{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1461 <br>KARAR NO: 2025/139<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/02/2024<br>NUMARASI: 2023/676 Esas - 2024/80 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/02/2025<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;  davalıların maliki, sürücüsü ve ZMM sigortacısı bulunduğu ... plaka sayılı kamyonetin, yolun  karşısına  geçmeye çalışan davacılardan ...'un eşi, diğer davacı ...'un da annesi olan ...'a çarpması neticesinde meydana gelen 08/01/2016 günlü trafik kazasında hayatını kaybeden ...'un desteğinden yoksun hale geldiklerini, kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsünün tam kusuru bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişen haklar saklı kalmak kaydıyla (belirsiz alacak) her bir davacı için ayrı ayrı 5.000,00-TL olmak üzere toplam 10.000,00-TL maddi tazminatın tüm davalılardan; ayrıca, her bir davacı için ayrı ayrı 50.000,00-TL olmak üzere toplam 100.000,00-TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketi dışında kalan diğer davalılardan kaza tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, 12/06/2019 günü bedel arttırım dilekçesi ile de; davacı ... için olan maddi tazminata ilişkin istek miktarını 124.852,13-TL'ye, davacı ... için olan maddi tazminata ilişkin istek miktarını da 53.236,42-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır. Davalılar davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davacıların desteği ...'un ölümüyle sonuçlanın 08/01/2016 günlü trafik kazasının oluşumunda, davalı araç sürücüsünün %25 oranında, müteveffanın ise %75 oranında kusurlu olduğu benimsenerek, 19/07/2019 günlü aktüer ek bilirkişi raporundaki müteveffa gelirinin asgari ücretin 2,27 katı olduğu varsayımından hareketle yapılan ve hesap raporunda 2. seçenekte gösterilen hesaplama doğrultusunda; -Davacıların maddi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile, davacı ... için 111.780,06 TL, davacı ... için 42.293,73 TL olmak üzere toplam 154.073,79 TL tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden 08/02/2016 tarihinden, davalılar ... ve ... A.Ş. Yönünden 08/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, -Davacıların manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile, davacı ... için 12.500,00 TL, davacı ... için 12.500,00 TL olmak üzere toplam 25.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... A.Ş.'den 08/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, karar verilmiştir. Karara karşı davalı sigorta şirketi vekili ve davalı ... San. Ve Tic. A.Ş vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairece yapılan istinaf incelemesi neticesinde verilen 21/09/2023 gün 2020/391 Esas-2023/1403 Karar sayılı ilamla; \"TBK gereği, ölüm neticesi olarak bir kimse müteveffanın yardımından mahrum kaldığı takdirde, onlara bu zararın tazmini gerekir. Yasa metninden de anlaşılacağı üzere; destekten yoksun kalma tazminatının konusu desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Yani olaydan sonraki dönemde de destek olmasa bile, bunun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşanabilmesi için muhtaç olunan paranın ödetilmesidir. Destekten yoksun kalma tazminatının mahiyeti ve amacı ölenin eylemli yardımını alanların desteğin ölümünden sonra da bu yardımdan mahrum kalmaması olduğuna göre; destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için her şeyden önce destek alma hakkı olan kişinin destek alma ihtiyacının devam etmesi gerekir. Bu itibarla; ölenden eş sıfatıyla destek alan kişinin yeniden evlenmesi halinde evlenen eşin desteğinden yararlandığı kişinin yardımından yoksun kaldığından bahsedilemeyeceği ve desteği olan (eski) eşinden dolayı destek tazminatına hak kazanamayacağı açıktır. (Bkn.Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2347 esas 2021/3316 karar sayılı ilamı) Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, UYAP kayıtlarından da anlaşılacağı üzere, davacı eşin dava devam ederken 27/12/2018 tarihinde yeniden evlenmiş olduğu, mahkemece hükme esas alınan hesap raporunda ise davacı ...'ın muhtemel bakiye ömür süresinin tamamı için tazminat hesabı yapıldığı anlaşılmaktadır. Destekten yoksun kalma tazminatının yukarıda ifade edilen amaç ve kapsamı dikkate alındığında eldeki dava bakımından somut gerçeğin bulunduğu böyle bir durumda varsayıma dayalı hesaplama yapılamayacağı, destek alacaklısı olan davacı ...'ın ancak eşinin ölüm tarihiyle kendisinin yeniden evlendiği tarih aralığı için tazminata hak kazanabileceği gözetilip, hesaplama yapılmalıdır. Bu durumda mahkemece davacı ... için davaya konu kaza tarihi ile davacının yeniden evlendiği tarih arasındaki süre için tazminat hesaplanması yapılabilmesi için daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden (hükme esas alınan rapordaki veriler kullanılarak) ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilmesi sonucunda yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmamıştır.\"  gerekçesiyle; ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca kaldırılmasına karar verildiği ve kaldırma nedenine göre de davalıların sair istinaf itirazlarının incelenmediği görülmüştür. Dairece verilen kaldırma kararından sonra 2023/676 Esasına kayıtlanan davanın yargılaması neticesinde mahkemece; iddia, savunma, toplanan deliller, kaldırma kararı, kaldırma kararı doğrultusunda temin edilen 17/11/2023 günlü aktüer bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı yeniden değerlendirilerek; \"...talepte bulunan destek gören davacı eş ...'un dosya içeriğinde bulunan nüfus kayıt örneğine göre 27/12/2018 tarihinde yeniden evlendiği gözetilerek düzenlenen ve bu yönüyle denetime elverişli bulunan yukarıda ayrıntılarına yer verilen ek rapor ile tespit edildiği üzere; davacı ...'un  desteği olan müteveffa eşinin ölüm tarihiyle kendisinin yeniden evlendiği tarih aralığı için tazminata hak kazanabileceği gözetilerek yapılan hesaplama üzerinden davacı ...'un destekten yoksun kalma zararının toplam 8.416,65-TL olduğu  anlaşılmıştır. Bu itibarla, karar kaldırma ilamının yalnızca davacı ... hakkındaki destek zararı hesaplamasında esas alınan süre yönünden olduğu, davacı ... lehine verilmiş olan maddi tazminat ve her iki davacı için takdir edilen manevi tazminat yönünden mahkememizce verilen kararın kaldırılmamış olduğu dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\" gerekçesiyle; -Davanın KISMEN KABULÜ İLE; -Davacıların maddi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile, davacı ... için 8.416,65-TL, davacı ... için 42.293,73 TL olmak üzere toplam 50.710,38-TL tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden 08/02/2016 tarihinden, davalılar ... ve ... A.Ş. Yönünden 08/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, -Davacıların manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile, davacı ... için 12.500,00 TL, davacı ... için 12.500,00 TL olmak üzere toplam 25.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... A.Ş.'den 08/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili, davalı ... Sigorta A.Ş.vekili ve  davalı ... San. ve Tic. A.Ş vekili tarafından ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacılar vekilinin istinaf nedenleri; davalı tarafça önceki karara yönelik olarak yapılan istinafta davacı ...'ın evlenmiş olduğunu ileri sürmediğinden, istinaf mahkemesinin kaldırma sebebi saydığı bu hususta esasen yeni bir değerlendirme yapılamayacağı gözetilmeksizin karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, ayrıca kabule göre de diğer davacı bakımından destek hesaplamasının karar tarihine en yakın tarihteki verilere ve asgari ücretlerdeki yasal artışlara göre yeniden yapılması gerekirken böyle  bir rapor temin edilmeksizin karar verilmiş olmasının da hatalı bulunduğuna yöneliktir. Davalı Sigorta Şirketi vekilinin istinaf nedenleri;  müteveffa gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğu davacı tarafça usulüne uygun şekilde kanıtlanamadığı halde, müteveffa gelirinin asgari ücret düzeyi üzerinde olduğu varsayımından hareketle karar verilmiş olmasının ve ayrıca, PMF Yaşam Tablosu yerine TRH 2010 Yaşam Tablosunun baz alınması suretiyle  tazminat belirlemesi yapılmasının hatalı olduğu ve ilk derece mahkemesi kararının esasen HMK'nın 297.madde hükmüne aykırı bulunduğu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğine ilişkindir. Davalı ... San. ve Tic. A.Ş vekilinin istinaf nedenleri ise;  sigorta şirketi vekilinin istinaf itirazlarına benzer olup, maddi tazminata ilişkin kabul şeklinin hatalı bulunduğuna ve  ayrıca manevi tazminat miktarının fakirleşmeye yol açacak biçimde fazla takdir edildiğine yöneliktir. Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen, ölüm olayına dayanılarak açılmış, maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkin olup; taraf vekillerinin istinaf yasa yoluna başvuru dilekçelerinde açıkça ileri sürülen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesiyle çıkarılan sonuç ve oluşturulan hükümde; usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle yargılama sırasında konusunda uzman Trafik Bilirkişilerinin katılımıyla düzenlendiği anlaşılan 28/09/2018 günlü heyet raporundaki kazanın oluş şekli ile tarafların kusur durum ve oranlarının ne olduğuna ilişkin belirleme ve değerlendirmelerin, dosyaya oluşa uygun denetlenebilir gerekçeler içermesi ve rapordaki konuya ilişkin tespitlerin olayla ilgili olarak Bakırköy 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülerek ... plaka sayılı araç sürücüsü davalı ...'in cezalandırılmasıyla sonuçlanan ve UYAP sorgusundan da anlaşılacağı üzere 14/12/2018 tarihinde kesinleşen, 2016/120 Esas-2018/467 karar sayılı ceza yargılamasına ilişkin dava dosyasındaki belirlemelerle de tam olarak örtüşmesi karşısında mahkemece kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsünün %25 oranında, müteveffa yayanın ise %75 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek, buna göre taraf sorumluluğu yoluna gidilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik tespit edilememesine; ayrıca, Dairemizce de benimsenen Yargıtay güncel içtihatlarına göre trafik  kazasından kaynaklanan ölüme dayalı tazminat davalarında aktüer hesaplamanın TRH 2010 bakiye yaşam tablosu ve prograsif rant uygulaması ile yapılması gerektiğinden, davacı ...'un destekten yoksun kalma zararının belirlenmesi bakımından 19/07/2019 günlü aktüer bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında da bir yanılgı olmamasına; tüm bunlardan ayrı Çaycuma Meslek Yüksek Okulu İktisadi ve İdari Programlar Muhasebe bölümünden 24/06/2009 tarihinde mezun olduğu anlaşılan müteveffanın, en son çalıştığı iş yerinde 2014 yılından beri çalışmakta olduğu ve bu çalışmanın İstanbul ilinde gerçekleştirildiği hususu ile emsal ücret araştırmalarına verilen cevaplar birlikte değerlendirildiğinde; bu niteliklere sahip bir kişinin gerçekte asgari ücretle çalışmayacağı, bordrosundaki bildirimin  ülkemizdeki genel uygulamaya uygun olup esasen gerçeği yansıtmadığı kabul edilerek, müteveffanın asgari ücretin 2,27 katı gelir elde edebileceği varsayımıyla, yapılan hesaplama şeklinin de somut olayın özelliklerine uygun olmasına ve dahi ilk derece mahkemesince verilen önceki karar gerekçesiyle Dairemizin kaldırma kararı  ile bu karardan sonra verilen istinaf konusu karar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, kararın HMK'nın 297.madde hükmüne aykırı olduğu ve  yetersiz bulunduğundan  da söz edilemeyecek bulunmasına göre, davalı sigorta şirketi vekili ile davalı ... San. Ve Tic. A.Ş vekilinin açıklanan hususları amaçlayan istinaf başvurularının yerinde olmadığı, reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. 2-Davalı ... San. Ve Tic. A.Ş vekilinin hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının hatalı belirlendiğine ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56/1. maddesine göre, hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi tazminat adı ile hak sahibi yararına takdir edeceği para tutarı, adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden; hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Bu durumda,  her ne kadar kazanın meydana gelmesinde müteveffa asli (-%75), davalı araç sürücüsü ise tali (-%25) oranında kusurlu bulunmaktaysa da, kazanın meydana geldiği tarih (08/01/2016),  oluş şekli ile sonuçları, ölümün karşılaşılabilecek en ağır sonuç oluşu, ölenin kaza tarihindeki yaşı (28), davacıların eş ve anne kaybına bağlı olarak yaşam tecrübelerine göre duyacakları  elem ve ızdırabın ağırlığı,  kaza  tarihindeki paranın alım gücü, talep miktarı, tarafların dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumları,  manevi tazminatın bir sebepsiz zenginleşme aracı olmaması, ancak  manevi huzuru sağlayabilecek kadar olması, gerekliliği birlikte değerlendirildiğinde; davacılar yararına hüküm altına alınan  manevi tazminat miktarının yukarıda açıklanan ilkelere ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4.maddesinde düzenlenen takdir hakkının kullanılmasına ilişkin kurala göre; fazla olmadığından,  davalı vekilinin manevi tazminatın fazla belirlendiği hususuna yönelik istinaf başvurusu reddine karar vermek gerekmiştir. 3-Davacılar vekilinin istinaf itirazlarına gelince; Görülmekte olan davada, ilk derece mahkemesince verilen maddi tazminat  talebinin kısmen kabulüne ve kısmen reddine ilişkin 17/10/2019 günlü karara karşı davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmamış olup; Dairece davalı tarafın istinaf itirazları kapsamında inceleme yapılarak davalı taraf yararına kaldırılmıştır. Kaldırma kararı gerekçesinde de işaret edildiği üzere; destekten yoksun kalma iddiası ile açılan dava, ölümden sonraki süre boyunca doğacak zararın tazmini talebini kapsamaktadır. Bu nedenle yargılama boyunca davacının değişen durumu tazminatın belirlenmesi yönünden etkili olacaktır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53 üncü maddesi gereği destekten yoksun kalma tazminatının mahiyeti ve amacı, ölenin eylemli yardımını alanların, desteğin ölümünden sonra da bu yardımdan mahrum kalmaması olduğuna göre destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için her şeyden önce destek alma hakkı olan kişinin, destek alma ihtiyacının devam etmesi gerekir. Bu itibarla; dul kalan eşin yeniden evlenmesi halinde destekten yoksun kaldığı sürenin önceki eşin ölüm tarihi ile yeniden evlenme tarihi arasındaki süreye göre hesaplanması gerekmekte olup; bu husus borcu  sona erdiren sebeplerden olan ölüm olgusu gibi (ödeme vb) resen değerlendirilmelidir. (Bkn; Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2024/4904 Esas-2024/6393Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.) Bu durumda  ilk derece mahkemesince kaldırma kararı doğrultusunda işlem yapılıp, aktüer rapor alındıktan sonra alınan bu rapor doğrultusunda davacı ...'ın uğramış olduğu belirlenen destekten yoksun kalma zararına hükmedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Bundan ayrı; az yukarıda da açıklandığı üzere, davacı ... bakımından verilen 17/10/2019 günlü önceki karara karşı davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmamış; önceki karar sadece davacı ... hakkında verilen karar bakımından davalılar yararına kaldırılmıştır. Hal böyle olunca;  önceki kararda  davacı ...'un destek zararına ilişkin olarak hükme esas alındığı anlaşılan 19/07/2019 günlü aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda davacı ... tarafından açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiğine ve istem konusu fazlaya ilişkin  talep ret edildiğine göre; önceki kararın davalı taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturacağı konusunda duraksama bulunmadığına ve   önceki  kararla davalı taraf aleyhine hüküm altına alınan tazminatları aşacak şekilde  karar verilemesi de olanaklı olmadığına göre; ilk derece mahkemesince  kaldırma kararından sonra karar tarihine en yakın tarihteki verilere göre yeni bir  hesap raporu alınmaksızın uyuşmazlığın sonlandırılmış olmasında usul ve yasaya ayrı bir yön tespit edilemediğinden, davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusun da esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davacılar vekili, davalı sigorta şirketi vekili ve davalı ... San.ve Tic. A.Ş vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının yukarıda bentler halinde açıklanan nedenlerle HMK.m. 353/1-b/1 hükmü gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2/İstinaf yasa yoluna başvuran davalılardan alınması gereken 5.171,78-TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırıldığı anlaşılan toplam 1.720,55-TL harcın düşümü ile kalan 3.451,23-TL harcın istinaf eden davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 3/Görülmekte olan davada ihtiyari dava arkadaşı konumunda bulunan ve istinaf yasa yoluna başvuran davacılardan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca  alınması  gereken  (615,40*2) toplam 1.230,80-TL harçtan, davacılar tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan 427,60-TL harcın düşümü ile kalan 803,20-TL bakiye istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davacılardan mütesaviyen alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama  giderlerin ise yapan  taraf üzerinde  bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, manevi tazminata ilişkin hüküm bölümü yönünden HMK'nın 362/1-a madde hükmü uyarınca  miktar itibariyle kesin; maddi tazminata ilişkin hüküm bölümü  yönünden ise  HMK.m.361 hükmü  gereğince gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık  olmak üzere, OY ÇOKLUĞUYLA karar verildi.06/02/2025<br>-MUHALEFET ŞERHİ- Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin belirsiz alacak davasıdır. Dosya kapsamından, yerel mahkemece, maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne dair verilen 17/10/2019 tarihli ilk karara karşı davalı sigorta şirketi vekili ve davalı ... San. Ve Tic. A.Ş vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine,  Dairemizin 21/09/2023 tarih ve 2020/391 Esas,  2023/1403 Karar sayılı ilamı ile,'...  davacı eşin yargılama sırasında yeniden evlendiği, dosya kapsamındaki aktüerya hesabının ise davacı ...'ın muhtemel bakiye ömür süresinin tamamı için  yapıldığı, bu nedenle  somut olaya konu kaza tarihi ile davacı eşin yeniden evlendiği tarih arasındaki süre için tazminat hesaplanması yapılabilmesi için daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden  ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği', gerekçesiyle, davalı sigorta şirketi vekilinin ve davalı ... San. Ve Tic. A.Ş vekilinin sair istinaf itirazları incelenmeksizin yerel mahkeme kararının HMK 353/1.a-6 maddesi gereğince, re'sen  (sadece bu hususla ilgili olarak) kaldırılmasına karar verildiği, yerel mahkemece kaldırma nedeni doğrultusunda alınan ek rapora göre, davanın kısmen kabulüne dair yeniden bir karar verildiği, 14/02/2024 tarihli karara karşı bu kez davacılar vekili, davalı sigorta şirketi vekili ve davalı ... San. Ve Tic. AŞ. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır. Ölüm ile taraf ehliyeti son bulmakta olduğundan yargılama sırasında meydana gelen ölüm  mahkemece re'sen nazara alınması gereken bir durum ise de, evlenme taraf ehliyetine son veren bir durum olmayıp bir medeni hal değişikliğidir. Ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin eldeki davada, taraflarca ileri sürülmediği ve bu husus  istinaf nedeni yapılmadığı halde, davacı eşin yargılama sırasında yeniden evlenmesi durumunun re'sen nazara alınarak kaldırma nedeni yapılması doğru değildir. Her ne kadar Yargıtay içtihatlarına göre  davacı eşin yeniden evlenmesi halinde, davacı eş için kaza tarihinden yeniden evlendiği tarihe kadar destekten yoksun kalma tazminatı hesabı yapılacağı hususu belirgin ise de, iş bu durum ancak taraflarca ileri sürülmesi halinde ( itiraz olarak yada istinaf nedeni olarak) nazara alınacak bir husustur. Açıklanan nedenlerle,  yerel mahkeme kararına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının HK 353/1.b.-1 maddesi gereğince  esastan reddine dair  sayın çoğunluğun görüşüne  bu yönü ile katılmıyorum.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4e0a162f187c4456","SID":"70bf34f0f5f7196a"}}