{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 30/12/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 13/02/2019<br>DAVANIN KONUSU: Kayıt Kabul<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 30/12/2024<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, davalı ....'lerin borca batık duruma düşmesi neticesinde işçi alacaklarının tahsili için kanuni yola başvurduklarını, bu başvuru neticesinde Antalya 9. İflas Müdürlüğü'nün ... İflas dosyasında alacaklarının kesinleştiğini ve masaya 1. sırada kayıtlarını yaptıklarını, alacakların tahsili için ...'nin tasfiyesi ile görevli Antalya l0. İflas Müdürlüğü'ne başvurularında, alacağa dayanak belgeler müflis şirket adına olmadığından dolayı haksız bir şekilde reddedildiklerini, müvekkilinin ... A.Ş.'de çalıştıklarını, izinleri olmaksızın ...'ye geçtiklerini ... ile ...'nin SGK numaralarının aynı olduklarını müflis ... 'nin 18.03.2011 tescil tarihli almış olduğu kararla ... A.Ş. kısmı bölünme ile kurulduklarını müvekkillerinin ... A.Ş.'de çalışırken kendilerinden izin alınmadan bir gün içerisinde ... A.Ş.'ye geçişleri sağlandığını, bu durumdan kesinlikle haberlerinin olmadıklarını, müvekkilinin 23.286,75 TL alacağının iflas masasında kayıtlarının kabul edilmesini yargılama ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, davacı tarafınca başvuru dilekçesi herhangi bir icra takibinden bahsetmediğini, anılan belgeler de müflis şirket ile ilgili bulunmadığını, bu kapsamda da talebi reddedildiğini, müflis şirket ile davacı tarafın asıl alacaklısı olduğu ... A.Ş. ayrı tüzel kişilik olduğunu, birbirinden bağımsız şirket olduklarını, davacı tarafın ... şirketinde çalıştığını, bu çalışmasından dolayı ödenmeyen ücret vs. hak edişleri ile ilgili olarak da ... A.Ş. ile protokol imzaladıklarını, davacı tarafın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu grup şirket olması davacının ... A.Ş. ayrı olarak müflis şirkette çalıştığı anlama gelmediğini, mahkemece yapılacak tahkikat çevresinde davacının davasının reddine karar verilmesini ve yapacakları masraf ve ücretin dava tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"...Davacının işçilik alacaklarının masaya kaydı için başvurduğu müflis ... İnş...A.Ş.'nin 11/03/2011 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısı sonucunda kısmi bölünme ile tekstil alanında faaliyette bulunmak üzere ....'nin kurulduğu, şirketin Antalya Ticaret Sicili'ne 20/04/2011 tarihinde ... sicil numarası ile kaydedilerek faaliyetine başladığı, ...'nin, ...'nin % 99,9 oranında hissedarı olduğu, şirketlerin farklı tüzel kişiliklere sahip olmalarına rağmen aralarında sıkı bir organik bağın mevcut olduğu, şirketlerin faaliyetlerin ekonomik ve ticari anlamda bir bütünlük arzettiği, bu iki şirketin aynı zamanda borçlanmalarda da birbirlerinin müteselsil kefili oldukları, şirketler arasındaki organik bağın iflas ertelemesi davasında bizzat şirket vekillerince de ileri sürüldüğü, her iki şirketin grup şirketler olduğu ve aralarında organik bağ bulunduğunun kabulü ve müflis .......'nin de davacı alacağından sorumlu olduğu sonucuna ulaşılmalıdır. Davacının, müflis şirketin sıra cetveline kayıt talebi organik bağ iddiasına dayalı olup, davacı alacağının iflasın açıldığı 29/03/2016 tarihine göre, fer'ileri ile birlikte hesaplanması gerektiği, ancak müflis ...A.Ş.'nin sıra cetvelinde davacının alacağının  kabul edildiği, davacının bu miktar alacağı talep edebileceği anlaşıldığı\" gerekçesiyle  davanın kabulüne, 23.186,75 TL'nin Antalya 9. İflas Müdürlüğü'nün ... nolu dosyasında masaya kayıtlı alacakla, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla Antalya 10. İflas Müdürlüğü'nün ... İflas dosyasında kayıtlı, iflas dosyasının sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı müflis şirket iflas idare memurluğu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı müflis şirket iflas idare memurluğu vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça ... elemanı olarak Antalya 9. İcra ve İflas Müdürlüğü'nün ... İflas dosyasına alacak başvurusunda bulunduğunu, anılan ... İflas dosyasından dolayı alacak talebinin kabul edildiğini, davacı taraf, ...'nin belgeleri ile müflis ... 'nin Antalya 10.  İcra ve İflas Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyasına alacak başvurusunda bulunduğunu, bu alacak taleplerinin müflis şirket ile ilgili olmamasından dolayı iflas idaresi tarafından reddedildiğini, bilirkişi tarafından da davacının alacağının ...'den kaynaklandığının açıkça belirlendiğini, bilirkişinin davacının ....'de çalıştığına dair bildirimlerine itirazının bulunmadığını, bilirkişi raporunda şirketler arasında bağlantı yönünde herhangi bir bildirim yapılmaksızın, sadece alacak kalemleri hususunda rapor tanzimine gidildiğini, mahkemece müflis şirketin ... firmasının baskın ortağı olduğundan bahisle müflis şirket aleyhine karar verilmesinin mevzuattaki madde numaraları belirtilmediğinden dolayı usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda mevzuattaki yeri ile birlikte yasal dayanağının açıklanmadığını, mahkemece İİK'nın 195. maddesi gereği iflas tarihine göre hesaplama yapılmaksızın karar verildiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava İİK'nın 235. maddesi uyarınca açılmış, kayıt kabul istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>İİK'nın 235. maddesinde dava açma süresine ilişkin olarak yapılan düzenlemede; sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmünün saklı olduğu belirtilmiştir. 223. madde de ise;\"...İflas masasına alacaklı olarak müracaat eden alacaklılar, tebligata elverişli adres göstermek ve Adalet Bakanlığı'nca çıkarılacak tarifede gösterilecek yazı ve tebliğ masrafları için avans vermek suretiyle iflas idaresince alınacak kararların kendilerine tebliğini isteyebilirler. Bu muameleyi yaptırmış alacaklılar hakkında iflas idare memurunun kararlarına karşı kanun yolları kendilerine tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar.\" düzenlemesi mevcuttur.<br>Yukarıda yer alan düzenlemelere göre, somut olay incelendiğinde, davacının iflas masasına başvurusu sırasında tebliğ masrafları için avans vermiş olması halinde, dava açma süresi, sıra cetvelinin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren başlayacaktır. Dairemizce yazılan müzekkereye  verilen 27/12/2024 tarihli yazı cevabına göre, davacının masraf yatırmadığı, ret kararının kendisine 22/06/2017 tarihinde tebliğ edildiği, davanın hem tebliğ hem de sıra cetvelinin ilan edildiği 24/06/2017 tarihinden itibaren yasal 15 günlük süre içerisinde 07/07/2017 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.<br>Davalı iflas idare vekilinin, müflis ... şirketi ile davacı tarafın asıl alacaklısı olduğu ...'nin ayrı ayrı tüzel kişilikler olduğu yönündeki istinaf sebebinin incelenmesinde;<br>Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında borçlu ve müflis şirket ile ilgili iflas erteleme istemli açılan davada her iki şirketin vekili dava dilekçesinde şirketlerin farklı tüzel kişiliklere sahip olmalarına rağmen aralarında sıkı bir organik bağın mevcut bulunduğunu, şirketlerin faaliyetlerinin ekonomik ve ticari anlamda bir bütünlük arz ettiğini, iki şirketin aynı zamanda borçlanmalarda da birbirlerinin müteselsil kefili olduklarını, ...'nin %99,9 oranında hissedarı olduğunu beyan ettikleri anlaşılmıştır.<br>Tüzel kişiliğin, sözleşmeden ya da kanundan doğan her türlü yüküm ve borçlardan ve kaynağı ne olursa olsun sorumluluklardan kurtulmak için bir araç olarak kullanılmasını engellemek amacıyla, Anglo-Sakson ve Kara Avrupası hukuk sistemlerinde “perdeyi kaldırma teorisi” olarak anılan hukuk ilkesi geliştirilmiş bulunmaktadır. Bu teori ile, tüzel kişiliklerin ayrılığı ilkesinin kötüye kullanıldığı durumlarda, tüzel kişilik dikkate alınmamakta, yani yokmuş gibi hareket edilmekte ve ayrı tüzel kişilik savunmasından yararlanmak isteyenlere izin verilmemektedir. Teoriye bu ismin verilmesinin sebebi, hukuki sorumluluktan kaçınmak amacıyla farklı tüzel kişilik savunması yapan kişilerin “tüzel kişilik” perdesi arkasına saklanmaya çalışmaları; teorinin müdahalesi ile tüzel kişiliğin yok sayılmasıyla veya bu perdenin aralanması suretiyle perdenin arkasındaki gerçek yükümlünün borçtan sorumlu tutulabilmesidir. Perdeyi kaldırma teorisi vasıtasıyla, tüzel kişinin borçlarının, üyelerine izafesi mümkün olduğu gibi üyelerin borçlarından dolayı, tüzel kişinin sorumlu tutulması da olanak dahilindedir(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 15/10/2014 tarih ve 2014/7271 Esas, 2014/15583 Karar).<br>Davacının işçilik alacaklarının masaya kaydı için başvurduğu müflis ...'nin 11/03/2011 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısı sonucunda kısmi bölünme ile tekstil alanında faaliyette bulunmak üzere ....'nin kurulduğu, şirketin Antalya Ticaret Sicili'ne 20/04/2011 tarihinde ... sicil numarası ile kaydedilerek faaliyetine başladığı, ... 'nin, ....'nin %99,9 oranında hissedarı olduğu, şirketlerin farklı tüzel kişiliklere sahip olmalarına rağmen aralarında sıkı bir organik bağın mevcut olduğu, şirketlerin faaliyetlerin ekonomik ve ticari anlamda bir bütünlük arz ettiği, bu iki şirketin aynı zamanda borçlanmalarda da birbirlerinin müteselsil kefili oldukları, şirketler arasındaki organik bağın iflas ertelemesi davasında bizzat şirket vekillerince de ileri sürüldüğü, her iki şirketin grup şirketler olduğu ve aralarında organik bağ bulunduğunun kabulü ve müflis ...'nin de davacı alacağından sorumlu olduğu sonucuna ulaşılmalıdır. Bu nedenle davalı iflas idare vekilinin istinaf başvurusu yerinde bulunmamıştır.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, Dairemizce yazılan müzekkere doğrultusunda ...'nin iflasının yürütüldüğü Antalya 9. İcra Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyasında, davacının iş bu davada hüküm altına alınan 23.186,75 TL işçilik alacağının 1. sırada masaya kaydedilmiş olduğunun anlaşılmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı müflis şirket iflas idare memurluğu vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı müflis şirket iflas idare memurluğu vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 378.290,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9349a39bed5ae709","SID":"ae3a982c5d4a6bec"}}