{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  4. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/938 - 2025/49<br>T.C.<br>ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2024/938 <br>KARAR NO\t: 2025/49<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R  <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 26/10/2023<br>NUMARASI\t: 2021/443 E.  2023/610 K. <br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak <br>KARAR TARİHİ\t: 16/01/2025<br>KARARIN YAZIM TARİHİ\t: 16/01/2025<br><br>Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece verilen karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.  <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br> Davacı, ... Elektrik Perakende A.Ş.'nin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan aldığı tedarik lisansı kapsamında lisansına derç edilen Erzurum, Erzincan, Ağrı, Ardahan, Kars, Bayburt ve Iğdır ile ve ilçelerine elektrik perakende satış faaliyeti gösteren bir elektrik perakende şirketi olduğunu, kanun gereği dağıtım ve perakende  satış faaliyetlerinin ayrı tüzel kişilikler altında yürütülmesi gerekli kılındığı ve davacı şirketin 13/12/2012 tarihinde kurulduğunu, bu şirketin 3093 sayılı kanun gereği elektrik enerjisi hasılatından TRT payını davalıya intikal ettirdiğini, 2013 yılı başındaki hukuki ayrışma, hisse devir, yönetim değişimi gibi iç işleyişin düzensiz olduğunu, ancak bu süreçte elektrik satışının devam ettiğini, ve davalıya 2013 yılı için fazla ödeme yapıldığının belirlendiğini, davalı taraf ile yapılan yazışmalar şirket kayıtları ve araştırmalar sonucunda davalı tarafın iddia ettiği gibi bir borçlarının bulunmadığını, aksine davalıdan alacaklı olduklarının tespit edildiğini ileri sürerek, davalı tarafa 389.325,62-TL borçlu olunmadığının tespitine ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 200.000,00-TL alacağın davalıdan avans faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiş, 15/08/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile davanın 389.325,62-TL menfi tespit ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 200.000,00-TL alacak davası olarak ikame edildiğini, 03.07.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda yapılan hesaplamaya göre şirketin borçlu olmadığına, dava değerinin toplam 1.086.914,73-TL üzerinden hesaplanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı, kurum aleyhine açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, 2013 yılı için kuruma ödenmesi gereken TRT payının tespiti konusunda davacı şirket ile bir takım yazışmalar yaptıklarını, bu yazışmalar sonucunda davacı şirket kayıtlarının çelişkili ve yetersiz olduğunun tespitine bağlı kurum mali denetçisi tarafından hazırlanan rapor gereğince davacı şirketin 2013 yılına ait elektrik satış hasılatından doğan ve  ödemesi gereken TRT payının 389.325,62-TL eksik ödediğinin tespit edildiğini, bu borcun ödenmesi konusunda yazı yazıldığı, ancak davacı şirketin alacaklı olduğu iddiasıyla haksız yere eldeki davayı açtığını, şirket kayıtlarının yetersiz ve düzensiz tutulduğunu, aynı zamanda çelişkili olduğunu, TRT payının hesaplanmasına etki eden tüm unsurların usulüne uygun bir şekilde belirlenmesi gerektiğini, davacı şirketin basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece, davacı tarafın ticari defterlerindeki kayıtların dayanağı olan faturalar ve ticari defterleri ile dosyaya sunduğu kayıt ve belgeler çerçevesinde inceleme ve değerlendirme yapan 03/07/2023 tarihli bilirkişi raporu kapsamında; ticari defterlerin ve buna bağlı kayıtların usulüne uygun tutulduğu, ancak uyuşmayan bilançoların dikkate alınamayacağı, tarafların uyuşan iradeleri kapsamında mahsup işlemi yapıldığı belirtilerek, menfi tespit iddiası yönünden davanın kabulüne, alacak isteği yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davacı, bilirkişi raporlarının hükme esas alınmaya elverişli olmadıklarını, davalı TRT’nin alacak payı hesabına esas matrahın ve alacak tespitinin hatalı yapıldığını, TRT payı matrahının “aktif enerji bedeli” üzerinden yasada öngörülen mahsuplar yapıldıktan sonra tespit edilmesi gerektiğini, Ocak/2013 dönemine ilişkin ödeme yapıldığını ve mali kayıtlarda bunun bulunmama sebebinin ... EDAŞ tahakkuk devrinin Şubat/2013 de yapılması olduğunu, davalı şirketin yasa gereği kısmi bölünme sonucu ... olarak tüzel kişilik kazandığı diğer şirketi ise EDAŞ olduğu ve bölünmelerin mali sonuçları ve ayrışmanın uzun sürmesi nedeni ile 2013 yılı Ocak-Mayıs dönemine ait dava dışı EDAŞ’ın payının da hataen davacı şirket tarafından ödendiği ve bu tutar kadar davalı taraftan alacaklı olduğu halde mahsup yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, EDAŞ adına yapılan ödemenin de EDAŞ borcundan mahsubunun davalı tarafça kabul edilmediğini, mahkemece mahsup edilen tutarın hatalı ve fazla belirlendiğini, faiz başlangıcının elektronik yazışmalar esas alınarak tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı, TRT payı matrahının 22.412.982,77-TL eksik hesaplandığı rapora itibar edilerek davacı tarafın alacaklı tespit edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, buna yönelik 03/07/2023 tarihli ek rapor açısından yapılan itirazlarının dikkate alınmadığını, 25/01/2023 tarihli raporda yer alan ve toplam satış tutarından iadeler ve satış iskontoları ile matraha dahil olmayan diğer satışların mahsubu sonucu yapılan matrah tespitinin dosya kapsamına ve yasaya uygun olduğunu, aynı tespitin Kurum mali denetçesi tarafından da yapıldığını, bu ödemelerin vadesinde yapılmamasından kaynaklı vadeden ödeme son gününe kadar işleyecek gecikme zammının da (faizinin de) dahil edilmesi ayrıca davacının dava dışı ... EDAŞ firması adına yaptığı ödeme kabulünün de hesaplamadan indirilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>Dava, 3093 sayılı Kanun gereğince davalı kuruma ödenmesi gereken 2013 yılına ait katkı payı geliri yönünden menfi tespit ve alacak istemine ilişkindir.<br>Gerek istinaf sebebi yapılan ve gerekse HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni nedeniyle resen dikkate alınması gereken hususların incelenmesinde;<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık; tarafların iddiaları kapsamında  2013 yılına ait davalı Kurumun 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanunu’nun 4/1-(c) maddesi gereğince katkı payı geliri alacağı yönünden karşılıklı borçlu ve alacaklı olup olmadıkları, hesaplamalarda matrah tespitinin nasıl yapılması gerektiği, ödemelerin mahsubunun ve tutarının doğru belirlenip belirlenmediği, faiz başlangıcının tespiti ile gecikme faizi hesabı noktalarındadır.<br>Davacı şirket ile davalı Kurumun dava öncesinde bir takım yazışmalar yaptıkları, bu yazışmalara bağlı olarak davalı Kurum tarafından birim içinde düzenlettirilen inceleme raporunda özetle “davacı tarafın eksik belge ve bilgi verdiği, mevcut belgelere göre de yapılan incelemeye göre 2013 yılına ait olmak üzere ödenmesi gereken TRT payının 167.164,28 TL ana para ile 222.161,34 TL’den ibaret toplam 389.325,62 TL alacağın ödenmesi gerektiğini” ileri sürmesi üzerine, davacı şirketin kendi kayıtları üzerinde yaptığı inceleme ve araştırma sonucunda davalı TRT’ye borçlu olmadığı gibi fazladan 1.413.271,78 TL ödeme yapıldığını iddia ederek eldeki menfi tespit ve alacak davasını açtığı anlaşılmaktadır. <br> Davalı tarafın kabul ettiği üzere TRT payı adı altında davalı tarafın yaptığı ödemenin 7.163.921,95 TL olduğu, ancak bu ödemenin bir kısmının (478.812,90 TL’sinin) dava dışı ... Elektrik Dağıtım AŞ’nin 2013 yılına ait TRT payı olduğunun davacı tarafça ileri sürülmesi ve yargılama esnasında davalı tarafından bu ödemenin dava dışı şirket borcuna yönelik yapıldığının kabul edildiği ve anılan şirketin borcundan mahsup edildiğinin ifade edilmesi karşısında, davacı tarafından davalıya yapılan TRT payı ödemesinin 6.685.109,04 TL olduğu anlaşılmaktadır.<br>Mahkeme tarafından talimat yoluyla alınan 14/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının yerinde incelendiği, davacının 2013 yılı hesap muavine göre elektrik satış tahakkukunun üzerinden belirlenen TRT payının 5.677.685,38 TL olduğu ve yaptığı ödemelerin ise 7.090.957,16 TL olduğu tespit edilmiştir.<br>Yerel Mahkeme tarafından davalı taraf kayıt ve belgeleri açısından yaptırılan 30/03/2022 tarihli bilirkişi incelemesine göre de, davalı taraf savunması çerçevesinde ödemeler bulunduğu tespit edilmiştir. 30/08/2022 tarihli ek rapor kapsamında ise, TRT payına esas hesaplamanın (perakende satış bedeli + Kayıp Kaçak Bedeli-Tarfo Kaybı Bedeli) – (Satıştan İadeler ve Satış İskontoları) şeklinde yapılması gerektiği ifadesi ile davacı tarafından ibraz edilen CD kapsamında tespit yapıldığı görülmüştür. 28/11/2022 tarihli ikinci ek raporda ise, matrah tespitine esas tutarın CD içeriğinden (perakende satış bedeli + Kayıp Kaçak Bedeli-Tarfo Kaybı Bedeli) şeklinde belirlendiği ve daha sonrasında davacı bilançosundaki TRT payı ile davacı tarafça sunulan CD içerisindeki TRT Payı tutarlarındaki farklılık gösterilmiştir. Bu farklılığın hangi husustan kaynaklandığı hususunun davacı tarafça izah edilemediği de anlaşılmaktadır.<br>Tarafların bu bilirkişi raporlarının tamamına, yapılan hesaplama ve tespitlere itirazlarının bulunması karşısında yerel Mahkemece, davacı tarafın ticari defterlerinin bulunduğu mahalle talimat yazılması üzerine düzenlenen mali müşavir ve elektrik-elektronik mühendisi bilirkişiler tarafından tanzim edilen 25/01/2023 tarihli rapora göre, davacı tarafın defterleri üzerinde inceleme yapılmadığı, 2013 yılına ait Kurumlar Vergisi Beyannamesi ve ekindeki belgeler kapsamında (ayrıntılı bilanço, gelir tablosu, mizan gibi) tespitler yapıldığı, mali müşavirin davacı belgelerine göre iddiaya uygun tespitlerinin olduğu, diğer bilirkişinin ise dosyadaki davacı tarafın ibraz ettiği CD ile yine davacı tarafın sunduğu “2013 yılı Bilanço Dönemi TRT Payı Mutabakat Tablosu” çerçevesinde (perakende satış bedeli + Kayıp Kaçak Bedeli-Tarfo Kaybı Bedeli) – (Satıştan İadeler ve Satış İskontoları) şeklinde TRT Payı Matrahı ile TRT Payı tutarı belirlediği anlaşılmaktadır. Bu rapora da tarafların itirazları sonucunda 26/04/2023 tarihinde keşif ve 03/07/2023 tarihinde de ek rapor düzenlendiği, bu raporun mahsup kısmı hariç hükme esas alındığı, davacı tarafın ticari defter ve belgeleri ile TEDAŞ Bilgi Yönetim Sistemi üzerinden 2013 yılı için inceleme yapıldığı, hesaplamada kullanılan gerek (+) gerekse de (-) kısımlara dahil olmayan kalemlerin ayrıştırıldığı ifade edildiği halde ancak nasıl yapıldığının açıklanmadığı, davacı tarafından bağlı her il için aylık düzenlenen TRT Payı tahakkuklarını gösterir mahsup fişlerinden TRT payı tutarlarının tespit edildiği, bu tutarların alış-satış fişlerinden denetlendiği ifade edilmişse de bu hususun örnekleme yoluyla dahi belgelendirilmediği, bahsi geçen fiktif bir takım işlemlerin hesaplamaya esas olan unsurlara etkisinin ayrıca tespit edilen TRT payından TRT payı matrahına nasıl ulaşıldığının açıklanmadığı, satıştan iade tutarların davacının ibraz ettiği CD içeriğindeki bilgilerden elde edildiği ve daha sonra tablolama ile hesaplama işlemi yapıldığı ve mahkemece bu tutarın mahsup edilerek hükme esas alındığı anlaşılmıştır.<br>Ne var ki, mahkemece gerek bilirkişi raporuna itirazların tam olarak karşılanmadığı gerekse de alanında uzman bilirkişiler vasıtasıyla denetime açık rapor düzenlenmediği dikkate alınmadan, yetersiz ve çelişkili rapora itibarla hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur.<br>Bu tespitlerin ve açıklamaların ışığında, TRT payının hesaplanmasında esas alınacak matrahın belirlenmesi ve bu esnada pozitif ve negatif yönden etki edecek unsurların mevzuata uygun şekilde ortaya konulması, bu unsurların tespit edilmesi aşamasında ise unsurlara dahil olan ve olmayan kalemlerin ayrıştırılması yapılarak, konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyetinden, gerek diğer raporlar arasındaki çelişiklerin giderilmesi gerekse de bu raporlardan ayrılma nedenlerini gösterecek şekilde taraf, mahkeme ve kanun yolu denetimine açık ve ayrıntılı rapor alınması; sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden, mahkeme kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. <br> Açıklanan nedenlerle, tarafların istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yargılamanın yeniden yapılması için dosyanın mahalline gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Tarafların istinaf başvurularının kabulü ile, HMK'nın 353/1/a/6. maddesi uyarınca Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/10/2023 tarih, 2021/443 Esas ve 2023/610 Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf karar ve ilam harcının talep halinde istinaf yoluna başvuran taraflara iadesine,<br>4-İstinaf kararının yerel mahkemesince taraflara tebliğine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/01/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.  <br>Başkan <br>E-İmzalı<br>Üye <br>E-İmzalı <br>Üye <br> E-İmzalı<br> Katip <br> E-İmzalı<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5612de8a1ffb1ae1","SID":"466827cbd1d4c032"}}