{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/1081 <br>KARAR NO: 2025/81<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 20/09/2021<br>NUMARASI: 2019/1179 Esas - 2021/585 Karar<br>DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 16/01/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; 04/12/2011 tarihinde ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı tek taraflı kazada araçta yolcu olan müvekkilinin yaralandığını, müvekkili araçta yolcu olduğundan kusuru bulunmadığını, kazaya asli ve tam kusuruyla sebebiyet veren ...plakalı aracın kaza tarihinde ZMMS poliçesi bulunmadığını, Ceza Soruşturmasının Salıpazarı Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/878  Soruşturma sayılı dosyası ile yürütüldüğünü, müvekkilinin kaza sonucu vücudunun çeşitli yerlerinden ağır şekilde yaralandığını, tedavilere rağmen eski sağlığına kavuşamadığını, müvekkilinin elindeki rapor ve belgelerle maluliyet tazminatı için davalı Güvence Hesabına başvurduğunu, cevap verilmediğini belirterek, HMK'nın  107/1-2 maddesine göre fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, 10.000,00TL daimi iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline, davalıya başvuru tarihini takip eden 8 iş günü sonrası temerrüt tarihi olduğundan bu tarihten itibaren ticari temerrüt faizine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Davacı  vekili ıslah dilekçesi ile talebi 38.906,80  TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde;  trafik kazası 04/12/2011 tarihinde meydana geldiğinden davanın zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinde, trafik kazasına karıştığı belirtilen ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle geçerli trafik sigorta poliçesinin olup olmadığının tramer merkezi kayıtlarına göre tespiti gerektiğini, müvekkili kurumun sorumluluğunun trafik poliçesi olmayan motorlu araca atfedilen kusur oranı ve kaza tarihindeki teminat limiti ile sınırlı olduğunu, ödenmesi gereken miktar varsa kusur ve maluliyet oranı gözetilerek aktüerya uzmanı bilirkişi tarafından hesaplanması gerektiğini, araçta yolcu olan davacının gerekli emniyet tedbirlerini almamış olmasından dolayı müterafik kusur indirimi uygulanması, ayrıca hatır taşıması sebebiyle tazminat tutarından hakkaniyete uygun indirime gidilmesi gerektiğini, ATK Trafik İhtisas Dairesi’nden kusur raporu alınması gerektiğini, faize ilişkin taleplerin reddi gerektiğini, 2918 sayılı KTK 97. maddesinde yapılan değişiklik gereği dava açmadan önce müvekkili kuruma usulüne uygun başvuru koşulu arandığını  belirterek davanın usul ve esastan reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın kabulü ile; 38.906,80TL sürekli iş göremezlik tazminatının 14/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, \" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın zamanaşımına uğradığını, ıslah tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacı tarafça davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığını, mahkemece hükme dayanak olarak gösterilen maluliyet raporunun taraflarına tebliğ edilmediğini, hükme dayanak olarak sunulan bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, maluliyet raporlarının uygun yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmediğini, hatalı hesaplar yapıldığını, tazminat raporunda kaza tarihinin dikkate alındığını, tazminatın PMF yaşam tablosu kullanılarak hazırlanması, teknik faiz kullanılması gerektiğini, davacının olay esnasında yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün ehliyetinin olup olmadığının, alkollü araç kullanıp kullanmadığının tespiti  ile müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini,  kusurun varlığı araştırılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, davacının hatır için taşındığı gözetilerek bu konuda indirim uygulanması gerektiğini, hükmedilen tazminat faiz başlangıcının hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından  04/12/2011 tarihinde saat 09.00 sıralarında dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki trafik sigortası bulunmayan ... plakalı otomobille olay yerine geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybedip sağdan kaplamadan çıkarak köprü direğine çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında araçta yolcu konumunda bulunan davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni kalıcı iş göremezlik tazminatı talep ettiği anlaşılmıştır.  2918 sayılı KTK'nın 109/1 maddesinde \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar\" hükmü, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise  \"dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir\" hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım yapılmamış,  kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. 5237 sayılı TCK'nın 89.maddesinde düzenlenen ve somut olayda eyleme uyan taksirle yaralama suçunun ceza zamanaşımı süresi aynı Kanun'un 66/1-e maddesine göre 8 yıl olduğundan açılan dava 8 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir. Somut uyuşmazlıkta  yaralamalı trafik kazası 04/12/2011 tarihinde gerçekleşmiş; dava ise 26/10/2019 tarihinde açılmıştır. Davanın, kaza tarihinden itibaren 8 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı açıktır. Dava belirsiz alacak davası olarak açıldığından zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil tüm dava için kesildiğinden ıslah dilekçesinin verildiği tarih itibariyle de zamanaşımının dolduğundan bahsedilemez. Bu nedenle zamanaşımına  ilişkin istinaf talebi yerinde değildir. Dava tarihi itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup, davacı vekilinin dava tarihinden önce davalı Güvence Hesabı'na başvurduğu ancak eksik belge verildiğinden işlem yapılamadığı, eksik belge ile müracaat yapılmış olsa dahi başvuru koşulunun yerine getirildiğinin kabulü gerektiğinden başvuru yapılmadığına; başvuru tarihinden sonraki 8. işgününün sonu itibariyle davalı Güvence Hesabı temerrüde düşmüş olacağından faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 04/02/2021 tarihli raporda; Dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki otomobille seyri sırasında yola gereken dikkatini vermesi, direksiyon hakimiyetine ve aracını kaplama dışına çıkarmamaya özen göstermesi gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmediği, dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde seyrederek olaya sebebiyet vermiş olduğundan asli ve tam kusurlu olduğu, davacı ...'ın araçta yolcu olarak bulunduğu sırada meydana gelen olayda alacak bir önlemi olmadığından atfı kabil kusuru bulunmadığı belirtilmiştir. Davacı kaza yapan araçta yolcu olup,  kazada kusuru bulunmadığından, ayrıca  kaza tespit tutanağında dava dışı sürücünün ehliyetli ve alkolsüz olduğu tespit edildiğinden müterafik kusura;  Davalı tarafça cevap ve istinaf dilekçesinde hatır taşıması indirimi uygulanması gerektiği öne sürülmüş ise de somut olarak hatır taşıması ile ilgili delil sunulmadığından  mahkemece hatır taşıması indirimi uygulanmamış olmasında isabetsizlik bulunmadığından hatır indirimine  ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda  hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.-  2024/5474  K.,  2023/12136  E. -  2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K., 2021/16078  E. - 2022/10550  K., 2021/13398 E. - 2022/10498 K. sayılı kararları). Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre  maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015  tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.-  2024/5474  K.,  2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve   2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince maluliyet raporu alınmamış, aktüerya raporunda dava dilekçesine eklenen 01/02/2019 tarihli SBÜ Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen maluliyet raporunda belirlenen \"davacının toplam vücut fonksiyon kaybının %5 olduğuna\" ilişkin belirleme doğrultusunda davacının maluliyeti %5 olarak kabul edilerek  kalıcı iş göremezlik tazminatı hesaplanmıştır.  Hükme esas alınan  SBÜ Samsun Eğitim ve Araştırma  Hastanesince düzenlenen maluliyet raporunda  esas alınan yasal düzenlemeler (Yönetmelikler) açıklanmamıştır. Yine heyette adli tıp uzmanı da yer almamıştır.  Bu halde maluliyet raporu geçersiz olup hükme alınamayacağından Mahkemece maluliyet raporu alınmaksızın eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, ATK'dan ya da başka bir Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümünden oluşturulacak aralarında adli tıp uzmanı da bulunan uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan   Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak davacıda var olduğu ileri sürülen yaralanmaya bağlı  kalıcı işgöremezlik durum ve oranının ne olduğu ve tespit edilecek maluliyetin kaza ile illiyeti bulunup bulunmadığı konularında, dosya içerisinde bulunan tedavi evrakları ile dosyada mevcut olan taraflarca sunulan delilleri de irdeler biçimde denetime elverir nitelikte maluliyet raporu alınması ve tespit edilecek maluliyet oranına göre hükme esas alınan aktüerya rapor tarihi itibariyle aktüer bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi  olmalıdır.  Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf  başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.16/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"493641cd6c48b1e0","SID":"3f3099699fe16304"}}