{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1997 <br>KARAR NO: 2025/108<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02.07.2024<br>NUMARASI: 2023/660 E.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>Taraflar arasında görülen itirazın iptali talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 02.07.2024 tarihli ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile ... Sanayi Ticaret AŞ arasında akdedilen 20.12.2011 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladıklarını, belirlenen bedelin vadesinde ödenmemesi üzerine taraflarınca Üsküdar ... Noterliğinin 31.08.2016 tarihli  ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile işbu hususun davalılara bildirilmiş olmasına rağmen  borcun tahsilinin gerçekleşmediğini, bunun üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla borçlular aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçluların takibe itirazı sonucu takibin durduğunu, itirazın haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olup iptali gerektiğini ileri sürerek, itirazın  iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak kaydıyla davalının icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili,  10.06.2024 tarihli ihtiyati tedbir talep  dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin  davalılardan olan alacağının tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığını,  ancak itiraz ile takibin durduğunu, davacının hak kaybına uğramaması adına ihtiyati tedbir talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, davalı borçluların malvarlığını kaçırmak suretiyle müvekkilinin borcunu tahsil edebilme kabiliyetini ortadan kaldırma ihtimali bulunduğunu,  bu nedenle müvekkilinin ilerde mağdur olmaması adına  davalı ...'ün Bursa/ ... Mah. ... Ada ... Parsel'deki taşınmazına, İstanbul/ Bağcılar ... Mah. ... Ada ... Parsel ... No'lu bağımsız bölümdeki taşınmazına, İstanbul/ Zeytinburnu ... Mah. ... Ada ... Parsel ... No'lu bağımsız bölümdeki taşınmazına, İstanbul/ Eyüpsultan ... Köyü ... Parsel ... Blok ... No'lu bağımsız bölümdeki taşınmazına,  İstanbul/ Zeytinburnu ... Mah. ... Ada ... Parsel ... No'lu bağımsız bölümdeki taşınmazına, İstanbul/ Bağcılar ... Mah. ... Ada ... Parsel ... No'lu bağımsız bölümdeki taşınmazına ve   tespit edilecek sair taşınmazlarına; davalı ...'ın Edirne/ Keşan ... Köyü ... Ada ... Parsel'deki taşınmazına, İstanbul/ Esenler ... Mah. ... Ada ... Parsel ... Blok ... No'lu bağımsız bölümdeki taşınmazına, İstanbul/ ... Mah. ... Ada ... Parsel'deki taşınmazına, İstanbul/ Çekmeköy ... Mah. ... Parsel'deki taşınmazına, İstanbul/ Başakşehir ... Mah. ... Ada ... Parsel'deki taşınmazına, İstanbul/ Başakşehir Şahintepe Mah. ... Ada ... Parsel'deki taşınmazına, Ve sayın makamınızca tespit edilecek sair taşınmazlarına; ve neticeten davalılara ait taşınır ve taşınmaz tüm malları ile 3.kişilerdeki hak ve alacakları üzerine müvekkili bankanın harçtan muaf olduğu da göz önünde bulundurularak teminatsız ihtiyati tedbir konulmasını gerektiğini belirterek  davacı alacağının güvence altına alınması adına borçluların  sorgusu yer alan ve mahkemece haricen tespit edilecek taşınır, taşınmaz malları ve 3.kişilerdeki hak ve alacakları üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına, haklı davamızın kabulü ile davalıların alacağımızın %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkumiyetine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalılara tahmiline karar verilmesini saygıyla vekaleten arz ve talep ederiz. Davalı ... vekili, savunmasında özetle; müvekkilin ikametgahının  Üsküdar/İstanbul olduğunu, İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğünde yapılması gerektiğini,  icra takibinde yetkili yerin İstanbul Anadolu İcra Daireleri ve açılacak davalar yönünden ise İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunu,  alacaklı olduğunu iddia eden Müflis Tasfiye Halinde ... Bankası AŞ'nin alacaklı sıfatı ile yasal açıdan doğrudan doğruya takip başlatma yetkisi ve dava ehliyeti mevcut olmadığından davanın ehliyet yönüyle reddine karar verilmesi gerektiğini, hesap kat ihtarnamesinin usule uygun tebliğ edilmediğini, kat ihtarında borcun ödenmesi için verilen sürenin dolmasından önce alacağın tahsili yönünde takip başlatılmasının mümkün  bulunmadığını, kat ihtarnamesinin tebliğ zarfında ceza evinde olduğundan dolayı tebliğ edilemediğinin açıkça belirtildiğini,  gayri nakti kredilerin ödenip ödenmediğinin araştırılmadığını, davacının takibe onu ettiği borcun henüz doğmadığını savunarak, davanın reddi ile alacağın %20'sinden  aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesinini istemiştir.  Davalı ... vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin14.04.2016 tarihinde  yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğini,  şirketlere kayyım ataması yapıldığını, bahse konu şirketin malvarlığının yasal prosedüre uygun bir şekilde değerlendirilmesi ve  bu değerlendirme yapıldıktan sonra alacakların öncelikle buradan alınması gerektiğini, şirket  kasasında para mevcut olduğu gibi, ciddi miktarda menkul ve gayrimenkul malı bulunduğunu, bütün bu işlemler hukuka uygun bir şekilde yapılmadan müvekkiline ödeme emri gönderilemeyeceğini, ihtarnamenin  dayanak belgelerden yoksun olduğunu,  teminat mektuplarının akibetinin bilinmediğini, faiz oranlarının çok fahiş olduğunu,  alacak kalemlerinin afaki olarak hesaplandığını, ilamsız takibe konu olan alacak kalemlerinin hangi dosyalardan kaynaklandığının bile belli olmadığını savunarak, davanın reddi ile  %20 tazminata karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ  İlk Derece Mahkemesince 02.07.2024 tarihli ara kararda özetle;  \"...İhtiyati tedbir 6100 Sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. HMK  m. 389 hükmüne göre ise  ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, genel bir ihtiyati tedbir sebebi veya şartı olarak kabul edilmiştir. Bu şartlardan birisinin mevcudiyeti halinde, mahkemece, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup dava konusu olmayan hususlar hakkında tedbir kararı verilemeyeceğinden tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. \"gerekçesiyle, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  ihtiyati tedbir talebinde bulunduklarını, ancak mahkemece reddedildiğini,  ihtiyati haciz  koşullarının oluştuğunu, alacağın tahsil edilemediğini,  mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâllerin  genel bir ihtiyatî tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edildiğini, mahkemece \"dava konusu olmayan hususlar hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği\"nden bahisle talepleri  reddedilse de kararın hatalı olduğunu, ihtiyati tedbirin  alacağın güvenceye alınmasına ilişkin bir teminat olduğunu, davacının dava konusu şeye ulaşmasını temin amaçlı düzenlenen bir hukuki müessese olduğunu, önemle belirtmek gerekir ki, ihtiyati tedbirin dava konusu hakkında verilmesi gerekmediğini,  bu müessesenin mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle dava konusu hakkın elde edilmesinin güçleşeceği veya ciddi bir zararın oraya çıkacağı endişe bulunan hallerde dava konusunu güvenceye almaya yaradığını, Yargıtay - HGK - E. 2017/1441 - K. 2021/1501 sayılı kararının da bu doğrultuda olduğunu, açıkça belirtildiği üzere ihtiyati tedbirin, dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş bir hukuki koruma olduğunu, dava  konusu kredi alacaklarının davalılardan tahsil edilememesi durumunda, müvekkili banka nezdinde telafisi imkansız zararlara yol açacağını, bununla birlikte, davalıların mal kaçırma ihtimaline karşılık olarak müvekkili  bankanın dava sonunda lehlerine hükmedilecek miktarı tahsil edememesi tehlikesi göz önünde bulundurularak da ihtiyati tedbir/ haciz kararı verilmesi gerektiğini, İİK'nın 257.maddesi  gerekçesinde de bu hususa dikkat çekildiğini,  kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak ihtiyati tedbir talebinin  kabulüne, ihtiyati tedbir talebi kabul edilmediği halde ihtiyati haciz talebinin  kabulüne karar verilmesi gerektiğini,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, ihtiyati tedbir talebinin kabul edilmediği halde ihtiyati haciz talebinin  kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, genel kredi sözleşmesinden doğan alacağın davalı müteselsil kefillerden tahsili için başlatılan  ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine; istinaf, ihtiyati tedbir talebinin reddi ara kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 02.07.2024 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, genel kredi sözleşmesi sebebiyle doğan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davası olup  konusu para alacağına ilişkindir. Davacı vekili 10.06.2024 tarihli dilekçesi ile davalılara ait mallar üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiş, mahkemece bu talep uyuşmazlık konusu olmayan şeyler hakkında ihtiyati tedbir  konulamayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir. HMK'nın 389. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir gelişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanun'un 391. maddesine göre, mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir. Kanun hükmü, tedbirin sadece dava konusu olan şey hakkında verilebileceğini düzenlemiştir. Davanın konusu olmayan mal varlığı hakkında tedbir kararı verilemez. Para alacağı için açılan davada, mal varlığı üzerine tedbir konulamaz. Koşulları varsa, ihtiyati haciz hükümlerinden yararlanılabilir. İhtiyati tedbirde, hakkında tedbir kararı alınan şey, esasen asıl davanın konusudur. Konusu para alacağı olan bir davada, koşullarının bulunması halinde İİK'nın 257 vd. maddelerindeki koşullar varsa, talep halinde ihtiyati haciz kararı verilebilir. Para alacağının talep edildiği bir davada uyuşmazlık konusu olmayan  davalı/borçlunun araçları ve taşınmazları   hakkında tedbir kararı verilemez. Davacı vekili hem talep dilekçesinde davalılara ait mallar üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmektedir. Davacı vekilince talep dilekçesinde ihtiyati haciz değil, ihtiyati tedbir talep edilmiştir.  Her ne kadar  istinaf dilekçesinde ihtiyati haciz de talep edilmiş ise de, ilk derece mahkemesinden ihtiyati haciz talep edilmediği ve ilk derece mahkemesince  değerlendirilmeyen bu talep hakkında  istinaf aşamasında değerlendirme yapılamayacağı nazara alındığında bu talebi yerinde görülmemiştir. Bu durumda mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi yerinde olmuştur.  Ayrıca, davacı vekilinin sunduğu YHGK kararı,  haksız ihtiyati tedbir istemi sebebiyle tazminat davasına ilişkin olup dava konusu olmayan şeyler hakkında  ihtiyati tedbir kararı verileceğine ilişkin değildir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun  esastan reddine dair  aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.29.01.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c1953cd17b969f2e","SID":"8f73c8ab78e8d55c"}}