{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/2197 - 2025/228<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/2197 <br>KARAR NO\t: 2025/228<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                   K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/332 E.  -  2022/161 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLLERİ<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/06/2022 tarih ve 2021/332 E. - 2022/161 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili,  müvekkilinin 2020/24328 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunun, davalı Şirketçe 2016/65390 sayılı \"...\" ve 2019/52118 sayılı \"...\" ibareli markalara dayalı olarak yapılan itiraz sonucunda 09.sınıf mallar bakımından reddolunduğunu,  müvekkilinin tanınmış “ ...”, “...” ve “...” markalarının sahibi olduğunu, davaya konu marka başvurusunda yer alan “...” ibaresinin müvekkilinin tanınmış “...” markasından geldiğini, müvekkili ile ... ... arasında akdedilen protokol gereğince 22.07.2010 yılından beri “...” kartlarında “...” ibaresini de kullandıklarını, markalarının davalı yanın redde gerekçe markalarının koruma tarihinden daha evvelden beri kullanılması nedeniyle anılan ibare üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, taraflar arasında redde mesnet 2016/65390 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ilişkin Ankara 1. FSHHM’nin 2018/54 E. sayılı bir başka davanın daha bulunduğunu, taraf markalarının benzer olmadıklarını, dava konusu başvuruda “...” ibaresinin tek başına değil müvekkilinin tanınmış markaları ile birlikte kullanıldığını,  müvekkilinin “...” ibaresini taşıyan önceki tarihli 2007/38295, 2007/38294, 2007/38293 sayılı markalarının da bulunduğunu, davalı yanın “...” isminde bir ürün kullanımının dahi olmadığını, taraf markalarının farklı tüketici gruplarına hitap ettiğini, aralarında karıştırılma ihtimalinin gerçekleşmediğini, “...” ibaresinin 09.sınıf emtialar açısından ayırt edicilik taşımadığını, “...” kelimesinin de özgün ve güçlü bir marka olmadığını,  müvekkilinin “...” ibareli seri markalarını bulunduğunu, dava konusu markanın da bu seriden olduğunu, 09.sınıf emtiaların tüketicilerinin bilinçli kimseler olduklarını, tarafların faaliyet alanlarının birbirlerinden farklı olduğunu ileri sürerek, 2021-M-10072 sayılı YİDK kararının iptalini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili,   dava konusu davacı markasının, redde mesnet <br>markaların serisi olarak algılanacağını, markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunduğunu, davacının gerçek hak sahipliğinin söz konusu olmadığını, müktesep hakkının bulunmadığını  savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ... Bilgisayar Sistemleri Bilgi İletişim Yazılım Ve Ticaret Limited Şirketi, davaya cevap vermemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu 2020/24328 sayılı marka başvurusundan çıkartılan ve eldeki davaya  konu olan 9.sınıf emtialar ile redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan emtiaların aynı, aynı tür, benzer emtialar oldukları, dava konusu 2020/24328 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunun tamamının sözcüklerden oluşan bir sözcük grubu markası olduğu, üst bölümde yer alan “...” ibaresinin, davacı yanın tanınmış ve lider markası olduğu, alt kısımda yer alan ibarelerin ise “...” ve “...” şeklinde iki bölümlü olarak incelenebileceğiş, “...” ibaresinin davacının beyanları değerlendirildiğinde, davacı yana ait bir diğer lider marka olan “...” markası temelinden türetilerek yaratılmış, ayırt ediciliği bulunan bir ibare olduğu, “...” kelimesinin ise Türkçe’de bilinen ve fakat uyuşmazlık konusu 09.sınıf emtialar ile hiçbir kavramsal ilişkisi bulunmayan bir ibare olduğu, “...” sözcüğünün ise yine Türkçe’de bilinen ve 09.sınıf malların bir bölümü açısından doğrudan tanımlayıcı nitelik taşıdığı,  dava konusu başvuruda koruma altına alınmak istenilen temel unsurların “... ...” kavramlarının tamamı olduğu, redde mesnet 2016/65390 ve 2019/52118  sayılı markalar incelendiğinde “...” şeklindeki markanın hiçbir görsel unsur taşımayan bir kelime markası olduğu, “Şekil + ...”  şeklindeki markanın ise karakteristik bir logo ile birlikte yine    “...” ibaresinin kullanımından oluştuğu, dolayısıyla davalı yanın ret gerekçesi her iki markasının da esas unsurunun “...-...” ibareleri oldukları, bu çerçevede davalı yanın ret gerekçesi markasının, davacı adına tescil başvurusuna konu edilen marka içerisinde doğrudan ve bir bütün olarak yer aldığı, bu durumun taraf markaları arasında işletmesel bir bağlantı bulunduğu sonucunu doğurabileceği,  karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, davacı yanın  uyuşmazlık konusu 09.sınıf emtiaları kapsayan ve içerisinde “...” ibaresinin bağımsız ayırt edici unsur olarak kullanıldığı ilk markasının 2018/11433 sayılı başvuru olup anılan başvuru kapsamında da 09.sınıf emtiaların reddolunduğu, 2007/38295, 2007/38294 ve 2007/38293 sayılı markalarının ise uyuşmazlık konusu olmayan 36.sınıf hizmetlere ilişkin olduğu, dolayısıyla anılan markalardan kaynaklı davacı yanın müktesep hak karinesinden yararlanamayacağı, davacıya ait sair markaların ise tescil tarihlerinin üzerinden 5 yıllık hak düşürücü sürenin dahi henüz geçmediği,  birlikte var olma koşulunun oluşmadığı, davacının gerçek hak sahibi olduğu veya tanınmış markaları bulunduğundan bahisle dava konusu marka başvurusu bakımından, SMK m.6/1 hükmünde düzenlenen nisbi tescil engelinin aşılacağından söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde,   davalı şirket tarafından mesnet gösterilen \"...\" ibareli markalar ile dava konusu başvuru arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını,  başvuruda müvekkilinin tanınmış \"...\", \"...\" ibarelerine yer verilmiş olması nedeniyle \"...\" ibaresinin ortaklığının markalar arasında karıştırılma ihtimalini doğurmayacağını, başvurunun müvekkili bankanın seri markalarından birisi olduğunu, davalı şirket ile müvekkilinin ticari faaliyet alanlarının ve markalarının hitap ettiği alıcı kitlesinin biribirinden tamamen farklı olduğunu, iltibas değerlendirmesinin parçalara bölünmeden markanın bütünü itibariyle yapılmasının gerektiğini, müvekkilinin 2007/38295, 2007/38294 ve 2007/38293 sayılı \"...\" ibareli markaların sahibi olduğu gibi \"...\" ibaresi kullanımlarının da davalı markalarından önceye, 22/07/2010 tarihine dayandığını, \"...\" ibaresi üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, \"...\" ibaresinin 9.sınıf emtialar yönünden ayırt ediciliğinin bulunmadığını, bunun yanında 9.sınıf malların tüketici kitlesinin bilinçli kimselerden oluştuğunu ileri sürerek,  yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, başvurunun kısmen reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, “...” ibareli dava konusu başvuru ile davalı şirkete ait \"...\", \"...\" ibareli markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan 9. sınıf mallar yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olduğu, zira her iki markanın asli unsurun \"...\" ibaresinden oluştuğu, dava konusu başvuruda yer alan \"...\" ibaresinin davacının çatı markası olması nedeniyle iltibas değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, sair unsurların ayırt edicilik katmadığı, uyuşmazlık konusu 9. sınıf malların redde mesnet marka kapsamında yer alan mallarla aynı/aynı tür ve benzer olduğu, iltibas değerlendirmesinde marka kapsamları esas olduğundan, tarafların fiilen farklı sektörlerde faaliyet göstermelerinin sonuca bir etkisinin bulunmadığı, davacının SMK'nın 6/3 maddesine dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının ise işbu davada dinlenilmesinin mümkün olmadığı, davacının müktesep hak teşkil ettiğini ileri sürdüğü 2007/38293, 2007/38294, 2007/38295 sayılı markalarının 36. sınıfta yer alan hizmetlerde tescilli olduğu, uyuşmazlık konusu 9. sınıf mallarda tescilinin bulunmadığı, bu nedenle müktesep hak yönünden aranan \"yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması\" şartının gerçekleşmediği, davacı tarafından davalı Şirket'e ait redde mesnet 2016/65390 sayılı \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğü istemiyle açılan davanın reddine dair verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/06/2023 tarih, 2022/66 Esas, 2023/3543 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/02/2025<br>\t<br><br>Başkan<br><br>Üye<br> <br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5d22d4420344451e","SID":"60d40dd901f598de"}}