{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1914 <br>KARAR NO:2024/2007<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:15/05/2024<br>NUMARASI:2024/265 Esas -  2024/375 Karar<br>DAVA:Şirketin İhyası<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:31/12/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı kurum tarafından, İstanbul 9. İş Mahkemesi'nin 2022/412 E. Sayılı dosyasının davalılarından \"... Şirketi\" aleyhine rucuen tazminat davası açıldığını, davanın derdest olarak yargılamasının devam ettiğini, mahkeme tarafından 21.11.2023 tarihli celse'nin 3 no'lu ara kararına göre \"Davacı vekiline, davalı şirketin ihyasına ilişkin ilgili Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ihya davası açmak ve neticeden mahkememizi haberdar etmek üzere 2 ay süre verilmesine, dendiğini, Türk Ticaret Kanunu geçici madde 7 [1]– (1) 1/7/2015 tarihine kadar [2] aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. a) 24/6/1995 tarihli ve 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince, sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile öngörülen tutarlara çıkarmamış anonim şirketler ile limited şirketler. b) Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 1/7/2015 tarihine kadar [3] münfesih olan anonim ve limited şirketler. c) Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre herhangi bir nedenle dağılmış olan kooperatifler. d)Sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantıları yapılamayan anonim şirketler ile kooperatifler. e) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış ancak genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları veya son ve kati bilançosu genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin işlemi yapılamayan şirket ve kooperatifler. Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmayacağını talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Ticaret Sicili Müdürlüğünün, Türk Ticaret Kanunu m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket “tasfiye memuru”nda olduğunu, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan; tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını,mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanması zorunlu olduğunu,  müvekkilin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını,  haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda \",...Yargıtay uygulamalarında da kabul edildiği üzere TTK m.547 hükmüne göre ihyası istenen şirketin taraf ve dava ehliyeti zaten yoktur. Davacının açmış olduğu ihya davasında açıklanan gerekçelerle şirket tüzel kişiliğinin davalı olarak gösterilmesi gerekmemektedir. Zira tasfiye memurunun ve sicil müdürlüğünün taraf olması da yeterlidir. Bu durumda şirket tüzel kişiliğinin esasen bu davada dava tarihi itibariyle taraf ve dava ehliyetinin bulunmadığı, zaten asıl dosya niteliğindeki ... E.sayılı dava dosyasının açılmasının ve görülmekte olmasının nedeninin ise şirketin tüzel kişiliğinin taraf ve dava ehliyetinin kazandırılmasına yönelik bulunduğu, bu şartlarda şirket tüzel kişiliği yönünden 6100 sayılı HMK m.114/f.1 bend (d) hükmü uyarınca şirket tüzel kişiliğin taraf ve dava ehliyetinin bulunmadığı gibi bu eksikliğin adı geçen şirket tüzel kişiliğinin taraf olarak gösterilmek veya süre verilmek suretiyle giderilmesinin gerekmediği sonucuna varılmıştır. Bilindiği üzere dava şartları 6100 sayılı HMK m.115/f.1 hükmü uyarınca davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır. Somut olayda olduğu üzere tamamlanması mümkün olmayan bir eksiklik söz konusudur. Yapılan açıklamalar karşısında 6100 sayılı HMK m.114/f.1 bend (d) hükmüne atfen m.115/f.1 hükmü uyarınca davacının şirket tüzel kişiliği aleyhine açmış olduğu davanın dava şartı noksanlığından ve usulden reddine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil kurum tarafından, İstanbul 9. İş Mahkemesi'nin 2022/412 E. Sayılı dosyasının davalılarından \"... Limited Şirketi\" aleyhine rucuen tazminat davasın açılmış olduğunu, davanın derdest olarak yargılamasının devam ettiğini, kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğini, davanın kabulüne ve lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini,  aleyhe hususlar içermesi nedeniyle kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, TTK'nın 547. Maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın taraf ehliyeti nedeniyle dava şartı nedeniyle usulden reddine  kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.TTK'nın 547. maddesi gereğince \" (1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu  anlaşılırsa, son tasfiye memurları,  yönetim kurulu  üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret  mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir\". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde \" şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir\" hükümleri   düzenlenmiştir.Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir.Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda  bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına  olacaktır.TTK'nın geçici 547. maddesine göre açılan şirket ihyası davalarında husumet son tasfiye memuru ve yasal hasım olan ticaret sicil memurluğuna yöneltilir.Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. Ticaret sicilinden tasfiye sonucunda terkin edilerek tüzel kişiliği ortadan kalkmış bulunan şirketin tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkin davada, ihyası istenilen şirkete  karşı  açılan bu davada taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Bu hale göre  ihyası istenen şirkete karşı  açılan bu davada  HMK. 114/2. maddesi uyarınca da taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde,davacının açtığı ve usulden reddine karar verilen davada lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. (Y.11.H.D'nin 04/04/2019 tarih ve E: 2019/1272 -K: 2019/2661sayılı ilamı ).Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı kurum vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı kurum harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,3-Davacı kurum tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 31/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8e7e65d352e51dc0","SID":"7b1b51a589a8ee7a"}}