{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1107 Esas<br>KARAR NO: 2025/122<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 17/03/2022<br>NUMARASI: 2019/407 E. - 2022/47 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ... ANONİM ŞİRKETİ adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli ... ibareli olan markaları uzun yıllardır  kullanılarak  ayırt edicilik kazandırdığını, markalarının aynısı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olduğundan 6769 sayılı SMK'nın 5/İç - 6/1 6/4 7 25 26 maddeleri açısından değerlendirmesi bakımından öncelik ve üstün hak sahibi olduğunu bu sebeple Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde  14.06.2012 tarih ve ... no ile usul-yasaya aykırı ve kötüniyetli surette tescilli ...,  14.06.2012 tarih ve ... no ile usul-yasaya aykırı ve kötüniyetli surette tescilli ...,  29.06.2006 tarih ve ... no ile usul -yasaya aykırı ve kötüniyetli surette tescilli ...,  25.11.2013 tarih ve ... no İle usul -yasaya aykırı ve kötüniyetli surette tescilli ..., ibareli markaların 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun “maddeleri doğrultusunda hükümsüzlüğüne sicilden terkinine, Davalı yan adına TÜRKPATENT nezdinde 14.06.2012 tarih ve ... no ile tescilli ... ibareli markanın 6769 sayılı SMK'nın 9. Maddesine göre 44. Sınıfta yer alan “Tibbi hizmetler..\" hizmetlerinde kullanılmaması nedeniyle iptaline markalar sicilinden terkinine, Davalı yan adına TÜRKPATENT nezdinde 14.06.2012 tarih ve ... no İle tescilli ... ibareli markanın 6769 sayılı SMK'nın 9. Maddesine göre 44. Sınıfta yer alan “Tibbi. hizmetler..” hizmetlerinde kullanılmaması nedeniyle iptaline markalar sicilinden terkinine,  Davalı yan adına TÜRKPATENT nezdinde 29.06.2006 tarih ve ... no iİle tescilli ... ibareli markanın 6769 sayılı SMK'nın 9. Maddesine göre;  05. Sınıfta yer alan” İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tbbbi amaçlı kimyasal ürünler: İlaçlar, doğum kontrol hapları, aşılar, serumlar, vitaminler, teşhis maddeleri, tıibbi amaçlı radyoaktif maddeler, bakteriyolojik kültür ortamları, tıpta ve veterinerlikte kullanılan bakteriyolojik preparatlar, tıbbi amaçlı alçı, eczacılık amaçlı alkol, tibbi amaçlı alkol, hayvan spermleri... Tibbi amaçlı diyet maddeleri, diyet gıdaları, bebek mamaları... Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): Diş dolgu maddeleri; diş kalıbı çıkarma maddeleri (alçı, diş mumu vb.): diş protezi için  malzemeler, diş kalıbı macunları, dişçilikte kullanılan kıymetli maden alaşımları... Tıibbi amaçlı gazlar, : Hijyenik ürünler: Altını tutamayanlar için kullanılan ve adef günlerinde kullanılanlar da dahil olmak üzere vücut akıntılarına karşı kullanılan hijyenik ürünler yani pedler, famponlar, bezler, külotlar; tibbi amaçlı yakılar, flasterler, bandajlar, pansuman malzemeleri... Tibbi amaçlı bitkiler ve bitkisel içecekler: bitki karışımları ve konsantreleri; şifalı bitki çayları, zayıflatıcı çaylar, ginseng çayı ... Dezenfekltanlar, anfiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı detferjanlar... Eczacılık, tıp  ve vetferinerlikte kullanılan kimyasal elementler ve doğal ürünler..\", 10. Sınıfta yer alan “Yapay organlar ve protezler: Yapay dişler, yapay gözler, yapay kollar ve bacaklar ... Doğum kontrol aletleri: Prezervatifler (condom/kaput), spiraller... Ameliyathane giysileri, ameliyat başlıkları, ameliyat eldivenleri ve maskeleri, steril örtüler, hasta yatakları için emici çarşaflar, idrarını tutamayanlar için çarşaflar ve yatak örfüleri... Cinsel amaçlı aletler ve malzemeler...\" ve  44, Sınıfta yer alan “Tibbi hizmetler: Tıbbi yardım hizmetleri, hastane hizmetleri, tibbi klinik hizmetleri, kan bankası hizmetleri, diş hekimliği hizmetleri, hemşirelik (tıbbi) hizmetleri, optik hizmetler, fizik tedavi hizmetleri, tibbi amaçlı masaj hizmetleri, ilaç önerme, eczacılık hizmetleri, psikologlara ait hizmetler....” hizmetlerinde kullanılmaması nedeniyle iptaline, markalar sicilinden terkinine  Yargılama giderleri ve Ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep edilen ... tescil nolu ... ibaresi, müvekkili şirket tarafından halen dahi kullanılmakta olup, davacının  haksız ve mesnetsiz iddialarla açtığı iş bu marka hükümsüzlüğü davasının reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"....Davanın REDDİNE,\" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -... Sağlık Grubunun, 1992 yılından beri sağlık hizmeti verdiğini, 18.10.2004 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile “...” olan Hastane ismini 01.11.2004 tarihinden itibaren ... olarak değiştirdiğini ve işletme adı olarak tescil Ettirdiğini, yine 11.10.2004 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile ... Avcılar olarak değiştirildiğini, 09.03.2005 tarihli Sağlık Bakanlığı tarafından şirket adına düzenlenen Özel Diyaliz Merkezi açılma İzni Belgesinde; diyaliz merkezinin “... Diyaliz Merkezi” olarak yazıldığını, işletme ruhsatı alındığını ve ... ibaresinin hastane adı olarak kullanılmaya başlandığını,  Müvekkilinin ... ibareli ve esas unsurlu markalarına, yaptığı yatırım, harcadığı sermaye ve emek ile ayırt edicilik kazandırdığını, yerel mahkeme tarafından huzurdaki davanın her marka için ayrı bir esasa kaydedilerek bölünmesinin usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğu gibi dosyanın esasının incelenmesi açısından da kabul edilemez sonuçlara yol açtığını, davanın davalıya ait “...” ibareli markalarına karşı ikame edildiğini,  davalı yanın markaları depoladığını, taraflarınca ikame edilmiş dava ile hükümsüzlüğü ve kullanılmaması nedeni ile iptal edilen markaların ... ve ... kelimelerinden oluşan, birbiri ile aynı amaçlar ile oluşturulmmuş birbirinin aynısı olan markalar olduğunu, bu markalardan herhangi birisi için yapılacak değerlendirmenin, diğeri için de geçerli olacağını, en azından benzerlik ve öncelik hakkı gibi hususlarda yapılacak değerlendirmeler bakımından herhangi birisi hakkında yapılacak araştırma diğeri bakımından da sonuç vereceğini, ancak yerel mahkemece birbiri ile bu denli benzer olan ve davalı tarafından aynı amaçlarla arka arkaya tescil edilmiş bu markalara karşı ikame edilen davaların her marka açısından ayırdığını ancak tamamen aynı gerekçeler ile tamamen aynı karar verildiğini,  bu dosyalarda düzenlenen bilirkişi raporlarının gerek kendi içinde, gerekse de bir marka için alınan rapor ile diğer marka için alınan raporlar arasında kabul edilemez ve giderilmesi güç çelişkiler ortaya çıktığını, her ne kadar her bir marka için aynı gerekçe ile aynı karar verilmişse de dosyalarda yapılan inceleme ve bilirkişilerce düzenlenen raporlar arasında birçok fark bulunmakta olmasına rağmen mahkemece bu çelişkiler giderilmediğini, bu nedenle ..., ..., ..., ... esas sayılı dosyaların birlikte görülmesini ve çelişkilerin giderilerek itirazları doğrultusunda usul, yasa ve somut duruma uygun bir karar verilmesi gerektiğini, -müvekkili şirketin ... ibareli markalar yönünden tescil ve koruma bakımından öncelik hakkına sahip olduğunu, Müvekkili şirketin ... esas unsurlu markalarını ilk defa kullanan ve ayırt edici nitelik kazandıran hak sahibi olarak TPMK nezdinde de adına tescil ettirerek ve/veya tescil başvurusunda bulunarak kullanmaya devam etmekte olup söz konusu marka üzerinde öncelik ve üstün hak sahibi olduğunu, ancak davalı yanın müvekkilinin marka olarak ... ibaresini adına tescil ettirmemesinden yararlanarak söz konusu markayı TÜRKPATENT nezdinde haksız ve hukuka aykırı surette adına tescil ettirerek müvekkilinin söz konusu markayı adına tescil ettirmesinin önüne geçmeye çalıştığını, dosyaya sundukları kesinleşmiş YARGITAY kararı incelendiğinde, müvekkilinin “...”  ibareli markalar üzerinde üstün ve öncelikli hak sahibi olduğu ve davalı yan adına tescilli en eski “...” ibareli markanın da hükümsüz kılındığının görüleceğini, kesinleşmiş yargıtay kararı ile müvekkilinin öncelikli hak sahipliği tevsik edildiğini aksi gerekçenin yerinde olmadığını, -müvekkili şirketin işbu markanın tescilinden 2004 yılından beri tescilsiz bir şekilde kullandığı ... ibareli markanın TÜRKPATENT nezdinde tescil etirmek için müracaat ettiğini, daha sonra davalı yanın müvekkili markalarına itiraz etmesi sonrası taraflar arasında ortaya çıkan uyuşmazlık devam ederken, müvekkili markalarından haber olan davalı yanın dava konusu marka ve benzeri diğer markaları kendi adına tescil ettirdiğini öğrendiğini, İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde 2012/82 Esas sayılı dosyasında müvekkilinin ... ibareli markalarda öncelik ve üstün hakka sahip olduğundan bahsedilerek davalı yan adına tescilli ... nolu markanın hükümsüzlüğü talepli dava ikame edildiğini, bu davada sayın mahkemece müvekkilinin markasal kullanımı ispat edilemediğinden bahsedilerek davanın reddine karar verildiğini, Yargıtay 11 Hukuk Dairesi tarafından temyiz incelemesinde onandığın ancak Yargıtay onama kararının düzeltilmesi talebi üzerine dosyanın yeniden incelenmesi  Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/596 Esas ve 2016/3361 Karar nolu karar düzeltme kararı ile ... ibareli markanın 2004 yılından bu yana kullanıldığı, kullanıma ilişkin evrakların dosya üzerinde bulunduğundan bahsederek yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verildiğini, davalının ... tescil sayılı markasının tescil başvuru tarihinden önceye dayalı \"tıbbi hizmetler” için kullanım hakkı bulunduğu,  davalıya ait ... tescil nolu \"...\" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine\"   karar verildiği,  kararın temyiz incelemesi sonucu  Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2017/2484 Esas, 2019/76 Karar sayılı kararı ile 07/01/2019 tarihinde  onanmak suretiyle, Yargıtay 11 Hukuk Dairesi tarafından temyiz incelemesinde onandığın ancak Yargıtay onama kararının düzeltilmesi talebi üzerine dosyanın yeniden incelenmesi  Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/596 Esas ve 2016/3361 Karar nolu karar düzeltme kararı ile  kesinleştiği, kesinleşen bu kararın eldeki dava yönünden kesin delil niteliğinde bulunduğu , bu hususun Mahkemeyi de bağladığını, kesinleşmiş mahkeme kararlarının mahkemeler için bağlayıcı olduğunu, Davalı yanın “...” ibareli markalarına rağmen müvekkilinin üstün ve öncelikli hak sahibi olduğu kabul edilerek davalı yanın markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğini,  dolayısıyla mahkemece, davalının “...” ibareli markalarının varlığı ve önceki tarihliliği gerekçesi ile ... ibareli markalar tescil ettirebileceği şeklindeki değerlendirmenin kesinleşmiş mahkeme kararına açıkça aykırı olduğunu, ayrıca  ... ibaresi ile ... ibarelerinin birbirine benzer hiçbir yanı bulunmadığını,  bu hususun kesinleşmiş mahkeme kararında da tespit edildiğini, aynı zamanda aynı mahkemece ... ibareli markalar için verilmiş kararlarda “...” ibareli markanın “...” kökünden türetildiği, ... markasının da med kökünden türetildiği, ... kökünden türetilen markaların zayıf marka oldukları ve “...” gibi ekler eklenerek ufak değişiklikler yapılması halinde markaların farklılaşacağı şeklinde değerlendirmelerde bulunulmasına rağmen “...” ile “...” gibi birbirinden tamamen farklı iki markanın karşılaştırılması sonucunda “...” markasının “... ve ...” ibareli markaların tesciline temel olabileceği şeklindeki değerlendirmenin de yerel mahkemece seri davalar için verilmiş kararların birbiri ile çelişkili olduğunu açıkça gösterdiğini,  mahkemece hem ufak değişiklikler ile ... ibaresine ekler eklenerek markaların farklılaştırılabileceği değerlendirmesinde bulunulmakta, hem de ... ibaresinin ... ibaresinin uzantısı olarak tescil edilebileceği gibi bir değerlendirmede bulunmakta olduğunu, dosyaya sunulan birçok belgeden de, müvekkilinin ... ibaresi üzerinde öncelik hakkı sahibi olduğu, davalı markalarının müvekkiline ait ... ibareli markalar karşısında bir öncelik hakkı sağlamayacağı kesinleşmiş mahkeme kararları ile sabit olduğu gibi, seri dosyalar kapsamında da müvekkilinin öncelik hakkını tevsik eden birçok rapor düzenlendiğini, mahkemece kesinleşmiş kararlar, bilirkişi raporları ve kendi değerlendirmeleri ile çelişen ifadelere yer verilmesinin yerinde olmadığını, emsal dosyaların hepsinde müvekkilinin öncelikli hak sahibi olduğunun belirlendiğini, davalı tarafından dosyaya sunulmuş olan mahkeme kararlarında da açıkça “...” markasının “...” ibareli markaların tescili bakımından davalı yana önceye dayalı hakkı sağlamayacağının tespit edildiğini, “...” ibareli markanın “...\" markasının tesciline engel teşkil etmeyeceği” de tespit edildiğini, müvekkili şirketin ... ibareli ve esas unsurlu markalarının ... HİZMETLERİ ANONİM ŞİRKETİ adına tescilli ... tescil nolu ... ibareli marka karşısında, tescil ve koruma bakımından öncelik hakkına sahip olduğunu, tarafların sunmuş olduğu dilekçelerin içinde yer alan sıradan beyanlarda dahi, müvekkilinin hiçbir zaman davalı kullanım ve tescillerine sessiz kalmadığının anlaşıldığını, Müvekkilinin 2004 yılından bu yana markasını ciddi surette kullandığını, ... ibaresi ile tescil dışı olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkil tarafından markanın tescil edilebilmesi için tescil başvurusunda bulunması üzerine davalı adına 2006 yılında ... ibareli markaların tescil edildiğinin öğrenildiğini, davalı yanın hukuka aykırı marka tescili nedeni ile müvekkilinin marka başvurularının reddine karar verildiğini, bu tarihten sonra müvekkili tarafından davalı yanın marka tescil başvurularına karşı müvekkili tarafından itiraz edildiğini ve markaların tesciline sessiz kalınmadığını, davalı yanın en eski tarihli ve hukuka aykırı olarak tescil edilmiş olan ... ibareli ... esas sayılı markasına karşı hükümsüzlük davası ikame edildiğini,  devamında bu marka kesinleşmiş yargıtay kararı neticesinde hükümsüz kılındığını, ... sayılı marka hakkında görülmekte olan dava derdest iken “...” ibaresi üzerinde müvekkilinin öncelikli hak sahibi olup olmadığı ve davalı yanın diğer markalarına dayanarak “...” ibareli markaları tescil ettirip ettiremeyeceği hususu incelendiğini, dolayısıyla müvekkili tarafından herhangi bir aksiyon alınması için işbu davanın neticelenmesi beklendiğini, öncelikle bu davanın müvekkili aleyhine sonuçlandığını ve müvekkilinin “...” markası hakkında markasal kullanımının ispat edilemediğine karar verildiğini ve hatta bu kararın Yargıtay 11. HD. tarafından temyiz incelenmesinde onandığını,  dolayısıyla müvekkili tarafından bu aşamada ayrıca bir aksiyon alınmasının beklenemeyeceğini, karar düzeltme kararından sonra kararın da ancak 2020 tarihinde kesinleştiğini, bunun üzerine davalı yanın ... esas unsurlu tüm markalarına karşı hükümsüzlük ve kullanmama nedeni ile iptal talepli huzurdaki dava ikame edildiğini,  taraflar arasında “...” ibaresi üzerinde öncelikli hak sahipliğinin incelendiği ve bu hususun çekişme konusu olduğu, müvekkkili tarafından ikame edilmiş bir hükümsüzlük davası, işbu davanın ikame edildiği tarihte derdest olduğunu, davalı tarafından tescil edilmiş her türlü markaya karşı marka tescil aşamasında itiraz edildiğini, bunun üzerine reddedilen itirazlarına karşı yeniden inceleme ve değerlendirme kuruluna başvurulduğunu, kurul tarafından verilen ret kararlarına karşı da Ankara Mahkemeleri nezdinde YİDK kararının iptali davalarının ikame edildiğini, tüm bu davaların huzurdaki davanın ikame edildiği tarihe çok yakın zamanlarda neticelendiğini, kiminin derdest olduğunu, bu davaların tümünün huzurdaki dava konusu marka ve seri davalarda yer alan, davalı adına tescilli “...” ibareli markalara ilişkin olduğunu, sessiz kalınmadığını, Davalı yanın “...” ibareli markayı da kötü niyetli şekilde müvekkilinden önce tescil ettirdiğini, koruma markalarını da marka depolamak ve müvekkilinin hak sahibi olduğu markayı kendi adına tescil ettirmesinin önüne geçmek maksadıyla tescil ettirdiğini, -Yerel Mahkeme tarafından “...” ibaresinden markalar türetilmesinin kötüniyetli olarak değerlendirilemeyeceği şeklindeki gerekçenin tümüyle hukuka aykırı olduğunu,  davalı yanın “...” ibareli markalarının “...” ibareli markalar üzerinde kendisine öncelik hakkı tanımayacağı hususunun davalının kendisi tarafından delil olarak dosyaya sunulmuş ve kesinleşmiş mahkeme kararlarında da sabit olduğunu, kesinleşmiş karar olmasına rağmen ve müvekkiline ait ... ibareli markalardan haberdar olmasına rağmen seri şekilde “...” ibaresini esas unsur olarak kullanan markalar tescil ettiren davalı yanın tescillerinde kötüniyetli olduğunu, davalı yan tarafından dosyaya sunulmuş olan belgeler incelendiğinde müvekkili tarafından tescili talep edilen ..., ..., ..., ... ve ... sayılı Şekil+..., Şekil + ..., Şekil + ..., ... ve ... ibareli markaların tescil edilmesi talebinde bulunulduğu ve davalı yanın ... sayılı ..., ... sayılı ... ve ... sayılı ... ibareli markalarına dayanarak Müvekkili markalarına itiraz ettiğini, müvekkili tarafından işbu markaların kısmen reddine ilişkin YİDK kararına karşı Ankara 1. Fikri ve Sına Haklar Hukuk Mahkemesi 2006/669 sayılı dosyası ile YİDK kararının iptali davası açıldığını,  mahkemece verilen kararda davalı yanın markaları ile müvekkilinin tescile konu markalarının benzer olmadığı, davalı yan markalarının müvekkili markalarının tesciline engel teşkil etmediği, bu nedenle bu markaların kısmen reddedilmesi şeklinde YİDK kararlarının yerinde olmadığına karar verilerek ilgili yidk kararlarının iptaline karar verildiğini, davalı yanın, dava devam ederken seri bir şekilde ... ibaresini içeren marka başvurularında bulunmaya başladığını, taraflar arasında “...” ibaresi üzerindeki öncelik hakkı bakımından derdest davalar söz konusu olmasına rağmen ve müvekkilinin ... ibareli markalarını kullanımlarından haberdar olmasına rağmen, ... ibareli bu markaları seri olarak tescil ettirme çabasına girişen davalı yanın kötüniyetli olduğunu,  davalı yanın taraflar arasında bu uyuşmazlık sürmesine ve aleyhine sonuçlanan davalar olmasına rağmen kötüniyetli bir şekilde seri olarak “...” esas unsurlu marka tescil başvurularında bulunduğunu, seri davalarda alınan raporlar incelendiğinde davalı yanın tescil ettirdiği işbu markaları ciddi surette kullanmadığının da tespit edildiğini, yerel mahkeme kararında da davalı yanın yalnızca “...” ibaresini kullandığını “...” ibaresini kullanmadığı tespit edildiğini, her ne kadar “...” ibaresinin de ciddi anlamda kullanıldığı tespitine katılmasak da netice itibari ile davalı yan kötüniyetli olarak tescil ettirdiği “...” “...” ibareli markaları ciddi surette kullanmadığını, bu markalara ilişkin kullanmama nedeni ile iptal talepleri reddedilmişse de bu değerlendirmelerin de hukuka aykırı değerlendirmeler olduğunu, -Gerçekte kullanmayıp yedekleme amacı ile markaların tescil edilmesinin açıkça bir  kötüniyet göstergesi olduğunu, kesinleşmiş mahkeme kararları ile “...” ibareli markalarının “...” ibareli markalar için öncelik sağlayamacağına karar verildiğini bilen davalı yanın, taraflar arasındaki derdest davalara ve müvekkilinin öncelik hakkını bilmesine rağmen huzurdaki dava konusu marka ve yine diğer birçok “...” esas unsurlu marka için tescil başvurusunda bulunmasının kötüniyetli olduğunu,  Mahkemece hatalı olarak işbu markanın kullanıldığına karar verilmişse de  diğer birçok benzer seri marka için markanın kullanılmadığına karar verilmiş iken, seri şekilde tescil edilen ve kullanılmayan, kullanılmamasına rağmen tekrar tekrar tescil edilen bu markaların   ve bu markalar ile birlitke bir koruma markası olduğu iddia edilen huzurdaki dava konusu markanın tescilinin kötüniyetli olmadığı şeklinde karar verilmesinin hukuka aykırıdır olduğunu, davalı yanın da dilekçelerinde açıkça bu markaları medicenna ibareli markalarına dayanarak tescil ettirdiğini, ... markasını korumak amacı ile koruma markaları olarak bu markaları tescil ettirdiğini iddia etmişse de bu iddianın da açıkça kötüniyetli olduğunu ve markaların kullanılmak için tescil edilmemiş olduğunu gösterdiğini, davalının müvekkilden Haberdar olduğunu kabul eden yerel mahkemenin, kendisine ait olmayan bir markayı “korumak” amacı ile kullanmadığı markaları tescil ettiren davalı yanın “müvekkili engellemek amacı ile” marka tescil ettirdiğini adeta ikrar etmesine rağmen, kötüniyetin ispatlanamadığı yönünde karar vermesi tamamen hukuka ve somut duruma aykırı olduğunu, Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/77 Esas sayılı emsal bir davasında mahkemece kötüniyetli bir şekilde farklı emtialar da tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, işbu dava ile birlikte ikame edilen seri dosyalar olan ..., ..., ... ve diğer dosyalarda davalı yanın müvekkilinden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunun tespit edilmiş olduğunu, ..., ..., ... ve ... Esas sayılı dosyalarda doğrudan davalı yanın kötüniyetli olarak markaları tescil ettirdiği tespit edildiğini, mahkemece kötüniyetin ispat edilemediği şeklinde değerlendirmelerde bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, - Yerel Mahkemece bilirkişi raporları arasında yer alan çelişkiler giderilmediği gibi, bilirkişi raporunda yer alan değerlendirmelerin aksine karar verildiğini ancak bu kararın nedeninin yeterince gerekçelendirilemediğini, Bilirkişilerin her ne kadar müvekkilinin SMK 6/3 anlamında öncelik hakkı ve başvuruyu önleme hakkına sahip olduğu kanaatine varmışlarsa da kök rapor içeriğinde Müvekkilinin tescilli markalarına istinaden yaptığı ve “ “...” ile “...” İbareleri benzer olsa da emtialar ve hedef kitleleri açısından benzer olmayıp bu sebeple İbareler arasında iltibas ihtimali yoktur ” şeklindeki değerlendirmelerinin raporda karışıklık yarattığını, müvekkilinin öncelik hakkına sahip olduğu gerçeğine ulaşılmasından sonra davalı tarafın ilgili marka anlamında tüm kullanımlarının hukuka aykırı ve kötüniyetli olduğu sonucuna varılması gerektiğini, kök raporda ... ve ... ibarelerinin benzer olmasına rağmen müvekkili markalarının tıbbi hizmetler ve benzeri hizmetlerde tescilli olmaması sebebi ile karıştırılma ihtimali olmadığı kanaatine varılmışsa da kök raporda ayrıca müvekkilinin tescılsız markası ile öncelık hakkı olduğu belirtildiğini, bilirkişilerin esasen üstü kapalı olarak davalı yanın markasının tescilli olduğu sınıflarda müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunu ayrıca müvekkilinin SMK 6/3 uyarınca öncelikli kullanım ve başvuruyu engelleme hakkı olduğu sonucuna vardığını, Yerleşik Yargıtay içtihadı uyarınca, çelişkili bilirkişi raporu/raporlarına istinaden hüküm kurulmasının hukuka aykırı  olduğunu, müvekkili şirketin yaptığı yatırımlar, koyduğu emek ve sermaye ile markalarına ayırt edicilik kazandırdığını, ancak müvekkili adına tescilli, yoğun ve ciddi surette kullanılmakla ayırt edici nitelik kazandırdığı markalarının aynısı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan markaların müvekkili markası ile aynı ve türdeş mal ve hizmetlerde marka başvurusunda bulunduğunu, 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesinin karıştırılma ihtimalini ve mal ve/veya hizmetlerin kaynakları arasında tüketicilerce bağlantı kurulması olasılığı olarak adlandırılabilecek ilişkilendirme ihtimalini kapsadığını, dosyalara sunulan birçok bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere müvekkilinin öncelikli hak sahibi olduğu ... ibareli markalar ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, seri davalar kapsamında düzenlenen birçok bilirkişi raporunda da davalı markaları hakkında hükümsüzlük koşullarının oluştuğunun açıkça tespit edildiğini, -Mahkemece davalı yanın markalarını ciddi anlamda kullandığı yönündeki değerlendirmelerin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda davalının lisans sözleşmesi vermiş olduğu ... Hizmetleri A.Ş. Tarafından ... nolu şekilli markanın ciddi olarak kullanıldığı ifade edilmişse de, lisans vermenin yalnız başına markanın kullanılıyor olduğunu göstermediğini, markanın sahibi tarafından kullanılmaması ile lisans alan tarafından kullanılmaması arasında herhangi bir fark olmadığını, ... A.Ş. Firmasının kullanımlarına ilişkin faturalar sunduğunu ifade etmişlerse de bahsi geçen faturaların markanın SMK Madde 9’a uygun ciddi bir kullanım göstermediğini,  faturaların son derece seyrek ve düşük miktarlar içeren bu sembolik faturalar olduğunu, Sağlık Bakanlığı üzerinden ... olarak yapılan aramalarda da müvekkili şirket ile karşılaşıldığını, davalı tarafın ... başvuru nolu markayı tıbbi hizmetler alanında üçüncü kişi dolayısıyla kullandığı yönündeki yerel mahkeme kararının son derece hatalı olduğunu, davalı yanın markasını SMK’nın aradığı anlamda ciddi olarak kullandığını ispatlayamadığını, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, davalarının tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, davaya konu edilen markadan haberdar olmasına rağmen uzun yıllar sessiz kaldığını, TMK md. 2 kapsamında hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu, Müvekkili şirket adına,  ... markasının 2002, ... markasının da 2006, ... markasının davacı adına tesciline engel teşkil eden ... markasının da yine 2002 yılından bu yana  müvekkili adına tescilli olduğunu,  Müvekkilinin, ... markası ile ilgili ilk tescil başvuru tarihinin ise 03.11.2004 olup  TPE kaydı ... nolu olduğunu, ... ibaresinin ... Başvuru/Tescil no’ su ile 29.06.2006 tarihinden beri, Müvekkili şirket adına 5, 10 ve 44 no’lu sınıflar için buna ilave olarak, ... ve ... başvuru/tescil noları ile yine 44 nolu TIBBİ HİZMETLER sınıfı için müvekkili şirket adına kayıtlı olduğunu ve ... markasının uzun yıllardır, -Bahçelievler, Yenibosna’ da ... Caddesi ...nda faaliyet gösteren ... TIP MERKEZİ ismi ile faaliyet gösteren sağlık kuruluşunda fiilen kullanıldığını, ayrıca ... Ticaret A.Ş. arasında imzalanan İNHİSARİ OLMAYAN LİSANS SÖZLEŞMESİ kapsamında kullanıldığını, yine İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü kayıtlarında daha önce unvanı ... HASTANESİ olan hastanenin adı da 28/8/2014 tarih ve ... sayılı Valilik oluru ile ... HASTANESİ olarak değiştirildiğini, bu hastanenin de işletme sahibinin müvekkili şirket olduğunu, müvekkili şirketin,  \"...\" markası ile ilgili ilk defa 03.11.2004 tarihinde TPE nezdinde başvuru yaptığını, müvekkili şirket de ... markasının tescili için ikinci kez başvuruda bulunduğunu ve bu talebinin ... başvuru nosu ile kabul edildiğini, ... ibaresinin de ... no ile tescil edildiğini, Davacı tarafın, ... markasının müvekkili adına tescili ile ilgili TPE işleminin iptali için de Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2007/4 E. Sayılı dosyasından dava açtığını ancak, bu davanın da, 44/1 tıbbi hizmetler yönünden red ile sonuçlandığını, müvekkili adına tescilli ... markasının tesciline dava dışı davacı şirket bünyesine katılan ... A.Ş. unvanlı şirket yapılan itirazın reddi ile ilgili TPE işleminin iptali istemli olarak açılan ve Ankara 4. FSHHM 2007/211 E. Sayılı dosyasında görülen davada da, Mahkemenin, davacı taleplerini reddettiğini, bu kararın da Yargıtay 11. H.D. nin  18/10/2012 tarih ve 2012/3550 E. 2012/16563 K. Sayılı kararı ile onandığını ve yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.03.2013 tarih ve 2013/1787 Esas  2013/4111 Karar sayılı Karar Düzeltme talebinin reddine ilişkin kararla kesinleştiğini, bu kararlar ile ... markasının, müvekkili şirket adına 2002 yılından beri tescilli bulunan ve fiilen kullanılan ... markasına ayırt edilemeyecek derecede benzediği ve bu suretle de haksız rekabet ve haksız iltibas yarattığı, Yargıtayca onanmış ve kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olduğunu, ... markasının, müvekkili şirket adına 2002 yılından beri tescilli bulunan ve fiilen kullanılan ... markasına ayırt edilemeyecek derecede benzediği ve bu suretle de haksız rekabet ve haksız iltibas yarattığı, yargıtayca onanmış ve kesinleşmiş mahkeme karaları ile sabit olduğunu, (Ank 1. FSHHM'nin 2006/669 E. 2008/137 K. Sayılı kararı ve Ank. 1. FSHHM'nin  2007/4  E. 2011/212 K. Sayılı kararları ve dava dosyaları), davacının, ... ibaresi ile ilgili çok sayıda ( ..., ..., ..., ... ve ... şekil)  marka tescil başvurularının ise, müvekkili şirket adına tescilli Medicenna ibaresine benzerlik nedeniyle reddedildiğini,  Davacı tarafın TPE nezdindeki tescil başvuruları, TPE tarafından, 2002 tarihinden bu yana 5-10-44 nolu sınıflar için tescilli bulunan \"Medicenna\" ibareli markaları ile tescilli bulunan sınıflar/alt sınıflar yönünden benzer olması nedeniyle reddedildiğini, Müvekkilimiz şirketin ... ve ... markaları ile ilgili olarak; \"05.01, 05.02, 05.03, 05.04, 05.05, 05.06, 05.09, 05.10, 10.03, 10.05, 10.08. 10.09 ve 44.01 nolu sınıflar yönünden\" hükmen kazanılmış hakları doğduğunu,  davacı, 2004 yılında \"...\" markasının kullanımı ile ilgili bir takım girişimleri olduğu belirtilmişse de davacı, iki yıl boyunca bu markanın tescili ile ilgili hiçbir girişimde bulunmadığını, müvekkilinin \"...\" markası ile ilgili ilk başvurusunun 04.11.2004 tarihinde olduğunu,  bu tarihte müvekkili davacının kullanımından haberdar olarak hazırlık yapıp markayı tescil ettirmek için başvuruda bulunabilmesi fiilen mümkün de olmadığını, davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, Davalı adına tescilli olan ... \"...\" markasının hükümsüzlüğü ve iptali olduğu, uyuşmazlığın, taraflar markaların tescilli oldukları mal ve hizmet sınıfları da değerlendirilerek benzer olup olmadıkları, davacı markasının tanınmış olup olmadığı, davacının marka üzerinde gerçek hak sahibi olup olmadığı, davalının marka tescilinin kötü niyet kapsamında kalıp kalmadığı, davalının dava konusu markayı kullanıp kullanmadığı davasıdır. Davalı yan adına TÜRKPATENT nezdinde 14.06.2012 tarih ve ... no ile tescilli ... ibareli markanın, Davalıya ait, ... no'lu \"...\" ibareli markanın 05,09,10,44. Sınıflarda, ... no'lu \"... ibareli markanın 05,09,10,44. Sınıflarda, ... no'lu \"...+şekil\" ibareli markanın 05,10,44. Sınıflarda, ... numaralı \"...\", ... numaralı \"...\", ... numaralı \"...\", ... numaralı \"...\", ... numaralı \"...\", ... numaralı \"...\", ... numaralı \"...\" markalarının da 44. Sınıfta  tescilli oldukları tespit edilmiştir. Davacıya ait, ... numaralı \"...\" markasının 05, 10 ve 44. sınıflarda (Tıbbi hizmetler hariç), ... numaralı \"...\" markasının 05, 10 ve 44. sınıflarda  (Tıbbi hizmetler hariç), ... numaralı \"...\" markasının 05, 10 ve 44. sınıflarda (Tıbbi hizmetler hariç), ... numaralı \"...\" markasının 05, 10 ve 44. sınıflarda (Tıbbi hizmetler hariç), ... numaralı \"...\" markasının 05, 10 ve 44. sınıflarda (Tıbbi hizmetler hariç), ... numaralı \"...\" markasının 44. Sınıfta \"Güzellik bakım hizmetleri. Veterinerlik ve hayvancılıkla ilgili hizmetler. Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ilgili hizmetler\" için davacı şirket adına tescilli oldukları tespit edilmiştir. Mahkeme dosyasından aldırılan 05/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda; yapılan tespitler ve  değerlendirmeler sonucu Davalının ... başvuru nolu markası ile davacının önceki tarihli markalarının “...” ibaresinin esaslı unsur bakımından aynı olduğu ancak davacının tıbbi hizmetler ile aynı veya benzer alanda marka tescili olmadığından ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığı, Aynı sektörde faaliyette bulunan firma rın birbirinden haberdar olmaları beklendiği, kötüniyet göz önüne alınırken TTK nın 18/3 hükmü anlamında basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü neticesinde, davacı tarafından “...” ibaresinin kullanımı, yapmış olduğu yatırımlar ile sağlanan ayırt edicilikten davalının haberdar olmaması mümkün olmaması nedeniyle SMK mad.6/9 bağlamında kötüniyetten söz edilebileceği, Davacının “...” ibaresi kullanımının 2004'ün son çeyreğinden itibaren tıbbi hizmet alanında başladığı ve bu kullanımın davalının -... - başvuru nolu - tescilli markasının başvuru tarihi olan 29.6.2006 önce başlamış ve ayırt edicilik kazandırmış olmakla davacının SMK'nın 6/3. maddesi uyarınca öncelikli kullanım ve başvuruyu engelleme hakkına sahip bulunduğu SMK mad.9 bağlamında kullanım lisans alan tarafından da gerçekleştirilebileceği, mali yönden yapılan incelemede görüldüğü üzere davalı “...”-*şekil ibaresini tıbbi hizmetler alanında kullandığı, hükümsüzlüğe ilişkin yapılan değerlendirmede davalının iptali istenen tescilli markası olan “...” ibaresinin “...”*şekil ibaresi ile benzerliği açısından mad 9 bağlamında markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması olduğu görüş ve kanaatlerine varılmış Bilgisayar mühendisi yapmış olduğu incelemede;  https://www...com.tr/ Adlı İnternet Sitesinde Yapılan İncelemede; İş bu internet sitesinde yapılan incelemede, sitenin ana sayfasında “...” şeklindeki marka ismi ve şekli bulunduğu ve bu isim ve şeklin sitenin başka yerlerinde de bulunduğu, https://www.facebook.com/.../ adlı sosyal medya hesabında; Profil sayfasının ana sayfasında, yaklaşık 10 binadan oluşan bir hastane yerleşkesi görselinin bulunduğu, bu binaların üzerinde “...” yazılarının bulunduğu, görselin hemen altında “...” isim ve markası, bunun da yanında “... (... * Hastane” isim  açıklamasının bulunduğu, Sayfa profili hakkındaki genel bilgiler kısmında; 220.080 kişinin sayfayı beğendiği, 221.425 kişinin sayfayı takip ettiği ve 56.006 kişinin orada olduğunu bildirdiğine ilişkin istatistiki bilgiler bulunduğu, ilave iletişim bilgileri kısmında ise “www...com.tr” Tink adresinin ve ... nolu iletişim numarasının bulunduğu tespit edilmiştir. https://twitter.com/... adlı sosyal medya hesabında; Profil sayfasının en üstünde “...” yazılı bulunduğu, hemen altında Foto 07'deki görsel, görselin üstünde yine “...” isim ve şekli bulunduğu, Profil sayfasının Ağustos 2010 *da oluşturulduğu, incelemenin yapıldığı tarih itibariyle sayfanın 8.888 kişi tarafından takip edildiği, sayfa yöneticisinin de 2 kişiyi takip ettiği, sayfadan 3.862 adet Tweet atıldığı tespit edildiği, https:/hwww...com/... adlı sosyal media hesabında; Profil sayfasının en üstünde Foto 07'deki görsel, görselin üstünde yine “...” isim ve şekli bulunduğu, bunun altında “...” ile “...” isim ve şekli bulunduğu, İncelemenin yapıldığı tarih itibariyle sayfanın 12,5 bin takipçisinin bulunduğu, istatistiki bilgilerinde; sayfanın 26 Mart 2012 *de oluşturulduğu ve paylaşılan videoların 5.072.335 defa görüntülendiği, en eski videoların 8 yıl önce yüklenmiş olduğu ve her bir videonun değişik sayıda (3,9 Bin, 11 Bin, 24 Bin gibi) izlenmiş olduğu tespit edilmiştir. https://www...com/.../ adlı sosyal medya hesabında; “...” isimli iş bu profil sayfasınm, incelemenin yapıldığı tarih itibari ile 32,8 bin kişi tarafından takip edildiği, sayfa yöneticisinin 2 kişiyi takip ettiği, 1.619 adet gönderisi bulunan profilin sol üst köşesinde yine “...” isim ve şekli bulunduğu, Sayfada paylaşılan görsellerin tamamına yakınında “...” isim ve şeklinin kullanıldığı, en eski paylaşımın 26 Kasım 2015 tarihinde paylaşıldığı, ilk paylaşımlarda “...” sloganı ile çeşitli hastalıkların tanısının ve bilgilendirmesinin yapılmış olduğu tespit edildiği, https://www...com.tr/ alan adlı internet adresinde; Söz konusu sitenin alan adının 22/10/2004 tarihinde tescil ettirildiği, tescil süresinin  21/10/2025 tarihinde dolacağı, Domain ismini tescil ettirenin “... A.Ş.” olarak gösterildiği tespit edildiği, www.google.com İsimli arama motorunda “...” ismi ile- 01/01/2004- 01/01/2019 tarihlerini kapsar şekilde yaptırılan aramada ilk sırada 09 Ekim 2005 tarihli, “...” isimli, www...com.tr isimli sitenin ve alt içeriklerinin önerildiği tespit edildiği, Mali bilirkişi olarak yapmış olduğum inceleme neticesinde SMK'nın “Markanın Kullanılması” başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrası şu şekildedir; “Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.Davalı ... Hizmetleri A.Ş. nin dava konusu “...“ markasını kullandığına dair resmi evrakları üzerinde herhangi bir veriye rastlanmamıştır. Davalı vekili ile yapılan görüşmede “... markası “...” markasını korumak için tescil edilmiş bir alt markasıdır. “...” markası herhangi bir resmi evrakata kulanılmamaktadır, şeklinde açıklamada bulunmuştur. “...” adlı markanın grup şirketler içerisinde yer alan Dava dışı ... A.Ş. tarafından yukarıda liste halinde verilen faturaların üzerinde kullanıldığı tespit edildiğine dair raporunu sunmuşlardır. Mahkeme dosyasından aldırılan 31/08/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Tarafların beyan ve itirazlarının dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi ve yapılan tespitler ve yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirmeler sonucu kök rapordaki kanaati değiştiren bir husus olmadığına dair ek raporunu sunmuşlardır. Ticaret sicil kayıtlarına göre, davacı şirketin 08.10.2004 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile  01.11.2004 tarihinden itibaren  hastanesinin  ... olan isminin ... olarak değiştirilmesine ve TTK 55.md.ne göre işletme adı olarak tesciline karar verildiği ,  09.03.2005  Diyaliz Merkezi Açma İzin  Belgesinde; \"... Diyaliz Merkezi\" denilmiş olduğu görülmektedir. Davacı vekilinin müvekkilinin “...” markası üzerinde öncelik hakkının bulunduğuna dair,  İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde 2012/82 Esas sayılı dosyasında davacının ... ibareli markalarda öncelik ve üstün hakka sahip olduğundan bahsedilerek davalı yan adına tescilli ... nolu markanın hükümsüzlüğü talepli dava ikame edildiği, bu davada davacının markasal kullanımı ispat edilemediğinden bahsedilerek davanın reddine karar verildiği, Yargıtay 11 Hukuk Dairesi tarafından temyiz incelemesinde onandığı ancak Yargıtay onama kararının düzeltilmesi talebi üzerine dosyanın   yeniden incelenmesi  Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/596 Esas ve 2016/3361 Karar nolu karar düzeltme kararı ile ... ibareli markanın 2004 yılından bu yana kullanıldığı, kullanıma ilişkin evrakların dosya üzerinde bulunduğundan bahsederek yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği, davalının ... tescil sayılı markasının tescil başvuru tarihinden önceye dayalı \"tıbbi hizmetler” için kullanım hakkı bulunduğu,  davalıya ait ... tescil nolu \"...\" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine\"   karar verildiği,  kararın temyiz incelemesi sonucu  Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2017/2484 Esas, 2019/76 Karar sayılı kararı ile 07/01/2019 tarihinde  onanmak suretiyle kesinleştiği, kesinleşen bu karar ile Mahkemelerin bağlı olduğu, ayrıca Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 09/03/2005 tasdik tarihli özel diyaliz merkezi açılma izni belgesinde ve yine Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen 18/08/2005 tarihli Özel Hastane Mesul Müdürlük Belgesinde hastane adı olarak “...” ibaresinin kullanıldığı anlaşıldığı, söz konusu işletme adlarının davacı şirkete ait belgelerde tescilsiz marka olarak da kullanıldığı, bu durumun SMK’nun 6/3. maddesi anlamında davacıya öncelik hakkı sağladığı, bu nedenle davacının “...” ibaresi üzerinde tescilsiz kullanım ve sunulu Yargıtay kararı nedeniyle davalıdan önce 44. sınıftaki tıbbi hizmetler için öncelik hakkı sahibi olduğu değerlendirmesinin yapılması gerektiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin sessiz kalma nedeniyle hak kaybıyla ilgili istinaf taleplerinin incelenmesinde; davalının  dava konusu markasının 14.06.2012 tarih ve ... no ile tescil edildiği, davacı ile davalı şirket arasında ilk olarak 2006 yılında “...” markasıyla ilgili uyuşmazlık başladığı, davacının “...” markasının tescili için, davalı yanın ... sayılı ..., ... sayılı ... ve ... sayılı ... ibareli markalarına dayanarak davacı markalarına itiraz ettiği, davacı tarafından işbu markaların kısmen reddine ilişkin YİDK kararına karşı Ankara 1. Fikri ve Sına Haklar Hukuk Mahkemesi 2006/669 sayılı dosyası ile YİDK kararının iptali davası açıldığı,  süregelen davalar nedeniyle ve dava sonuçlarının beklenilmesinin gerekmesi nedeni ile, SMK’nun 25/6. maddesindeki sessiz kalma nedeniyle hak kaybından söz edilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Taraflara ait ...  ve ... markaları arasında işitsel görsel ve kavramsal olarak aynı olduğu,  davalıya ait “...” markasının tescil tarihinden önce davacının,  “Tıbbi hizmetler”  için tescilli “...” esas unsurlu markası bulunmadığından, \"Tıbbi hizmetler” yönünden SMK’nun 6/1. maddesindeki hükümsüzlük koşulunun mevcut olmadığı sonucuna varılacak ise de, SMK’nun 6/3. maddesi uyarınca davacının “tıbbi hizmetler” için öncelik hakkına sahip olduğu “...” markası ile davalının 44. sınıfta tescilli “...” markası karşılaştırıldığında; her iki markada da “...” ibaresi aynen mevcut olup, markaların karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleri olduğundan, davacının davaya konu markanın tescil tarihinden önce tescilsiz kullanım nedeniyle “Tıbbi hizmetler” için hak elde ettiği “...” markası ile dava konusu “...” markasının benzer oldukları, her iki markada da “...” ibaresinin aynen yer aldığı, davalı markasını gören ortalama tüketicinin bu markanın davacıya ait seri markalardan birisi olduğunu zannederek, iki işletme arasında bağlantı kurabileceği, bu nedenle davalının “...” markasını tescilli olduğu 44. sınıftaki “Tıbbi hizmetler” için SMK’nun 6/3. maddesindeki hükümsüzlük koşulunun mevcut olduğu, davacının 2004 yılında tescil edilmiş ve 44. sınıftaki aynı hizmetleri de içeren ... numaralı \"...\",  ... numaralı \"...\", ... numaralı \"...\", ... numaralı \"...\" ve ... numaralı \"...\" markalarının tescilli olmaları nedeniyle davalının markasının 44. sınıfta tescilli olduğu “Güzellik bakım hizmetleri. Veterinerlik ve hayvancılıkla ilgili hizmetler. Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ilgili hizmetler.” için SMK’nun 6/1. maddesindeki hükümsüzlük koşulunun mevcut olduğu kanaatine varılmıştır. Taraflar arasında  2006 yılından itibaren  “...” ibaresi üzerinde uyuşmazlık olduğu, tarafların aynı sektörde faaliyet yürüttükleri, davacının tescilsiz hizmet markası olarak 2004 yılından itibaren kullandığı “...”  unsurlu markalarıyla ilgili , yoğun yatırım yaptığı İstanbul ve başkaca illerde tıbbi hizmetlerde çok sayıda hastane ile faaliyet yürüttüğü, ilgili sektörde bilinirlik ve ayırt edicilik kazandığı, davalı beyanlarından  dava konusu markanın hakkında hükümsüzlük kararı kesinleşen ... markasını korumak amacıyla tescil edildiği ve fiilen kullanılmadığı , yedekleme niteliğinde bir tescil olduğu  dikkate alındığında; davalının “...” markası ile yüksek benzerliği olan  dava konusu markayı tescil ettirmesinin iyiniyetli kabul edilemeyeceği,  markanın kötüniyetli tescil edildiğinin dosya kapsamından anlaşıldığı  dava konusu markanın SMK’nun 6/9. maddesi uyarınca tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler için hükümsüz kılınması gerektiği  kanaatine varılmıştır.Davacı vekilinin marka iptali davasına ilişkin karara karşı istinaf başvurusuyla ilgili yapılan incelemede; mali bilirkişi ve marka uzmanı tarafından davalı tarafa ait \"...\" markasının kullanımıyla ilgili dosyaya sunulan delillerin incelendiği, davaya konu markanın tescilli olduğu mal ve hizmetlerde kullanıldığına ilişkin,  davalı şirketçe  ... markasının davalının grup şirketlerinden olan dava dışı ... A.Ş ye verilen 01/03/2012 tarihli lisans kapsamında, ... TIP MERKEZİ, ... HASTANESİ adı altında  2012 yılından başlayarak 2019 yılına kadar hem Poliklinik hem Hastane ismi olarak ve faturalarda ciddi bir biçimde Türkiye içerisinde son 5 yıl içerisinde kullanıldığı,  kullanmama nedeni ile iptal koşullarının oluşmadığı ancak dava konusu markanın hükümsüzlük şartları mevcut olduğundan iptal talebine ilişkin davanın konusuz kaldığı,  bu talep yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak , dosya kapsamında  iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere göre  ilk derece mahkemesince davanın kabulü yerine yasal ve yeterli  gerekçeye dayalı olmayan davanın reddi yönündeki kararın isabetli olmadığı, davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kısmen  kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında, hükümsüzlük davasının kabulüne, markanın iptali davasının konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına  dair temyiz yasa yolu açık  olmak  üzere karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2- İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 17/03/2022 tarih, 2019/407 E., 2022/47 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3-Marka hükümsüzlüğü davasının KABULÜNE, Davalı adına tescilli olan ... \"...\" ibareli  markanın,   tescilli olduğu tüm sınıflarda HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve sicilden TERKİNİNE, -Marka iptali davası konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken marka hükümsüzlüğü davası yönünden  615,40TL, marka iptali davası yönünden 615,40 TL olmak üzere toplam 1.230,80 TL karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.176,40 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 54,40 TL başvurma harcı, 54,40 peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, 292‬,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.908,6‬0 TL'nin, davanını kısmen kabulü nedeniyle 1/2'si olan 954,30 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine  göre marka hükümsüzlüğü davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine  göre Marka iptali davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 73,5‬0 tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 294,2‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.17/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2ab0e0fd0970ebcc","SID":"c1b28b57524862a8"}}