{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2021/1795 <br>KARAR NO: 2024/1680 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 08/07/2021<br>NUMARASI: 2018/489 (E) - 2021/577 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 26/11/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... AŞ'ye ZMMS poliçesiyle sigortalı, dava dışı sürücünün ... plakalı aracında yolcu olarak bulunan davacının tek taraflı kazada yaralanması sebebiyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500TL daimi iş göremezlik ve 500 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 1.000 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren hesaplanacak avans faiziyle davalı ... şirketinden tahsilini talep ve dava etmiş; 25/05/2021 tarihli ıslah dilekçesiyle 63.493,84 TL sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatının davalının temerrüde düştüğü 29/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya ödenmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili şirketçe belirtilen zorunlu evrakların tamamlanmaması nedeniyle müvekkili şirkete yapılan başvurunun geçerliliği olmadığını, bu nedenle dava şartı yokluğundan davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile 1.481,08 TL geçici iş göremezlik, 48.936,25 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 50.417,33 TL'nin 29/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava açmadan önce sigorta şirketine yazılı başvuru şartına rağmen gerekli evrakların tamamlanmaması nedeniyle başvuru şartının yerine getirilmediğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunu, teknik faiz uygulanmadan yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, meslekte kazanma gücü kaybı oranı üzerinden yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, maluliyet raporunun usule aykırı düzenlendiğini, davacı için hesaplanan geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi giderinden müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, sorumluluğun Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) ait olduğunu, hesaplanan tazminattan %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, faizin dava tarinden itibaren uygulanması gerektiğini,  kusur oranının hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Davanın dayanağını oluşturan olay, yaralamalı  bir trafik kazasıdır. KTK'nin 109/2. maddesine göre \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nin 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 8 yıldır. Kaza tarihi olan 03/06/2017 tarihi ile dava tarihi olan 25/12/2018 tarihi dikkate alındığında dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf iddia ve itirazı yerinde değildir. Bununla beraber, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda davacı, davalı ... şirketine 23/10/2017 tarihinde başvurduğu ve başvurusuna olumlu cevap verilmediğinden başvuru şartının yerine getirildiği anlaşılmaktadır. KTK'nin 99. maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının bu tarih itibarıyla faizden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Somut olayda; davalı  ... şirketine  ilk olarak 23/10/2017 tarihinde başvuruda bulunulmuş olup bu tarihten sonraki 8. iş gününün sonu itibarıyla davalı ... temerrüde düşmüş olup Mahkemece 29/11/2017 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi yerinde olup davalı sigortacı yönünden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği yönündeki istinaf itirazının reddi gerekmiştir.<br>Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel  kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı olmadığından, bu hususa değinen istinaf talebi yerinde değildir. Mahkemece alınan 09/11/2020 tarihli kusur bilirkişi raporuna göre tek taraflı kazada davalı sigortalı aracın sürücüsü %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile kaza tespit tutanağının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Somut olayda, Adli Tıp 2. İhtisas Dairesi'nin 24/12/2020 tarihli raporunda \"Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği\" ve \"Sosyal Güvenlik Kurumu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranları Tespit İşlemleri Yönetmeliği\" hükümlerine göre %4 kalıcı, 3 hafta geçici maluliyetin belirlendiği anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının maluliyetine ilişkin sağlık kurulu raporunda kaza ile maluliyet arasında uygun nedensellik bağının kurulmasına, raporun kaza tarihine göre uygun yönetmelik hükümlerine göre ve yetkili heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olmasına göre; bu konulardaki davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda TBK'nin 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve ödenecek indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Ayrıca Hakim tazminattan mutlaka indirme yapmak zorunda değilse de bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. Somut olayda davacının araçta yolcu olması tek başına yolculuğun sadece onun menfaatine olduğunu kabul için yeterli olmayıp davalının hatır taşıması savunması kanıtlanmadığından hatır taşıması indirimi yönündeki itiraz yerinde görülmemiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, genel şartlar değişikliğinden önce ve halen yürürlükte bulunan KTK'nin 98. maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 27/03/2014 tarih, 2013/ 4616 E. ve 2014/4465 K. sayılı  kararında;  \"2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu, yasa kapsamı dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair giderlerden varsa trafik şirketi yoksa ... ve her iki halde de diğer haksız fiil sorumlularının (işleten ve sürücü gibi) sorumlulukları devam edecektir\" yönünde karar vermiştir.  Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir. Bu açıklamalara göre; Kaza tarihi itibarıyla davalı şirketin KTK'nin 93. maddesine göre davalının poliçe limitinde sorumluluğu bulunmasına, mahkemece sürekli ve geçici iş göremezlik için hükmedilen tutarların teminat kapsamında kalmasına, kazanın oluşuna ilişkin kusur durumunun tespit edilip poliçe limitiyle sınırlı olarak  maddi tazminata hükmedilmesinde dosya içeriği ile usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince  esastan reddine, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 3.444 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 861 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.583‬ TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8b37905f81ea6e59","SID":"734c748e3f29eef6"}}