{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1822 <br>KARAR NO: 2025/133<br>İNCELENEN ARA KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 08/08/2024<br>NUMARASI: 2024/565 E.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile;  davalılar ile müvekkili arasında  04/08/2023 tarihinde 5 yıllık bir ''Franchising Sözleşmesi '' imzalandığını, sözleşme kapsamında davalılar tarafından müvekkili şirkete ''...'' markasının kullanılması hakkının ve müvekkilinin tüm müşterilerine bizzat davalılar tarafından saç-makyaj işlemlerinin yapılması ve saç-makyaj üzerine workshop hizmetleri sunulmasının taahhüt edildiğini, sözleşme kapsamında davalıların müvekkili haricinde başkaca hiçbir yerde makyaj hizmeti vermeyeceklerini peşinen kabul ve taahhüt ettiklerini, sözleşme gereği saç ve makyaj işlemlerinden elde edilecek gelirlerin sözleşme tarafları arasında hangi oranlarla paylaştırılacağının da şüpheye yer bırakmayacak açıklıkta detaylı olarak belirlendiğini, davalı ...'ın sosyal medya fenomeni olduğunu, davalıların sözleşme kapsamında ileride gerçekleştirileceğini vaad ettikleri saç makyaj hizmetleri için toplamda 787.020,00 TL avans talep ettiklerini, müvekkili şirket ortağı ... tarafından davalı ...'a ait ... Bankası'nda bulunan ... iban numaralı banka hesabına 32 ayrı eft ile gerçekleştirildiğini, anılan avans ödemelerinin, davalı ...'ın sözlü ve yazılı ısrarlı talepleri üzerine yapıldığını, zikredilen avans ödemelerinin, hem davalı ...'ın şahsı ile, hem de yine ...'ın tek ortağı ve tek  yetkilisi olduğu \"... Sanayi Ticaret Anonim Şirketi\" ile imzalanmış olan 5 yıllık  franchising sözleşmesinin oluşturduğu haklı güven ortamı neticesinde yapıldığını, davalıların müvekkili şirketten avans ödemelerini tahsil ettikten sonra, 5 yıl için imzalanmış olunan franchising sözleşmesini, Beyoğlu ... Noterliği'nden gönderdikleri 16/04/2024 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile tek taraflı olarak ve hiçbir gerekçe göstermeksizin haksız ve hukuka aykırı bir şekilde feshettiklerini, davalıların müvekkilinden talep ve tahsil ettikleri avanslara karşılık olan hizmetleri ifa etmedikleri gibi sözleşmeyi haksız ve hukuka aykırı olarak tek taraflı feshettiklerini, franchising sözleşmesinin 4.1. maddesi incelendiğinde görüleceği üzere, taraflar arasındaki sözleşmenin (en az) 5 yıl süre için geçerli olacağının hüküm altına alındığını, davalıların uhdelerinde kalan avans ödemelerini iade etmedikleri gibi bu faturalara ilişkin olarak fatura kesmediklerini, 18/04/2024 tarihinde davalılar aleyhine, avans ödemelerinin iadesi amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas dosyası üzerinden ilamsız bir icra takibi başlatıldığını, icra takibinin davalıların haksız ve kötü niyetli itirazları üzerine durdurulduğunu, akabinde 24/04/2024 tarihinde, ticari dava şartı arabuluculuk görüşmesinin yapılabilmesi için İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu'na başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığından eldeki davayı açmak zorunda kaldıklarını, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı ...'ın yurt dışına kaçma ve mal kaçırma ihtimaline karşı borçlular adına kayıtlı menkul ve gayrimenkullerin devrinin engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, itirazın iptali ile  İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle davalılar aleyhine alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin borçlu davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi 08/08/2024 tarihli ara kararı ile; \"...Davacı tarafın ihtiyati tedbir isteminin koşulları bulunmadığından REDDİNE\" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  -davalı ...'ın bir sosyal medya fenomeni olduğunu, davalının sosyal medya platformları üzerinden yapmış olduğu paylaşımlarda ünlü bir kozmetik markası sponsorluğu ve işbirliği neticesinde sık sık yurt dışına gittiğinin görüldüğünü, gitmiş olduğu ülkelerde işbirliğinin yanı sıra ABD'ye taşınması ve burada yeni bir düzen kurma niyetinde olduğu bilgisi edinildiğini, yerel gazetelerde ve internet gazetelerinde davalının dolandırıcılık yaptığı yönünde de birçok haber çıkmış olup davalının tüm malvarlığını yurt dışına kaçırma şüphesinin de oldukça yüksek olduğunu, İhtiyati tedbir kararının verilebilmesi için aranan koşulların talepte bulunan müvekkilleri tarafından sağlandığını, Mahkemenin vermiş olduğu söz konusu karara dayanak gösterdiği gerekçelerin hukuki bir isnadı bulunmadığını, talepte bulunan müvekkili hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşmasından ya da tamamen imkansız hale gelmesinden zarar görecek kişi olup, kanun kapsamında hukuki işlemlerini gerçekleştirdiklerini, Kanun hükmü gereğince bu talebin kabulü gerektiğini,  ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair herhangi somut bir gerekçe belirtilmediğini, sadece HMK m.389 gösterildiğini ve bu madde ile alakalı olmayan bir şekilde \" davacı tarafça ileri sürülen iddiaların bu aşamada yargılamayı gerektirdiği\"  şeklinde genel geçer ifadelerle taleplerinin reddedildiğini, mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gerektiğini, kaçma şüphesinin olduğunu,  davacı yararına, yargılamanın sonunda verilecek hükmün gerçekleşmesini temin eder mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekirken iş bu talebin reddedilmesinin hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesindeki mesnetsiz iddiaların dayanağı olmadığı gibi HMK m.389 ile düzenlenen ihityati tedbirin şartlarının sağlanmadığını,  müvekkilinin makyaj artisti ve birçok kozmetik markalarının sahibi olup aynı zamanda sosyal medya içerik üreticisi olduğunu, müvekkilinin kendi ülkesinde bilinirliği ve tanınırlığı sayesinde işine ve yeteneğine duyulan güven sayesinde kazanç elde ettiğini, bahse konu soruşturma sürecinin haksız şekilde davacı şirket yetkilileri tarafından başlatıldığını ve kasıtlı şekilde haber sitelerine servis edildiğini, davacı şirketin müvekkili şirkete \"rakip\" olabilme hayali ile faaliyet gösterme gayreti içerisinde olduğunu, Müvekkilinin ticari faaliyetleri göz önünde bulundurulduğu vakit hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle beraber müvekkilleri nezdinde meydana gelebilecek herhangi bir borcun ifasının pekala mümkün olduğunu, davacı yan şirket yetkililerinin müvekkiline rakip olabilme gayesi gütmelerinden mütevellit müvekkilinin hayatını baltalama maksadı ile kötüniyetli şekilde işbu davayı ikame ettiklerini, gibi yine müvekkilin ticari hayatını baltayacak olan ihtiyati tebdir talebine dayanak gösterebilmek ve hukuk mahkemeleri nezdinde herhangi bir hak taleplerinin olamayacağı bilinci ile  haklarını kötüye kullanarak müvekkilin itibarını zedeleme maksaydıyla dolandırıcılık haberi dahi yaptırdıklarını,  davacı yanın istinaf kanun yolu başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Talebin İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın iptali olduğu anlaşılmıştır. HMK 389. maddesi ile de ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki koruma olarak düzenlenmiş olduğundan  diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire kararı verilemeyecektir. Somut olayda, davacı vekili , Franchising Sözleşmesinin feshi nedeniyle vermiş olduğu avans ödemelerinin iadesini ve  ihtiyati tedbir kararı verilerek alacağının güvence altına alınmasına karar verilmesini istemiş olup, ihtiyati tedbir müessesesinin ancak  uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki koruma fonksiyonu olup, taraflar arasında 04/08/2023 tarihinde 5 yıllık bir ''Franchising Sözleşmesi '' imzalandığı,  toplamda 787.020,00 TL avans ödemesinin davalı banka hesabına 32 ayrı eft ile gerçekleştirildiği, sözleşmenin davalı tarafça 16/04/2024 tarihinde feshinin gerçekleştiği, yapılan ödemelerin avans ödemesi olup olmadığının belli olmadığı, feshin haklı olup olmadığı, sözleşmenin  devam ettiği 8 ay içinde sözleşmeye istinaden yapılması gereken işlemlerin yapılıp yapılmadığı hususlarının yargılama gerektirdiği, bu aşamada  alacak talebinin haklılığını ispata yarar yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı dikkate alındığında, tedbir yolu ile verilecek kararın  dava sonucunda elde edilecek menfaatin , davayı esastan çözecek ve ihtiyati tedbir kararı ile elde edilmesi sonucunu doğuracağından bu şekilde  ihtiyati tedbir kararı verilmesine yasal olanak bulunmadığı, kaçma şüphesine ilişkin sunulu delillerin yeterli olmadığı  açıktır. Mahkemece yasal ve yeterli gerekçeye dayalı tedbir talebinin reddi kararının hukuka uygun olduğu,  Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/08/2024 tarih ve 2024/565 E. sayılı ara kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8ad2458681c785c1","SID":"cc15e3678e0712b7"}}