{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/1374 <br>KARAR NO:2025/142<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:16/05/2022<br>NUMARASI:2021/441 E. - 2022/358 K.<br>DAVANIN KONUSU:Tespit<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... sayılı dosyasında 26/03/2013 tanzim tarihli 26/04/2013 vade tarihli 50.000.-TL bedelli bonoya istinaden kambiyo senetlerine mahsus yol ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/87 Esas sayılı dosyası ile... sayılı icra takibinin dayanağı bononun zaman aşımına uğradığı iddiası ile icranın geri bırakılmasının talep edildiğini, İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/87 Esas, 2019/879 Karar sayılı 23.10.2019 tarihli ilamı ile davanın reddine karar verildiğini, davalı ... vekili tarafından işbu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2020/2122 Esas, 2021/1500 Karar sayılı 20.05.2021 tarihli ilamı ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin kabulüne, İİK'nun 71. ve 33/a maddeleri gereğince şikayet eden borçlu yönünden zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına kesin olmak üzere karar verildiğini, davalı-borçlu tarafından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2020/2122 Esas, 2021/1500 Karar sayılı dosyasından verilen icranın geri bırakılması kararı, ... sayılı dosyasına sunularak yine davalı borçlu tarafından ödenen borcun bugünki tarihi itibariyle ve yasal faizi ile birlikte hesaplanarak taraflarına borç muhtırası talebi gönderilmesi talep edildiğini, ilgili İcra Müdürlüğü tarafından 28.06.2021 tarihinde; İİK. 33/a-2 maddesine göre yedi gün içinde dava açıp açmayacağının beklenilmesi gerektiğini, dava için maddede öngörülen yedi günlük sürenin bitimine kadar icra takibinin olduğu yerde duracağını, alacaklı bu süre içerisinde dava açarsa bu davanın sonucuna değin takibin durmaya devam edeceğine ilişkin karar verildiğini, işbu madde gereğince huzurdaki zaman aşımının vaki olmadığının ispatı sadedinde işbu davayı açmak zorunluluğu hasıl olduğunu, işbu nedenlerle, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile, ... sayılı dosyasındaki takibe konu bono (50.000,00-TL bedelli) yönünden takibin kesinleşmesi sonrası zamanaşımının vaki olmadığının tespitini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından ... sayılı takip dosyasının 23.05.2013 tarihinde açıldığını,  ödeme emri tebliğ edilerek takibin kesinleştirildiğini, icra dosyası incelendiğinde 14.06.2013'te ödeme emrinin tebliğ edildiği daha sonra zamanaşımı süresi dolmadan cebri icrayı sürdürme iradesini ortaya koyan, takibin devamını sağlayan ve zamanaşımını kesen herhangi bir işlem yapılmadığının görüldüğünü, davacının müvekkili hakkında yapmış olduğu işlemler araç ve gayrimenkul sorgusu, mernis kaydı sorgusu, nüfus kayıt örneğinin çıkarılması sorgusu, ... sorgusu işlemleri olduğunu,  takibin açılmasının devamında 3 yıl boyunca zamanaşımını kesecek nitelikte alacağın tahsiline yönelik icra takip işlemi yapılmadığını, davacının dava dilekçesinde beyan ettiği birçok işlem ile ilgili icra dosyasının diğer borçlusu olan ... A.Ş'ye yönelik yapılan işlemler olduğunu, müvekkiline yönelik takip tarihinden sonraki 3 yılda yapılmış ve zamanaşımını kesecek mahiyette bir icra takip işlemi olmadığını, davacı tarafından ... sayılı takip dosyası 23.05.2013 tarihinde açıldığını, ödeme emri tebliğ edilerek takibin kesinleştirildiğini, icra dosyası incelendiğinde 14.06.2013'te ödeme emrinin tebliğ edildiği daha sonra zamanaşımı süresi dolmadan cebri icrayı sürdürme iradesini ortaya koyan, takibin devamını sağlayan ve zamanaşımını kesen herhangi bir işlem yapılmadığının görüleceğini, 18.05.2016 tarihinde müvekkili hakkında mernis kaydı sorgusu, 17.07.2018 tarihinde araç sorgusu, 16.05.2018 tarihinde tapu sorgusu yapılmış olup araç ve tapuya haciz şerhi işlendiğini, her ne kadar davacı tarafından 14.03.2014 tarihinde gayrimenkul sorgu talebinde bulunulmuş olsa da borçlu hakkında sadece sorgulama yapılması ya da bunun talep edilmesi zaman aşımını kesen işlemlerden olmadığını, hacze yönelik işlemin de gerçekleştirilmesi gerektiğini, söz konusu işlemlerin yapıldığı tarih ve takibin açıldığı tarih dikkate alındığında zaman aşımının dolmasından sonra yapıldığının görüleceğini, davacı tarafından yine 18.05.2016 tarihli şirketin tasfiyesi sırasında yapılacak ödemelerde dosya alacağının dikkate alınmasına yönelik müzekkere yazılmasına yönelik istem ve yazılan yazı ya da sorgu istemi olup zamanaşımını kesen nedenlerden olmadığını, davacının 26.07.2018 tarihine kadar yapmış olduğu hiçbir işlemin masrafını da yatırmadığını, 26.07.2018 tarihinde müvekkilin aracı için yakalama avansı yatırdığını, 2013 yılından söz konusu tarihe kadar alacağın tahsiline yönelik hiçbir icra takip işlemi yapmadığını, öte yandan zaman aşımı dolduktan sonra davacının zaman aşımını keser mahiyette yeni bir işlem yapması da yeni bir zaman aşımı süresini başlatmayacağını, yukarıda açıklanan tüm vakıa ve gerekçeler bahse konu bonoda zaman aşımının gerçekleştiği ve İcra Hukuk Mahkemesinin kararının yerinde olduğunu açıkça kanıtladığını, tüm bu açıklanan nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden reddini mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddini ve zaman aşımının gerçekleştiğinden bahisle takibin iptaline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Davanın KABULÜ ile ... sayılı dosyasının zaman aşımına uğramadığının tespitine,\" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Davacı tarafından ... sayılı takip dosyası 23.05.2013 tarihinde açıldığını, ödeme emri tebliğ edilerek takip kesinleştirildiğini, icra dosyası incelendiğinde 14.06.2013'te ödeme emrinin tebliğ edildiği, daha sonra zamanaşımı süresi dolmadan cebri icrayı sürdürme iradesini ortaya koyan, takibin devamını sağlayan ve zamanaşımını kesen herhangi bir işlem yapılmadığını, Davacının müvekkili hakkında yapmış olduğu işlemlerin araç ve gayrimenkul sorgusu, mernis kaydı sorgusu, nüfus kayıt örneğinin çıkarılması sorgusu, sgk sorgusu işlemleri olduğunu, takibin açılmasının devamında 3 yıl boyunca zamanaşımını kesecek nitelikte alacağın tahsiline yönelik icra takip işlemi yapılmadığını, Davacının dava dilekçesinde beyan ettiği birçok işlem ilgili icra dosyasının diğer borçlusu olan... ŞTİ.'ye yönelik yapılan işlemler olduğunu, işlem hangi şahsa yönelik yapılmış ise ona karşı zamanaşımını kestiğini, müvekkiline yönelik takip tarihinden sonraki 3 yılda yapılmış ve zamanaşımını kesecek mahiyette bir icra takip işlemi olmadığını, her ne kadar davacı tarafından müvekkiline yönelik, gayrimenkul sorgu talebinde bulunulmuş olsa da, borçlu hakkında sadece sorgulama yapılması ya da bunun talep edilmesi zamanaşımını kesen işlemlerden olmadığını, hacze yönelik işlemin de gerçekleştirilmesi gerektiğini, söz konusu işlemlerin yapıldığı tarih ve takibin açıldığı tarih dikkate alındığında zamanaşımının dolmasından sonra yapıldığını,  zamanaşımının kesilmesi için alacaklının sadece haciz talep etmesi de yeterli olmayıp; iş bu talepler için gerekli masrafları da dosyaya yatırması gerektiğini, -davacı tarafından icra dosyasında talep oluşturulurken bazı taleplerde \"...\" denilerek talep açıldığı görülmüş olup iş bu taleplerin dikkate alınmaması gerektiğini, talep açılırken hangi borçlu adına işlemin talep edildiğinin açık ve kesin ifadeler ile belirtilmesi gerektiğini,  Davacı tarafından yine 18.05.2016 tarihli şirketin tasfiyesi sırasında yapılacak ödemelerde dosya alacağının dikkate alınmasına yönelik müzekkere yazılmasına yönelik istem ve yazılan yazı ya da sorgu istemi olup zamanaşımını kesen nedenlerden olmadığını, davacının 26.07.2018 tarihine kadar yapmış olduğu hiçbir işlemin masrafını da yatırmadığını, 26.07.2018 tarihinde müvekkilin aracı için yakalama avansı yatırdığını; 2013 yılından söz konusu tarihe kadar alacağın tahsiline yönelik hiçbir icra takip işlemi yapmadığını, zamanaşımı dolduktan sonra davacının zamanaşımını keser mahiyette yeni bir işlem yapmasının da yeni bir zamanaşımı süresini başlatmayacağını,-Davacı tarafından müvekkili aleyhine 89/1 haciz ihbarnamesinin 12.11.2019 tarihinde gönderilmiş olduğunu, Davalı vekili 01/07/2022 tarihli \"ek istinaf dilekçesi\" başlıklı dilekçesinde özetle;  -İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/441 E. 2022/358 K. 16/05/2022 tarihli ilamın 6. Maddesinde \"Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 7/2. maddesi gereğince 7.300,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,\" şeklinde hüküm kurulmuş olup iş bu hüküm usul ve yasaya aykırı olduğunu, .  avukatlık ücreti tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yer alan 5.100 TL avukatlık ücretini geçmemesi gerektiğini, Mahkemece avukatlık ücreti nispi hesaplanarak 7.300 TL olarak hüküm altına alınmış olup hatalı olduğunu, kanuna göre iş bu nispi vekalet ücretinin miktarının, maktu vekalet ücretini geçmemesi gerektiğini,-maktu harca tabi olarak ikame edilen iş bu davada mahkemece tayin edilen ilamın 2. Maddesinde \"Alınması gereken 3.415,50-TL karar ve ilam harcından 59,30-TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 3.356,20 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,\" şeklinde hüküm kurulmuş olduğunu, maktu harç alınarak görülen davada mahkemece müvekkili aleyhine nispi karar harcına hükmedilmesinin hukuka uygun olmadığını, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yargılamaya konu icra dosyasında yapılan işlemlerin \" 23.05.2013 tarihinde icra takibi başlatılmış, icra emri 27.05.2013 tarihinde tebliğ edilerek takip kesinleşmiştir. 13.06.2013 tarihinde borçlu şirketin tebligat adresinin sordurulması için İstanbul Ticaret sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılması için talep açılmış ve müzekkere yazılmıştır.  14.06.2013 tarihinde borçlu şirketin ...'dan bildirilen adresine TK.m.35'e göre tebligat yapılması için ödeme emri gönderilmesi talep edilmiş ve ödeme emri gönderilmiştir. 24.06.2013 tarihinde; borçlu ...'nün adına araç, gayrimenkul, posta çeki sorgulaması yapılarak araç varsa haczine, gayrimenkul varsa ilgili tapu sicil müdürlüğüne haciz müzekkeresi yazılmasına, posta çeki hesabı bulunduğu takdirde haciz müzekkeresi yazılmasına karar verilmesi talep edilmiş ve işlem yapılmıştır. 25.02.2014 tarihinde; borçlulardan ...'nün (davalı) anne ve babasını gösterir şekilde nüfus kayıt örneğinin çıkartılarak anne veya babası hayatta değilse dsoya borçlusuna intikal edecek gayrimenkul sorgusunun yapılarak gayrimenkul varsa ilgili tapu sicil müdürlüğüne haciz talimatı yazılması talep edilmiş ve işlem yapılmıştır. 11.09.2014 tarihinde; borçlu ...'nün (davalı) adına gayrimenkul ve posta çeki hesabı sorgusunun yapılarak gayrimenkul varsa haczi için ilgili tapu sicil müdürlüğüne müzekkere yazılması, posta hesabı varsa haciz konulması için talep açılmış ve işlem yapılmıştır. 14.01.2015 tarihinde; dosya borçlusu şirket ve diğer borçlu... (davalı) adına gayrimenkul sorgusu yapılarak gayrimenkul varsa haczi için ilgili tapu müdürlüğüne haciz talimatı yazılması talep edilmiş ve işlem yapılmıştır. 26.06.2015 tarihinde; dosya borçlusu ... adına ... sorgusu yapılabilmesi için ilgili Sosyal Güvenlik Müdürlüğü'ne elden takipli müzekkere yazılması talep edilmiş ve işlem yapılmıştır. 15.12.2015 tarihinde, dosya borçlusu adına malvarlığı sorgusu yapılarak adına kayıtlı araç varsa kayden haczi, adına kayıtlı gayrimenkul bulunması halinde ilgili tapu müdürlüğüne haciz müzekkeresi yazılması talep edilmiş ve işlem yapılmıştır. 05.04.2016 tarihinde; borçlu ...'nün mernis adresi sorgulanarak ilgili İcra Müdürlüğü'ne haciz talimatı yazılması talep edilmiş ve işlem yapılmıştır. 18.05.2016 tarihinde; tasfiye halinde bulunan şirketin borcunun kapak hesabının yapılarak tasfiye memuru olarak görünen ve dosyada diğer borçlu olan ...'nün mernis adresi sorgulanarak dosya borcunun şirketin tasfiyesi esnasında gözönünde bulundurulması ve şirket tasfiyesi sırasında yapılacak ödemelerde dosya alacağının dikkate alınmasına dair müzekkere yazılması talep edilmiş ve işlem yapılmıştır. 08.12.2016 tarihinde; dosya borçlusu hakkında araç ve gayrimenkul sorgusu yapılarak araç varsa kayden haczinin, gayrimenkul varsa haczi için ilgili Tapu Müdürlüğü'ne müzekkere yazılması talep edilmiş ve işlem yapılmıştır. 14.11.2017 tarihinde; dosya borçlularından ...'nün (davalı) sistem kaydının yapılarak ve ilgili borçlu hakkında gayrimenkul ve araç sorgusu yapılarak araç varsa kayden haczinin, gayrimenkul varsa haczi için ilgili Tapu Sicil Müdürlüğüne haciz talimatı yazılması talep edilmiş ve işlem yapılmıştır. 13.07.2018 tarihinde; dosya borçlularından... (davalı) hakkında araç, gayrimenkul,..., ... sorgusu yapılarak, araç varsa kayden haczi, gayrimenkul varsa haczi için ilgili tapu sicil müdürlüğüne müzekkere yazılması, posta çeki hesabı varsa haczi için talimat yazılmasının talep edilmiş ve işlem yapılmıştır.  26.07.2018 tarihinde; dosya borçlusu ...'ye (davalı) ait hacizli aracın kaydına yakalama şerhi konulması talep edilmiş, işlem yapılmış ve masrafı yatırılmıştır. 14.01.2019 tarihinde; dosya borçlusu ...'nün (davalı) dosyamızdan hacizli bulunan ... plakalı aracının kayden haczi ile bağlı bulunduğu ... Otoparkından fiilen haczi için Bakırköy Nöbetçi İcra Müdürlüğü'ne haciz talimatı gönderilmesi, takyidatlı kayıt örneğinin çıkartılarak İİK 100.md. bilgilerinin sorulması talep edilmiş ve işlem yapılmıştır. 26.11.2019 tarihinde icra dosyasının infaz ile kapatılmasına karar verilmiştir.\" belirtilen işlemlerin yapıldığını, sadece haciz talebinde bulunulmasının zamanaşımını kesecek nitelikte olduğunu, borçlu hakkında yapılan sorgulama neticesinde borçlunun malvarlığı tespit edilemediyse elbette ki masraf yatırılması söz konusu olamayacağını, söz konusu işlemlerin alacağın tahsilini sağlamaya yönelik işlemler olduğunu, davalı tarafça iki ayrı istinaf dilekçesi sunulmuş olup bu duruma muvafakatleri bulunmadığını, dava dilekçesinde dava harcı belirtilerek nispi harç ödendiğini, nispi harcın ödenmiş olması dolayısıyla dava değeri üzerinden nispi avukatlık ücretinin tayin edilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, AAÜT 7/2. Maddesinin huzurdaki dosyada uygulanmasının mümkün olmadığını istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava,  icra dosyasında zamanaşımı oluşmadığının tespiti ile takibin devamı talebi istemine ilişkindir. Davaya konu icra takip dosyasının incelenmesinde, davacının İstanbul .... İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasında senetten kaynaklanan 50.000-TL asıl alacak, 143,87-TL protesto gideri,  509,81-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 50.653,68-TL takip yapıldığı, takibin kesinleştiği görülmüştür.Takibin 23/05/2013 tarihinde başlatıldığı,14/06/2013 tarihinde ödeme emri tebliğ edildiği anlaşılmıştır.Dava konusu olayda, zamanaşımı nedeniyle takibin geri bırakılması istemi ile İstanbul 17. Hukuk İcra Mahkemesinde borçlu ...'nün açtığı davanın reddine karar verilmiş, dosya davalı borçlu tarafından istinaf edilmekle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 21.05.2021 tarihli 2020/2122 Esas 2021/1500 Karar sayılı ilamı ile karar kaldırılarak icranın geri bırakılmasına karar verilmiş, 20.05.2021 tarihli  kabul edilmiş, karar 28.06.2021 tarihi itibari ile davacı alacaklıya tebliğ edilmiş, alacaklı tarafından süresi içerisinde eldeki dava açılmıştır.İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/87 Esas sayılı dosyası incelenmesinde; alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine özgü takipte, takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasının talep edildiği, yapılan yargılama sonucundan icranın geriye bırakılması talepli davanın icranın geriye bırakılması talebinin yasal dayanağı bulunmaması sebebiyle davanın reddine karar verildiği, davacı tarafça kararın istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 2020/2122 Esas, 2021/1500 Karar sayılı ilamı ile icra takibine konu olan 26.04.2013 vade tarihli, 50.000-TL tutarlı bonoya dayalı olarak 23.03.2013 tarihinde takip başlatıldığı, bononun düzenleme tarihine bakıldığında o tarih itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna göre; takip talebinde bulunulması ile bonolar için öngörülen üç yıllık zamanaşımı süresinin kesildiği ve süresi aynı olan yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı, 14.06.2013'te ödeme emrinin tebliğ edildiği,  daha sonra zamanaşımı süresi dolmadan cebri icrayı sürdürme iradesini ortaya koyan, takibin devamını sağlayan ve zamanaşımını kesen herhangi bir işlem yapılmadığı gözetildiğinde bu sürede zamanaşımı süresinin dolduğu sabit bulunduğu, 18/05/2016 tarihli şirketin tasfiyesi sırasında yapılacak ödemelerde dosya alacağının dikkate alınmasına yönelik müzekkere yazılmasına yönelik istem ve yazılan yazı ya da, sorgu istemi olup zamanaşımını kesen nedenlerden olmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında kurularak şikayet eden borçlu yönünden icranın zaman aşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına kara verildiği görülmüştür.Davalı vekilinin ek istinaf delikçesinin süresinde sunulduğu anlaşılmıştır.Davalı taraf, icra dosyasındaki yapılan işlemlerin sorgu işlemleri olduğu, zaman aşımını kesmeyeceği, zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle istinaf isteminde bulunmuş ise de,  11.09.2014 tarihinde; borçlu ...'nün (davalı) adına gayrimenkul ve posta çeki hesabı sorgusunun yapılarak gayrimenkul varsa haczi için ilgili tapu sicil müdürlüğüne müzekkere yazılması, posta hesabı varsa haciz konulması için talep açıldığı, 14.01.2015 tarihinde; dosya borçlusu şirket ve diğer borçlu ... (davalı) adına gayrimenkul sorgusu yapılarak gayrimenkul varsa haczi için ilgili tapu müdürlüğüne haciz talimatı yazılması talep edildiği,15.12.2015 tarihinde, dosya borçlusu adına malvarlığı sorgusu yapılarak adına kayıtlı araç varsa kayden haczi, adına kayıtlı gayrimenkul bulunması halinde ilgili tapu müdürlüğüne haciz müzekkeresi yazılması talep edildiği,  05.04.2016 tarihinde; borçlu ...'nün mernis adresi sorgulanarak ilgili İcra Müdürlüğü'ne haciz talimatı yazılması talep edildiği, 08.12.2016 tarihinde; dosya borçlusu hakkında araç ve gayrimenkul sorgusu yapılarak araç varsa kayden haczinin, gayrimenkul varsa haczi için ilgili Tapu Müdürlüğü'ne müzekkere yazılması talep edildiği, 14.11.2017 tarihinde; dosya borçlularından ...'nün (davalı) sistem kaydının yapılarak ve ilgili borçlu hakkında gayrimenkul ve araç sorgusu yapılarak araç varsa kayden haczinin, gayrimenkul varsa haczi için ilgili Tapu Sicil Müdürlüğüne haciz talimatı yazılması talep edildiği, bu işlemlerin haciz talebine ilişkin işlemler olması nedeniyle zaman aşımını kestiği, takibin devamını sağlamaya yönelik icra işlemlerinin zamanaşımını kestiği buna göre davalının istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davalı vekilinin harç  ve vekalet ücretine yönelik istinaf talebine ilişkin olarak, dava açılırken davanın değerinin  50.000 TL olarak belirlendiği, her ne kadar tamamlama harcı alınmaması hatalı ise de, sonuç olarak nispi harç üzerinden hüküm kurulmasında aykırılık bulunmadığı, ayrıca dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde de aykırılık bulunmadığı, istinaf talebinin reddi gerektiği anlaşılmıştır.Davalı vekilinin  istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/05/2022 tarih ve 2021/441 E., 2022/358 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.415,50 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 853,87 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.561,63‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5d26f35fbbbd2cab","SID":"9fe87a15643cd7eb"}}