{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/2108 - 2025/207<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/2108 <br>KARAR NO\t: 2025/207<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                \t          K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/282 E.  -  2022/266 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/09/2022 tarih ve 2021/282 E. - 2022/266 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalıya ait 2020/40102 başvuru numaralı marka tescil başvurusuna müvekkili tarafından adına tescilli olan 2008/33588 numaralı, 2009/18232 numaralı, 2009/18235 numaralı, 2010/31482 numaralı, 2014/08860 numaralı, 2014/108592 numaralı, 2014/108601 numaralı, 2014/17229 numaralı, 2015/43724 numaralı, 2015/43279 numaralı, 2016/56650 numaralı, 2016/53090 numaralı, 2016/53091 numaralı, 2016/103882 numaralı ve 2018/80553 numaralı markaları ile karıştırılacak derecede benzer olduğu, bu ibare üzerinde kazanılmış hakka sahip olduğu, “...” ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanı ve alan adı olduğu ve başvurunun kötüniyetli olarak yapıldığı gerekçeleriyle itiraz edildiğini, ancak itirazın reddedildiğini, oysa müvekkilinin Türkiye genelinde 140 şubesi olduğunu, ... esas unsurlu markaların 1997 yılından itibaren büyük emekler harcanarak ve büyük yatırımlar yapılarak, yoğun ve yaygın kullanım ve tanıtım çalışmaları sonucu, eğitim ve öğretim hizmetleri ve ürünleri bakımından tanınmış marka haline getirildiğini, markaları ve kullanımlarını www.....com alan adlı internet sitesinde ve diğer sosyal medya hesaplarında da tanıttığını, müvekkilinin bilim adamları görseli ile tik işaretini kullandığını, bu ibareleri kamuya sunduklarını fatura ve basılı kağıtlarda iş mahsulü haline getirdiğini, müvekkilinin markalarının tanınmışlığını ispatlar nitelikte deliller bulunduğunu, müvekkilinin markasının sadece ... ibaresi bakımından dahi ayırt edicilik kazanmış olduğunu, ... ... başvurusundaki \"...\" ibaresinin başına... ibarenin eklenmesinin markaları ayırt etmek için yeterli olmadığını, müvekkilinin tescilli markalarının, ticaret unvanı ve diğer sınai mülkiyet haklarının ihlal edildiğini, haksız rekabete sebebiyet vererek bu şekilde haksız kazanç elde edildiğini ileri sürerek 2021-M-6394 sayılı YİDK kararının iptaline, davalıya ait 2020/40102 başvuru numaralı “... ...” ibareli markanın sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili,  markaların bütünü itibariyle farklı markalar olduğunu, “...” ibaresinin, “insanların maddesel çevresini denetlemek ve değiştirmek amacıyla geliştirdiği teknolojik bilgileri kapsayan akademik disiplinler grubuna denir. Gözlem ve deneye dayanan çalışmalarla elde edilen sistematik bilgilerdir.” şeklinde tanımlandığını ve günümüzde okullarda ... branş derslerinin okutulduğunu, özellikle eğitim ve öğretim sektöründe ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu ve kimsenin tekeline verilemeyeceğini, 41. Sınıf hizmetlerin tüketicilerinin de bilinçli tüketici olduğu göz önüne alındığında, bu sebeple dahi aralarında karıştırılma ihtimalinin oluşmayacağını, başvuru markasında \"...\" ibaresinin esas unsur durumunda yer aldığını, markaların yeterince farklılaştığını, markalar arasında benzerlik bulunmaması sebebiyle tanınmışlık iddiasının kabul edilemeyeceğini, kötüniyet iddialarının ispatlanamadığını, markalar arasında benzerlik bulunmaması sebebiyle haksız rekabet şartlarının oluşmadığını  savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDiğer davalı cevap vermemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının başvurusunda yer alan 41. Sınıf “eğitim öğretim hizmetleri” ile davacının redde mesnet markalarında yer alan 41. Sınıftaki “eğitim öğretim hizmetleri”nin aynı, aynı tür olduğu, yine davacının markalarının kapsamında kalan “sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme” hizmetlerinin de davalının başvurusunda yer alan eğitim öğretim hizmetleri ile benzer olduğu, taraf markalarında tescilli bulunan ve aralarında ilişki tespit edilen 41. Sınıf hizmetler bakımından tüketicinin daha bilinçli olacağı, davalının markasının, en altta daha büyük harflerle yazılı “...” ibaresi, onun üstünde daha küçük boyutta ve kırmızı renkle “...” ibaresi ve bu ibarenin üzerine konumlandırılmış figüratif unsurdan oluştuğu, davacı markalarının ise bir kısmında kırmızı renkli tik işareti \"ŞEKİL\" bir kısmında bilim insanlarından \"ŞEKİL\" oluşan görsel ile birlikte “...” ibaresi ile yine bu ibare ve yanına gelen ek unsurlardan (okulları, eğitim kurumları, Nazmi Arıkan, yayınları, merkezi, dershaneleri, dünyası, Çizgi üstü, Eğitim ciddi kurumların işidir) oluştuğu, taraf markaları arasında görsel benzerlik bulunmadığı, taraf markalarında ortak olarak bulunan çekişme konusu “...” ibaresinin, fizik, kimya, biyoloji gibi bilimlerin ortak adı olduğu, “...” ibaresinin sahip olduğu anlam sebebiyle \"eğitim- öğretim hizmetleri\" yönünden ayırt ediciliğinin yok denecek kadar zayıf olduğu, somut olayda ... ibaresinin dışında markaları birbirinden farklılaştıran en önemli unsurun, davalı marka başvurusunda yer alan “...+ şekil” ibaresi olduğu, davalıya ait marka başvurusu ile davacının mesnet markaları arasında karıştırılma ihtimali olmadığı, davacının tanınmışlık iddiasının ispatına yeterli delil olmadığı, davacının ticaret unvanı ve davalı markasının birbirinden farklı olduğu, bu sebeple davacının fikri mülkiyet hakkının ihlal edilmediği, davalıya ait markanın kötüniyetinin varlığının ispat edilemediği gibi, davacının markası üzerinden haksız bir avantaj sağladığının da ispat edilemediği için kötüniyet iddialarının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin “...” ibaresini içeren markalarını tescilli marka, ticaret unvanı ve işletme adı  olarak yoğun ve yaygın biçimde kullandığını, “...” ibare ve biçimli markalarının, 1997 yılından bu yana eğitim ve öğretim hizmetlerinde, tüm Türkiye’ye ulaşacak biçimde, fiziki ve dijital ortamlarda kesintisiz olarak fiilen kullanılmak, tanıtılmak, çok geniş bir coğrafi çevreye hitap edecek şekilde ve üst düzey kalitede hizmet sunmak suretiyle ilgili sektörde bulunanlar tarafından çok iyi bilinen ve beğenilen itibarlı bir marka haline gelmiş ve tanınmışlık vasfı kazandığını, müvekkilinin “...” ibareli markanın gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu, müvekkilinin “...” esas unsurlu markalarının eskiye dayalı kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığının ... tarafından da kabul edildiğini, davalının 2020/40102 numaralı başvurusunun müvekkilinin tescilli markaları ve tescilli ticaret unvanı ile iltibas oluşturduğunu ve başvurunun kötüniyetle yapıldığını, markaların ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali, hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının başvurusunda yer alan 41. Sınıf “eğitim öğretim hizmetleri” ile davacının redde mesnet markalarında yer alan hizmetlerin aynı olduğu, 41. Sınıf hizmetler bakımından tüketicilerin bilinçli olacağı, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı, zira taraf markaları arasında \"...\" ortak ibaresinin bulunmasının, tüketicilerin ilk sese, ilk heceye daha fazla dikkat edeceği de göz önüne alındığında işitsel benzerlik yaratmayacağı, diğer yandan “...” ibaresinin sahip olduğu anlam sebebiyle \"eğitim- öğretim hizmetleri\" yönünden ayırt ediciliğinin yok denecek kadar zayıf olduğu, davalı marka başvurusunda yer alan “...+ ŞEKİL” ibaresinin yeterli ayırt ediciliği sağladığı, ... ibaresinin coğrafi yer adı da olmaması nedeniyle davacıya ait markaların seri markası ya da şubesi olarak nitelendirilmesinin de mümkün olmayacağı, davacının ticaret unvanı ile davalı markasının birbirinden farklı olduğu, davacının fikri mülkiyet hakkının ihlal edilmediği, davalının kötüniyetinin varlığı ispat edilemediği gibi, davacının markası üzerinden haksız bir avantaj sağladığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 31/01/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/01/2025\t<br>\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br>Üye<br><br><br>Katip<br> <br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"13f483eceabcc800","SID":"26a715c4c4812641"}}