verdiğinden ivazsız vedia sözleşmesinden dolayı kusurun hafifletilmesi gerektiğini,   Türk Borçlar Kanununun 114. maddesi uyarınca hareket edilmesi gerektiğini,  nitekim huzurdaki davada park yerinin ücretsiz olarak kullanıldığını, davalının sorumluluğuna gidilecekse dahi bu sorumluluğun ve borçlunun özen yükümlülüğünün derecesinin de TBK madde 114 kapsamında daha hafif olarak değerlendirilmesi gerektiğini, kaldı ki davalının  ivazsız bir vedia akdi çerçevesinde dahi gösterilmesi gereken azami özeni sergilediğini, davanın ... Sigorta Anonim Şirketi ve ... Hizmetleri AŞ'ye  ihbarı gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Dava, meydana gelen hırsızlık sebebiyle davalı AVM'nin sorumlu olup olmadığı, davacının davalıya rücu edip edemeyeceği hususundan kaynaklanmaktadır. Davacının sigortalısına ait Nakliyat Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan ... şirketine ait erkek gömleği emitasının, sigortalıya ait ... plakalı araç ile nakliyeci firmaya teslim edilmek üzere taşınması sırasında davalının otoparkında vuku bulan hırsızlık olayı sonucu çalındığı olayda; 11/04/2016 tarihinde davacının expertiz raporu sonucu sigortalısına yaptığı ödemenin rucüen tazmin talepli davada; hırısızlık olayı ve davalının otoparkında gerçekleştiği sabit olup  ,tazmin talebinin davalıya yönlendirilip yönlendirilemeyeceği ile yapılan ödemenin kadri maruf olup olmadığı hususlarında yapılan inceleme sonucu;Aktüeryal hesap ve sigorta,tekstil uzmanı ve güvenlik uzmanı bilirkişileri tarafından hazırlanan 20/05/2019 tarihli Bilirkişi Raporu(Hükme esas 3.heyet raporu)  ile 07/09/2018 tarihli heyet raporundaki kusur oranlarının birbiri ile örtüştüğü ve Mahkememi'zin kabulünde olduğu emtia uzmanı tarafından yapılan değerlendirme uyarınca yapılan ödemenin kadri maruf olduğunun anlaşıldığı, Davalı ... Hizmetleri A.Ş'nin meydana gelen olayda %40 oranında kusurlu olduğu Davalı  ... AVM'nin meydana gelen olayda %30 oranında kusurlu olduğu ... plakalı aracın sürücüsü ...'in ve aracın maliki dava dışı ... Müm. Ltd. Şti.'nin meydana gelen olayda %30 oranında kusurlu olduğu 20/05/2019 tarihli Bilirkişi  raporu uyarınca ; davalı ... AVM'nin kusuru oranında sorumlu olduğu  emtia bedeli  31.569,55 TL x %30 = 9.470,86 TL olmakla, Ancak sigorta şirketi tarafından11/04/2016 tarihli ödeme sonrası  rucü edilen tutar  31.466,00 TL olup davalının kusuruna tekabül eden tutar  9.439,8 TL olmakla,taraflar tacir olup , sigortanın ödeme yaptığı tarih itibari ile ve de talep gibi avans faizine hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 20/05/2019 tarihli  heyet raporu doğrultusunda 9.439,8 TL tazminatın 11/04/2016 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı alışveriş merkezlerinin sorumluluğunun, kusursuz sorumluk esasına dayandığını, bu nedenle davalı şirket, kurtuluş beyannamesi getirmedikçe meydana gelen zararın tamamından sorumlu olduğunu, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin  2008/4120 Esas, 2008/9661 Karar sayılı kararının bu yönde olduğunu,  ayrıca \"... Avm Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi\" maddeleri incelendiğinde, davalının güvenlik şirketini ve yapılan işi denetleme ve kontrol etme yükümlülüğü bulunduğunu, yine güvenlik şirketinin davalının emir ve talimatları altında çalıştığını,   davalının bu sebeple de sorumlu olduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  2007/1260 Esas,  2007/1692 Karar sayılı ilamının da bu hususu destekler mahiyette olduğunu, davalı ile ... AŞ arasında akdedilen sözleşmenin \"sözleşmenin nispiliği\" ilkesi gereğince sözleşmenin taraflarının iç ilişkisini ilgilendirdiğini,  zarar gören üçüncü kişi olan ve sözleşmenin tarafı olmayan sigortalının halefi davacıya karşı ileri sürülemeyeceğini,  borç ilişkilerinden doğan alacak hakların hukuki nitelikleri itibariyle nispi olduğunu, alacaklı bu hakkı sadece borçluya karşı ileri sürebileceğini,  güvenlik şirketinin kusurlu olup olmamasının sadece AVM yönetiminin güvenlik şirketine rücu hakkını etkilediğini, sigortalıya ait emtiaların taşınmakta olduğu ... plakalı araç sürücüsü ...'in, aracı davalı otoparkına bırakması ile taraflar arasında TBK'nın 561. maddesinde tanımlanan vedia sözleşmesinin kurulduğunu, davalının vedia sözleşmesi ile saklayıcı konumunda olduğunu, kendisine bırakılan taşınır malı kabul etme ve onu güvenli bir yerde koruma borcu altına girdiğini,  dolayısıyla davalının sözleşmenin kendisine yüklediği güven ve özenle koruma borcuna aykırı davranması nedeniyle zararın meydana gelmesinde tam kusurlu ve oluşan zarardan sorumlu olduğunu, ücretin kurucu unsur olmadığını,  mahkeme kararında dava dışı sigortalı ... Müm. Ltd. Şti.'ne kusur atfedilmesinin  de kabul edilemez olduğunu,  sigortalıya ait ... plakalı aracın kapalı kasa  kamyonet olduğunu, ... plakalı araç sürücüsünün emtiaların bulunduğu kasayı asma kilit ile kilitlediğini, gereken  tüm önlemleri aldığını, zararın tümünden davalının sorumlu olduğunu, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olup kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne   karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  davacı sigorta şirketinin sigortalısı ile davalı  arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığı gibi meydana gelen haksız fiilin gerçekleşmesinde müvekkili şirket açısından illiyet bağı da kurulamayacağını,davacının davalı aleyhine dava açmasının hukuken olanaklı olmadığını, dava dışı ... Hizmetleri AŞ ile davalı arasında \"... Avm Güvenlik Hizmet Sözleşmesi\"  olduğunu, adı geçen şirketin kapsamında özel güvenlik hizmeti verdiğini, davalının AVM otoparkının güvenliğini sözleşme ile dava dışı güvenlik şirketine devrettiğinden davalıya husumet yöneltilemeyeceğini,  davalı yönünden hükmedilen kusur oranının bilimsel verilerek göre belirlenmediğini,  subjektif olduğunu, eksik incelemeye dayalı ve yetersiz değerlendirmeye dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının  hatalı oluğunu, davalıya atfedilen kusur oranının fahiş olduğunu, aracın park edildiği otopark ücretsiz bir otopark olmakla hukuken geçerli bir vedia sözleşmesi bulunmadığını, davalı tarafından her araç başına güvenlik görevlisi görevlendirilerek güvenliğin sağlanmasının ise söz konusu olmadığını, davalının üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiğini,  zararın, davacının sigortalısı  araç malikinin gerekli tedbirleri almayarak kendisinden beklenen dikkat özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklandığını, hırsızlığın gerçekleştiği iddia edilen araç kilidinin kolayca kırılabilen, güvenlik seviyesi düşük, standart bir araç olmakla bu hususun sigortalının değerli eşyaları koruyacak gerekli ve nitelikli önlemleri almadığını gösterdiğini, poliçede \"taşımanın tüzel kişiliğe haiz bir nakliyeci firma tarafından yapılması teminatın geçerliliği açısından şarttır\" denilmiş olmakla, iddia edilen taşıma nakliye firması tarafından yapılmıyorken davacı tarafından ödeme gerçekleştirildiğini, iddia olunan hırsızlık olayı, emtia nakliyesinin tüzel kişiliğe haiz bir nakliye firması tarafından yapılmazken gerçekleştiğini,  görüldüğü üzere gerçekleşen zararın sigorta kapsamına alınmadığını, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda \"zararın sigorta kapsamında olması\" şartı irdelenmediğini, zararın sigorta kapsamında olup olmadığı değerlendirilmediğini,  teminat dışı ödeme sebebiyle davacının rücu hakkı olmadığını, birçok kez itiraz ettikleri halde dosya kapsamında düzenlenen ve hükme esas alındığı belirtilen  bilirkişi heyeti raporuyla söz konusu gömleklerin çalındığının ispatlanamadığını,  davacının,  gerçekleştiği iddia edilen hırsızlık fiili ve çalındığı iddia edilen gömleklerin araçta olduğunu ispatlayamadığını,  her ne kadar davacı tarafından birtakım listeler ve zarar iddiaları sunulmuş olsa da hırsızlığın gerçekleştiğine dair  kesin bir emare bulunmadığını, davacı tarafından da gömleklerin araçta olduğunu ispata yarar herhangi bir belge sunulmadığını, kamera görüntülerinden tespit edildiği ve olay tutanağında da izah edildiği üzere, söz konusu aracın olay günü saat 11.25'de araç şoförü tarafından park edildiğini, 11.27'de ise bir aracın yanına yaklaştığını ve 11.29 da aracın yanından çıktığını, gömleklerin çalındığının iddia edildiği söz konusu aracın ise 11.37'de otoparktan çıkış yaptığını, görüldüğü üzere araç toplamda 12 dakika müvekkilinin otoparkında beklediğini, kamera görüntülerinde aracın yanına yaklaştığı tespit edilen aracın ise sadece 2 dakika aracın yanında kaldığını, toplam 12 dakika boyunca otoparkta kalan araçtan 2 dakika içerisinde 25 koli gömleğin çalınmış olduğu iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olmakla, aracın 12 dakika için park etmesi ve tam da bu sırada varolduğu iddia edilen eşyaların çalındığının iddia edilmesinin gerçeğe aykırı bir beyan olduğunu ayrıca gösterdiğini, bu sebeple hırsızlık olayının gerçekleştiği ve müvekkilinin otoparkında gerçekleştiği hususlarının  ispat edilemediğini,  araç şoförünün çalındığını iddia ettiği otoparka ilk giriş saatinin üzerinden 5 saat geçtikten sonra müvekkili şirket otoparkına gelerek hırsızlık iddiasında bulunduğunu, aradan geçen 5 saat gibi uzun bir sürede gömleklerin çalındığının fark edilmemiş olması ya da 5 saat sonra bildirimde bulunulmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, araçtan gömleklerin (iddia edildiği şekilde) çalınmasının bu 5 saat içerisinde başkaca herhangi bir yerde de gerçekleştirilmiş olabileceğini, kamera görüntülerinde de aracın yanına yaklaşan ve 2 dakika sonra ayrılan bir araç tespit edilmiş olsa da görüntülerden araçtan 25 koli göleğin taşınmış olduğunun tespit edilemediğini,  bu sebeple henüz çalınan gömleklerin araçta olduğu ve gömleklerin miktarı gibi hususlar tespit edilemediğinden müvekkili şirketten sigorta bedelinin tahsili yoluna gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu,  davacı tarafından gömleklerin aracın içindeki varlığını ispatlayan herhangi bir delilin dosyaya sunulamadığını, hırsızlığın gerçekleştiğine dair bir delil dosyaya sunulamadığı gibi, aracın içindeki gömleklerin davacı tarafından iddia edildiği şekilde aracın içinde olduğuna dair de herhangi bir delil dosyaya sunulamadığını,  dolayısıyla çalındığı iddia edilen erkek gömleklerinin olay günü araçta olduğu dahi belli olmadığından davanın reddi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, saklama (vedia) sözleşmesi uyarınca davalıya ait otoparka dava dışı sigortalı tarafından bırakılan araçtan çalınan emtiaların bedelini dava dışı sigortalıya ödeyen davacı sigortacının, ödediği bedeli rücuen davalıdan tahsili istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı; sigortalısına ait emtianın sigortalısına ait araçla davalı otoparkında bulunduğu sırada araçtan çalındığını, poliçe kapsamında dava dışı sigortalıya ödeme yaptığını, hırsızlık olayı nedeniyle kaybolan emtianın bedelinden davalının  saklama (vedia) sözleşmesi uyarınca sorumlu olduğunu ileri sürerek, sigortalısına ödediği 31.466,00 TL'nin  rücuen davalıdan tahsilini talep etmiş; davalı ise  otoparkın güveliğinin aralarında sözleşme bulunan ve ihbar olunan şirketçe sağlandığını, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, hırsızlık olayının gerçekleştiğinin ve çalındığı iddia olunan emtianın araçta olduğunun davacı yanca ispatlanamadığını, otoparkın ücretsiz olması sebebiyle davacı sigortalısı ile   arasında vedia sözleşmesi bulunmadığını, kendisine kusur atfedilemeyeceğini, sigortalının gerekli tedbirleri almadığını savunmuştur. Mahkemece, davalının kusur oranının %30  davalının hizmet aldığı dava dışı  güvenlik şirketinin   %40 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden  yapılan incelemede;Davacı ile dava dışı sigortalısı arasında 10.04.2016-10.04.2016 tarihleri için geçerli  nakliyat abonman sözleşmesi ile  18.02.2016 yükleme tarihli, ... numaralı nakliyat sigorta poliçesi bulunduğu, bu poliçe ile  sigortalıya ait  15.356,00 EURO değerindeki 1396 adet erkek gömleği olan emtianın İstanbul/Türkiyeden LRhey/Fransaya  taşınması sırasında meydana gelecek risklerin teminat altına alındığı,  söz konusu emtiaya ilişkin  18.02.2016 tarihli  mal faturasının dosyada bulunduğu,  faturada malların bedelinin 15.356,00 EURO olarak ve miktarının  1396 adet olarak,  42 koli olduğunun belirtildiği, bu malların, sigortalı şirketin sigortalı çalışanı olduğu SGK belgelerinden anlaşılan sürücü ... tarafından yine sigortalı dava dışı şirkete ait ... plakalı  araç  ile taşıyıcı  firma olan  ...Ltd. Şti.'ne  teslim edilmek üzere  yola çıktığı, 18.02.2016 tarihli  sigortalı tarafça düzenlenen ve sürücü imzalı sevk irsaliyesine göre taşıyıcı firmaya aynı gün  saat 12.30'da  17 koli olarak teslim edildiği, taşıyıcı firmanın da sevk irsaliyesini imzaladığı  görülmektedir. Her ne kadar  davalı vekili malların araçta yer alıp almadığın belli olmadığını ileri sürmüş ise de, sevk irsaliyesi, fatura, ekspertiz raporu ile  hasar dosyası birlikte dikkate alındığında poliçeye konu 42 koli erkek gömleği   emtianın dava dışı sigortalıya ait araç sürücüsüne teslim edildiği, aksine bir ihtimalin varlığına dair dosya  kapsamında bir delilin bulunmadığı nazara alındığında  davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamında bulunan  Bahçelievler İlçe Emniyet Müdürlüğü yetkililerince  araç üzerinde yapılan inceleme ile düzenlenen 18.02.2016 tarihli  olay yeri inceleme  raporu, araç sürücüsünün ifadesi,  Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/91557 soruşturma sayılı dosyası  ve kamera görüntülerine göre; 18.02.2016 tarihinde sürücü ... yönetimindeki, dava dışı sigortalı şirkete ait ... plakalı aracın saat 11.00 civarında davalı AVM'ye ait açık otoparka park ettiği,  bu sırada bir başka, ... plakalı aracın sigortalı aracının yanına park ettiği, savcılık ve emniyet kayıtlarına göre bu aracın plaka kaydının bulunmadığı, yani sahte plakalı olduğu,  yaklaşık iki dakika kadar sigortalıya ait aracın arka kasa  kapak kısmına yakın şekilde park ettiği,  sigortalıya ait araçta bulunan 42  koli emtiadan 25 adedinin bu şüpheli araçta bulanan şahıslarca çalındığı anlaşılmaktadır.  Her ne kadar davalı vekili burada bir hırsızlık olayı gerçekleşip gerçekleşmediğinin belli olmadığını ileri sürmüş ise de; gerek kamera görüntülerine göre bu  aracın sigortalı aracının arka kapak kısmına dikey olarak yanaşması, gerek yanaşan aracın trafikte plaka kaydının olmaması, gerekse 07.09.2018 tarihli  ve güvelik uzmanının bulunduğu bilirkişi heyetince düzenlenen raporda, sigortalının kamyonunun  arkasına yanaşan bu araçtaki  gömleklerin çalındığı ve 3-4 profesyonel hırsızın  2 dakika içinde kamyonun kasasını açarak 25 koli gömleği  araca  aktarmasının mümkün olduğunu belirtmesi karşısında hırsızlık olayının davalı otoparkında olmadığının kabulü mümkün değildir.Davalı vekili, davacı ödemesinin hatır ödemesi olduğunu, davacı ile dava dışı sigortalı arasındaki poliçede \"taşımanın tüzel kişiliğe haiz bir nakliyeci firma tarafından yapılması teminatın geçerliliği açısından şarttır\" denildiğini,  dava dışı sigortalının kendisine ait araçla taşımayı yaptığını ve davacının hatır ödemesi yaptığını ileri sürmüştür. Sigortacının ödeme yaptığı sigortalısının haklarına TTK'nın 1472/1 maddesi uyarınca halef olabilmesi için, ödemenin teminat kapsamında olması zorunludur. Teminat kapsamına ve poliçe hükümlerine uygun olmayan ödemeler ex gratia ödeme (hatır ödemesi) mahiyetinde olduklarından, halefiyet kapsamında değerlendirilemezler. Ancak bu ödemeyi yapan sigortacı sigortalısından, zarar sorumlusuna karşı olan dava hakkını TBK'nın 183 ve devamı maddeleri kapsamında alacağın temliki yoluyla devralmışsa rücu hakkına sahip olabilir. Somut olayda da davacı tarafından, sigortalıya yapılan 31.569,55 TL  sigortalıdan zarar sorumlusuna karşı olan dava hakkı TBK'nın 183 ve devamı maddeleri kapsamında alacağın temliki yoluyla devralındığına dair ibraname, temliknameyi sunmuştur. Artık bu durumda davacı sigortacı, alacağın temliki  yoluyla sigortalıdan alacağı temlik aldığından  temlik alan davacı sigorta şirketinin sigortalıya ödediği bu bedeli davalıdan talep hakkına sahip olduğunun kabulü gerekir. Tüm bu açıklama ve tespitlere göre, dava dışı sigortalıya ait 42 koli emtianın bulunduğu aracın  davalı otoparkında  park edildiği esnada 25 adedinin çalındığı,  davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu kanaatine varılmış olup  davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Bu tespit ve açıklamaların sonrasında ise taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliğinin ortaya konulması gerekir.Saklama sözleşmesi saklayanın, saklatan tarafından verilen şeyi kabul ve onu güvenli bir yerde saklatan yararına  saklayıp korumak ve sözleşme sonunda  saklatana geri vermekle yükümlü olduğu sözleşmedir. Saklama  borcu doğuran sözleşmeler TBK'nın 561-580 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Saklama sözleşmesi ilke olarak ivazsız bir sözleşmedir. Kanun koyucu bu sözleşmenin saklayan için bir gelir getirmediği karinesinden  hareket etmiştir. TBK ödenecek ivazı  sözleşmenin esaslı unsuru kabul etmemiştir. Bununla birlikte taraflar isterlerse bu sözleşmeyi ücret karşılığında yapabilirler. Saklayan kusursuz olduğunu ispat etmedikçe, şeyi geri vermemekten veya kötü durumda vermekten  doğan zararı tazmin zorundadır. Burada TBK'nın112. maddesi uygulanır. Mesela saklayan, saklanan şeyin umulmayan bir olay nedeniyle kaçınılmaz bir şekilde yok olduğunu ispat ederse kusursuzluğunu ispat etmiş olur. Bu takdirde imkansızlık söz konusu olur. Buna karşılık geri verme saklayanın kusuruyla mümkün olmadığı takdirde, geri verme borcunun yerine tazminat borcu geçer. Saklatanın ortak kusurunun mevcut olması hâlinde hâkim, tazminattan indirim yapabilir (Prof.Dr.Fikret Eren,  Borçlar Hukuku  Özel  Hükümler, Ankara  2017, s.785,  s.765). Bu bilgilere göre somut olayda, hırsızlığın gerçekleştiği otoparkın davalı ... AVM bünyesinde bulunduğu, davacının sigortalısına ait aracın  bu otoparka park edildiği bir durumda araçtan 25 koli gömleğin çalındığı, otoparkın alışveriş merkezine gelen müşterilere hizmet verdiğinin sabit olduğu ve davacı ile davalı  arasında TBK'nın 561. maddesi uyarınca bir saklama (vedia) sözleşmesinin kurulduğu anlaşılmaktadır (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 16.05.2012 tarihli ve  2011/6  Esas,  2012/7941 Karar sayılı kararı ile 08.05.2017 tarihli ve 2016/84685 Esas, 2017/2691 Karar sayılı kararları). Bu açıklamalara göre davalı vekilinin taraflar arasındaki sözleşmenin saklama sözleşmesi olmadığı yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilince,  davalının dava dışı ... AŞ ile  arasında ... AVM güvenlik hizmetleri sözleşmesi bulunduğunu,  sözleşme ile otoparkın güvenliğinin bu şirkete  devredildiğini ve davalının sorumluluğu bulunmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de bu durum, davalının, saklama sözleşmesinden doğan sorumluluğunu ortadan kaldıran bir sebep değildir. Ayrıca, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince davalı, dava dışı şirket ile arasındaki ... AVM güvenlik hizmetleri sözleşmesini, sözleşmenin tarafı olmayan davacı sigortalısına karşı ileri süremez; sö  konusu sözleşme ancak sözleşmenin tarafları arasında hüküm doğuracaktır. Açıklanan bu sebeplerle davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden  yapılan incelemede;Davacı vekili, taraflar arasında saklama (vedia) sözleşmesi olduğunu ve davalının  anlaştığı güvenlik şirketinin kusurunun olup olmamasının  uyuşmazlıkta bir önemi olmadığını, davacının sigortalısının bir kusurunu bulunmadığını ve davanın tamamen kabulü gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı vekilinin istinaf sebeplerinin değerlendirildiği yukarıdaki  bölümde ayrıntılı olarak izah edildiği  üzere; taraflar arasında, bir diğer deyişle davacının haklarını temlik aldığı sigortalısı ile davalı arasında sigortalı aracının davalı AVM otoparkına bırakılması ile saklama sözleşmesi  kurulmuştur. Davalının sorumluluğunun  da  bu  saklama sözleşmesi kapsamında belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle davalının, otoparkın güvenliği için sözleşme yaptığı güvenlik şirketinin kusurunun olup olmaması ve aralarındaki sözleşme eldeki davada davalının sorumluluğunu etkiyen bir husus değildir. Bir diğer anlatımla davalının sözleşme ilişkisi içinde bulunduğu  güvenlik şirketinin kusuru davalının kusuru gibidir. Bu nedenle somut olayda,  davalının otoparkının güvenliği işini alan şirketin kusurunun davalının kusurundan ayrı olarak değerlendirilmesi hatalı olduğundan  hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava dışı ihbar olunan   güvenlik şirketine atfedilen %40 oranındaki kusurun da   davalının kusuru olarak  değerlendirilmesi gerekirken davalı kusurundan ayrı tutulması  ve mahkemece  bu yönde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüş ve davalının %70 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek davacı yanca ödenen 31.466,00 TL'nin %70'ine tekabül eden 22.026,20 TL'nin 11.04.2016 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmiştir. Her ne kadar davacı vekili sigortalıya kusur atfedilemeyeceğini ileri sürmüş ise de yukarıda da belirtildiği üzere, saklayan  yani davalı, kusursuz olduğunu ispat etmedikçe, saklanan şeyi geri vermemekten veya kötü durumda vermekten  doğan zararı tazmin zorundadır. Geri verme saklayanın kusuruyla mümkün olmadığı takdirde, geri verme borcu yerine tazminat borcu geçer ve  saklatanın ortak kusurunun mevcut olması hâlinde tazminattan indirim yapılabilir. Somut olayda, hükme esas alınan ve Dairemizce de hüküm kurmaya elverişli bulunan  20.05.2016 tarihli bilirkişi raporunda da belirtiliği gibi, davacının sigortalısının araca özel alarm taktırmaması, sürücünün aracın yanına geldiğinde araca binerken asma kilidin kırılıp kırılmadığını kontrol etmemesi,  bu tür kıymetli yük taşıması sebebiyle anahtar ve kapılarının daha sağlam kırılamayan anahtarlarla donatılması gerekirken bunu yapmaması sebebiyle %30 oranında kusurlu bulunmuştur. Bu durumda saklatan durumunda olan davacı, TBK'nın 114/2. Maddesi atfıyla aynı Kanun'un 52. maddesi uyarınca, sigortalısının  zararın meydana gelmesinde ortak kusuru bulunması sebebiyle, bu oranda tazminattan indirim yapılması gerektiğinden, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.  Açıklanan bu gerekçelerle; dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı  vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine;  davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353.1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kısmen kabulü ile  22.026,20 TL'nin, 11.04.2016 tarihinden  itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Fazlaya ilişkin tazminat isteminin reddine, 3-Davacı tarafça dava açılırken yatırılan peşin harcın, alınması gereken 1.504,61 TL harçtan mahsubu ile bakiye 967,24 TL karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 31,40 TL başvurma harcı, 537,37 TL peşin harç olmak üzere toplam 568,77 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- Davacı tarafça yapılan tebligat-posta gideri 349,80 TL, bilirkişi ücreti 3.937,5‬0 TL olmak üzere toplam 4.287,3‬0 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 3.001,11 TL'lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6- Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre belirlenen 22.026,20 TL vekalet ücretinin davalıdan  alınarak davacıya verilmesine, 7- Davalı  taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre belirlenen 9.439,80 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya  verilmesine,8- Taraflarca yatırılmış olan gider avansı bakiyelerinin, yatıran taraflara iadesine,8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri, 88,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 250,10 TL kanun yolu giderinin davalıdan  alınarak davacıya verilmesine, c-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından  yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince,  davalıya iadesine,9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,10-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,  29.01.2025  tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"91ff1eb00e5ae3bd","SID":"50fdb02a7c9945b1"}}