{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İZMİR <br>1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>ESAS NO\t: 2024/9 <br>KARAR NO\t: 2025/43<br>DAVA\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 03/01/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 16/01/2025<br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili Mahkememize verdiği 03/01/2024 tarihli dava dilekçesinde; müteveffa ...'ın, davacı ...' ın eşi olup; kısıtlı ... ve yaşı küçük ... ile reşit ...'ın ise müşterek çocukları olduğunu, davacıların murisi ve sağlığında... Holding Grup Şirketlerinin yönetici hissedarı olan ...'ın, 02.09.2021 tarihinde Covid- 19 Salgın Hastalığı nedeni ile vefat ettiğini, geriye eşi ... ve müşterek çocuklarının mirasçı olarak kaldığını, şirketin bir diğer ortağı muris  ...'ın da, davacıların dedesi olup; davacıların babası müteveffa ...'ın 02.09.2021 tarihinde vefat ettiğinden, 11.02.2023 tarihinde vefat eden...'ın mirasçısı olarak geriye davacı torunlar ..., ...,... ile murisin eşi... .. ile alt soyu/kızları ... ve ...'nın kaldığını, davacıların hem muris ... hem de muris ...'ın mirasçısı olarak pay defterine kayıt talebinde bulundukları ve pay defterine kayıt edildiklerini, bu surette ayrı ayrı zamanlarda paydaş sıfatını kazandıklarını, davalı şirketçe 15.11.2023 tarihli ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı üzere 04.12.2023 tarihinde Olağanüstü Genel Kurul Toplantısının gerçekleşeceğinin ilan olunduğunu, ilan içeriği incelendiğinde de görüleceği üzere TTK gereğince “şirket sermayesinin 61.432.049,15-TL' sından tamamı nakden (bedelli) karşılanmak suretiyle 13.567.950,85-7L arttırılarak, 75.000.000,00-TL' sına yükseltilmesi ve buna uygun olarak şirket esas sözleşmesinin “Şirketin Sermayesi” başlıklı 6. Maddesinin ve ayrıca “Şirketin Merkez ve Şubeleri — başlıklı 3. “Şirketin Amaç ve Konusu” başlıklı 4, “Yönetim Kurulu” başlıklı 8 , “Yönetim Kurulunun Süresi” başlıklı 9, “Genel Kurul” başlıklı 14, “İlan” başlıklı 15, “Karın Tespiti ve Dağıtımı” başlıklı 17 ,“Kanuni Hükümler\" başlıklı 18. Maddelerinin aşağıdaki  şekilde tadili, “Finansal Raporlar” başlıklı 19. Maddenin ve “Kurumsal Yönetim İlkelerine Uyum” başlıklı 20. maddelerin ilave edilmesi” başlıklı gündem maddelerine yer verildiğini, 04.12.2023 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan kararların, davacılar tarafından kabul edilmediğine dair tutanağa muhalefet şerhi işlenmişse de; söz konusu şerhin işlenmesinin tek başına davacıların hak kaybını önlemeye yeterli olmayıp, söz konusu Genel Kurul Kararlarının iptali için yasal süresi içerisinde mahkemeye başvuru zarureti hâsıl olduğunu, sermaye artırımı hakkının, dürüstlük kuralına uygun olarak kullanılması gerektiğini ancak davalı şirketçe alınan sermaye artırım kararının, şirketin amaç ve gereksinimlerine uygun olmayıp; çoğunluk pay sahiplerine yarar sağlarken münferit ve azınlık pay sahiplerinin zarara uğramasına sebebiyet verdiğinden dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, şirketin her türlü demirbaş donanımı ve sermaye yapısı yeterli olup, yeni bir yatırım yapılması gerekmediğini, şirketin içinde bulunduğu durum, teşvik uygulaması ve imkânlarından yararlanması için sermaye artırımının bir zorunluluk olmadığını, sermaye artırımı kararı ile şirketin amaç ve gereksinimleri arasında paralellik olmadığı gibi, çoğunluk pay sahiplerinin sermaye artırımına gitmelerindeki amacın salt kişisel yarar sağlamak, azınlık pay sahibini de zarara uğratmak olduğunu, ortaklığın çıkarları veya ihtiyacının zorunlu kılmamasına karşın sermaye artırım kararı alınarak, bir kısım paydaşların rüçhan hakları bir kısım paydaşlar yararına olacak biçimde dolaylı veya dolaysız sınırlanmakta olup, esas sermaye artırımı kararı objektif iyi niyet kurallarına, yasaya ve ana sözleşmeye uygun olmadığını, iptale konu genel kurul toplantısında sermaye ihtiyacının gerekçesinin sorulması üzerine, davalı şirketçe “şirketin net işletme sermayesine ihtiyacı bulunduğu, kredi ve sair borçların karşılanabilmesi için iç kaynaklardan bu şekilde bir nakit artışının gerekli olduğu, balık yetiştiriciliğinin uzun zaman aldığı, yavru balıkların en az 2 yılda satışa hazır hale geldiği, yem ve hammaddenin ihraç edildiği, dövize bağlı yüksek maliyetlerin bulunduğu, sektörel ihtiyaçların bu yönde olduğu, öte yandan hem büyükbaş yem kapasitesinin de arttırılmak istenildiği, yemin de hammaddesinin dışarıdan temin edildiği, bu sebeplerle işletme sermayesi ve nakit ihtiyacı bulunduğu” ifade edilmiş ise de, bu açıklamaları denetleyici ve destekleyici herhangi bir bilgi veya belgeye dayanmadığı gibi, şirket mali kayıtlarında yapılacak incelemelerde ortaya çıkacağı gibi, şirketin mali kaynakları karşısında gerekli de olmadığını, bu anlamda, sermaye artırım gereksiniminin, toplantı öncesinde çıkarılan ve bu gereksinimi ortaya koyan bir ara bilançoya dayanmamakta, 2022 yılı bilançoların değerlendirildiği (olağanüstü genel kurul toplantısından 8 ay önce yapılan ) 30.03.2023 tarihli genel kurul toplantısında bu husus ve gereksinim dile getirilmemiş olup, yapılan sermaye artırım kararı pay sahibi olarak davacıların TTK' nın 447. maddesinde belirtildiği şekliyle genel kurula katılma, asgari oy, kar payları, gibi kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki hakların sınırlandıran veya ortadan kaldıran, anonim şirketlerin sermayenin korunması hükümlerine aykırı, butlanla geçersiz olacak bir karar olduğunu, bu nedenle esas sermaye artırımına ve esas sözleşme değişikliklerine dair yapılan olağanüstü genel kurulda alınan kararların iptali gerektiğini, genel bir kıstas olarak sermaye artırımları, şirketin amaç ve gereksinimlerine uygun olmayıp; çoğunluk pay sahiplerine yarar sağlarken münferit ve azınlık pay sahiplerinin zarara uğramasına sebebiyet veriyorsa dürüstlük kuralına aykırı olduğu, bu durumun, sermaye artırımının şirketin amaç ve gereksinimleriyle paralelliği, çoğunluk pay sahiplerinin sermaye artırımına gitmelerindeki amacın salt kişisel yarar sağlamak olup olmadığı, azınlık pay sahiplerinin sermaye artırımı sebebiyle zararının bulunup bulunmadığı, zarara uğramaları kaçınılmazsa da en az zarar verecek yolun seçilip seçilmediği gibi kıstaslarla değerlendirilmesi, mahkemece bu konuda mali uzmanların görüşlerine de başvurulması, artırım kararlarının konusu ve amacı itibariyle dürüstlük kuralına aykırılığı genellikle bu durumda yani çoğunluk pay sahiplerinin sermaye artırımı haklarını azınlık pay sahiplerinin zararına olarak kötüye kullanmaları şeklinde ortaya çıktığını, somut olayda olduğu gibi, ortaklığın mali durumu gerektirmediği halde veya gerektiğinden fazla artırım yapılarak azınlık pay sahiplerinin ortaklıktaki sermaye ve pay oranlarının küçültülmesini amaçlayan sermaye artırımı kararları ile artırımda vergisiz olarak  kullanılabilecek iç kaynaklar varken, bedelli yeni pay alma haklarını kullanamayacakları bilinen azınlık pay sahiplerinin ödemesiz pay alma oranlarını düşürmek amacıyla sırf dış kaynaklardan sermaye artırımı yapılmasına ilişkin genel kurur kararı alınmış olup, bu kararın çoğunluk pay sahiplerinin sermaye artırımı haklarını kötüye kullandıkları bir karar olduğunu, emsal olarak sundukları yargı kararlarında da yer aldığı üzere, dava konusu edilen sermaye artırım kararının iptali gerektiğini, genel kurulda alınan sermaye artırım kararının gerekli bulunup bulunmadığı, kararlaştırılan artırım şeklinin bu ihtiyacı karşılama amacını sağlayıp sağlamayacağı, ayni sermaye artırımına konu şirket paylarının ekonomik değeri, alınan kararın yasaya, ana sözleşmeye, objektif iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı hususunda yapılacak inceleme neticesinde de, davanın haklılığının ortaya çıkacağını, bununla birlikte, TTK' nın 423.maddesi uyarınca, anonim şirket genel kurulu tarafından verilen kararların, şirketin bütün pay sahipleri hakkında geçerli olup hepsini bağladığı, buna karşılık bazı hallerde kararların hükümsüzlüğünün gündeme gelebileceğini , 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre anonim ve limited şirket ortaklarının, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içerisinde iptal davası açabilecekleri, ortakların dava açabilmesi kural olarak toplantıda hazır bulunup karara olumsuz oy vermesi ve bu muhalefetini tutanağa geçirmesinin şart olduğunu, bunun yanında, çağrının usulüne göre yapılmadığı, gündemin gereği gibi ilan edilmediği, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerin toplantıya katılıp oy kullandıkları, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediği ve söz konusu aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren ortakların, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın dava açma hakkına sahip olduğunu, tüm bunlara göre, 04.12.2023 tarihinde yapılan genel kurulda alınan sermaye artırımı ve buna bağlı esas sözleşme değişikliği kararının iptaline yönelik üç aylık hak düşürücü süre içerisinde davanın açılmış olup, haklı ve yerinde olan davanın kabulünün talep edildiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesi uyarınca “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından tamamen imkânsız hâle getireceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zarar doğması” söz konusu ise ihtiyati tedbir sebebinin varlığının kabul edileceğini, mahkemece karar verilene kadar davalı şirketin genel kurul toplantısı kararlarının uygulanması gibi tasarrufi işlem yapma hakkı ve yetkisi devam edeceğinden ve belki de davacıların aleyhine işlemler yapılabileceğinden, şirketin adına kayıtlı malvarlığının 3. kişilere ve/veya... Holding bünyesindeki ana şirket-yavru şirketlere devredilmesi ihtimali ve tehlikesi olduğundan, ihtiyati tedbir talebinde bulunmak gerektiğini, yargılama neticeleninceye kadar davalı şirketçe son genel kurul toplantısında alınan kararlar uygulanabilecek olup; davalı şirketin hisselerinin, taşınır veya taşınmaz mallarının değerinin altında veya davacıların onay vermeyeceği 3. kişilere ve/veya... Holding bünyesindeki ana şirket-yavru şirketlere, davacıları zararlandırıcı şekilde devri halinde şirketin içi boşaltılmış, davacıların  kanundan doğan mali haklarının da ellerinden alınmış olacağını, bu nedenle, öncelikle davalı şirketin son genel kurul toplantısı gereğince söz konusu kararları uygulamasının önlenmesi ile davalı şirket adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallar ile şirket hisselerinin 3. Kişilere devrinin önlenmesi için dava neticeleninceye kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesinin talep edildiğini belirtmiş , öncelikle davacıların hak kaybı yaşamasının önüne geçilebilmesi adına iptali  talep edilen genel kurulda alınan kararların uygulanmasının dava neticeleninceye kadar tedbiren durdurulmasına/yürütmesinin geri bırakılmasına, davanın kabulü ile davalı şirketin 04.12.2023 Tarihli Olağanüstü Genel Kurulun 3. Numaralı Gündem Maddesi ( Sermaye Artışı ve Esas Sözleşmede değişiklik yapılmasına dair ) yönünden iptaline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili Mahkememize verdiği 06/02/2024 tarihli cevap dilekçesinde; Türk Ticaret Kanununun (TTK) 448'inci madde 3'üncü fıkrası uyarınca davacıların teminat göstermesine karar verilmesinin talep edildiğini, davanın, haksız ve kötü niyetle açılmış olup TTK m.451 hükmü uyarınca davacıların tazminat sorumluluğu bulunduğu, bu konudaki her türlü talep ve dava hakları saklı tutmakla birlikte, davalı şirketin uğrayabileceği muhtemel zararlara karşı davacıların, TTK m. 451 hükmü uyarınca, davalı şirketin uğrayacağı zararlar konusunda öncelikle “mahiyet ve miktarı” mahkemece belirlenecek teminatı göstermelerine karar verilmesinin talep edildiğini, Teminat Müessesinin Düzenleme Amacı'nın TTK m. 448/3 fıkrasının düzenleniş amacı, ortaklığın iptal davası nedeniyle uğrayabileceği zararların karşılanması için bir güvence oluşturulması ile ortaklığın, mesnetsiz davalarla taciz edilmesinin ve iptal davasının, ortaklığa karşı bir baskı aracı olarak kötüye kullanılmasının önüne geçmek olduğunu, Genel Kurul kararlarına karşı iptal davası açılması kanunda bir hak olarak düzenlenmiş olmakla birlikte, kanun koyucunun, bu hakkın kötüye kullanılması ve mesnetsiz davalar nedeniyle şirketlerin uğrayacağı muhtemel zararlara karşılık, teminat müessesesini ihdas etmek yolu ile önemli bir denge sağlamayı amaçladığını, iptal davası açma hakkının kötüye kullanılmasının aynı zamanda pay sahiplerinin şirkete karşı taşımaları gereken sadakat yükümlülüğüne aykırılık olarak da nitelendirildiğini, iptal davasının pay sahiplerine veya şirkete zarar vermek veya baskı aracı olarak kullanmak amacıyla açılmasının hem hakkın kötüye kullanılması hem de sadakat yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirildiğini, sektörün öncü ve liderlerinden olan davalı şirketin Türkiye ekonomisine ve istihdama katkılarının büyüklüğü ve önemi dikkate alınacak olursa, şirketin faaliyetini ve kararlarını engelleyecek bir tedbirin ya da iptal kararının, ortakların ve şirketin üstün yararını ortadan kaldıracağını, telafisi imkânsız zararlar doğuracağını, davalı şirketin, uluslararası standartlarda bağımsız denetime tabi olup dava açıldığına dair bilginin ilan edileceği gibi bilanço dip notlarında da gösterileceği ve bu bilançolarun mevzuat gereği resmi kurumlara ibraz edileceğini, dava konusu edilen genel kurul kararlarının kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı gerçeği yanı sıra, böyle bir davanın muhatabı olunmasının dahi davalı şirketin prestiji ve ticari itibarı açısından uğrayacağı zararı açıkça ortaya koyduğunu, dava nedeniyle davalı şirketin zarara uğrayacağının mahkemece de takdir edileceği ve uygulamada teminat miktarının, aleyhine dava açılan şirketin sermayesi ve dava açan ortağın hisse miktarı göz önüne alınarak verilmesinden hareketle, davalı şirketin sermayesi dikkate alınarak bir teminata karar verileceğini, TTK hükümlerine göre, genel kurul kararlarının iptali konusunda dava açabilmek için şirkette pay sahibi olmanın yeterli olduğunu, davacıların sembolik pay sahipliğinin, mirasen intikal yolu ile oluştuğu ve şirket toplam sermayesi içinde sembolik miktardaki bu payın, herhangi bir imtiyazı da bulunmadığını, davacıların, davalı şirket ve diğer... Topluluğu şirketlerinden pay sahibi olduklarının genel kurul toplantılarında, toplantılara katılıp devamlı olarak, alınan kararları dava etme yoluna gittiği ve şahsi husumet yarattığını, Türk Medeni Kanununa (MK) göre herkesin, haklarını kullanmakta ve borçlarını ifada iyi niyet kaidelerine uymak zorunda olduğunu, her hak gibi genel kurul kararları aleyhine iptal davası açma hakkının da MK m. 2'de yer alan iyi niyet kuralları çerçevesinde kullanılması gerektiğini, aksi halde dava hakkının korunmasının söz konusu olamayacağını, iptal davası hakkının pay sahibinin sadakat yükümlülüğü ile çeliştiği yerde sınırlandığını, pay sahibinin bütün hareket ve işlemlerinde kendisini mensup olduğu birliğin üyesi olarak hissetmek ve bu birliğe karşı olan borcunu hareketlerinde düstur edinmekle mükellef olduğunu, pay sahibi iptal davası hakkını bencil bir şekilde iradesini şirkete zorla kabul ettirmek maksadıyla, yani şirkete yabancı gayeler uğrunda kullandığı takdirde bu durumun, hakkın suiistimalini teşkil ettiğini, mahkemece öncelikle teminat ve miktarı konusunda karar verilirken, davacının kötü niyetli yaklaşımı ve davalı şirketin hacmi ve muhtemel zararları göz önüne alması gerektiğini, davacıların yukarıda da belirtildiği şekilde miras yolu ile kendilerine intikal eden çok küçük ve sembolik oranda pay ile genel kurul toplantısına katıldıklarını, davacıların genel kurul toplantısına katılmasını sağlayan paya, dava devam ettiği sürece sahip olduklarını belgelemelerinin, dava şartı olduğunu, bu husus belgelenip gereği yapılmadığı sürece davanın görülmesinin devamı mümkün olmadığını, pay sahibi, hangi paylara dayanarak iptal davası açmış ise bu paylar üzerindeki pay sahipliği sıfatını dava sonuna kadar koruması, bu yasal zorunluluğa uygun olarak, davacıların davasına dayanak oluşturdukları pay sahipliği sıfatının devam edip etmediğine ilişkin ve sahip olduğunu iddia ettiği payları koruyup korumadığını ispat için ilgili belgelerin mahkemeye ibrazına karar verilmesi gerektiğini, TTK'nın 5/1. maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nın (HMK) ve Harçlar Kanununun ilgili maddeleri gereğince, iptal davalarının nisbi harca tabi olması gerektiğini, davalı şirketin sermayesi 75.000.000.-TL olduğunu, şirket nezdinde hukuki sonuç doğuracak bir davanın, maktu harçla açılması mümkün olmayıp davanın görülmesine devam edilebilmesi için harcın tamamlatılmasına karar verilmesi gerektiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK), “Somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi” başlıklı 194'üncü maddesi; \"(1) Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde SOMUTLAŞTIRMALIDIRLAR.(2) Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur\" düzenlemesini içerdiğini, davacının, davasını somutlaştırmakla yükümlü olup uyuşmazlığın neden ibaret olduğunu, davalının neyi ihlal ettiğini, hangi delil ile hangi uyuşmazlık konusunun ispat edileceğini dolayısıyla talebinin tam olarak ne olduğunu açıkça belirtmesi gerektiğini, HMK'nın 119'uncu maddesinde de “Dava dilekçesinin içeriği” sayılmakta olup bu içeriğin bulunmaması ve tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği düzenlendiğini, huzurdaki davada davacı somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olup davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin talep edildiğini, davacının, davalı şirket “sermaye artırımı kararının objektif iyi niyet kurallarına, yasaya ve ana sözleşmeye uygun olmadığını” iddia ettiği varsayılmakla birlikte, neden ve ne şekilde uygun olmadığı yönünde hiçbir somut iddia ve delil sunulmadığının da ortada olduğunu, dava konusu iddia ile tam olarak ne söylendiği bilinememekle beraber davalı şirketin esas sözleşmeye veya kanuna aykırı hiçbir kararı olmadığını, davacının da sadece, “söz konusu sermaye artışı usul ve yasaya aykırı” demekte ve fakat buradaki usul ve yasaya aykırılığın ne olduğunu açıklamadığını, talebini somutlaştırmakla yükümlü olmakla beraber bunun yapılmasını mahkemeden istediğini, davacının, usul ve yasaya tamamen aykırı şekilde, adeta talebinin mahkeme tarafından somutlaştırılmasını beklediğini, iddia olunan usul ve yasaya aykırılığın mahkemece tespit edilmesini, delillerin bulunmasını ve genel kurul kararının mahkeme tarafından iptal edilmesini istediğini, usul ve yasaya aykırı bu taleplerin yargı tarafından da kabul görmeyeceğini, mahkemece de bu durum değerlendirilerek, öncelikle davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise bu kez, HMK'nın “Hakimin Davayı Aydınlatma Görevi” başlıklı 31'inci maddesi uyarınca, davacıya TALEP SONUCUNU AÇIKLAMASI için kesin süre verilmesine ve SOMUTLAŞTIRMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ YERİNE GETİRİLMEDİĞİ ve USULE UYGUN HİÇBİR AÇIKLAMA YAPILMADIĞI takdirde davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNİN talep edildiğini, mahkeme nezdindeki davada davacılar tarafından,...Yem Besicilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 04.12.2023 tarihli Olağanüstü Genel Kurulunun, 3 numaralı gündem maddesi yönünden iptaline ve alınan kararların uygulamasının bu dava neticeleninceye kadar tedbiren durdurulmasına karar verilmesinin talep edildiğini  ancak, davacıların talepleri kabule şayan olmadığı ve Türk Ticaret Kanununun 445 ve devamı maddeleri ile Türk Medenin Kanununun 2. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, davacının Genel Kurulda olumsuz oy kullanmış olmasının genel kurul iptal davası açmasına olanak sağlayacak nitelikte bir muhalefet olmadığını, dava şartı oluşmadığını, dava konusu edilen Genel Kurul zaptı incelendiğinde görüleceği üzere davacıların, temsilcileri aracılığıyla, sadece gündem maddelerinin oylanması sırasında, 3. gündem maddesi hakkında olumsuz oy kullandıkları ancak pay sahibinin, genel kurul toplantısında sadece karara karşı olumsuz oy kullanması, şirket aleyhinde genel kurul iptal davası açmasına olanak sağlamayacağını, karara muhalefetin dava açma olanağı vermesi için öncelikle, “muhalefet gerekçesinin” her bir gündem maddesi için açıkça belirtilmesi gerektiğini, zira TTK'nın 446. maddesinde genel kurul kararlarına muhalif olanların muhalefet sebeplerinin genel kurul zaptına yazılacağı açıkça belirtildiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olup “muhalif kalarak durumu tutanağa geçirtmek” işleminden, karara karşı olan ve dava açmayı amaçlayan paydaşın, tutanağın altına gerekçeli olarak muhalefetini yazdırmış olmasının anlaşılacağının kabul edildiğini, oysa davacıların, genel kurulda sadece red oyu verdiği ve kararların oy çokluğu ile usulüne uygun alındığını, davacıların, Toplantı Tutanağına ek yapılan, genel bir içerik ile önceden hazırlandığını, “Sermaye artırımı ve buna bağlı olarak esas sözleşmede yapılan değişikliklere yönelik genel kurul kararlarına muhalefet şerhi itirazlarımızın sunulması hakkında” başlıklı dilekçe sunduğunu, torba bir şekilde hazırlandığını, ilgili gündem maddesine hangi gerekçe ile muhalefet edildiğini göstermeyen, sadece “azınlık pay sahiplerinin zarara uğramasına sebebiyet verdiği” gibi bir gerekçeye dayandırılmaya çalışılan ancak, herhangi bir rüçhan kısıtlaması yapılmamışken ve yapılmadığı genel kurul toplantı tutanağı ile de sabit iken, azınlık sahiplerinin ne şekilde zarara uğrayacağının iddia edildiği anlaşılmayan bu dilekçenin tutanağa ek yapılmış olmasının dava açma şartının yerine getirildiği anlamına gelmediğini, hadisede dava şartının gerçekleşmediğini, bu hususun, davacılar tarafından, benzer gerekçeler ile... Holding A.Ş.'nin 2021 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararların iptali talebi ile İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açtıkları davada mahkemenin verdiği karar ile de sabit olduğunu, emsal niteliğindeki, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin... K. sayılı ve 22.09.2023 tarihli kararında (EK/1 — Emsal niteliğindeki İzmir... ATM'nin 22.09.2023 tarih ve ... K. sayılı kararı); “14 oylama öncesi yapılan görüşme sırasında sonradan alınacak karara esas olması muhtemel bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi, alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımadığı gibi, muhalefetin, görüşülen öneriye değil, alınan karara karşı yapılması gerektiği, emsal Yargıtay kararlarında muhalefetin karardan sonra olması gerektiği, karar öncesinde karara PEŞİNEN MUHALEFET etmenin mümkün olmadığı hususuna işaret edilmiştir... Toplantı tutanağının (4) ve (13) numaralı gündem maddeleri dışındaki diğer gündem maddelerinde gerek oy birliği ile gerekse oy çokluğu ile alınan kararlar yönünden muhalefeti bulunmayan ve hatta oy birliği ile alınan kararlar yönünden red oyu dahi bulunmayan davacı tarafın dava açma hakkı bulunmadığından, bu kararlar yönünden davanın DAVA ŞARTI YOKLUĞU nedeniyle HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE ilişkin...” şeklindeki gerekçe ile, haklı ve yerinde olarak, usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunmaması sebebi ile DAVANIN REDDİNE karar verildiğini, nitekim Yargıtay'ın yerleşik kararları da bu yönde olup 17.11.2022 tarih ve E. 2020/11-662, K. 2022/1515 K. sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararındaki; \"peşinen muhalefet, anılan genel kurul kararının iptali için açılacak davada TTK'nın 446/1-a maddesi anlamında aranan ve özel dava şartı olan muhalefeti tutanağa geçirtme koşulunu sağlayan bir muhalefet şerhi değildir. ... genel kurul toplantısında alınan genel kurul kararının iptali için gerekli olan karara muhalefetini tutanağa geçirtme koşulunun somut olayda mevcut olmadığı açıktır. ... dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken bu yöndeki talebin kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.” gerekçesi ile de içtihat halini almış olduğu üzere, karara sadece olumsuz oy vermenin yeterli olmadığını, muhalefetin tutanağa geçirtilmesinin dava şartı olduğu ve mahkeme nezdindeki bu davada dava şartı bulunmadığını ayrıca, her davada olduğu gibi genel kurul iptal davalarında da davaların/sembolik bir paya sahip olan pay sahiplerinin, şirket faaliyetine ilişkin genel kurul kararlarına hangi gerekçeler ile itiraz ettiklerini, dava açmaktaki menfaatlerini, taleplerinin dayanaklarını ispat etmeleri bu husustaki delillerini dosyaya sunmaları gerektiğini, davacıların ise, taleplerini ispata yarayacak hiçbir delil sunamadığını, dava şartı oluşmadığı gibi davacıların davalarını ispatlayamadığını, mahkeme nezdinde açılmış bu davanın bu sebeple de reddine karar verilmesinin talep edildiğini, davalı şirket Genel kurul kararlarının iptalini gerektirecek şartlar da mevcut olmadığını, TTK m. 445 hükmüne göre, kanuna, esas sözleşmeye ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı genel kurul kararlarının iptali dava edilebileceğini, davacıların, genel kurul tarafından oybirliği ile kabul edilmiş genel kurul kararının iptalini talep ettiklerini ancak, alınan genel kurul kararı, kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığını, davacıların da, bir kısmı oyçokluğu ile bir kısmı oybirliği ile alınmış olan bu kararların, kanunun ya da esas sözleşmenin somut olarak hangi maddelerine ya da kanunun hangi emredici hükümlerine aykırı olduğunu ortaya koyamadığını, davacıların iddiaları ile alınan kararlar arasında sebep-sonuç ilişkisi bulunmadığını, kanuna ve esas sözleşmeye uygun kararların iptali için ortada ciddi nedenler bulunmadığı gibi, karar iptal edilmediği takdirde pay sahiplerinin meşru çıkarlarının ciddi tehlikelere maruz kalmasının da söz konusu olmadığını, esasen davacıların bu iddialarına dayanak da sunmadığını, davacıların ileri sürdüğü hususlar genel kurulda alınan kararlara müessir olmadığını, Genel Kurul kararının iptali için bunun afaki iyi niyet kurallarına aykırı olmasının yeterli olmadığını, bunun sırf azınlık paydaşlarını ızrar kastını güttüğünün kanıtlanmasının da zorunlu olduğunu, “Sırf ızrar kastı” öğretide baskın olan görüşe göre, kararı alan çoğunluğun, yetkilerini aşikâr bir şekilde azınlığı ızrar edecek tarzda kullanmış olmasının şart olduğunu, somut olayda böyle bir durum olmadığını, iptali talep edilen Genel Kurul Toplantısında şirket yöneticilerince, net işletme sermayesi ihtiyacı, kredi ve sair ticari borçların karşılanabilmesi ihtiyacı yanında, balık yetiştiriciliğinin uzun zaman alması, yavru balıkların en az 2 yılda satışa hazır hale gelmesi, yem ve hammaddenin ithal edilmesi, dövize bağlı yüksek maliyetlerin bulunması, sektörel ihtiyaçların bu yönde olması, öte yandan büyükbaş yem kapasitesinin artırılmak istenmesi ve fakat yemin hammaddesinin dışarıdan temin edilmesi gibi sebepler ile, işletme sermayesi ve nakit ihtiyacı bulunduğunun bildirilmesi doğrultusunda, nakit sermaye artışı yapılması gündeme gelmiş olup 4 Aralık 2023 tarihinde, davacıların da katılımı ile yapılan Genel Kurul Toplantısında Şirket sermayesi nakit olarak artırıldığını, davalı şirket kayıtlı sermaye sistemine tabi olmayıp sermaye artışının Genel Kurul tarafından karara bağlandığını, Toplantı ilanı, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 15.11.2023 tarih ve...sayılı nüshasında yayınlandığı ve usulüne uygun şekilde mirasçılara davet mektubu gönderildiğini, toplantı ilan ve davetinin Kanun ve Esas Sözleşme hükümlerine uygunluğu konusunda davacıların da aksi yönde bir iddiası olmadığını, bu konuda bir ihtilaf bulunmadığını, hiçbir rüçhan kısıtlaması yapılmayan artışta, davacılar da dahil iştirak taahhütnamesi imzalamış tüm ortaklar sermaye artışına payları oranında katıldığını, sermaye artışı sırasında herhangi bir rüçhan kısıtlaması yapılmadığından, davacıların ya da iddia edildiği gibi başkaca şirket ortağı şahısların paylarında oransal olarak herhangi bir değişiklik olmadığını, dava konusu edilen işbu sermaye artışı 22.12.2023 tarihinde Ticaret Sicil nezdinde tescil edildiğini, Türk Ticaret Kanunu düzenlemelerine uygun şekilde tüm pay sahiplerine tanınmış haklar davacı mirasçılara da eşit bir şekilde kullandırılmış olmasına ve kendileri de genel kurul toplantısına katılım sağlamak suretiyle tüm yasal haklarını kullanmış olmalarına rağmen, asılsız ve dayanaksız iddialar ileri sürerek, hakkın kötüye kullanılması suretiyle bu davayı açtıklarının aşikâr olduğunu, davacıların bu davayı açmakta hukuki yararları bulunmadığı gibi sürekli davalar açarak şirketleri çalışamaz hale getirme çabaları da hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davacıların, tüm tutum, davranış ve başvurularında ve açtıkları pek çok davada mahkeme dosyalarına sundukları dilekçelerinde,... Topluluğu şirketleri ile mirasçılar arasında ihtilaf olduğunu, miras haklarının ellerinde alındığı gibi bir intiba yaratmaya çalıştığını, öte yandan davacıların ihtiyati tedbir taleplerinin de reddinin talep edildiğini, davacıların, pay sahibi oldukları tüm... Topluluğu şirketlerinin Genel Kurul Toplantıları hakkında iptal talepli davalar açtıklarını, İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleri nezdindeki bu davalarda da davacılarca ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş olup açtıkları bu davalardaki tüm tedbir taleplerinin, “davacı taleplerinin yapılacak yargılama neticesinde açıklığa kavuşacağı ve yaklaşık ispatın gerçekleşmediğinden” bahisle ilgili mahkemelerince yerinde olarak esastan reddedildiği ve kararların bu şekilde kesinleştiğini belirtmiş , fazlaya ilişkin hakları ile sair tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, öncelikle bu dava sebebi ile davalı şirketin uğrayabileceği olası zararlara karşı davacıların şirket sermayesi ile orantılandırılarak teminat yatırmasına karar verilmesine, davacıların haksız ve yersiz ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, dilekçede sayılan sair usulü sebepler yanında somutlaştırma yükümlülüğüne uyulmamış olması sebebi ile yasanın açık hükmüne aykırı davanın açılmamış sayılmasına, tüm bu sebepler yanında arz edilen usulü ve esasa dair sebepler ile haksız ve hukuka aykırı  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı şirketin sicil dosyası ile dava konusu edilen genel kurul toplantı tutanağı  ve eklerinin incelemesinde; davalı şirketin ortaklarının... Holding AŞ,...Ticaret ve AŞ.,... Bilgi İşler ve Tic. AŞ.,... Birleşik Pazarlama Dağıtım Turizm ve Tic. AŞ.,... Dış Tic. AŞ.,... Mamulleri San. AŞ., ... Entegre Et ve Un San. AŞ., ... Pazarlama AŞ., ..., ... Varisleri, ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Ürünleri Dış Ticaret ve San. AŞ., ...,..., ... Holding AŞ., ...olduğu, davalı şirketin 2023 yılına ilişkin genel kurul toplantısının 04/12/2023 tarihinde yapıldığı, davacıların toplantıya vekilleri vasıtasıyla katıldıkları, davacılar vekilinin 3 nolu karara karşı olumsuz oy kullandığı ve divan başkanlığına yazılı muhalefet şerhi sunduğu belirlenmiştir.<br>Davalı şirketin 04.12.2023 tarihli Olağanüstü Genel Kurulu toplantısında alınan 3 numaralı kararın  iptaline karar verilmesi koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine yönelik olarak dosya ve şirket kayıt ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan 01/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda; 04/12/2023 TARİHLİ OLAGANÜSTÜ GENEL KURUL <br>TOPLANTISINDA ALINAN 3 NOLU KARARIN İPTALİNE KARAR VERİLMESİ <br>KOŞULLARININ OLUŞUP OLUŞMADIĞININ BELİRLENMESİ AÇISINDAN <br>DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE; <br>davalı şirketin İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü’ne... sicil no ile kayıtlı, <br>birden çok ortaklı Anonim Şirket olduğu, <br>davalı şirketin dava konusu edilen 04.12.2023 tarihli Olağanüstü Genel Kurul <br>kararından önceki kayıtlı sermayesinin 61.432.049,30 TL olduğu ve tamamının ödendiği,  <br>bu defa arttırılan 13.567.950,70 TL’lik sermayenin tamamı muvazaadan ari <br>olarak tamamen taahhüt edildiği, tamamının tescilden önce ödendiği şeklinde karar alınmış <br>olup, söz konusu kararın; <br>İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğünce 22.12.2023 tarihinde tescil edildiği, <br>25.12.2023 tarihli ve...ayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildiği, söz konusu olağanüstü genel kurul toplantı tutanağının 4 maddeden oluştuğu, <br>davacının itirazda bulunmadığı 1., 2. ve 4. Maddelerin oy birliği ile, itirazda <br>bulunduğu 3. Maddenin ise oy çokluğu ile kabul edildiği ve toplantı nisabının aşağıdaki gibi <br>olduğu; ¸<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 456. maddesinde belirtildiği üzere “İç <br>kaynaklardan yapılan artırım hariç, payların nakdî bedelleri tamamen ödenmediği sürece <br>sermaye artırılamaz. Sermayeye oranla önemli sayılmayan tutarların ödenmemiş olması <br>sermaye artırımını engellemez.” Hükmü ile ilgili olarak; D<br>davalı şirketin 04.12.2023 tarihi itibariyle Sermaye tutarının 61.432.049,30 <br>TL olduğu ve ödenmemiş sermaye tutarının bulunmadığı, <br>yapılan 13.567.950,70 TL Nakit Sermaye Artışı kararının 6102 sayılı Türk <br>Ticaret Kanunu’nun 456. maddesinde uygun olduğu kanaatine varıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.<br>Rapora itiraz  edildiğinden itirazlar ile ilgili bilirkişiden ek rapor istenilmiş , alınan 25/12/2024 havale tarihli bilirkişi ek raporunda; davacı tarafın kök rapora itirazları incelendiğinde, itiraz hususlarının; <br>davacı şirketin sermaye artışının  <br>T.T.K.’nun 456. Maddesine uygun olmadığı, <br>dürüstlük ve objektif iyi niyet kuralına uygun olmadığı, <br>sermaye artışının bir zorunluluk olmadığı, şirketin amaç ve gereksinimlerine uygun <br>olmadığı, <br>hususlarında yoğunlaştığı görülmekte olup, <br>kök raporda da belirtildiği üzere; <br>dava konusu edilen olağanüstü genel kurul toplantı tutanağının 4 maddeden <br>oluştuğu; davacının itirazda bulunduğu madde 3. Numaralı gündem maddesinin aşağıdaki gibi <br>olduğu, <br>şirket sermayesinin 61.432.049,15 TL’sinden tamamı nakden (bedelli) <br>karşılanmak suretiyle 13.567.950,85 TL arttırılarak 75.000.000 TL sına yükseltilmesi ve <br>buna uygun olarak şirket esas sözleşmesinin; <br>Şirketin Sermayesi başlıklı 6. Maddesinin, <br>Şirket Merkez ve Şubeleri başlıklı 3. Maddesinin, <br>Şirketin Amaç ve Konusu başlıklı 4. Maddesinin, <br>Yönetim Kurulu başlıklı 8. Maddesinin, <br>Yönetim Kurulunun Süresi başlıklı 9. Maddesinin, <br>Genel Kurul başlıklı 14. Maddesinin, <br>İlan başlıklı 15. Maddesinin, <br>Karın Tespiti ve Dağıtımı başlıklı 17. Maddesinin, <br>Kanuni Hükümler başlıklı 18. Maddelerinin <br>TADİLİNE, Finansal Raporlar başlıklı 19. Maddenin, <br>Kurumsal Yönetim İlkelerine Uyum başlıklı 20. Maddenin, <br>İlave edilmesi olduğu, • <br>TOPLANTI NİSABININ AŞAĞIDAKİ TABLODA ÖZETLENDİĞİ,  DAVALI ŞİRKETİN 04.12.2023 OLAĞANÜSTÜ GENEL KURUL ÖNCESİ EN <br>YAKIN MALİ VERİ DÖNEMİ OLAN 30.09.2023 TARİHİ İTİBARİYLE SERMAYE <br>DURUMU \t...DAVALI ŞİRKETİN 04.12.2023 OLAĞANÜSTÜ GENEL KURUL SONRASI <br>SERMAYE DURUMU ¸<br> S6102 SAYILI TÜRK TİCARET KANUNU <br>A) Sermayenin artırılması  <br>Ortak hükümler  <br>1. Genel olarak  <br>MADDE 456- (1)İç kaynaklardan yapılan artırım hariç, payların nakdî bedelleri tamamen <br>ödenmediği sürece sermaye artırılamaz. Sermayeye oranla önemli sayılmayan tutarların <br>ödenmemiş olması sermaye artırımını engellemeyeceği, <br>ŞİRKET FİNANSAL DURUMUNUN VE SERMAYE ARTIRIMININ YERİNDE <br>OLUP OLMADIĞI HUSUSUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ <br>huzurdaki davaya konu edilen sermaye artırımı kararının 04.12.2023 tarihinde alınmış olması <br>nedeni ile bu tarihe en yakın kesin verileri içeren 30.09.2023 tarihli Bilanço ve Gelir tablosu ile <br>2023-3. dönem Kurum Geçici vergisi beyannamesi ile ekleri incelemeye esas alındığını, şirketin sermaye artırımının gerekli olup olmadığı hususunda fikir edinebilmek için Oran <br>Analizlerinden faydalanılacağı, Likidite oranları, işletmelerin kısa vadeli borçlarını ödeme yeteneğini ölçmek ve işletme <br>sermayesinin yeterli olup olmadığını değerlendirmek için yol gösterici olduğu, işletmelerin <br>karşılaştığı finansal sorunların çoğunluğu, likidite sıkıntısından kaynaklandığı, bir <br>işletmenin likidite durumunun değerlendirilmesi, o işletmenin finansal koşullarının <br>belirlenmesinde temel oluşturduğu, davalı şirket yönünden; <br>Cari oran= Dönen varlıklar / Kısa vadeli yabancı kaynaklar = 1.234.926.405,16 / 1.576.300.864,02 = 0,78 Cari oran, dönen varlıkların (brüt işletme sermayesinin) yeterliliğini ve borç ödeyebilme <br>kapasitesini gösterdiği, buna rağmen “net işletme sermayesi” değişimi ile birlikte <br>değerlendirilmesi daha doğru olacağı , şirketlerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için <br>gerekli olan brüt işletme sermayesinin, kısa vadeli borçlarını asan kısmına net işletme sermayesi <br>denildiği, net işletme sermayesi tutarının büyüklüğü, şirketlerin faaliyetleri süresince tam kapasitede karlı <br>ve verimli şekilde çalışabilmesi, üretimini devam ettirebilmesi, iş hacmini artırabilmesi, <br>yükümlülüklerini karşılayamama riskinin azalması açısından önem taşıdığı, cari oranın 2 olmasının genel kabul gördüğü halde, yüksek enflasyonlu ve kıt fon kaynaklarına <br>sahip ülkelerde endüstri ve sektörlerin değişik özellikleri göz önünde bulundurulduğunda cari <br>oranın 1.5 olması genellikle yeterli olarak kabul edildiği, cari oranın 1’den küçük olmasının anlamı, şirketin net çalışma sermayesinin yetersizliğini <br>ifade ettiği, davalı şirket yönünden, sermaye artırımı kararı alınmasından önceki dönem <br>verileri dikkate alınarak hesaplanan cari oranı 0,78 olarak hesaplandığı, Likidite (Asit-test) oranı: <br>Likidite oranı (asit-test oranı), cari oranın geliştirilmiş ve daha anlamlı hale getirilmiş hali <br>olarak düşünülebildiği. likidite oranında, dönen varlıklar içinde görülen fakat paraya kolayca <br>çevrilemeyen stoklar kalemi çıkarılırak  “likit aktifler”in bulunduğu, Likit aktifler= Dönen varlıklar – Stoklar = 1.234.926.405,16 – 892.230.009,85 = 342.696.395,31 <br>şirketlerin ihtiyaç anında en hızlı ve kolay yoldan ve fazla değer kaybına uğramadan nakde <br>dönüştürebilecekleri aktiflerine “likit (hızlı) aktifler” dendiği , likit aktifler tutarının büyüklüğü, <br>şirketlerin faaliyet süresi içinde borçlarını ve ihtiyaçlarını kolay karşılayabilmesi açısından <br>önem taşıdığı  ayrıca şirketlerin olağandışı durumlarla karşılaştığında gösterecekleri tepkinin <br>derecesini gösterdiği, Likidite (Asit-test) oranı= Likit aktifler / Kısa vadeli yabancı kaynaklar <br>=342.696.395,31 / 1.576.300.864,02 = 0,217 <br>Likidite oranı, piyasalarda doğabilecek bir krizde şirketlerin satışlarında olabilecek bir sıkıntı <br>durumunda stoklar gibi kolayca paraya çevrilemeyecek kalemler göz önüne alınarak, dönen <br>varlıkların geri kalan likit değerleriyle borç ödeyebilme kapasitesini ölçtüğü, likidite oranı, olası bir kriz esnasında cari orana göre daha iyi bir gösterge olarak kabul <br>edildiği, cari oran gibi net işletme sermayesindeki değişikliklerle birlikte <br>değerlendirilmesi, oranın daha doğru yorumlanmasını sağlayacağı, bu oranın 1 olması genel <br>kabul gördüğü, davalı şirket yönünden likidite oranı 0,217 görüleceği üzere 1’in çok altında hesaplandığı, Nakit oranı= (Kasa + Bankalar + Nakde eşdeğer varlıklar) / Kısa vadeli yabancı kaynaklar <br>= 38.966.575,17 / 1.576.300.864,02 = 0,02 <br>nakit oranı, piyasalarda veya ekonomik koşullarda herhangi bir zorluk olması sırasında <br>şirketlerin en likit varlıkları ile kısa vadeli borçlarının ilk etapta ne kadarlık kısmını geri <br>ödeyebileceğini gösterdiği, bu oranda likidite oranından farklı olarak, paya stoklar, <br>akreditifler, satıcılara verilen avanslar, diğer dönen varlıklar ve en önemlisi alacaklar kalemi <br>eklenmediği, bu nedenle nakit oranı daha net bir gösterge olarak kabul gördüğü, alacaklar tahsil <br>edilemediği ve satışların azaldığı zor durumlarda bile firmanın borç ödeme kapasitesini açığa <br>çıkardığı, bu oranın 0.2 olması yeterli görüldüğü, ülkemizde işletmeler kısa vadeli <br>kaynaklarla finansman bulmak zorunda kaldıklarından, özellikle üretim tesislerinde bu oran <br>0.2’nin altında kalabildiği, net çalışma sermayesi= Dönen varlıklar – Kısa vadeli borçlar <br>= 1.234.926.405,16- 1.576.300.864,02 = (-) 341.374.458,86 <br>net çalışma sermayesinin negatif değerli hesaplanması, işletmenin kısa vadeli borçlarını <br>ödemek için, yeterli nakit akışına sahip olmadığını ifade ettiği, başka bir deyişle, davalı <br>şirket’in net çalışma sermayesi yeterli düzeyde olmadığı, kök raporda değişiklik <br>yapılmasını gerektirecek bir husus bulunmadığı kanaatine ulaşıldığı, ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. <br> Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; avacı tarafça davalı şirketin 04.12.2023 Tarihli Olağanüstü Genel Kurulun 3. Numaralı Gündem Maddesi ( Sermaye Artışı ve Esas Sözleşmede değişiklik yapılmasına dair ) yönünden iptaline karar verilmesini yönelik olarak Mahkememize dava açıldığı, <br>Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda ; davacı tarafça   davalı...Yem Ve Besicilik Sanayi Ve Ticaret A.Ş.'nin 04.12.2023 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınan 3 no'lu kararın  iptaline yönelik olarak davalı hakkında Mahkememize dava açıldığı ,<br>Davacılar ... , ... ,... ve ... ' ın davalı...Yem Ve Besicilik Sanayi Ve Ticaret A.Ş.'nin ortakları olduğu ,  davalı şirketin 04.12.2023 tarihinde yapılan  2023 yılı Olağanüstü Genel Kurul toplantısına  katıldıkları , davacıların tarafça iptali talep edilen 3  nolu karara karşı red oyu kullanıldığı,  söz konusu karara karşı  davacılar ... ' ın kendi adına asaleten ... ve ... adına velayeten ,  ... adına vekaleten Divan Başkanlığı' na sunulan 04/12/2023 tarihli dilekçe ile muhalefet şerhinin toplantı tutanağına geçirildiği ve TTK' nın  446/1-a maddesi gereğince davacının genel kurul kararlarına karşı iptal davası açma ile ilgili şekil şartını  yerine getirdiği ,  davanın  03/01/2024 tarihinde açıldığı ve TTK' nın 445. maddesi gereğince davanın 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılmış olduğu,<br>Davalı şirketin 04.12.2023 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul toplantısının numaralı gündem maddesinde  alınan 3 no lu  kararın \" Şirketimiz sermayesinin 61.432.049,15.-TL'sından, tamamı nakden (bedelli) karşılanmak suretiyle 13.567.950,85.-TL. artırılarak, 75.000.000.-TL'sına yükseltilmesi ve buna uygun olarak Şirket Esas Sözleşmesinin “Şirketin Sermayesi” başlıklı 6. maddesinin ve ayrıca “Şirketin Merkez ve Şubeleri” başlıklı 3. “Şirketin Amaç ve Konusu” başlıklı 4, \"Yönetim Kurulu \" başlıklı 8., \"Yönetim Kurulunun Süresi” başlıklı 9. \"Genel Kurul” başlıklı 14., “İlan” başlıklı 15. \"Karın Tesbili ve Dağıtımı\" başlıklı 17. Ye “Kanuni Hükümler” başlıklı 18. maddelerinin aşağıdaki şekilde tadiline, “Finansal Raporlar” başlıklı 19. Maddenin ve “Kurumsal Yönetim İlkelerine Uyum” başlıklı 20. Maddelerin ilave edilmesine ilişkin olarak maddelerin eski ve yeni şekilleri okundu, <br>Maddenin müzakeresine geçildi. 1.063.390,24248-TLlik pay adına temsilen söz alan Av...., \"sermaye ihtiyacının gerekçesini\" sordu. Şirket yöneticileri söz alarak; Şirket Mali İşler ve Finans Direktörü ..., “şirketin net işletme sermayesine ihtiyacı bulunduğunu, kredi ve sar ticari borçların karşılanabilmesi için iç kaynaklardan bu şekilde bir nakit artışın gerekliliğini\": Şirket Genel Müdürü ..., “Balık yetiştiriciliğinin uzun zaman aldığını, yavru balıkların en 4x 2 yılda satışa hazır hale gelindiğini yem ve hammaddenin ilraç edildiğini dövize bağlı yüksek maliyetlerin bulunduğunu, sektörel ihtiyaçların bu yönde olduğunu öte yandan büyükbaş yem kapasitesinin de artırılmak istediğini yemin de hammaddesinin dışarıdan temin edildiğini, tra bu sebeplerle işletme sermayesi ve nakit ihtiyacı bulunduğunu” cevaben anlattılar. <br>Esas sözleşme değişikliklerinin, bağımsız denetime tabi şirketin şeffaf, kurumsal ve tüm ilgili mevzuatları tobi olarak yönetilmesine devam açısından yapıldığı, Şirket yöneticileri tarafından anlatıldı.<br>Madde tadilleri okunup tüm açıklamalar yapıldıktan ve tüm sorular cevaplandıktan sonra söz alan Av. ..., “açıklamaların çok güzel, yeterli ve aydınlatıcı olduğumu dava açılacağı anlamına gelmemek üzere, daha önce hatırladığınız ve olası bir dava için şeklen gerekli olan, gündemin 3.üncü maddesine muhalefet şerhi niteliğinde dilekçemizi okumak ve Divan Başkanlığına sunmak istiyoruz\" diyerek Divan Başkanlığına hitaben hazırlanmış dilekçeyi okudu.<br>Divan Başkanı dilekçeyi zapta eklenmek üzere teslim aldı.<br>  Müzakereler sorunda, maddelerin aşağıdaki şekide tadiline, 19 ve 20 Maddenin esas sözleşmeye ilave edilmesine, sermaye arttırımına ilişkin olarak Türk Ticaret Kanamunun 461 ve sair ilgili hükümleri uyarınca rüçhan Haklı kullanım davet ilanı, kullanılmayan rüçhan haklarının değerlendirilmesi ve sair işlemlerin takip ve neticelendirilmesi için Yönetim Kuruluna yetki verilmesine, 1.063.390.24248 TL lik payın red 58.541.319.55 TL lik payın olumlu oyuyla ve oyçokluğu ile karar verildi\" şeklinde olduğu, <br>6102 sayılı TTK ' nun 456. Maddesinde \"(1) İç kaynaklardan yapılan artırım hariç, payların nakdî bedelleri tamamen ödenmediği sürece sermaye artırılamaz. Sermayeye oranla önemli sayılmayan tutarların ödenmemiş olması sermaye artırımını engellemez.<br>(2) Artırıma, esas sermaye sisteminde 459 uncu maddeye göre genel kurul; kayıtlı sermaye sisteminde, 460 ıncı madde gereğince, yönetim kurulu karar verir. Esas sözleşmenin ilgili hükümlerinin, gerekli olduğu hâllerde izni alınmış bulunan değişik şekli, genel kurulda değiştirilerek kabul edilmişse, bunun Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca onaylanması şarttır.<br>(3) Artırım, genel kurul veya yönetim kurulu kararı tarihinden itibaren üç ay içinde tescil edilemediği takdirde, genel kurul veya yönetim kurulu kararı ve alınmışsa izin geçersiz hâle gelir ve 345 inci maddenin ikinci fıkrası uygulanır.<br>(4) 353 ve 354 üncü maddeler ile 355 inci maddenin birinci fıkrası tüm sermaye artırımı türlerine kıyas yoluyla uygulanır.<br>(5) Sermayenin artırılması kararının tesciline, aşağıdaki özel hükümler saklı kalmakkaydıyla, 455 inci madde uygulanır. \" düzenlemesinin,<br>6102 sayılı TTK ' nun 462. Maddesinde de  \" (1) Esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ayrılmış ve belirli bir amaca özgülenmemiş yedek akçeler ile kanuni yedek akçelerin serbestçe kullanılabilen kısımları ve mevzuatın bilançoya konulmasına ve sermayeye eklenmesine izin verdiği fonlar sermayeye dönüştürülerek sermaye iç kaynaklardan artırılabilir.<br>(2) Sermayenin artırılan kısmını, iç kaynaklardan karşılayan tutarın şirket bünyesinde gerçekten varolduğu, onaylanmış yıllık bilanço ve yönetim kurulunun vereceği açık ve yazılı bir beyanla doğrulanır. Bilanço tarihinin üzerinden altı aydan fazla zaman geçmiş olduğu takdirde, yeni bir bilanço çıkarılması ve bunun yönetim kurulu tarafından onaylanmış olması şarttır.<br>(3) Bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların bulunması hâlinde, bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden, sermaye taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılamaz. Hem bu fonların sermayeye dönüştürülmesi hem de aynı zamanda ve aynı oranda sermayenin taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılabilir. Artırım genel kurul veya yönetim kurulu kararının ve esas sözleşmenin ilgili maddelerinin değişik şeklinin tescili ile kesinleşir. Tescil ile o anda mevcut pay sahipleri mevcut paylarının sermayeye oranına göre bedelsiz payları kendiliğinden iktisap ederler. Bedelsiz paylar üzerindeki hak kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz; bu haktan vazgeçilemez. \" düzenlemesinin bulunduğu ,<br>Dava konusu edilen genel kurulda alınan sermaye artırımı kararının şekli olarak geçerli ve uygun nisap ile alındığı, bilirkişi rapor ve ek raporunda da belirtildiği üzere  şirketin sermaye artırımının gerekli olup olmadığı hususunda fikir edinebilmek için Oran <br>Analizlerinden faydalanılması gerektiği , likidite oranlarının, işletmelerin kısa vadeli borçlarını ödeme yeteneğini ölçmek ve işletme <br>sermayesinin yeterli olup olmadığını değerlendirmek için yol gösterici olduğu, işletmelerin <br>karşılaştığı finansal sorunların çoğunluğunun, likidite sıkıntısından kaynaklandığı, bir <br>işletmenin likidite durumunun değerlendirilmesinin o işletmenin finansal koşullarının <br>belirlenmesinde temel oluşturduğu, davalı şirket yönünden; <br>Cari oran= Dönen varlıklar / Kısa vadeli yabancı kaynaklar = 1.234.926.405,16 / 1.576.300.864,02 = 0,78 ari oran, dönen varlıkların (brüt işletme sermayesinin) yeterliliğini ve borç ödeyebilme <br>kapasitesini gösterdiği, buna rağmen “net işletme sermayesi” değişimi ile birlikte <br>değerlendirilmesinin daha doğru olacağı , şirketlerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için <br>gerekli olan brüt işletme sermayesinin, kısa vadeli borçlarını asan kısmına net işletme sermayesi <br>denildiği, net işletme sermayesi tutarının büyüklüğü, şirketlerin faaliyetleri süresince tam kapasitede karlı <br>ve verimli şekilde çalışabilmesi, üretimini devam ettirebilmesi, iş hacmini artırabilmesi, <br>yükümlülüklerini karşılayamama riskinin azalması açısından önem taşıdığı, cari oranın 2 olmasının genel kabul gördüğü halde, yüksek enflasyonlu ve kıt fon kaynaklarına <br>sahip ülkelerde endüstri ve sektörlerin değişik özellikleri göz önünde bulundurulduğunda cari <br>oranın 1.5 olması genellikle yeterli olarak kabul edildiği, cari oranın 1’den küçük olmasının anlamı, şirketin net çalışma sermayesinin yetersizliğini ifade ettiği, davalı şirket yönünden, sermaye artırımı kararı alınmasından önceki dönem verileri dikkate alınarak hesaplanan cari oranın 0,78 olarak hesaplandığı, likidite (Asit-test) oranı: <br>Likidite oranının (asit-test oranı), cari oranın geliştirilmiş ve daha anlamlı hale getirilmiş hali <br>olarak düşünülebildiği. likidite oranında, dönen varlıklar içinde görülen fakat paraya kolayca <br>çevrilemeyen stoklar kalemi çıkarılırak  “likit aktifler”in bulunduğu, Likit aktifler= Dönen varlıklar – Stoklar = 1.234.926.405,16 – 892.230.009,85 = 342.696.395,31 <br>şirketlerin ihtiyaç anında en hızlı ve kolay yoldan ve fazla değer kaybına uğramadan nakde <br>dönüştürebilecekleri aktiflerine “likit (hızlı) aktifler” dendiği , likit aktifler tutarının büyüklüğü, <br>şirketlerin faaliyet süresi içinde borçlarını ve ihtiyaçlarını kolay karşılayabilmesi açısından <br>önem taşıdığı  ayrıca şirketlerin olağandışı durumlarla karşılaştığında gösterecekleri tepkinin <br>derecesini gösterdiği, Likidite (Asit-test) oranı= Likit aktifler / Kısa vadeli yabancı kaynaklar <br>=342.696.395,31 / 1.576.300.864,02 = 0,217 <br>Likidite oranı, piyasalarda doğabilecek bir krizde şirketlerin satışlarında olabilecek bir sıkıntı <br>durumunda stoklar gibi kolayca paraya çevrilemeyecek kalemler göz önüne alınarak, dönen <br>varlıkların geri kalan likit değerleriyle borç ödeyebilme kapasitesini ölçtüğü, likidite oranının, olası bir kriz esnasında cari orana göre daha iyi bir gösterge olarak kabul <br>edildiği, cari oran gibi net işletme sermayesindeki değişikliklerle birlikte <br>değerlendirilmesi, oranın daha doğru yorumlanmasını sağlayacağı, bu oranın 1 olması genel <br>kabul gördüğü, davalı şirket yönünden likidite oranı 0,217 görüleceği üzere 1’in çok altında hesaplandığı, Nakit oranı= (Kasa + Bankalar + Nakde eşdeğer varlıklar) / Kısa vadeli yabancı kaynaklar <br>= 38.966.575,17 / 1.576.300.864,02 = 0,02 <br>nakit oranı, piyasalarda veya ekonomik koşullarda herhangi bir zorluk olması sırasında <br>şirketlerin en likit varlıkları ile kısa vadeli borçlarının ilk etapta ne kadarlık kısmını geri <br>ödeyebileceğini gösterdiği, bu oranda likidite oranından farklı olarak, paya stoklar, <br>akreditifler, satıcılara verilen avanslar, diğer dönen varlıklar ve en önemlisi alacaklar kalemi <br>eklenmediği, bu nedenle nakit oranı daha net bir gösterge olarak kabul gördüğü, alacaklar tahsil <br>edilemediği ve satışların azaldığı zor durumlarda bile firmanın borç ödeme kapasitesini açığa <br>çıkardığı, bu oranın 0.2 olması yeterli görüldüğü, ülkemizde işletmeler kısa vadeli <br>kaynaklarla finansman bulmak zorunda kaldıklarından, özellikle üretim tesislerinde bu oran <br>0.2’nin altında kalabildiği, net çalışma sermayesi= Dönen varlıklar – Kısa vadeli borçlar <br>= 1.234.926.405,16- 1.576.300.864,02 = (-) 341.374.458,86 <br>net çalışma sermayesinin negatif değerli hesaplanması, işletmenin kısa vadeli borçlarını <br>ödemek için, yeterli nakit akışına sahip olmadığını ifade ettiği, başka bir deyişle, davalı şirketin net çalışma sermayesinin yeterli düzeyde olmadığı ,  alınan sermaye artışı kararının 6102 sayılı Türk <br>Ticaret Kanunu’nun 456. maddesine uygun olduğu, bilirkişi raporundaki tespitler göz önüne alındığında bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların da bulunmadığı bu husus göz önüne alındığında da TTK 462/3 maddesine herhangi bir aykırılığın söz konusu olmadığı incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış davanın reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davanın REDDİNE,<br>2-Eksik kalan 187,80 TL harcın davacı tarafça tamamlanmasına,<br>3-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,<br>4-Davacı tarafça yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına,<br>5-Davalı tarafından yapılan 271,25 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>Dair tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar davacı vekili Av.... ile davalı vekili Av. ...'nın yüzüne karşı, açıkça okunup, usulen anlatıldı.16/01/2025<br><br>Başkan ...<br> E-imzalıdır  <br>Üye ...<br> E-imzalıdır  <br>Üye ...<br>  E-imzalıdır   <br>Katip ...<br>  E-imzalıdır   <br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d2dec3646aa072eb","SID":"0f927fc4d0390e0a"}}