{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1361 <br>KARAR NO:2025/113<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO:2021/8<br>KARAR NO:2021/517<br>KARAR TARİHİ:08/07/2021<br>DAVA TÜRÜ:Kayıt Kabul<br>DAVA TARİHİ:22/06/2018<br>KARAR TARİHİ:05/02/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin müflis bankadan alacaklı olduğunu, bankanın iflası üzerine 9.037.498,08 TL alacağın masaya kaydı için talepte bulunulduğunu, alacağın bankalar arası krediden doğduğunu, iflas idaresince alacağın 8.176.281,10 TL'lik kısım yönünden kabulüne ve bakiye 861.216,98 TL'lik kısım yönünden ise reddine karar verildiğini, ret kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek reddedilen miktarın masaya kaydına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmamışsa öncelikle usûlden reddi gerektiğini, müvekkili bankanın Faaliyet izninin kaldırıldığını, daha sonra mahkemece iflasına karar verildiğini, iflas tasfiyesinin fon tarafından verine getirildiğini, davacının, alacağının masaya kaydı için yaptığı başvurunun reddedildiğini, ret kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyuşmazlık konusunun ana para alacağına ilişkin herhangi bir uyuşmazlığın olmadığı açık olmakla, kayıt ve kabule esas olan, varlığı tartışmasız kabul edilen, yabancı paranın ana alacak kısmı dikkate alındığında ve dayanak olan sözleşme hükümleri çerçevesinde ve takip konusu alacak türleri dikkate alındığında iflas tarihi öncesi itibari ile davacının davalıdan talep edebileceği faiz olup olmadığı, varlığı tartışmasız kabul edilen ana para miktarı ile ilgili temerrüt faizi ve akdi faiz hesap edilmesinin gerekip gerekmediği, buna göre temerrüt tarihinin ne olduğu, davacı tarafından keşide edilen ihtar olup olmadığı, ihtara göre istenilen faiz oranlarının ne olduğu, ihtarda akdi faizin talep olunması halinde bu oranın ne olduğu, yine temerrüt faizi işletilebilir ise bu oranın ne olduğu, tüm bu hususların irdelenmesinden sonra gerek kur dönüşümü gerek alacak miktarının tespit olunacağı tarih itibari ile İİK m.195 hükmü dikkate alınmak sureti ile iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz takip masraflarının ne olduğu, bu noktada araştırma yapılırken davacının talebi ile bağlılık esas olmakla, davacının 861.216,98-TL tutarında alacağının olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.Davacı ile davalı arasında bankalar arası krediden doğan ilişki bulunduğu, bu ilişki çerçevesinde davacının talep ettiği, 9.037.498,08-TL alacağın 861.216,98-TL alacağın kısmının red olunduğu, diğer kısmının tamamının ise kabul olunduğu, bu noktada tebliğ edilen karar çerçevesinde bu davanın açıldığı, iflasa ilişkin kararın şeklen kesinleştiğinin mahkememizin başkaca dosyalarından bilindiği, davanın kayıt kabul davası olarak açıldığı tartışmasızdır. Taraflar arasındaki dava İİK. 235 ve devamından kaynaklanan, uygulamada kayıt kabul davası olarak nitelendirilen ve kanunda ise sıra cetveline itiraz  olarak belirtilen, tahsili amaçlamayan, sadece iflas masasına kayıt yapılmasını amaçlayan bir davadır. Dava açan davacı banka Belçika uyruklu olup Türkiye Cumhuriyeti ile Belçika arasında Bakanlıktan gelen cevabi yazıya göre karşılıklılık olduğu anlaşılmakla davacıdan herhangi bir teminat alınması gerekmediği kabul edilerek yargılama yapılmıştır.İİK m.235/f.1 hükmüne göre \"Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içerisinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar\".  Kayıt kabul aşamasında iflas dairesince davacının talep ettiği miktar oranında alacaklı olduğunu ortaya koyan yeterli belge olmadığından alacağın reddedildiği açıktır.Kayıt kabul davası bilindiği üzere alacağı kısmen veya tamamen red edilen alacaklı tarafından iflas idaresine karşı açılır.Davada husumet iflas masasına yöneltilmelidir. İflas masasının temsilcisi adi tasfiyede iflas idaresi, basit tasfiyede iflas dairesidir. Somut olayda olduğu üzere iflas masasının temsilcisi iflas idaresi olarak müflis ... Bankası A.Ş.iflas idaresidir. İspat yükü kural olarak masaya yazdırılması gereken alacağı olduğunu iddia eden davacı alacaklı üzerindedir.Davacı alacağını genel hükümlere göre ispat etmek yükümlülüğü altındadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın araştırılması amacıyla mahkememiz tarafından atanan ve konusunda ehil bankacı bilirkişi kurulu hazırlamış olduğu 29/04/2020 tarihli raporunda müflis banka ile davacı arasında 02/06/2010 tarihli bankalar arası bankadan bankaya kredi anlaşması imzalandığını, bu sözleşmeye istinaden müflis bankanın davacı bankanın 15/02/2012 tarihinde referans numarası ile 9.548.391,85 Avro tutarında taksitli kredi kullandığını, iki adet taksitin ödenmemiş olmasından dolayı bu kredi işleminden doğan bakiye alacağın iflas masasına kaydının yaptırılabileceği, TMSF - Fon Kurulu kararının bağlayıcı olması halinde talep olunan, hesaplanan, kabul olunan miktarlar dikkate alındığında masaya kaydı gereken bir miktarın bulunmadığını, TMSF - Fon Kurulu kararının bağlayıcı olmadığının kabulü halinde ise talep olunan, hesaplanan, kabul olunan miktarlar dikkate alındığında masaya kaydı gereken miktarın 861.216,98 TL olduğunu, davalı müflis bankanın cevap dilekçesinde daha önce kabul ve reddettiği miktarla ilgili revizyon yaptığını, masaya kaydı gereken miktarın 7.296.454,56 TL olarak kabulü gerektiği hususu dışında 1.741.043,52 TL kısmının ilâvesi gerektiğini açıklamıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki her dava kural olarak davanın açıldığı tarih itibariyle mevcut olan hukuki ve fiili duruma, o tarihte mevcut hükümlere göre kural olarak ele alınacaktır. Nitekim alacak kaydı talebinde bulunan davacının 9.037.498,08 TL bedelli alacak talebiyle ilgili 8.176.281,10 TL kısım kabul edilmiş, bakiye olan 861.216,98 TL kısmı reddolunmakla davacı da süresi içinde ve bu kısmıyla ilgili davasını açmıştır. Nitekim davacı vekili talep ettiği alacakla ilgili reddolunduğu bildirilen kısımla bağlı kalarak iflas idaresinin 08/06/2018 tarihinde tebliğ olunan bu ret kararı çerçevesinde bu davasını açmıştır. Davacıya tebliğ olunan farklı bir iflas idare kararı olmadığı müddetçe davacının 08/06/2018 tarihi itibariyle kendisine tebliğ olunan karar içeriğine bağlı kalarak 861.216,98 TL ile ilgili bu davayı açması yargılamadaki dürüstlük kuralının gereğidir. Bu çerçevede aksi yönde bir karar davacı vekiline tebliğ olunmadığı sürece taraflar HMK m. 29 hükmü de gözetildiğinde dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadır. Kanun koyucunun gerekçesinde belirtmiş olduğu üzere \"muhakeme sürecine ilişkin değişik maddelerde de dürüstlük kuralına aykırı kötü niyetli davranışların önüne geçmek için bazı yaptırımların öngörüldüğü, tüm bu hükümlerin temelinde dürüstlük kuralına uygun davranmayı sağlama amacı yattığı\", bu çerçevede davacı vekilinin resmi görevli sıfatına haiz olan iflas idaresinin kendisine yapmış olduğu resmi tebliğ çerçevesinde ve bu karar içeriğine bağlı kalarak davasını açtığı, aksine davacıyı bağlayan ve tebliğ edilen belge olmadığından davacının ilk tebliğ edilen ret kararı sonrası hareket ederek bu davayı süresi içinde açtığı anlaşılmaktadır. Davacı vekiline iflas idaresinin tebliğ etmiş olduğu ret kararı dikkate alınarak uyuşmazlığın çözümü zorunludur Aksi halde resmi kurumların düzenlediği belgelere dayalı olarak dava açan, bu belgeye güvenen davacının hak arama hürriyeti yasal dayanaktan yoksun şekilde kısıtlanmış olacaktır.Yargılama aşamasında davalının savunmasının asıl dayanağı müflis bankanın iflas tasfiyesi sırasında yabancı paranın hangi tarih itibariyle Türk lirasına çevrilmesi gerektiği, bu noktada Fonun gösterdiği adaylardan oluşan iflas idaresinin belirlemiş olduğu tarih itibariyle kur dönüşümünün davacı yönünden bağlayıcı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Somut olayda 26/10/2020 tarihli Uyuşmazlık Mahkeme kararında da belirtilmiş olduğu üzere \"... Bankası A.Ş.'nin BDDK'nın ve TMSF Fon Kurulu'nun 29/05/2015 tarihli kararları doğrultusunda TMSF'ye devredildiği, 22/07/2016 tarihli BDDK kararı ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107. maddesi uyarınca faaliyet izninin kaldırıldığı ve bu kararın 23/07/2016 tarihli Resmi Gazetede yayınlandığı, Fon Kurulu'nun 22/12/2016 tarihli kararı ile 5411 sayılı Yasanın 106/3 maddesi uyarınca bankanın doğrudan iflasının mahkemeden talep edilmesine karar verildiği, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/41 Esas sırasında açılan davada 16/11/2017 tarihli 2017/41 E. 2017/942 K. sayılı karar ile 5411 sayılı Yasanın 106. maddesi uyarınca ... Bankası A.Ş.'nin iflasına karar verildiği, dosyadan düzenlenen sıra cetvelinin 01.06.2018 ve 04.06.2018 tarihli gazete ilanlarıyla ilan edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık mahkemesinin adı geçen kararında belirtildiği üzere \"somut olayda, 5411 sayılı Yasanın 110. maddesinin yollaması ile 106/5 maddesi gereğince 1. alacaklılar toplantısı yerine kaim olmak üzere ilgili Yönetmeliğin 20. maddesi gereğince iflas tasfiyesinin yürütülmesi bakımından TMSF'nin 17/11/2017 tarihli 2017/289 sayılı kararı ile müflis bankanın iflas idare memuru adaylarının isimlerinin belirlendiği, İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 24/11/2017 tarihli 2017/7 D.İş 2017/6 K. sayılı  kararı ve İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 27/03/2018 tarihli 2018/5 D.İş 2018/5 K. sayılı  kararı ile, Fon tarafından önerilen üç kişinin iflas idare memuru olarak atanmasına karar verildiği kayden sabittir...Öğretideki görüşlere göre yapılan bu düzenlemeler ile Bankacılık Kanunda tasfiye sırasında yerine getirilmesi gereken bazı görevler fondan alınarak iflas dairesine bırakılmakta, böylece bir taraftan Fonun tasfiyesinin yürütülmesi bakımından yükü hafifletilmekte, diğer taraftan ise iflas dairesi, iflas tasfiyesinde daha aktif hale getirilmektedir. (Hakan Pekcanıtez, Güray Erdönmez, Bankacılık Kanununun İcra ve İflas Hukuku Açısından Değerlendirilmesi, Bankacılar, Aralık, 2005, Sayfa 30) Bu suretle kanun koyucu yukarıda belirtilen maddelerle atanan iflas idaresi alacaklılar toplantısı ve iflas dairesi görev ve yetkileri dışında kalmakta, Fon bu maddelerde öngörülen yükümlülüklerden muaf tutulmaktadır. Belirtilen yasal düzenlemelerin gerek lafzı ve gerek amacı dikkate alındığında iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel kılınacağına dair İİK m. 195 hükmünün gözardı edilmesine imkan verecek bir düzenleme mevcut değildir. Bir başka deyişle bu noktada müflis ... Bankası A.Ş.iflas idaresi lehine tanınmış istisnai bir görev ve yetki verilmemiştir. Kaldı ki adı geçen hüküm iflasta alacaklar arasında eşitliği sağlamak ve ifasın tasfiyesini geciktirmemek amacı ile kabul edilmiş olup adı geçen düzenleme bu noktada emredici nitelik taşımaktadır. Nitekim Yargıtay 23. HD'nin yerleşik uygulamalarında kabul olunduğu üzere \"Yabancı para alacaklarının iflas masasına kayıt şekli konusunda İcra ve İflas Kanunu'nda açık bir hüküm yoktur. Sadece İcra ve İflas Kanunu'nun 198. maddesinin 1. fıkrasında, konusu para olmayan alacakların, ona eşit bir kıymete para alacağına çevrileceği öngörülmüştür. Öğretide, konusu yabancı para olan alacakların da anılan yasa hükümlerine göre iflasın açıldığı andaki döviz kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilerek iflas masasına yazdırılacağı kabul edilmiştir.(Kuru: B. İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2013, 2. Baskı, Ankara, sf.1244) İcra İflas Kanunu'nun 195. maddesinde iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya  kaydedileceği öngörülmüştür. Bu hükmün amacı, iflas tarihinde  masanın aktif ve pasiflerinin eşit şekilde ve aynı zamanda belirlenerek müflisin tüm alacaklılarına eşit ödeme yapılmasıdır. Bunu sağlamak için de yabancı para alacakların aynı paraya (Türk Parasına) çevrilmesi gerekir. Çeviri zamanı ise, yabancı para alacakları ve konusu para olmayan alacaklar için iflas kararının verildiği tarih olmalıdır. Diğer taraftan yabancı para alacağının aynen kaydı, alacaklılar arasında eşitliği ön planda tutan İflas Hukuku'nun bu prensibini de zedelemiş olacaktır. Zira, iflasta imtiyazlı alacaklar İİK'nın 206. maddesinde ilk beş sırada sayılmış olup, yabancı paranın masaya aynen kaydedilmesi halinde, yabancı para alacakları lehine kanunda öngörülmeyen bir imtiyaz yaratılmış olur. Bu durumda ise, aynı sırada bulunan ülke parası alacaklısı ile yabancı para alacaklısı arasında eşitsizlik meydana gelecektir. Bu sonuç ise, her sıradaki alacaklıların eşit hakka sahip olduğunu belirten İİK'nın 207. maddesine aykırılık teşkil eder. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 08.05.1997 tarih ve 2756 E., 4683 K. sayılı ilamı ile Dairemizin 11.03.2014 tarih ve 2013/7176 E., 2014/1802 K. sayılı ilamı bu yöndedir\".(Yargıtay 23. HD'nin 2014/5224E. 2015/3582K.sayılı ilamı) O halde iflas tarihindeki kur dikkate alınarak dönüşüm yapılmalıdır. Hemen belirtmek gerekir ki müflis bankalar aleyhine açılan kayıt kabul davalarında da yabancı paranın, iflas tarihi itibariyle efektif satış kur karşılığının hesaplanması, buna göre kayıt ve kabule esas miktarın belirlenmesi yönünde Yargıtay'ın emsal teşkil eden uygulaması dahi mevcuttur. (Yargıtay 11. HD 2019/4646E. 2021/4937K.sayılı ilamı) O halde belirtmek gerekir ki davacının yabancı para alacağıyla ilgili iflas tarihindeki döviz satış kurunun esas alınması, emredici olan genel hükümlere ve uygulamaya uygundur. Bu durumda kayıt kabul hesaplamasında iki adet taksitin içinde kalan işlemiş faiz tutarları ve yabancı para alacağına ilişkin diğer gecikme faizinin TL'ye dönüştürülmesinde bankacılık lisansının kaldırıldığı tarih değil, iflas tarihi olan 16/11/2017 tarihindeki döviz kurlarının esas alınması gerektiği, bu noktada ... -... Kurulunun almış olduğu kararının yasal bağlayıcılığının bulunmadığı, bu kararın yasal dayanağının mevcut olmadığı, esasen yorum kuralları gereği ... tanınan yetkilerin \"istisnai olması\" nedeniyle dar yorumlanmasının esas olduğu, belirtilen yorum tarzı benimsendiğinde ise ... Kurulunun bu yöne ilişkin kararı ile bağlı olunmasının mümkün olunmadığı, bu itibarla bilirkişi kurulunun ... Kurulu kararı ile bağlı olunmadığı takdirde kayıt ve kabulü gereken miktar olarak açıkladığı 861.216,98 TL miktarın kayıt ve kabul olunması gerektiği mahkememizce kabul olunmuştur. Esasen bilirkişi kurulu raporundaki hesaplamalar kredi hesap numaraları, yabancı paranın cinsi, taksit tutarı, temerrüt faiz oranı, taksit ödeme günü ile iflas tarihi arasındaki gün, temerrüt faizi ve iflas tarihi itibariyle efektif satış kur karşılığı dikkate alındığında gerekçeli ve denetime elverişli olup bu yönden yapılan hesaplamaya itibar olunmasına engel bir itiraz ise yapılan açıklamalar karşısında mevcut olmadığı gerekçesiyle Davacı tarafından, İstanbul ... İflas Müdürlüğünün ... dosya numaralı iflas masasına kaydı talep olunan 9.037.498,08-TL alacağın masa tarafından 2268 numaralı alacak kayıt numarasına istinaden 8.176.281,10-TL tutarlık kısmı masa tarafından kabul edilmiş olmakla bu miktarın dışında kalan, masa tarafından  red olunan ve bu davaya konu edilen 861.216,98-TL miktarın davacı alacağı olarak İstanbul ... İflas Müdürlüğünün ... dosya numaralı iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece yabancı para alacaklarına ilişkin fon kurulu kararının bağlayıcı olduğu göz ardı edilerek hüküm verilmesinin hukuka aykır olduğunu, yabancı para alacaklarına ilişkin olarak hangi tarihteki kurun gözetileceği hususu, 10.05.2018 tarihli 2018/260 Sayılı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Fon Kurulu Kararı ile belirlenmiş olup, müvekkili İflas idaresi tarafından bu doğrultuda işlemler yapıldığını, kararda bahsedilen görev ve yetkinin 5411 Sayılı kanun ve ilgili mevzuat gereği ...'ye ait olduğunu, mahkemece yapılan fona tanınan yetkilerin \"istisnai olması\" nedeniyle dar yorumlanması gerektiği yönündeki tespitin hatalı olduğunu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı düzenlendiğini, raporun 7. sayfasında mevcut 2 nolu hesap tablosunda görüleceği üzere, TMSF Fon Kurulu kararının bağlayıcı olması halinde \"ilave kabul edilmesi gereken\" bir tutar olmadığının tespit edildiğini, bilirkişi heyetinin yukarıda verilen tutarlara aykırı olarak yaptığı tüm hesaplamaların hatalı olduğunu ve Yargıtay denetimine elverişli olmadığını, mahkemece işbu raporun hükme esas alınmasının kararı hukuka aykırı hale getirtiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 235 inci maddesi gereğince açılmış olan kayıt kabul istemine ilişkindir.Müflis ... Bankası A.Ş, BDDK'nın ve Fon Kurulunun kararları doğrultusunda fona devredilerek, 23/07/2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 22/07/2016 tarihli BDDK kararı ile 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107/son maddesi uyarınca bankanın faaliyet izni kaldırılmış, Fon Kurulunun 22/12/2016 tarihli kararıyla 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 106/3 maddesi uyarınca doğrudan iflasının talep edilmesi üzerine İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/41 E., 2017/942 K. sayılı kararı ile 16/11/2017 günü saat 15:28 itibariyle iflasının açılmasına, tasfiye işlemlerinin TMSF tarafından yürütülmesine karar verilmiştir. Kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin  2018/629 E., 2018/829 K. sayılı 09/05/2018 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesi kararının yalnızca harç ile ilgili kısım yönünden düzeltilmesine karar verilmiş, bu kararın temyizi üzerine ise Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 27/01/2020 tarih, 2018/1539 E., 2020/406 K. Sayılı ilamı ile iflas kararı onanarak kesinleşmiştir.İİK'nın 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK'nın 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabule elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Kayıt kabul davası için yasada öngörülen 15 günlük süre özel dava şartıdır. Somut olayda, İstanbul ... İflas Müdürlüğünün ... İflas sayılı dosyası ile ilgili vermiş olduğu 19.01.2021 tarihli cevabı yazısında; davacının masaya 2268 kayıt numarası ile kayıt yaptırdığı alacağın 8.176.281,10 TL'sinin kabulü ile sıra cetvelinin 4 sırasına kaydına, bakiye 861.216,98 TL'lik talebin reddine dair karar verildiği, sıra cetvelinin 01.06.2018 tarihli ...ve 04.06.2018 tarihli Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, davacının 14,00 TL gider avansı yatırdığı, kararın davacıya 08.06.2018 tarihinde tebliğ edildiği bildirilmiştir. Davacı tarafından iflas masasına başvurulduğu sırada tebligat masraf avansı yatırdığından 15 günlük yasal süre, tebliğ tarihinde itibaren hesaplandığında davanın 22.06.2018 tarihinde hak düşürücü süre içerisinde açıldığı tespit edilmiştir. İİK'nın 195/1. maddesinin \"Borçlunun taşınmaz mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur.\" hükmü uyarınca iflas masasına yazılacak alacakların iflas tarihi itibariyle hesaplanıp, belirlenmesi gerekir. İflasın açılması ile ipotekle temin edilen alacaklar hariç, diğer alacaklar muaccel hale gelir ve iflasın açıldığı tarihe kadar işleyen faizler ve takip masrafları da asıl alacağa eklenerek masaya yazılır.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 29/05/2024 tarihli 2024/422 E. 2024/1816 K. sayılı kararında; \"...İİK’nın 195. maddesinde, iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüştür. Bu hükmün amacı, iflas tarihinde masanın aktif ve pasiflerinin eşit şekilde ve aynı zamanda belirlenerek, müflisin tüm alacaklılarına eşit ödeme yapılmasıdır.  5411 sayılı Yasanın 106/5. maddesi uyarınca iflas dairesi, alacaklılar toplantısı ve iflas idaresi yerine geçebilecek olan fon kurulunun, bu düzenlemeden aldığı yetki ve yönetmeliğe dayanarak İİK hükümlerini ortadan kaldıracak şekilde karar alamayacağının da kabulü gerekir. Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince; davacı alacağının, davalı müflis bankanın iflasının açıldığı 16.11.2017 tarihli ... Bankası Efektif Döviz Satış Kuru üzerinden hesaplanarak TL'ye çevrilmesi gerekirken, TMSF tarafından tahsil edilecek sigorta primlerine ilişkin usul ve esasları düzenleyen Sigortaya Tabi Mevduat ve Katılım Fonları ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca Tahsil Olunacak Primlere Dair Yönetmelik madde 6'ya itibar edilmesi doğru olmamıştır...\" şeklinde karar verilmiştir. Yine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 18/01/2024 tarihli 2023/2066 E. 2024/245 K. sayılı kararı da aynı yöndedir. Yabancı para alacaklarının iflas masasına kayıt şekli konusunda 2004 sayılı İİK'da açık bir hüküm bulunmamakla birlikte İİK'nın 198/1 maddesinde konusu para olmayan alacakların, ona eşit bir kıymette para alacağına çevrileceği öngörülmüş olup öğretide de konusu yabancı para olan alacakların anılan yasa hükümlerine göre iflasın açıldığı andaki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek iflas masasına yazdırılacağı hususu kabul edilmiştir. (Kuru: B. İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2013, 2. Baskı, Ankara, sf.1244). İİK'nın 195. maddesinde iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüş olduğuna göre, iflas tarihinde masanın aktif ve pasiflerinin aynı zamanda belirlenerek müflisin tüm alacaklılarına eşit ödeme yapılması gerekmektedir. Bunun için de yabancı para alacaklarının Türk Lirasına çevrilmesi gerekir. Yabancı para alacakları ve konusu para olmayan alacakların Türk Lirasına çevrileceği tarih ise iflas kararının verildiği tarihtir. Ayrıca, yabancı para alacağının aynen kaydı alacaklılar arasında eşitliği ön planda tutan İflas Hukuku'nun bu prensibini de zedelemiş olacaktır. Zira, iflasta imtiyazlı alacaklar İİK'nın 206. maddesinde ilk beş sırada sayılmış olup, yabancı paranın masaya aynen kaydedilmesi halinde, yabancı paranın TL'ye karşı değer kazanması halinde yabancı para alacağı yönünden bir azalma söz konusu olacağından alacaklar arasındaki eşitlik bozularak TL'nin alacakları lehine kanunda öngörülmeyen bir imtiyaz yaratılmış olup, bu durumda, aynı sırada bulunan ülke parası alacaklısı ile yabancı para alacaklısı arasında eşitsizlik meydana gelecektir. Bu sonuç her sıradaki alacaklıların eşit hakka sahip olduğunu belirten İİK'nın 207. maddesine aykırılık teşkil eder. İflas davalarının kamu düzenini ilgilendiren davalardan olması ve mahkemece kayıt kabulüne karar verilecek miktarın diğer alacaklıların alacak miktarlarını ve haklarını da etkileyecek olması sebebiyle alacağın iflasın açıldığı tarihteki ... Bankasının efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek masaya kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 08/05/1997 tarih ve 2756 E. 4683 K. sayılı ilamı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/03/2014 tarih ve 2013/7176 E. 2014/1802 K. sayılı, 12/05/2015 tarih ve 2014/5224 E. 2015/3582 K. sayılı, 02/06/2015 tarih ve 2014/4900 E. 2015/4147 K. Sayılı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 09/05/2024 tarih ve 2023/2805E. 2024/1401 K sayılı emsal ilamları). Mahkemece alınan 29.04.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda:\" Müflis banka kayıtlarına göre yukarıda arz edilen tabloda belirtildiği üzere, davacı bankadan 9.548.391,85 EUR tutarında taksitli kredi kullanılmıştır. Bu kredinin en son 2 adet taksit tutarı 1.953.864,04 EUR (984.188,824+969.675,22=) ödenmemiştir... Toplam anapara taksit tutarı 1.953.864.04 EUR 38.907,18 EUR işlemiş temerrüt faizi 1.992.935,22 EUR toplam 16.11.2017 efektif satış kuru 4.5714 üzerinden 9.110.504,06 TL toplam alacak, Müflis bankanın iflas tarihi 16.11.2017 itibariyle toplam TL cinsi 9.110.504,06 TL alacağın talep edilebilineceği, davacı ise iflas masasına müracaatında toplam 9.037.498,08 TL alacak talep etmiştir. Bu durumda taleple bağlı kalınmasının yerinde olacağı mütalaa edilmektedir. O halde iflas idaresince kabul edilen 8.176.281,10 TL tenzil edildiğinde, bakiye 861 216,98 TL iflas masasına kaydının yaptırılabilineceği\" hesap edilmiş, mahkemece bu tutar üzerinden karar verilmiştir. Yukarıda yer verilen açıklamalar uyarınca bilirkişi tarafından yapılan hesaplama ve mahkemece verilen karar dosya kapsamındaki verilere uygun olup yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaftır. Her ne kadar bu husus istinaf sebebi yapılmamış ise de harcın kamu düzeninden olması nedeniyle resen dikkate alınması gerekmiştir. Mahkeme hükmünde aksi yönde harcın davalıdan tahsiline karar verildiği anlaşılmakla kararın bu yönden kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca harç yönünden kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca KABULÜNE, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 2021/8 Esas, 2021/517 Karar sayılı ve 08/07/2021 tarihli kararının HMK'nin 353/1-b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak;a-Davacı tarafından İstanbul 1. İflas Müdürlüğünün 2017/14 dosya numaralı iflas masasına kaydı talep olunan 9.037.498,08 TL alacağın masa tarafından 2268 numaralı alacak kayıt numarasına istinaden 8.176.281,10 TL tutarlık kısmı masa tarafından kabul edilmiş olmakla bu miktarın dışında kalan, masa tarafından  red olunan ve bu davaya konu edilen 861.216,98 TL miktarın davacı alacağı olarak İstanbul 1. İflas Müdürlüğünün ... dosya numaralı iflas masasına kayıt ve kabulüne, 2-İlk Derece Mahkemesi giderleri yönünden; a-Davalı 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, b-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL peşin harç ve 35,90 TL başvurma harcı toplamı olan 71,80 TL'nin istemi halinde davacı tarafa iadesine, c-Davacı tarafından yapılan 180,20 TL tebligat ve posta gideri ile 4.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.180,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,ç-Davalının yaptığı masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,d-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, e-HMK 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde artan gider/delil avansının yatıran taraflara resen iadesine,3-İstinaf giderleri yönünden; a-Davalı 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, b-Davalı tarafından sarf edilen 32,50 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,c-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,ç-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.05/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1a57d0b90a73a51c","SID":"d73d7a6720ea4d0a"}}