{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2025/267 <br>KARAR NO\t: 2025/231                                                         T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                               K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ... (...)<br>ÜYE\t\t: ... (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ... (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/10/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/240 E.  -  2024/420 K.<br><br>DAVACI\t:\t<br>VEKİLLERİ<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Hükümsüzlük<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/10/2024 tarih ve 2024/240 E. - 2024/420 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin 39. sınıfta yer alan hizmetler için gerçekleştirdiği 2019/58430 sayı ile \"...\" ibareli marka başvurusuna itirazlarının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, “...” markasının <br>müvekkilinin “...” ibareli seri markalarıyla benzer olduğunu ve iltibas tehlikesinin bulunduğunu, başvuruda vurgunun “...” ibaresi üzerinde toplandığını, “...” markasının tanınmış olması <br>sebebiyle dava konusu marka müracaatının haksız yarar sağlayacağını yahut “...” markasının <br>ayırt ediciliğini zedeleyeceğini ileri sürerek, 17.04.2020 tarihli ve 2020-M-3424 karar sayılı YİDK kararının iptaline, 2019/58430 sayılı “...” markasının tescil edilmesi sebebiyle hükümsüzlüğüne  karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.<br>        Davalı Kurum vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ..., davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, YİDK kararının iptaline yönelik davanın süresinde açılmadığı, hükümsüzlük davası yönünden ise davalının  \"...+şekil\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"... \"  ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı,  ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından  başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları  arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki  iltibasın bulunmadığı, SMK'nın 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun oluşmadığı, davacı tarafın \"...+şekil\" ibareli  başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil  diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasınin kanıtlanmadığı, dava konusu  marka açısından  SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle YİDK kararının iptaline yönelik açılan davanın süresinde açılmadığından reddine, hükümsüzlük talepli açılan davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu marka ile müvekkiline ait markanın benzer olduğunu, aynı sınıflarda tescil edilmek istendiğini, bu nedenle karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğunu, davacı markasının asli unsuru \"...\" ibaresinin dava konusu başvuruda aynen yer aldığını,  davalıya ait markanın önüne \"ta\" hecesinin eklenmesinin markalar arasında bir ayırt edicilik oluşturmadığını, müvekkiline ait \"...\" markasının tanınmış olduğunu, ... Havalimanı'nın Avrupa'nın en yoğun, dünyanın ikinci yoğun havalimanı olduğunu, \"...\" ibaresinin aynı zamanda müvekkiline ait ticaret unvanının çekirdek unsuru da olduğundan dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinin gerektiğini, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, YİDK karar iptali istemi yönünden dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 5000 sayılı Kanun'un 15/C maddesinde, TÜRKPATENT'in nihai kararının YİDK tarafından tesis edilen karar olduğunun, bu kararlara karşı,  bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açılabileceğinin düzenlendiği, burada öngörülen sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu gibi Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10/03/2014 gün ve 2014/3072 E.-4547 K. sayılı, 01/06/2015 gün ve 2015/2531 E.-7355 K. sayılı emsal kararlarından da anlaşılacağı üzere bu hususun, dava şartı niteliği taşıdığı,  buna göre, iptali istenen YİDK kararının davacıya 27.04.2020 tarihinde tebliğ edildiği, 25.03.2020 tarihli 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile dava açma sürelerinin 13.03.2020 tarihinden 30.04.2020 tarihine kadar durdurulduğu, daha sonra 30.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren \"Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair\" 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 7226 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi birinci fıkrasında düzenlenen durma süresinin, 01.05.2020 tarihinden 16.06.2020 tarihine kadar uzatıldığı, 7226 sayılı Kanun ile pandemi dolayısıyla uzayan süreler dikkate alındığında dava açmak için hak düşürücü sürenin 15.06.2020 tarihinde başlayıp 17.08.2020 tarihinde dolduğu, eldeki davanın ise iki aylık hak düşürücü süre ile pandemi nedeniyle uzayan süreler dolduktan sonra 20/08/2020 tarihinde açıldığı, öte yandan iki aylık hak düşürücü dava açma süresinin 6100 sayılı HMK’nın tayin ettiği bir süre olmadığı, bu nedenle adli tatil de dahil olmak üzere sürenin işleyeceği ve uzamayacağı gözetildiğinde, süresinde açılmayan YİDK iptali davasının reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, hükümsüzlük davası yönünden ise tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, bir bütün olarak dava konusu başvurunun, davacı markalarında yer almayan ve başvuru markasının başında, dikkat çekici ilk hece olarak konumlanan \"ta-\" hecesiyle davacı markalarından yeterince farklılaştığı, nitekim emsal bir başvuruya ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/12/2024 tarih, 2024/715 Esas, 2024/8696 Karar sayılı kararında da \"...\" ibareli markanın davacının \"...\" asli unsurlu markaları ile benzer bulunmadığı, marka işaretleri arasında benzerlik görülmediğinden, davacı markalarının tanınmış olmalarının tescil engeli oluşturmayacağı, SMK'nın 6/6.maddesine dayanan iddiaların ve başvurunun kötüniyetle yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 187,80-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/02/2025\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1faf1a9f7c4e30a5","SID":"994672a4ee65c132"}}