{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1437 Esas<br>KARAR NO:2025/165<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:05/07/2021<br>NUMARASI:2016/599 Esas, 2021/617 Karar<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ:30/01/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalı kooperatif ile imzalanan Yapı Denetim Sözleşmesi ile davalının İstanbul ili, ... adresinde bulunan ... pafta, ... ada,... parselde yer alan inşaatında yapılacak yapı denetimi işinin üstlendiğini, sözleşmenin 4. Maddesinde, müvekkilinin yerine getireceği yapı denetimi karşılığında 42.918,63TL ücret kararlaştırıldığını, müvekkilinin mevzuat düzenlemelerine uygun olarak hazırladığı iş bitirme tutanağını Eyüp Belediyesine sunduğunu, Yapı Denetim Dairesi Başkanlığı'nın kurduğu ... adlı portal sistem üzerinden alınan 08.02.2016 tarihli Hakediş listesinde verilen ... fayda sağlayan davalının Çevre ve Şehircilik Bakanlığının tarafından belirlenmiş ödemesi gereken rayiç bedelin 73.024,22 TL olduğunu, müvekkiline her hangi bir şekilde ödeme yapılmaması üzerine davalı aleyhine... Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek davalının icra takibine itirazının iptali ile takibin devamını, davalının % 20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya hiç bir borçlarının bulunmadığını, ... Sözleşmesindeki imzaların dönemin kooperatif yetkililerine ait olmadığını, bu nedenle sözleşmedeki imzaya itiraz ettiklerini, müvekkilinin davacıdan belirtilen dönemlerde herhangi bir yapı denetim hizmeti almadığını, ispat külfetinin davacıda olduğunu, müvekkili ile dava dışı ... şirketi ile imzalanan 10.06.2016 tarihinde yapılan inşaat sözleşmesinde, yapı denetim ücretlerinin müteahhit firma tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, kabul anlamına gelmemek üzere yapılan inşaat için herhangi bir yapı denetim borcu çıkması halinde sorumlunun müteahhit firma olduğunu, bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; her ne kadar hazırlanan 21.12.2020 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna göre davaya konu yapı denetim sözleşmesi altındaki imzaların davalı kooperatif yöneticilerine ait olmadığı anlaşılsa da, gerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğünden gerekse Eyüp Sultan Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünden gelen yazı cevapları birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafın davalı kooperatife 112 parsele ilişkin olarak yapı denetim hizmeti verdiğinin anlaşıldığı, söz konusu hizmetin alımında davalı kooperatifin bir itirazının da olmadığı, Yapı denetim hizmeti alınmadan davaya konu parseldeki taşınmazların yapımının yasal olarak mümkün olmadığı açık olduğuna göre davalı kooperatifin davacının verdiği yapı denetim hizmetine üstü kapalı da olsa onay verdiği, taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunmasa da davacı tarafından verilmiş bir yapı denetim hizmeti bulunduğundan davacının verdiği hizmetin bedelini talep etmekte hukuki yararının bulunduğu,  4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun m. 5'e göre yapı denetim sözleşmesinin taraflarının sadece yapı sahipleri olabileceği, müteahhit firmaların yapı denetim sözleşmesinin tarafı olamayacakları, bu durumda davalı kooperatifin kat karşılığı inşaat sözleşmesinde müteahhit firma ile yapı denetim sözleşmesine ilişkin olarak yaptığı düzenlemeler ikisi arasındaki iç ilişkiye ilişkin olduğu, yapı denetim firması yönünden hukuki sonuç doğurmayacağı, davacı ... denetim firmasının yasal olarak hizmet verdiği tarafın, davalı ... sahibi olan kooperatif olup davalıdan ücretini talep etme hakkı bulunduğu gerekçesi ile  davanın 27.754,92 TL üzerinden kısmen kabulüne ve davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.\t\t<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Mahkemenin kısmen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın tüm talepleri yönünden kabulü gerektiğini, ilk rapordaki asıl alacak hesabının doğru olmasına rağmen hükme esas alınmamasının hatalı olduğunu, kararın gerekçesinde 22.10.2018 tarihli ilk raporun, davacı defterlerinin açılış ve kapanış onayları konusunda çelişki bulunması ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alınmadan hakediş bedelinin hesaplanmış olması sebebiyle hükme esas alınmadığının belirtildiğini, müvekkili şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, müvekkili şirket açısından açılış ve kapanış tasdikinin 2011 yılından sonra zorunlu hale geldiğinin Mahkemece dikkate alınmadığını, raporda hakediş bedellerinin sözleşmeye uygun hesaplanmadığı şeklindeki değerlendirmenin doğru olmadığını, ilk raporda bilirkişilerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yapı İşleri Genel müdürlüğü tarafından kurulan .... (...) kayıtlarını esas aldıklarını, ... sisteminde hesaplamanın 4708 sayılı kanun ve yapı denetimi uygulama yönetmeliğine uygun olarak yapıldığını, sözleşmedeki hizmet bedelinin de zaten kanun gereği belirlendiğini,  22.10.2018 tarihli raporun hem mevzuat hem de sözleşme koşullarına uygun olarak hazırlandığını, bu rapor hükme esas alınabilirken hatalı bir ikinci rapor hazırlatılarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan ikinci raporda sözleşme süresinin hatalı tespit edildiğini, hesaplamanın hatalı olduğunu, sözleşme tarihindeki mevzuat hükümleri dikkate alınmadan, sözleşmenin sona erdiği zaman belirlenmeden hesaplama yapıldığını, davalıya ait inşaatın, sözleşmede kararlaştırılan sürede tamamlanmadığını, ruhsat süresi sonuna kadar uzadığını, yapıya ilişkin ruhsatın 30.01.2007 yılında alındığını, 02.06.2010 yılında ruhsat yenilemesi yapıldığını, ruhsat süresinden itibaren 5 yıl içerisinde yapı kullanma izin belgesi alınmadığından sözleşmenin 02/06/2015 tarihinde kendiliğinden sona erdiğini, dosya içerisinde bulunan ... kayıtlarında da müvekkili şirketin çalışanlarının sorumluluğunun 2015 yılına kadar devam ettiğinin açıkça görüldüğünü, sistem üzerinde görülen hakedişlerin de buna göre belirlendiğini, sözlemede kararlaştırılan hizmet süresi uzamasına rağmen ikinci raporda ilave hizmet bedeli hesabı yapılmadığını, sözleşmede kararlaştırılan 12 aylık inşaat süresinin aşıldığını, gerek mevzuat gerekse sözleşme gereği ilave hizmet bedeli hesaplanması gerektiğini, ayrıca ilk taksit hesaplamasında 2,57 hizmet bedeli oranı alınmasının hatalı olduğunu, inşaat sözleşmede öngörülen sürede bitmediğinden 2,71 hizmet bedeli oranından azaltma yapılamayacağını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; Adli Tıp Kurumundan alınan rapor ile dayanak sözleşmedeki imzaların müvekkili kooperatif yetkililerine ait olmadığı yani sahte olduğunun tespit edildiği, Mahkeme gerekli kararında da bu hususun kabul edilmesine rağmen davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu,  hükme esas raporda meblağların doğruluğu, neye göre belirlendiği, söz konusu hizmetin gerçekte verilip verilmediği, dayanak sözleşmenin geçerli olup olmadığı gibi hususlarda hiç bir inceleme yapılmaksızın doğrudan davacının talepleri kabul edilerek rapor oluşturulduğunu,davacının tek taraflı olarak düzenlediği ve Belediyeye sunulduğu açık olan hakediş evraklarına itibar edilerek davacı lehine hesaplamalar yapıldığını, davacının icra takibi dayanağı dava konusu meblağ için fatura kesmediğini, sadece sahte imzalı bir sözleşme dayanak gösterilerek takip yapıldığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava yapı denetim hizmet bedelinin tahsili istemiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul 18. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında, 28.05.2010 tarihli yapı denetim hizmet sözleşmesi gereği, Çevre ve Şehircilik bakanlığı tarafından 2016 yılı itibariyle belirlenen rayiç bedel açıklaması ile  73.024,22 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 01.03.2016 tarihinde icra takibi başlatıldığı, davalıya ödeme emrinin 09.03.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 15.03.2016 tarihinde borca ve ferilere itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği,  davacı tarafından İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü sürede 01.06.2016 tarihinde iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.21.12.2020 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda sözleşme altındaki imzaların davalı kooperatifte yönetici olan ... ve ...'ın eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.Sözleşmedeki imzanın yapı sahibine ait olmadığı tespit edilmekle, verildiği iddia edilen yapı denetim hizmet bedelinden yapı sahibinin sorumlu tutulup tutulmayacağı, davacı şirketin yapı denetim hizmeti verip vermediği, bu kapsamda hizmet karşılığı bedeli hak edip etmediğinin belirlenmesi gerekir. Davalı Adli Tıp Kurumundan alınan rapor ile dayanak sözleşmedeki imzaların müvekkili kooperatif yetkililerine ait olmadığı yani sahte olduğunun tespit edildiği, Mahkeme gerekçeli kararında da bu hususun kabul edilmesine rağmen davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür.Yapı sahiplerince yapı denetim şirketine yapılacak ödemeden, Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yapı sahibi sorumludur. Bu ödeme yüklenici namına değil, kendi nam ve hesaplarına yapılan ödeme niteliğinde olduğu için Kanundan kaynaklanan yapı denetim ücretinden yapı sahiplerinin sorumluluğu bulunmaktadır. Aksi halde yapı denetim hizmetinden yararlanan  yapı sahiplerinin haksız zenginleşmesi sonucu ortaya çıkacaktır.Yargıtay uygulamalarına göre; benimsenen yapı denetim hizmet sözleşmesi gereğince yapı denetim hizmeti verildiğinin anlaşılması halinde, sırf şekli sebeplere dayalı ödeme yapılmaması, objektif iyiniyet kuralları ile bağdaşmaz ( Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 25/12/2012 tarihli, 2012/3079 Esas, 2012/29929 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 3 Hukuk Dairesi'nin 2022/7087 E- 2022/8823 K. Sayılı ilamı) Somut olayda, davalının imzası bulunmayan ancak resmi kuruma ibraz ile yapı ruhsatı aldığından bu sözleşmeyi benimsemiş olduğunun kabulü gerektiğinden yapı denetim hizmet bedelinden davalı ... sahibinin sorumlu olduğu anlaşılmıştır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 17/04/2013 tarihli , 2013/585-2013/10051 K sayılı kararı) Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. TTK 20. maddesi uyarınca hizmet verilmesi halinde tacirin bir bedel isteyebileceği hükmü düzenlenmiştir. Taraflar arasında bu bedelin istenebilmesi için sözleşme bulunmasına, fatura kesilmesine ihtiyaç yoktur. Fatura kesilmesi vergi hukukunu ilgilendiren bir husustur. (Yargıtay 23 Hukuk Dairesi 2016/9338 E- 2019/5036 K. Sayılı 02.12.2019 tarihli kararı )Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanununun 2/1 hükmünde yapı denetim hizmetinin yapı denetim kuruluşu ile yapı sahibi veya vekili arasında akdedilen hizmet sözleşmesi hükümlerine göre yürütüleceği, yapı denetim hizmet sözleşmesinin yapı sahibi ile kuruluş arasında akdedileceği (m.5/1) belirlenmiş, 5/4 fıkrasında ise ücret hususu düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, hizmet bedeli sözleşmede belirtilir. Bedel yapı yaklaşık maliyetinin %1,5’inden az olamaz. Hizmet bedeli oranı, yapım süresi iki yılı aşan iş için yıllık %5 artırılır ve yapım süresi iki yıldan daha az olan işler için yıllık %5 azaltılır. Bu bedele, katma değer vergisi ile yapı denetim kuruluşu tarafından talep edilen ve taşıyıcı sisteme ilişkin olmayan malzeme ve imalâtlar konusunda yapı müteahhidince yaptırılacak olan laboratuvar deneylerinin masrafları dâhil değildir. Yapı denetim kuruluşu, yapı sahibinden başka bir ad altında, ayrıca hiçbir bedel talebinde bulunamaz. Maddenin 5. fıkrasında ise, hizmet bedelinin, yapı denetim kuruluşlarının hizmet bedellerinin ödenmesinde kullanılmak üzere yapı sahibince il muhasebe birimlerinde açılacak emanet nitelikli hesaba yatırılacağı hükme bağlanmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 266/1. (1086 sayılı HUMK'nın 275.) maddesi \"Mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir\" hükmünü içermektedir. Aynı Kanun'un 282. (1086 sayılı HUMK’nın 286.) maddesinde belirtilen bilirkişinin oy ve görüşünün hakimi bağlamayacağı ve hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği hükmü, HMK'nın 281. (HUMK'nın 283.) madde hükmü uyarınca bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor ya da sözlü açıklama alabileceği veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği şeklinde anlaşılmalıdır. Yoksa, hakimin bir kez bilirkişi incelemesine karar verildikten sonra bundan dönerek uyuşmazlığın çözümünün hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki ve mesleki bilgi ile çözümlenebileceği kabul edilemez. Kaldı ki, somut uyuşmazlık çözümünde bilirkişinin rey ve mütalaasına başvurulmasını zorunlu kılar niteliktedir.İlk derece Mahkemesince alınan mali müşavir ve inşaat mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan 22.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ile davalı arasında 24.01.2007 tarihinde yapı denetim hizmet sözleşmesi imzalandığının tespit edildiği,  keşfen yapılan incelemede söz konusu binaların mevcut ve kullanımda olduğunun tespit edildiğini, yapı ruhsatında yapı müteahhidinin ...Konut yapı Kooperatifi kaşe ve imzasının mevcut olduğu, davacı tarafından davalıya 90.269,99 TL hak ediş yapıldığı, bu hak ediş tutarından 5.748,59 TL ve 11.497,18 TL toplam 17.245,77 TL ödendiği davacının davalıdan hak edişe dayalı 73.024,22 TL bakiye alacağı olduğu belirtilmiştir.İlk derece Mahkemesince farklı bir inşaat mühendisi bilirkişiden alınan 28.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda; dosya kapsamında belirtilen tamamlama yüzdeleri ve tarihleri dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucunda davacının talep edebileceği Yapı Denetim Hizmet bedelinin 27.754,92 TL olduğu   belirtilmiştir.Görüleceği üzere Mahkemece HMK'nın 266. maddesine göre bilirkişiden  rapor alınmış her iki bilirkişi raporunda da davacının hizmet bedeli alacağı farklı hesaplanmıştır. Mahkemece çelişki giderilmeden karar verilmiş, yapılan itirazlar karşılanmamıştır. Bununla birlikte, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dosya kapsamında belirtilen 5 adet tamamlanma yüzdeleri ve tarihleri dikkate alınarak hesaplama yapıldığı belirtilmiştir. Rapora göre en son tamamlama yüzdesi belirtilen tarih olarak  31.12.2010  tarihi belirtilmiştir. Bu tarihin nereden bulunduğu rapordan anlaşılamamıştır. Eyüp belediyesi tarafından gönderilen  seviye tespit tutanakları arasında 2011 ve 2012 yılı sonuna  ilişkin seviye tespit tutanaklarının yer aldığı görülmüş, hükme esas raporda bu tarihli tutanaklardan bahsedilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda,  aralarında yapı denetimi konusunda uzman bir bilirkişinin de yer aldığı, yeni bir bilirkişi heyetinden, tarafların iddia ve savunmalarıyla, rapora itirazlarını cevaplandırır ve raporlar arasındaki çelişkiyi giderir şekilde, 4708 sayılı Kanun ve yönetmelikler ile belediyedeki kayıtlar ve sözleşme de gözetilerek, dava konusu inşaatların gerçekleşme seviyelerine göre, davacı şirketin inşaatın ne kadarlık kısmı için ve hangi sürede yapı denetim hizmeti verdiği, hizmet süresinin uzayıp uzamadığı,  yapının sınıfı ve yıllar itibariyle yapı yaklaşık birim maliyetleri  ve  ilk raporda davalı tarafça yapıldığı belirtilen ödemeler de  göz önünde bulundurularak  takip tarihi itibariyle davacının varsa yapı denetim hizmet bedeli alacağının ne kadar olduğu hususunda gerekçeli, ayrıntılı, denetime elverişli  rapor alınıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken,  eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince, mahkeme kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/599 Esas, 2021/617 Karar sayılı ve 05/07/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davavalı tarafından peşin olarak yatırılan 473,99 TL harcın mahsubu ile bakiye 141,41 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,6-Tarafların yaptığı istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30.01.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"539ed5e0ac94b7ad","SID":"9c1bc7ceb86e9e61"}}