{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>1. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞI<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/02/2023<br>DAVA: Ecrimisil<br>KARAR TARİHİ: 04/02/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 04/02/2025<br><br>Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E.... K. sayılı dosyasında 10/02/2023 tarihli kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine dosya dairemize tevzi edilmekle hazırlanan inceleme raporu ile yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;<br>TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davacının ...içinde ... ada....,...,... parsellerde bulunan binanın sahibi olduğunu, davalı tarafından yapılan icra takibi sonucu yarı mamül teknenin davacıya ait parsellerde bulunduğu sırada hacz edildiğini, teknenin 23 Ocak 2012 tarihinde saüşa çıkarıldığını ve davalı tarafından alacağa mahsuben satın alındığını, ihalenin kesinleştiğini ve 23 Ocak 2012 tarihi itibariyle davalının malik sıfaünı kazandığını ancak tekneyi başka yere taşımadığını, teknenin depoyu işgal etmesi sebebiyle depoyu başka bir kişiye kiralayamadığını, davacının kuruluş amacının depo hangar kiralanması olduğunu, Antalya 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E. sayılı dosyasında yalnızca davanın açıldığı 12.03.2013 tarihine kadar oluşan zararın tazminine karar verildiği, bu sebeple dava süresince devam eden haksız işgal nedeniyle oluşan zararın bugüne kadar tazmin edilmediğini, haksız işgalin 12.03.2013 tarihinden 24.11.2014 tarihine kadar sürdüğünü işgal sebebiyle 1 yıl 8 ay 12 günlük tazmin edilmemiş maddi zararın söz konusu olduğunu, serbest bölgelerde ödemelerin dövizle yapıldığını, davalı yanca 24 Kasım 2014 günü ileriye dönük bir kira akdi imza ederek tekneyi davacının deposunda muhafaza etmeyi sürdürmeyi seçtiğini, bu kira sözleşmesinin aylık 6000 Amerikan doları olarak belirlendiğini, bu sözleşmenin emsal mahiyette olduğunu 1 yıl 8 ay 10 gün kiraya verememesi nedeniyle en az 122.400 Amerikan doları zarara uğradığını, işbu yargılama nedeniyle davacının vekiline ödeyeceği vekalet ücretinin de davalıdan ayrıca alınarak davacıya verilmesi gerektiğini beyanla, 12.03.2013 tarihinden 24.11.2014 tarihine kadar süren işgalin bedeli olan 122.400 Amerikan dolarının ödeme günündeki dolar kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek kira sözleşmesinin yapıldığı tarihten itibaren işlemiş olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilip davacıya ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalıya dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince;” 1-Davanın Kısmen Kabulü İle; 110.665,37 USD'nin ödeme günündeki Dolar kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilerek kira sözleşmesinin başlangıç tarihi olan 19/11/2014 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,” karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili 22.03.2023 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yüksek Mahkeme huzurundaki yargılamada tartışılması lazım gelen hususların;  davaya konu tarih aralığı ve gün sayısı, davaya konu taşınmazda işgal edildiği iddia edilen alanın ölçülerinin ne olduğu, ecrimisil bedelinin hesaplama şekli ve bedelin USD' ye çevrilip çevrilemeyeceği, esas içeriğinde ise bu bedelin talep edilmesinin hakkın kötüye kullanılması ve kötü niyet olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konuları olduğunu, davaya konu edilen tazminat bedelin tümden haksız olduğunu hem önceki istinaf dilekçelerinde hem de ilk derece mahkemesine sundukları beyan dilekçelerinde defaatle  beyan etmiş bulunduklarını, bu dilekçenin devamında da itirazlarını yenileyeceklerini, bu aşamada kabul etmemekle beraber, davaya konu teknenin kaplamış olduğu alanın hükme esas teşkil eden alandan çok daha az olduğunu mahkemenin dikkatine sunmak istediklerini, Antalya 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...  Esas sayılı dosyası ile yapılan ilk yargılamada, dosyaya ibraz edilen 06-12-2013 tarihli Bilirkişi raporunun 4. Sayfasının son paragrafında: \" Yerinde yapılan incelemede, dava konusu yerde inşa halinde yarı mamul teknenin bulunduğu, teknenin alanının daha önce Gemi İnşaat Mühendisi tarafından 384,48 m2 olarak belirlendiği, teknenin alanı ile birlikte çevresinde teknenin bulunması nedeniyle kullanılamayan alanının toplam 400 m2 olduğu kanaatine varılmıştır. Ayrıca teknenin bulunduğu bölümün yan tarafı ile trapez saç levhalarla ayrılmış olduğu görülmüştür.\" ifadelerine yer verildiğini, yine Antalya 5. Asliye Ticaret Mahkemesi...  E sayılı dosyaya sunulan ... tarihli ek bilirkişi raporunda:  \" Yerinde yapılan incelemelerde, dava konusu yerde inşa halinde yarı mamul teknenin bulunduğu, teknenin alanının daha önce Gemi İnşaat Mühendisi bilirkişisi tarafından 384,46 m2 olarak belirlendiği, teknenin alanı ile birlikte çevresinde teknenin bulunması nedeniyle, kullanılamayan alanın 400 m2 olduğu kanaatine varıldığının belirtildiği, burada daha önceki resimlerde de göründüğü üzere dava konusu tekne dışında bulunan alanın kullanılmakta olduğu, dava konusu teknenin yanında bir adet daha teknenin bulunduğu, ön tarafta boş alanın malzeme istiflenerek kullanıldığı, yine ön tarafta bir kısım yerin prefabrik elemanlarla çevrilerek kapalı alan oluşturulduğu ve kullanılmakta olduğunun görüldüğü, bu nedenle dava konusu teknenin işgal ettiği alan dışında kalan kısmının kullanılmakta olduğu görüşüne varıldığı... Buna göre daha önceki raporda dava konusu teknenin kullanımı kısıtladığı 400 m2 alan ve hukuk Bilirkişisinin belirlediği tarihler için yapılmış hesaplamanın doğru olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.\" ifadelerine yer verildiğini, mahallinde yapılan tespitlerde davaya konu teknenin kapladığı alanın 400 m2 olduğunun aşikar olduğunu, ancak huzurdaki davada ilk derece mahkemesinin ısrarla tüm taşınmaz bakımından tazminat hesabı yapmak suretiyle yargılamanın safahatını ilerletmiş olduğunu, bir taşınmazın kısmen \"sözde\" işgali neticesinde, muhakkak ki işgal ettiği alan kadar tazminatın hesaplanması gerektiğinin esas olduğunu, lakin bu durumun istisnasının, bahsi geçen işgalin taşınmazın tümünü kullanılmaz hale getirmesi durumu olduğunu, huzurdaki davada ise yarı mamul teknenin taşınmazın tümünü kullanılamaz hale getirmediği açık ve net olarak tespit edilmiş olduğunu, yukarıda alıntı yaptıkları ek bilirkişi raporu kesitinde de şüpheye yer verilmeyecek şekilde, taşınmaz üzerinde tekne haricinde kalan yerlerde kapalı alanlar oluşturulduğu, oralara ürünler yerleştirildiği, hatta davaya konu tekne dışında bir teknenin daha olduğu sonuç olarak boş alanın aktif olarak kullanıldığı ve bu alandan yararlanıldığının tespit edildiğini, bu durumun kök rapora yerleştirilen fotoğraflarla somutlaştırılmış olduğunu, bu somut gerçeklik karşısında, taşınmazın tamamı üzerinden hesaplama yapılmasının kabulünün mümkün olmadığını mahkemenin taktirine sunmak istediklerini, Mahkemenin dikkatini çekmek istedikleri bir diğer hususun ise; Antalya Bam 1. Hukuk Dairesinin kaldırma kararında yer verdiği gerekçenin olduğunu, mahkemenin 14.06.2022 tarihli bozma kararında; \"Antalya 5. Asliye Ticaret Mahkemesi kararında esas alınan kesinleşen ecrimisil bedeli ve metrekare miktarı dikkate alınarak, az önce yukarıda yazılı ilkeye göre hesaplama yapılması gerekirken...\" ifade gayet açık olmakla beraber, Mahkeme kararında,  Antalya 5. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E sayılı dosyasında birleşen Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Sayılı dosya için verilen karara gönderme yapmış, burada baz alınan metrekareyi yeni kararda dikkate alınması gerektiğine hükmetmiş olduğunu, Antalya 5. Asliye Ticaret Mahkemesi... E sayılı kararında kesinleşen, birleşen Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ...E. Sayılı dosya için verilen kararda işgal edilen alan olarak 600 m2  hesap edilmiş olup, dayanak olarak davacının ıslah talebi dikkate alındığını, davacının dosyada 09-05-2014 tarihinde sunmuş olduğu ıslah dilekçesinin B- başlığının 5. Paragrafında: \" ... Müvekkilim işgal alanı hesabının 600m2 üzerinden yapılmasını istemektedir. ( Zira tekne için dava dışı Bodyat İle yapılan kira sözleşmesi de hangarın tamamı için değil, maalesef o dönem ( bugüne kadar oluşacak zararı öngöremediği için ) 600 m2 için yapılmıştı)\"  ifadelerine yer verildiğini, bu durumda Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi davacının ıslah talebi ve pek tabi ikrarı ile bağlı kalmış ve metrekare miktarını 600 olarak dikkate aldığını, kararın da bu haliyle kesinleştiğini, kabul etmemekle beraber 400 m2 olarak tespit edilen bir alanın, davacının ikrarı ile 600 m2 olarak dikkate alınması ve hükmün bu şekilde kesinleşmiş olması, mahkemenin  14.06.2022 tarihli kaldırma kararında \" kesinleşen ecrimisil bedeli ve metrekare miktarı dikkate alınarak\" ibaresinin sarih şekilde yer almasına karşın, ilk derece mahkemesinin huzurdaki dosyada tüm taşınmaz olanı olan 1.179 m2 üzerinden hesap yapmış olmasının taraflarınca kabul edilebilir olmadığını, bu taşınmazın kapladığı alanın  384,48 m2 olduğunu ve bu konuda herhangi bir tartışma söz konusu olmadığını, ilaveten davacının da ikrar ettiği alanın 600 m2 olduğunu, her halükarda 1.179 m2 nin hesaplamaya konu edilmesinin mümkün olmadığını,  Antalya BAM. 1. Hukuk dairesinin kaldırma kararında yer alan \"... Antalya 5. Asliye Ticaret Mahkemesi kararında esas alınan kesinleşen ecrimisil bedeli ve metrekare miktarı dikkate alınarak, az önce yukarıda yazılı ilkeye göre hesaplama yapılması...\" ve \"... önceki dönem ecrimisil bedeline ilişkin sonuçlanmış davalar bulunduğu taktirde; kural olarak önceki dönemin son dönemi için kabul edilen miktara ÜFE’nin tamamının yansıtılması suretiyle bulanacak miktar, sonraki dönem ecrimisil bedelini oluşturur...\" gerekçeleri uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından dosya yeniden bilirkişiye tevdi edilmiş olup, bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda, evvelki davaya konu aralıkta kabul edilen ve kesinleşen ecrimisil miktarına ÜFE oranın tamamı uygulanmış, yapılan hesaplama neticesinde 12.03.2013 tarihi ile 19.11.2014 tarihleri arasında talep edilebilecek ecrimisil miktarının 125.860,04 TL olduğu sonucuna ulaşılmış olduğunu, ancak ilk derece mahkemesi esas bakımından kabul etmemekle beraber, kendisinden istenen hesaplamayı doğru ve eksiksiz yapan Bilirkişi raporuna itibar etmemiş, metre kare hesabını 600 m2 değil 1174 m2 olarak hesap etmiş, dahası çıkan bedeli dava tarihi itibariyle efektif satış kuru üzerinden USD ye çevirmek suretiyle hüküm kurmuş olduğunu, davacının dava dilekçesi incelendiğinde, talep kısmında 122.400 USD talep etmiş olduğu, lakin bedelin dava tarihi itibariyle USD ye çevrilmesi gibi bir talebinin olmadığı anlaşılmakta olduğunu, Bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada USD üzerinden herhangi bir hesaplama yapılmamış olduğunu, Mahkemenin kaldırma kararında bir önceki karara  açıkça gönderme yapılmış ve burada verilen kararın TL cinsinden verilmiş olduğunu, karar bu şekli ile kesinleştiğini, USD ile alının bedellerde  ÜFE işletilmesinin mümkün olmadığını ve bu durumun dahi emsal uygulamalarla çeliştiğinin somut bir gerçek olduğunu, bu durumda İlk derede Mahkemesi tarafından yapılan bu hesaplamanın ve verilen hükmün hatalı , usul ve yasaya aykırı olduğundan yana şüphe kalmamış olduğunu, ilk derece mahkemesinin \"aşırı yararlanma\" iddiaları kapsamında hiçbir değerlendirme yapmadığını, sözleşme özgürlüğünün esas alındığı Türk Hukukunda sözleşme taraflarının eşit olduğu ve güç dengesinin adil bir çizgide bulunduğunun kural olarak kabul edilmekte olduğunu, ancak sözleşme taraflarından birinin diğerine kıyasla güçsüz olduğu ve korunmaya muhtaç bir durum içerisinde bulunduğu durumlarda, sözleşmede belirlenen edimin veya edimlerin adil olmaktan uzak bir şekilde belirlendiği hallerin gündeme gelebildiğini, bu hallerde sözleşmeye müdahale edilerek edimler arası adil dengeyi kurma çabası güdülmüş ve bunu sağlamak adına kanun koyucu tarafından çeşitli düzenlemeler getirilmiş olduğunu, bu düzenlemelerin başında “aşırı yararlanma” gelmekte olduğunu, huzurdaki davada; müvekkili Banka İcra Muhammen Bedeli 850.000 TL olan yarı mamul tekneyi, serbest bölgeden çıkarmasının mümkün olmaması ve başka bir çaresi olmamasından ötürü; 200.000 TL gibi gerçek değerinin çeyreği fiyatına davacı tarafa satmak zorunda kalmış olduğunu, bu haliyle  aşırı yararlanmada aranan objektif unsur tek başına sağlanmış bulunmakta olduğunu, müvekkili Banka mahcuzun bulunduğu depoyu 6.000 USD gibi yüksek bir bedelden kiralamak zorunda kalmış olduğunu, bu durum subjektif unsurlardan zor durumda kalma halinin ispatı niteliğinde olduğunu, meseleyi değerlendirirken 200.000 TL ye satılan bir mahcuz için her ay 6.000 USD ödenmeye mecbur kalındığına özellikle dikkat edilmesi gerektiğini, müvekkili Banka huzurdaki davanın kabulü halinde 200.000 TL ye davacı tarafa sattığı mahcuz için, evvelki dava neticesinde hükmedilen 67.950.00 TL, işbu davada hükmedilen  110.665,37 USD yani bugünkü kur ile yaklaşık 2.000.000 TL ve yine kira sözleşmesi ile satış sözleşmesi arasındaki kira ödemeleri de dahil ve ödenen faizler hariç 2.5 milyon TL’nin üzende bir bedel ödemek zorunda kalmakta olduğunu, objektif unsur olarak edimler arasındaki açık oransızlık kavramı bu noktada açıkça vücut bulmakta olduğunu, bilirkişiler tarafından davadaki karar tarihinden sonra müdahalenin meni talep edilmesi mümkün iken talep etmeyip o dönemki bedellerin de tazminin talep edilmesinin hakkaniyete uygun olmadığı yönündeki tespiti de sayın mahkemece itibar görmediğini, bu durumun aşırı yararlanma kastının ispatı niteliğinde olduğunu, müvekkili Bankanın huzurdaki davanın kabulü halinde 200.000 TL ye davacı tarafa sattığı mahcuz için, evvelki dava neticesinde hükmedilen 67.950.00 TL,  bu davada hükmedilen   110.665,37 USD yani bugünkü kur ile yaklaşık 2.000.000 TL ve yine kira sözleşmesi ile satış sözleşmesi arasındaki kira ödemeleri de dahil ve ödenen faizler hariç 2.5 milyon TL’nin üzerinde bir bedel ödemek zorunda kalmakta olduğunu, hiçbir hukuk nizamı bu denli misli bir tazminatı adil ve hakkaniyete uygun olarak değerlendiremeyeceğini, nitekim burada dengeyi sağlayacak olanın mahkemeler olduğunu, bu kapsamda mahkemeye sunmuş oldukları beyan dilekçelerinde; \"...birlikte dikkate alarak hakkaniyete uygun olarak karar verilmesinin gerektiği, bunun da raporda yer alan 12.03.2013 tarihi ile 20.06.2014 tarihleri arasını baz alan ve 400 m2 üzerinden yapılan hesaplama ile belirlenen 97.440,62 TL’lik hesabı dikkate alarak mümkün olabileceğini \" ancak bu ve benzeri beyanlarının mahkemece itibar görmediğini ve bilirkişilerce tespit edilen olasılıklardan en ağır sonuca yakın bir miktar ile hüküm kurulduğunu, davacı ile müvekkili bankanın kira akdini karşılıklı feshederken, kira alacağı kalmadığı yönünde karşılıklı olarak sarih şekilde mutabık kaldıklarını, müvekkili banka tarafından 11/08/2015 tarih ve,...Y. Numaralı ihtarname ile satım işlemi sonucunda kira ilişkisinin fesih edildiği ve müvekkil bankanın kira bedeli, masraf kar kaybı ve sair nam altında herhangi bir mükellefiyet yüklenmeyeceğinin davacı tarafa açıkça ihtar edilmiş olduğunu, davalı taraf vermiş olduğu Antalya 11. Noterliği... Y. Numaralı 20/08/2015 tarihli  cevabı ile; \" feshi kabul ettiğini ve ücretin peşin ödendiğini ve başkaca talebi olmadığını beyan ve kabul etmiş bulunmakta olduğunu, bu durumda huzurdaki dava ile yeniden alacak talebinde bulunulması haksız ve hukuksuz olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılarak yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın reddi yönünde hüküm kurulmasına, karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Davacı vekili, müvekilinin ... içinde .... ada ..., ...,... parsellerde bulunan binanın sahibi olduğunu, davalının kesinleşmiş ihale ile malik sıfatını kazanmış olmasına rağmen tekneyi başka bir yere taşımadığını, davalıya ait teknenin davacının deposunu işgal etmesi nedeni ile müvekkili şirketin  deposunu başka bir yere kiralayamadığını, bu nedenle 12.03.2013 – 24.11.2014 tarihleri arasında haksız işgal nedeni ile ecrimisil tazminatının kira sözleşmesinin yapıldığı tarihten itibaren işlemiş yasal faizi ile HMK’nun 329.maddesi uyarınca bu dava nedeniyle davacının vekiline ödeyeceği vekalet ücretini davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı tarafça Asliye Hukuk Mahkmesine sunulan cevap dilekçesinde, teknenin davacıya ait depoda kalmasının tercih değil zorunluluk olduğunu, imzalanan kira sözleşmesinin geçmişe dönük ibra niteliği manasını taşıdığını, davacı tarafın tazmin talep ettiği zaman aralığının kesin hükme aykırılık teşkil ettiğini, aylık talep edilen kira talebinin kabulünün mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. <br>İlk derece mahkemesince... Esas, ... Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü İle; 112.079,73 USD'nin ödeme günündeki dolar kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilerek kira sözleşmesinin yapıldığı 24/11/2014 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmesi üzerine davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Antalya BAM. 1. Hukuk Dairesi ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile kararın eksik inceleme nedeniyle kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>Bu kez İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile; 110.665,37 USD'nin ödeme günündeki Dolar kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilerek kira sözleşmesinin başlangıç tarihi olan 19/11/2014 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine  karar verilmesi üzerine davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.<br>Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih ve ...sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)<br>25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup, bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.<br>Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.<br>Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.<br>İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara  alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.  <br>Yerleşmiş uygulamalara göre; aynı yere ilişkin olarak önceki dönem ecrimisil bedeline ilişkin sonuçlanmış davalar bulunduğu takdirde; kural olarak önceki dönemin son dönemi için kabul edilen (ve kesinleşen) miktara ÜFE’nin tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktar, sonraki dönem ecrimisil bedelini oluşturur. Kural bu olmakla beraber sonraki dönemde taşınmazın bulunduğu yerde imar, sanayileşme, yerleşim vs. özel nedenlerle değişimden dolayı rayiç ve emsal kiralar önemli oranda arttığı takdirde kesinleşen döneme ilişkin değerler nazara alınmadan, toplanacak somut verilere göre yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak yeni dönem (sonraki dönem)  ecrimisil bedeli belirlenerek hüküm altına alınabilir.<br>Davacı şirket 12.03.2013 tarihi ile 24.11.2014 tarihleri arasında haksız işgal tazminatının tahsiline yönelik dava açmıştır. Ancak daha önce Kapatılan Antalya 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E-... K sayılı dosyasının incelemesinde; aynı davacının işletme hakkı  sahibi olduğu Antalya Serbest Bölge içerisinde... ada ....,... nolu parsellerdeki iş yerinde bulunan yarı mamul ... isimli teknenin davacı iş yerinden çıkarılması yoluyla el atmanın önlenmesine, davacının tazminat talebinin kısmen kabulü ile 67.950.00 TL’nin temerrüt tarihi olan 29.01.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, dava tarihinin (birleşen dava olmakla)12.03.2013 olduğu, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. <br>Antalya BAM. 1. Hukuk Dairesinin 14.06.2022 tarih, ... esas sayılı ... Karar sayılı kararıyla kaldırıldığı, ancak kaldırma kararından sonra kaldırmanın kararının gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Davacı şirket bu kez kesinleşen dosyanın dava tarihi olan 12.03.2013 tarihi ile kira sözleşmesinin yapıldığı tarih arasındaki ecrimisil bedelini talep etmektedir.Dosyaya ... tarihli bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuştur.  Davacı tarafından müteakip ecrimisil dönemi talep edildiğine ve el atmanın varlığı tespit edildiğine göre önceki dönemin son dönemi için kabul edilen (ve kesinleşen) miktara ÜFE’nin tamamının yansıtılması suretiyle sonuca gidilmelidir. ... tarihli bilirkişi raporu belirtilen yöntemle hazırlanmadığı gibi, USD üzerinden hüküm kurulmasının gerekçesi de açıklanmamıştır. Kaldırma kararının gereklerine, ilamda belirtilen ilkelere ve yönteme uygun olarak, Mahkemece yeniden bilirkişi raporu alınması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvuru isteminin kabulü ile, ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM/Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1- Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/02/2023 tarih ... E, ... K sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK. nun 353/1 - a/6. bendi uyarınca esasa ilişkin sebeplerin incelenmeksizin kabulü ile;<br>2- İlk derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE;<br>3- Davalı tarafça yatırılan istinaf peşin harcının istek halinde davalı tarafa iadesine;<br>4- İstinaf incelemesi duruşma açılmadan sonuçlandırıldığından taraflar leh ve aleyhine ücreti vekalet takdirine yer olmadığına;<br>5- Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine;<br>6- Kararın yerel Mahkemesince taraflara tebliğine;<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nun 353/1-a-6. maddesi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 04/02/2025<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5e7b5bb8f197d886","SID":"23e0766db8d0fee9"}}