{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHi: 26/10/2022<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 27/12/2024<br><br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, davalıların, müvekkil aleyhine Antalya Genel İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosya ile ....keşide tarihli ... vade tarihli, 250.000,00 TL bedelli bono ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapıldığını, takip nedeniyle müvekkile haciz işlemleri uygulandığını, iş bu menfi tespit davasını açmak durumunda kalındığını, takibe dayanak bononun kambiyo vasfına sahip olmadığını, davalıların takip ehliyeti bulunmadığını, bono incelendiğinden lehtar olarak adi ortaklığın isminin yer aldığını, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığını takip konusu bono kıymetli evrak vasfına sahip olmadığı için alacaklıların da takip hakkının bulunmadığını, takibe konu senedin teminat amacıyla verildiğinden geçersiz olduğunu, müvekkillerinin davalıların ortak olduğu adi ortaklığa her hangi bir borcu bulunmamakta olduğunu aksine ilave imalatlar nedeni ile alacaklı konumunda olduğunu beyan ederek; davanın kabulü ile Antalya Genel İcra müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasına esas bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili,  süresinde icra mahkemesine bononun kambiyo vasfında olmadığına dair itiraz veya şikayet yoluna başvurulmadığını, bununla birlikte takibe konu bononun zorunlu tüm unsurları taşıdığını, icra takibinin de adi ortaklığı oluşturan şirketler tarafından ikame edildiğini, bu nedenle takibe konu bononun kambiyo vasfına haiz olduğunu, davacının tanık dinletme taleplerine muvafakatlerinin bulunmadığını, teminat senedine ilişkin beyanları kabul etmediklerini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"... kambiyo vasfına haiz olmayan bono nedeniyle kambiyo senetlerine haiz takip yapılması hukuken mümkün olmadığından, davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı, dava dilekçesinde ayrıca kötüniyet tazminatı talebinde bulunmuştur.  2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İcra İflas Kanunu'nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve ... esas, ... karar, 07.12.2011 tarihli ve ... esas ... karar ve 20.03.2013 tarihli ve ... esas, ... sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Somut olayda, davacının davası kabul olunmakla birlikte, takibin haksız olduğu anlaşılmıştır ancak takibin kötü niyetli olduğuna dair bir bilgi/belge/delil dosyada mevcut değildir. Yasal unsurları taşımayan bono nedeniyle hukuki sonuca ulaşılmıştır. Alacağın varlığı yokluğu irdelenmemiştir. Bu nedenle, yasal şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı taraf icra takibine süresi içinde itiraz etmediğini,davacı tarafın iddiasının takibe konu senetteki lehtarın müvekkili şirketlerin oluşturduğu adi ortaklık olması sebebi ile takibe konu evrakın kambiyo vasfını taşımadığını, takibe konu senedin kambiyo vasfını taşımadığı iddiasını kabul etmemekle birlikte bu itirazın süresiz şikayete tabi olmadığını, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava,  menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Mahkeme yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar vermiştir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, takip konusu senedin lehtar  hanesinde yazılı tüzel kişiliği olmayan, bu nedenle hak sahibi olabilmesi ve borç altına girebilmesine olanak bulunmayan adi şirket lehine düzenlenmiş senedin kambiyo senedi taşımadığının sabit olmasına(Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2022/1521 E. 2022/8307 K.), kambiyo vasfına haiz olmayan bono nedeniyle kambiyo senetlerine haiz takip yapılması hukuken mümkün olmamasına (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi  2017/4916 E.  2019/1325 K.) bu sebeplerle  kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına  göre;  davalılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli ‭17.077,5‬ TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan ‭4.269,4‬0 TL harcın mahsubu ile bakiye ‭12.808,1‬0 TL istinaf karar harcının davalılar taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davalıların istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 378.290,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ce11572f4fb5359f","SID":"f7a4b27cc0759bcd"}}