{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/133 Esas<br>KARAR NO: 2025/175 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2024/506 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİH: 06/06/2024 (Ara Karar Tarihi)<br>İHTİYATİ TEDBİR İSTEYEN <br>KARAR TARİHİ: 06/02/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... A.Ş.'nin tüm hisselerinin davalı  ... tarafından devredilmesi sebebiyle davacının davalı şirkette tek pay sahibi olduğunun tespiti ile davalı ...'in ... A.Ş.'de yer alan malvarlıklarını ve bankada yer alan paraları şahsı üzerine geçirmesi veya muvazaalı olarak üçüncü kişilere devrinin engellenmesi için şirketin taşınır ve taşınmaz tüm mal varlığına devrini engellemek için öncelikle teminatsız aksi halde mahkemece takdir edilecek bir teminat mucibinde ihtayati tedbir konulmasına karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 2024/506 Esas ve 06/06/2024 tarihli kararında; \"TTK'da hangi hallerde geçici hukuki koruma kararının verileceği özel olarak düzenlenmediğinden, tamamlayıcı yorum kuralı olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerinden yararlanılabilir. HMK'nın 389. Maddesi uyarınca, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" şeklindedir.Aynı yasanın 390/3 maddesi, \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" düzenlemesini içermektedir.Somut olayda; davacı, davalı şirketin mal varlığı üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş ise de henüz delillerin toplanmamış olması, geçerli bir pay devri olup olmadığı hususunun yargılamayı gerektirir mahiyette olması ve ticari şirketin faaliyetlerinin sekteye uğratılmamasının hayati öneme sahip olması nedeniyle yaklaşık ispat koşulu da gerçekleşmediğinden davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile ''Davacı vekilinin,  ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, davalı .. Anonim Şirketi'nin tüm paylarına denk gelen 50.000 adet payını davalı şirketin eski yetkilisi ve tüm paylarının sahibi olan davalı ...ile arasında yapmış olduğu 18/08/2023 tarihli pay devir ve ferağ beyannamesi karşılığında devraldığını; Türk Ticaret Kanunu'nun 490. maddesinin; \"Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı paylar, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilirler.\" düzenlemesini haiz olduğunu, bu sebeple müvekkili şirket ile davalılar arasında yapılmış olan 18/08/2023 tarihli pay devir sözleşmesinin TTK'nın ilgili hükmü ve davalı şirketin esas sözleşmesi uyarınca hukuka ve yasaya uygun olduğunu ve geçerli olarak pay devrinin gerçekleştiğini; Bunlarla beraber 27/12/2023 tarihinde de Yönetim Kurulu kararı ile yönetim kurulu başkanlığına müvekkili şirketin seçildiğini, davalı şirketi temsil etme yetkisi münferiden müvekkili şirkete verildiğini, işbu kararın davalı şirketin karar defterine eklendiğini ancak bu kararın davalının imzası olmadan İTO'da tescil/ilan edilmediğini, yine müvekkili şirketin davalı ...'ya ait payların tamamını aldığına ilişkin hususun şirketin pay defterine de işlendiğini, müvekkili şirketin, davalı şirketin hisselerini kanunda yazan şartlara uygun şekilde devralmasına, bedeli ödemesine ve davalı şirketteki tek pay sahibi olmasına rağmen işbu hususun davalı ... tarafından tescil ettirilmemesi, İstanbul Ticaret Odası'nın da davalı ...'nın imzası olmadan pay devri değişikliği ile yönetim kurulu değişikliği başvurusu yapılamayacağını söylenmesi sebebiyle huzurdaki davanın açıldığını, davalı ...'nın, davalı şirket üzerindeki yönetim ve idaresinin haksız olarak devam ettiğini; Geçerli bir pay devri sözleşmesi bulunmasına ve davalı şirketin yönetim kurulu başkanlığına münferiden müvekkili şirketin seçilmesine karşılık davalı ... tarafından tüm bu açıklanan hususların menfaat elde etme çabası ile tescil ettirilmemesi ve yine davalı ... tarafından müvekkilinin, davalı şirketin işleri ile ilgilenmesine engel olunması sebebiyle müvekkili şirketin zarara uğradığını, davalı şirketin yönetim ve temsil organının olmaması İTO'da ve MERSİS'de şirket yetkilisinin hala davalı olarak gözükmesi hususu da dikkate alınarak ivedilikle davalı şirkete ait genel kurul işlemlerinin yapılabilmesi için öncelikle müvekkili şirketin kayyım olarak davalı şirkete atanmasına, akabinde müvekkili şirketin, davalı şirkette tek pay sahibi olduğunun tespiti ile tesciline ve davalı ...'nın, davalı şirketin yönetim kurulundan azline karar verilmesinin talep edildiğini; Yine davalı ... tarafından diğer davalı ... şirketi yetkilisi olduğu iddiası ile üçüncü kişilere karşı müvekkilinin ticari faaliyetlerini sekteye uğratacak şekilde ihtarnameler gönderildiği, alacaklısı ... olacak şekilde ekte sunuşan faturalardaki kamu kurum ve kuruluşları ile üçüncü kişilere karşı haksız icra takipleri başlattığı, davalı ... A.Ş. ve müvekkillinin ticari itibarını zedeleyecek ve davalı şirketi zarara uğratacak faaliyetlerde bulunduğunu, müvekkilinin yaptığı işlere ilişkin tahsilatlar yaparak şirket hesabından şahsi hesabına para çektiği hususları göz önüne alınarak, öncelikle müvekkili şirket yetkilisinin mahkeme aksi kanaatte ise başkaca bir üçüncü kişinin temsil ve yönetim kayyımı olarak tedbiren şirkete atanmasının talep edildiğini ancak Yerel mahkemece, tedbiren kayyım atanması talebi hakkında herhangi bir gerekçe olmadan, davalı şirketin taşınır ve taşınmaz mal varlığına tedbir konulması talebinin ise, pay devrine ilişkin yaklaşık ispat olmadığı gerekçesi ile oyçokluğu ile reddedildiğini; Muhalefet şerhinde ise müvekkili davacının, davalı şirketin tek pay sahibi olduğu ve yönetim kurulu başkanı olduğu, tescilin müvekkilce yapılabileceği bu nedenle borçlu şirket malvarlığına tedbir talebinde hukuki yarar bulunmadığı gerekçesi ile reddi savunulmuş ise de, müvekkili tarafından İTO'ya yapılan tescil başvurusunun davalının imzası olmaması sebebi ile reddedildiğini, davalı ...'nın, Ticaret Sicil Gazetesi, İTO ve MERSİS kayıtlarında yönetim kurulu başkanı olarak gözüktüğünü, davalının bu hal ile üçüncü kişilere karşı şirketi borçlandırıcı işlemler yapabileceğini, bunun da ileride şirketin zararına, şirkete üçüncü kişilerin alacak iddiasında bulunmasına sebebiyet verebileceğini; Yine noter onaylı karar defterinde davalı şirketin yönetim kurulu ve başkanı olarak müvekkilinin seçildiği belirtildiği ve yönetimde boşluk olmadığı belirtilmesine rağmen, bu hususun tescil edilemediğini ve İTO/MERSİS kayıtlarında yönetim kurulunun süresinin geçmiş gözüktüğünü, bu nedenle yönetimde boşluk olduğu hususu açık olup tedbiren kayyım atanması talebinin de kabul edilmesi gerektiğini; Açıklanan nedenlerle, ihtiyati tedbir taleplerinin reddine ilişkin Mahkemece verilen 06.06.2024 tarihli ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma zorunlulukları doğduğunu beyanla Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06.06.2024 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile  öncelikle davalı ... A.Ş'nin genel kurul işlemlerinin yapılabilmesi, yönetim kurulunun seçilmesi gibi işlemlerin yapılması, gündemi düzenlemek ve Kanun hükümleri uyarınca çağrıyı yapmak üzere ivedilikle müvekkili şirketin/şirket yetkilisi ...'ın veya mahkemece belirlenecek başka bir üçüncü kişinin tedbiren kayyım olarak davalı şirkete atanmasına, davalı şirketin taşınır ve taşınmaz tüm malvarlığının devrini engellemek için öncelikle teminatsız aksi halde mahkemece takdir edilecek bir teminat mucibinde ihtayati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, anonim şirket pay devrinin ve paydaşlığın tespiti, davalı yönetim kurulu üyesinin görevinden azli talebi ile açılan davada davalı şirkete yönetim kayyımı atanması ve davalı şirketin tüm malvarlığı üzerine üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlemesi için ihtiyati tedbir konulmasına ilişkindir.Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı yasanın 390/3 maddesi; ''Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Buna göre, tedbir talep eden  haklılığını yaklaşık olarak  ispat etmek zorundadır. 6102 sayılı TTK'nın 365. maddesinde, anonim şirketlerin yönetim kurulu tarafından yönetilip ve temsil olunacağı düzenlenmiş, YK üyelerinin seçimi, süreleri, ibraları hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları TTK'nın 408. maddesi uyarınca genel kurulun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. TTK'da anonim şirketlerde yönetim kurulunun yönetim yetkisinin mahkemelerce kaldırılacağına veya sınırlandırılacağına ilişkin yasal düzenleme bulunmadığı gibi anonim şirkete mahkemece yönetim kayyımı atanmasına olanak sağlayan açık bir kanun hükmü de bulunmamaktadır. TMK'nın 427/4. maddesine göre bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka bir yoldan sağlanamamış ise vesayet makamınca yönetim kayyımı atanması gerekmektedir. Anılan düzenlemeye göre yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan sözetmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK'nın sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. Somut olayda; davacı taraf, davalı şirketin paylarını tek pay sahibi davalı ... ...'den devraldığını, devrin davalı şirketin pay defterine işlendiğini, ardından yönetim kurulu kararı ile yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini ancak pay devri ile yönetim kurulu kararının davalı ... ... tarafından ticaret siciline tescil edilmediğini iddia etmiş, iddiası kapsamında pay devir sözleşmesi ile davalı şirketin pay defteri kaydını ve yönetim kurulu kararını sunmuştur. Davalı ... ..., davalı şirket payları için geçici hisse senedi ilmühaberi bastırıldığını, ilmühaberlere nama yazılı hisse senetlerine ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla uygulanacağını, ilmühaberlerin zilyetliğinin davacıya devredilmediğini, geçerli bir pay devri olmadığını, davacının sunduğu belgelerdeki kayıtların doğru olmadığını, bu nedenle savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu savunmuş, savunması kapsamında geçici hisse senedi ilmühaberini sunmuştur. Mahkemece getirtilen kayıtlardan davalı şirketin yönetim kurulu üyesi ve temsilcisinin davalı ... ... olduğu, davalının şikayeti üzerine davacı hakkında soruşturma açıldığı anlaşılmıştır. Yapılan bu tespitlere göre talep eden davacı tarafından, davalı şirkete ait tüm payların geçerli şekilde devralınıp alınmadığı, davalı şirketin paydaşlarının kim olduğu, pay defterinde sahtecilik yapılıp yapılmadığı, davacının geçerli bir şekilde yönetim kurulu üyesi ve şirket temsilcisi olarak seçilip seçilmediği hususları yargılamaya muhtaçtır. Davalı şirket sicil kayıtlarına göre yönetim kurulu üyesi mevcut olup organ boşluğu bulunmamaktadır. Davalı şirket ticari faaliyetlerine devam etmektedir. Bu aşamada davalı şirkete kayyım atanmasını ve mal varlığına tedbir konulmasını gerektirecek haklı bir sebebin bulunmadığı ve HMK'nın 389/1 ve 390/3 maddesinde aranan koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir. Sonuç olarak; ilk derece mahkemesi ara karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, talep eden davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/02/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"63cecfb1121ab2bb","SID":"5b9ed643fdaa21d6"}}