{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/2161 - 2025/205<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/2161 <br>KARAR NO\t: 2025/205<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                   \t       K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/10 E.  -  2022/245 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Hükümsüzlük<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/09/2022 tarih ve 2022/10 E. - 2022/245 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin “...” markalarını ... Holding Anonim Şirketinden devraldığını, 1970'li yıllarda ... süt fabrikası ile başlayan üretim, 1970li yıllardan günümüze kadar süt, yoğurt, peynir, dondurma, sütlü tatlılar, meyve suları vb. birçok ürün ile ürün çeşitliliği ile faaliyet gösterdiğini, bu ibare ile oluşturulmuş seri markaların mevcut olduğunu, davalı yanın 2020/10198 sayısı ile gerçekleştirdiği başvuruya yönelik itirazlarının reddolunduğunu, oysa müvekkilinin “...” seri markalarının sahibi olduğundan, dava konusu “...” markasının da müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını, \"...\" markasındaki asli ve değerlendirmeye tabi tutulması gereken unsurun da “...” ibaresi olduğunu, \"...\" ibaresinin, İngilizce'de \"mısır, buğday, tahıl\" anlamına gelmekte olup, bu kelimenin herhangi bir ayırt edicilik vasfı, başka bir ifade ile marka özelliği bulunmadığını, davalı markası her ne kadar \"...\" şeklinde bitişik yazılsa da okunurken her iki kelimenin \"...   ...\" şeklinde ayrı yazıldığı izlenimini oluşturduğunu, müvekkilinin markalarının aynı zamanda tanınmış olduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 2021-M-10180 sayılı YİDK kararının iptalini ve dava konusu 2020/10198 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı ... vekili, taraf markaları arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin markasının “...” şeklinde bütün bir ibare olduğunu, davacı markalarında “...” ibaresinin tanımlayıcı nitelikte kullanıldığını, “...” ibaresinin ayırt ediciliği yüksek olmadığından ortalama tüketiciler nezdinde taraf markalarının bütün olarak algılanacaklarını ve farklı görüleceklerini, markaların işitsel olarak da olmadıklarını, davacı markalarının bir tanınmışlığının bulunmadığını, sadece “...” marketlerde satıldığını, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı yanın önceki tarihli “...” esas unsurlu markaları yiyecek – içecek ürünlerini kapsayan 29, 30 ve 32. Sınıflarda yer alan pek çok gıda ürününü kapsayacak şekilde tescilli olup spesifik olarak sınırlandırılmış belli gruplardaki ürünler ile sınırlı bir kapsamı bulunmadığı, dava konusu marka kapsamında kalan emtianın da yine aynı şekilde gıda sektöründe genel tüketim ürünleri olup taraf markalarının birebir aynı satış noktalarında, çoğu zaman yan yana reyon ve raflarda tüketiciye sunulacağı, birbirlerini tamamlayıcı, birbirleri yerine tercih edilebilir niteliklerdeki bu ürünlerin satış, sunum ve pazarlama biçimlerinin de yine benzer olacakları, davacı markalarının geniş bir ürün skalasını kapsar şekildeki tescil kapsamları gözetildiğinde, dava konusu marka kapsamındaki gıda ürünleri ile birebir ya da doğrudan aynı ürünleri içermese bile nihai anlamda benzer nitelikteki market ürünleri olmalarından ötürü aralarında benzerlik ilişkisi bulunduğu, ilgili tüketicilerinin ortalama dikkat ve özen seviyesine sahip anlık kararlar ile hareket eden kimseler olduğu, her iki taraf markasında da asli ve hakim unsurun “...” ibaresi olduğu, tüketicinin dava konusu markayı gördüğünde, markaya ilişkin oluşturacağı öncelikli algısında “...” ibaresi ön planda olup ve marka “...” markası altında satışa sunulan “mısır” ürünü ya da “mısır içerikli ürünler” için davacı yanca oluşturulmuş bir markaymış gibi algılayacağı, dava konusu marka ile davacı markaları arasındaki işaretsel benzerliğin son derece yüksek olmasından dolayı bu markanın da davacı markalarının bir serisi olarak algılanacağı, her ne kadar davalı taraf “...” ibaresinin ayırt ediciliği bulunmadığını itiraz konusu etmiş ise de, bir an için anılan ibarenin kavramsal karşılığı itibariyle sıfat niteliğindeki kullanımlarda böyle bir algıdan bahsedilmesi mümkün ise de, bu algının oluşabilmesi için anılan ibarenin marka bütünü içerisindeki kullanımının da tali nitelikte ve bahsi geçen anlamının sınırlarında kullanılması gerektiği, başka bir ifadeyle davacı yanın çok uzun yıllardır sahip olduğu “...” markaları varken, üçüncü bir kişinin bu ibareyi aynı ya da benzer mal ve hizmetlerde aynı şekilde markasal kökene işaret edecek nitelikte kullanmak istemesi halinde, bu kullanımın davacı markalarının sınırlarını ihlal edecek nitelikte olmaması gerektiği, her iki taraf markasını taşıyan ürünler ile aynı ya da ayrı zamanlarda karşı karşıya kalması muhtemel tüketicinin, önceden deneyimlediği marka ile yüksek düzeyli benzerlik gösteren sonraki markayı birbirine karıştırabileceği ve sonraki markayı, önceki deneyiminin hafızasında kalan izlenimi doğrultusunda o markaymış gibi tercih edebileceği, taraf markalarının kapsamları itibariyle benzer nitelikteki gıda ürünlerine yönelik oluşları ve yine markaları meydana getiren işaretler arasındaki yüksek düzeyli benzerlik halinin yanı sıra davacı markalarının “gıda sektörüne” özgü tanınmışlığı ve buna hususlara  dosya kapsamında mevcut emsal mahiyetteki kararlar da gözetildiğinde, başvuruda kalan emtianın tamamı açısından da taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceği, davacı yanın “...” markalarının “gıda sektöründe” belli bir bilinirlik elde ettiğinin kabulü gerekeceği, başvuru kapsamında kalan gıda ürünlerinde “...” ibaresini markasal nitelikte taşır marka başvurularının tesciline izin verilmesi halinde bu durumun davacı markalarının ayırt edici karakterine zarar verebileceği gibi somut olay özelinde tanınmışlık temelinde de karıştırılma ihtimalini pekiştireceği, davacı vekilince, davalının marka tescil başvurusunda kötüniyetli olduğuna yönelik öne sürdüğü iddialarını benzerlik ve tanınmışlık hususlarına dayandırmış olmakla birlikte başkaca hiçbir delilin dosyada mevcut olmadığı, söz konusu iddiaların anılan başvurunun kötüniyetle gerçekleştirilmiş bir başvuru olduğu yönünde kanaate varılması açısından yeterli bir argüman olup olmadığının nihai takdirinin ise kötü niyet değerlendirmesinin hukuki bir kanaatin varlığını gerektirmesi sebebiyle kötüniyet iddialarının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne YİDK'nın 2021/M-10180 sayılı kararının tüm emtialar yönünden iptaline, davaya konu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, YİDK kararının hukuka uygun bulunduğunu, markalar arasında benzerlik bulunmadığını, markaların görsel olarak birbirinden farklı olduğunu, davacı markasının tanınmışlığının söz konusu olmadığını, eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 2021-M-10180 sayılı kararın hukuka uygun olduğunu, davalı ...'a ait 2020/10198 başvuru numaralı \"...\" ibareli marka ile davacı şirkete ait 99/018236, 140280, 123752, 98086 sayılı \"... şekil\" , \"...\" , \"...\" , \"...\" ibareli markaların başvuru kapsamında kalmış mallar yönünden markaların benzer olmadığını, markalarda ortak ibare olan \"...\" ibaresinin anlamsal olarak \"güzel, taze, hoş kokulu\" gibi anlamları bulunduğunu, bir markanın tanınmış marka gerekçe gösterilerek yapılan itiraz üzerine reddedilebilmesinin ön koşulunun, başvurusu yapılan marka ile tanınmışlığı iddia edilen itiraz gerekçesi markanın aynı/benzer olması olduğunu, markaların karıştırmaya sebebiyet verecek düzeyde benzer olduğu kabul edilse dahi davacı tarafın tanınmışlık iddiası ve tanınmışlık düzeyi ayrıca irdelenmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının \"...\" esas ibareli markaları ile davalının \"...\" ibareli marka başvurusu arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira markaların kapsamlarının aynı olduğu gibi her iki taraf markasında da asli ve hakim unsurun “...” ibaresi olduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma  süresi içinde, davalının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, ayrıca taraf markalarının kapsamları itibariyle benzer nitelikteki gıda ürünlerine yönelik oluşları ve yine markaları meydana getiren işaretler arasındaki yüksek düzeyli benzerlik halinin yanı sıra davacı markalarının “gıda sektörüne” özgü tanınmışlığı ve buna hususlara  dosya kapsamında mevcut emsal mahiyetteki kararlar da gözetildiğinde, başvuruda kalan emtiaların tamamı açısından da taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceği, başvuru kapsamında kalan gıda ürünlerinde “...” ibaresini markasal nitelikte taşır marka başvurularının tesciline izin verilmesi halinde bu durumun davacı markalarının ayırt edici karakterine zarar verebileceği gibi somut olay özelinde tanınmışlık temelinde de karıştırılma ihtimalini pekiştireceği anlaşılmakla, davalıların istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı şahıs ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı şahıstan ve davalı ... alınması gereken 615,40'ar TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şahıs ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70'er TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70'er TL'nin davalı şahıstan ve davalı ... ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br> \tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 31/01/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/01/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br> <br><br>Katip<br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"35227eb505bc6bcd","SID":"b4cee7f8e2433b09"}}