{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO\t: 2024/515 <br>KARAR NO\t: 2024/1220<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 05/06/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 27/11/2024<br>KARARIN YAZILDIĞI TARİH\t: 28/11/2024<br> DAVA: Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 02/07/2021 tarihinde genel kurul toplantısının yapıldığını, genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeliğine 3 yıl süreyle görev yapmak üzere ........’in seçildiğini, ayrıca ........ ile birlikte 3 yıl süreyle müşterek atacakları imzaları ile şirketi temsile yetkili kılındıklarını, daha sonra gerçekte genel kurulun yapılmadığını, iki hissedar olan ....... ve .......’ın imzalarının taklit edilerek yapıldığını, buna ilişkin olarak suç duyurusunda bulunulduğunu, usulüne uygun genel kurul toplantısı yapılmadığını, müvekkilinin usulüne uygun olarak yönetim kurulu üyeliğine seçilmediğini belirterek davanın kabulü ile genel kurulun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalılara usulüne uygun tebliğ yapılmasına rağmen davaya cevap verilmediği görülmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:\t<br>Genel kurul kararlarında bu hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre iptal edilebilirlik, butlan veya yokluk olarak karşımıza çıkmaktadır. <br>Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik anonim şirketlere yönelik 6102 sayılı TTK’nın 445. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.  6102 sayılı TTK’nın 445. maddesi gereğince kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir.<br>İptal davasına konu bir genel kurul kararı, şekil veya içeriği bakımından sakat olsa bile iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir. Süresinde ve usulüne uygun olarak açılan bir iptal davasında verilen iptal kararı kesinleşirse, bu karar geçmişe etkili olarak hüküm doğurur. <br>Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, 6102 TTK’nın 447. maddesi ile düzenlenmiştir.  Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır. <br>Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk ise 6102 sayılı TTK’da düzenlenmemiştir. Yokluk yaptırımının kanunlarda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallara aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanuni şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir. Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dahi meydana gelmiş değildir (Tekinay, S. Sulhi/Akman, Servet/Burcuoğlu, Haluk/Altop, Atilla: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, 1993, s. 378). Buna göre yokluk ve butlan arasında, sebepleri yönünden bir farklılık olmakla birlikte ayrıca bu iki kavrama bağlanan hukukî sonuçlar da, sınırlı da olsa, farklıdır. Bu farklardan birisi hukukî tahvil müessesesidir. Hukuken yok olan bir işleme hiçbir sonuç bağlanması mümkün değilken şeklen mevcut ancak batıl olan hukukî işleme hukukî tahvil yoluyla bir hukukî sonuç bağlanması mümkündür. Yokluk ile butlan arasındaki en önemli fark ise TMK’nin 2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması yasağı bağlamında ortaya çıkar. Butlan durumunda şekli anlamda bir genel kurul kararı mevcut olduğundan bu kararı ve butlan sebeplerini bilen bir kişinin aradan uzun bir süre geçtikten sonra dava veya itiraz yoluyla genel kurul kararının butlanına dayanması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olabilir. Hâkim butlanın ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı veya hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığını her olayda re’sen ve ahval ve şartların heyeti umumiyesini göz önünde tutarak serbestçe takdir edecektir (Moroğlu, Erdoğan: Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2017, s. 194). Oysa yokluk durumunda, ortada şekli bakımdan dahi bir genel kurul kararı bulunmadığından bunun yokluğunun tespit edilmesinin istenmesi hiçbir şekilde hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemeyecektir (Moroğlu, s. 37).<br>\tYokluğun bir hukukî işlemin kurucu unsurlarındaki eksikliği ifade etmesinden hareketle genel kurul kararlarının yokluğunun tespitine karar verilmesi için öncelikle kurucu unsurlarının neler olduğunun belirlenmesi gerekir. Genel kurul kararlarının kurucu unsurları “genel kurul” ve “karar”dır. Dolayısıyla bir genel kurul, kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde toplanmış veya kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde karar almışsa, alınan bu karar yoklukla maluldür. Örneğin usulüne uygun çağrı yapılmadan toplanan genel kurullarda alınan kararlar, toplantı ve karar nisaplarına riayet edilmeksizin alınan kararlar, Bakanlık temsilcisinin bulunması gerektiği hâllerde temsilci olmaksızın gerçekleştirilen toplantılarda alınan kararlar, hakkında hiç oylama yapılmadığı hâlde yapılmış gibi gösterilen kararlar kurucu-şekli unsurları eksik olduğundan yoklukla malul kararlardır. <br>\t\tDavacı, yönetim kurulu üyesi seçilmesine ilişkin genel kurul kararlarında atılan imzaların sahte olduğundan bahisle kararın iptalini talep etmiştir. <br>\tBakırköy  ...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... esas sayılı dosyası ile davalı şirket hakkında iflas kararı verildiği, iflasın 06/06/2024 tarihinde açıldığı ve tasfiye işlemlerinin devam ettiği anlaşılmaktadır. İflas Müdürlüğü tarafından mahkememize gönderilen yazıda, iflas dosyasında müflis şirket yetkilileri ........ ve ........ hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na resen suç duyurusunda bulunulduğu belirtilerek buna ilişkin suç duyurusu ve ilgili evrakın mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır. Yazıda ayrıca müflis şirket yetkilileri ........ ve ........'e İcra İflas Nizannamesi'nin 39.maddesi gereğince tüm alacaklıların müşterek rehni makamındaki müflis şirkete ait haczi kabil tüm malların teslim edilmesi ve müflisin son üç yıllık ticari defterlerinin ve iflas tarihi itibariyle çıkarılmış detaylı kebir mizanının müdürlüğe ibrazı istenilmiş ise de teslim edilmediğinden suç duyurusunda bulunulduğu da belirtilmiştir. <br>\tYukarıda belirtildiği gibi davalı şirket iflas tasfiyesi aşamasında olup, henüz alacaklılar toplantısı yapılmamıştır. İİK'nın \"Hukuk davalarının tatili\" kenar başlıklı 194. maddesinde; \"Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir. Bu hüküm şeref ve haysiyete tecavüzden, vücut üzerinde ika olunan zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka işlerine müteallik ihtilaflara, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerle ilgili olarak açılmış olan hukuk davalarına tatbik olunmaz.\" hükmü yer almaktadır. İflasın açılması ile duracak olan davalar, iflastan önce açılmış olup da halen derdest bulunan (görülmekte olan) ve iflas  masasına giren mal,  alacak ve haklara  ilişkin hukuk davalarıdır. Bunlar, (davacı olarak) müflisin açmış olduğu davalar ile müflise karşı (davalı olarak) açılmış olan davalardır. Mesela alacak, taşınır mal veya taşınmaz mal davaları gibi. (Mahmut Coşkun, Hacizde ve İflasta Sıra Cetveli, 2.Baskı, s:1221). İşbu dava yönetim kurulu üyesi seçilmesine ilişkin genel kurul kararının iptali/butlanı istemine ilişkin olup, iflas masasına girecek mal, alacak ya da hakka ilişkin değildir. Bilakis, iflas tasfiyesi sürecinde yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin bir ihtilafın öncelikle çözümü gerekmektedir. Bu sebeple mahkememizce yargılamaya devam olunmuştur. <br>\tAnonim şirketlerde yönetim kurulunun esas sözleşmeyle atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş olabilmesi mümkündür. Şirket kurulduktan sonra yönetim kurulu üyesi seçimi münhasıran genel kurula geçer. Genel kurula ait münhasır nitelikteki bu yetki bir başka organa devredilemez ve hiçbir biçimde kısıtlanamaz (TTK m.359, 408 (2) b). Genel kurul tarafından seçilen kimse, zımnen veya açıkça kabul etmek suretiyle yönetim kurulu üyesi sıfatını kazanır. Kabul beyanı, herhangi bir şekle bağlı olmamakla birlikte, bir şarta bağlanamaz. (Necla Akdağ Güney, Anonim Şirket Yönetim Kurulu, Mart 2016, s.7 vd)Ticaret sicil kayıtlarının tetkikinde davacının davalı şirketin 02/07/2021 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında 3 yıl süreyle görev yapmak üzere yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, davacının aynı tarihte 02/07/2021 tarihinde Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne  davalı şirkete yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini ve görevi kabul ettiğini bildirir yazı ibraz ettiği, davacının bu aşamada bu hususları ileri sürmesinin TMK'nun 2.maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu anlaşılmakla davalı şirkete karşı açılan davanın bu sebeple reddine karar verilmiştir. <br>\tGenel kurul kararının iptali davasının, şirkete husumet yöneltilmek suretiyle açılması gerekmekte olup şirket dışındaki davalılar  ...... ve .......'a karşı açılan davanın ise husumet nedeniyle reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>AÇILAN DAVANIN REDDİNE,<br>1-Alınması gereken harç peşin alındığından bu hususta hüküm kurulmasına yer OLMADIĞINA,<br>2-Davalılar ...... ve ....... kendilerini vekille temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri gereğince 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,<br>3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,<br>4-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE,<br> Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta  içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. 27/11/2024<br>Başkan .....<br> ¸e-imzalıdır <br>Üye ......<br> ¸e-imzalıdır <br>Üye ......<br> ¸e-imzalıdır <br>Katip ......<br> ¸e-imzalıdır <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0bcba8a32cb7353a","SID":"9a04811c3c3cf31f"}}