{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1579 Esas<br>KARAR NO: 2025/158<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/05/2024<br>NUMARASI: 2024/23 Esas, 2024/336 Karar<br>DAVA: SİGORTA (Kaza Sigortası Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ: 30/01/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalı arasında 22.12.2015 başlangıç ve 22.12.2016 bitiş tarihli İşveren Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi imzaladığını, sigorta süresi içerisinde, 01.09.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacı şirkette şoför olarak çalışan dava dışı işçi ...'ın yaralandığını, işçi tarafından davacı aleyhine açılan davada maddi ve manevi tazminata hükmedildiğini ve ilamın takibe konulduğunu, karara karşı istinaf başvurularının kesin olarak reddi üzerine 09.07.2021 tarihinde icra dairesine 110.718,55 TL ödeme yaptıklarını,  davalının 05.11.2019 ve 18.11.2019 tarihli e-posta yazısında ödeyeceği tazminat miktarını 57.749,26 TL olarak belirlediğini, ancak poliçe gereği sigorta limiti içerisinde olan icra dosyasına ödedikleri bedelin tamamen ödenmesi gerektiğini, davadan önce arabulucuya başvurmuşlarsa da anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek şimdilik  57.749,26 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevabında; TTK'nın 1420. maddesi gereği sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemlerin, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, davacının ilama dayalı icra takibi nedeniyle 09.07.2021 tarihinde ödeme yaptığını, sigorta alacağının bu tarihte muaccel olduğunu, ancak davacının iki yıllık süre geçtikten sonra, 16.10.2023 tarihinde arabulucuya başvurduğunu savunarak öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; TTK'nın 1482. maddesinde öngörülen yer alan 10 yıllık zamanaşımı süresinin zarar görenin sigortacıya yönelik istemlerinde uygulanması gerektiği, sigortalının sigorta alacağı talebinde uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 1420. maddesi gereği, sigorta sözleşmelerinden doğan bütün taleplerin alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 2 yılda zamanaşımına uğrayacağı, somut olayda, TTK m. 1420 uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, davacının dava dışı işçiye 09.07.2021 tarihinde ödeme yaptığı, işbu davanın açılmasından evvel 16.10.2023 tarihinde arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu dikkate alındığında zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; işveren sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan taleplerin 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, zamanaşımı süresinin iki yıl olduğu kabul edilse dahi kararın gerekçeli olmadığını, sorumluluk sigortasında zamanaşımı süresini 10 yıl olarak düzenleyen TTK'nın 1482 maddesinin sigortalının tazminat taleplerinde uygulanmayacağına dair gerekçenin yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, işveren mali mesuliyet sigorta poliçesi kapsamında sigorta tazminatı ödenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece; sigorta tazminatının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir. İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; sigorta tazminatının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır. TTK'nın 1420/1 fıkrası; \"Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. \" hükmünü, sorumluluk sigortası için düzenlenen TTK'nın 1482 maddesi ise; \"Sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrar\" hükmünü içermektedir. Genel nitelikli olan TTK m. 1420 hükmü ile zamanaşımı yönünden ikili süre öngörülmüştür. Biri, sigorta sözleşmesinden doğan tüm talep hakları alacağın muaccel olmasından itibaren iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacak olması, diğeri ise, sigorta tazminatı ve bedeline ilişkin taleplerin her halde rizikonun gerçekleşmesinden itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacak olması halidir. Özel nitelikli olan TTK m. 1482 hükmü ile de sorumluluk sigortalarında sigortacıya yöneltilecek talepler bakımından zamanaşımının üst sınırı on yıl olarak belirtilmiştir. Sigortaya ilişkin olarak TTK’da bu süreler dışında başka bir süre öngörülmemiştir. TTK m. 1420’de öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresi sigorta sözleşmesinden doğan tüm talep hakları yönünden getirilmiş olduğundan, sorumluluk sigortalarından doğan tüm talepler bakımından da uygulanması söz konusudur. Bu bağlamda, sorumluluk sigortaları kapsamında sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren başlayan iki yıl ve her halde teminat altına alınan olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacaktır. O nedenle sorumluluk sigortalarında zamanaşımının üst sınırının on yıl olmalıdır (bkz. Emine YAZICI/Zehra, Ş. ÖĞÜZ, Sigorta Hukuku, 3. Bası, Filiz Kitapevi, İstanbul 2020, s. 173-179; Tamer BOZKURT, Sigorta Hukuku, 12. Bası, Onikilevha, İstanbul 2021, 248). Somut olayda dava dışı işçi tarafından davacı işverene açılan davada iş mahkemesince tazminata hükmedilmiş, istinaf mahkemesinin  istinaf başvurusunu reddetmesi üzerine iş mahkemesi kararı 09.06.2021 tarihinde kesinleşmiştir. Kararın kesinleşmesinden sonra  davacı 09.08.2021 tarihinde rizikoyu ihbar  etmiş olup,  TTK'nın 1427/2 fıkrası uyarınca rizikonun ihbarından 45 gün sonra, yani 10.08.2021 tarihinde alacak muaccel olmuş, dava ise alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yıllık süre olan  10.08.2023 tarihi geçtikten sonra 10.01.2024 tarihinde açılmıştır. Sigorta tazminatının muaccel hale geldiği tarihten davanın açıldığı tarihe kadar olan sürede TTK 1420. maddesinde belirtilen iki yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur. Ancak 6325 Sayılı Yasanın 18/A-15 fıkrası uyarınca arabulucuk sürecinin başladığı 16.10.2023 tarihinden, son tutanağın düzenlendiği 29.11.2023 tarihine kadar zamanaşımı süresi işlemeyecektir. Bununla birlikte davacı dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmuş ise de, arabulucuğa başvuru itibariyle de zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmıştır. Bu durumda davalının süresinde zamanaşımı itirazında bulunduğu gözetildiğinde mahkemece sonucu itibariyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenler ile sonucu itibariyle ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/23 Esas,  2024/336 Karar sayılı ve  14/05/2024 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan  davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.30/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8ebc430bb94c6713","SID":"fbdf07b40a6b86f9"}}