{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>                                                               \tTÜRK MİLLETİ ADINA<br><br>\tT.C.<br>\tANKARA<br>\t1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tGEREKÇELİ  KARAR<br><br><br>ESAS NO\t: 2024/754 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/56<br><br>...<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)<br>DAVA TARİHİ\t: 13/11/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 23/01/2025<br>GR.KR.YZM.TARİHİ\t: 07/02/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TALEP: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; işbu davanın, davalının yönetim kurulundan azli ve münferiden şirketi temsil yetkisini kullanmak suretiyle şirkete verdiği zararların, şirkete ödenmesi talebiyle açıldığını, ...'nin yerleşik içtihadı gereğince; azil davaları, talebinde, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talebi olsa dahi, arabuluculuğa başvurmaksızın ikame edilebileceğini, müvekkilinin ... %75 hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olup, oğlu ...'nun da aynı şirketin %25 hissedarı ve yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğunu, müvekkilinin ...'nin son dönemdeki faaliyetlerinin kontrolü sonucunda  kendisine ait olmayan imzalarla 30.12.2021 ve 26.04.2024 tarihli Genel Kurul Kararları ile 30.12.2021 tarih ve 2021/14 sayılı Yönetim Kurulu Kararları alındığını, bu kararlar neticesinde %25 hissedar olan ...'nun, kendisinin şirketi münferiden temsil yetkisini uzattığını, münferiden temsil yetkisi ile birlikte ....'nin önemli miktarda malvarlığının toptan devredildiğini öğrendiğini, ...'nin %75 hissedarı ve yönetim kurulu başkanının katılmadığı genel kurullarla, azınlık hissesine sahip ortağa, münferiden şirketi temsil yetkisi tahsis edilmesi ve işbu yetkiyle birlikte şirketin önemli miktarda malvarlığının toptan satışı, piyasa değerlerinin çok altında gerçekleştirildiğini ve şirketin içinin boşaltıldığını, müvekkili tarafından, ... kapsamında Haksız Rekabet eylemleriyle ilgili olarak yapılan suç duyurusu sonucunda... Sayılı dosyalarının açıldığını, davalının zarara neden olan eylemleri nedeniyle, tapu iptal ve tescil, araç devir işlemlerinin iptaliyle şirket adına yeniden tescili ve genel kurul kararlarının yokluğunun tespitiyle ilgili olarak 7 adet Gayrimenkul ve 265 adet Araçla ilgili olarak .... ve 13.08.2024 tarihli kararı ve ...'nin ticari defterlerine ulaşılamadığını, ticari defterlerin şirket merkezinden çalınmasıyla ilgili olarak suç duyurusunda bulunulduğunu, ... E. Sayılı dosyası ile dava açıldığını, ....'nin 30.12.2024 tarihiyle yönetim kurulu üyelerinin münferiden imza yetkilerine dair alınan kararın sona erecek olmasından dolayı şirkete yaptıkları ivedilikle genel kurul yapma taleplerinin cevapsız kaldığını, bu nedenle, olağanüstü genel kurul toplantısının gerçekleştirilebilmesi için ... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davalının, şirketi münferiden temsil yetkisini kullanmak suretiyle; şirketin içini boşaltmak için yaptığı, şirketin önemli miktarda malvarlığını toptan satış eylemlerine ilişkin olarak davaların ikame edildiğini ve ... suç duyusunda bulunulduğunu, şirket defterlerinin ortadan kaldırılarak karar alınamaz bir hale getirildiğini ve olağanüstü genel kurul çağrılarının cevapsız bırakıldığını, önemli miktarda şirket varlığının, piyasa değerlerinin çok altında, toptan olarak, davalının bizzat sahibi olduğu ve/veya yönetiminde ya da öncesinde ortağı bulunması nedeniyle organik bağının bulunduğu anlaşılan dava dışı 3. şirketlere satıldığını, davalı tarafından yapılan bu satışların hemen ardından şirket defterlerinin nasıl gerçekleştiğini bilemedikleri bir şekilde kaybolduğunu, yapılan bütün aramalar sonucunda bulunamayan ticari defterlerin şirket merkezinden çalındığına ilişkin olarak; .... maddesi uyarınca ... Soruşturma numaralı dosyası ile soruşturulduğunu, karar alma yetisini kaybeden şirketin, defterlerinin bir an önce yeniden çıkartılması için zayi belgesi alınması için zayi belgesi verilmesi talebiyle ... yevmiye numarası ile ihtarname gönderilerek, şirket ortaklarının bir araya gelememesi, şirkette usulsüz işlemlerin yapılması, yönetim kurulundaki fikir ayrılıkları, şirket malvarlıklarının şahsi kullanıma tahsis edilmesi, taraflar arasındaki dava ve şikayet süreçlerinin oluşması ve benzeri nedenlerle taraflar arasındaki güven ilişkisi temelden sarsıldığından, olağanüstü genel kurulun ihtarnamede belirtilen maddelerin görüşülmesi için toplantıya çağrılmasının ihtar edildiğini, ihtarnamelerin 22 Ağustos 2024 tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş ancak bugüne kadar bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar alınmadığını, genel kurul hazırlıklarının yapılmadığını,... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davalının şirkete ait gayrimenkuller sattığını, şirkete ait otellerin kiraya verildiğini, şirket üzerine kayıtlı araçlar ve iş parkında yer alan iş makineleri devredildiğini, davalının şirket hesaplarından şahsi harcamalar yaptığını, davalının üzerine düşen özen ve dürüstlük yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kasıtlı bir şekilde ihlal ettiğini, davalının, işbu davaya konu eylemleri sonucunda şirketin içini boşalttığını, ancak derdest davaların sonuçlanmasıyla tespit edilebilecek boyutta maddi zararlar verdiği ve de münferiden şirketi temsil yetkisini elinde tuttuğu sürece işbu eylemlerini sürdürme kudretini haiz olduğunu şirketin daha fazla zarara uğramasını engellemek adına, şirket genel kurulu gerçekleştirilene kadar, şirketin yönetim kurulu başkan yardımcısı ve münferiden temsil yetkilisi olan davalının ihtiyaten ve terditli olarak; münferiden şirketi temsil yetkisinin kaldırılmasına, davacı ve davalının müştereken şirketi temsiline, davalı yerine kayyum atanarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiğini, davalının, şirketi münferiden temsil yetkisini kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği mal kaçırma eylemleri sonucunda çok büyük zararların oluştuğunu, tüm bu zararlarla ilgili olarak; şirket zararlarının TTK'nın 555. maddesi uyarınca, davalıdan tazmininin, istikbalde tahsil edilememesi riski bulunduğundan; alacağın tahsilini teminat altına almak amacıyla, bu aşamada, davalının şirket hisselerine, menkul ve gayrimenkul ve 3. Kişilerdeki hak ve alacakları, bankalardaki vadeli-vadesiz mevduat hesapları ve borsada işlem gören yatırım hesapları üzerine 5.000.000,00-TL'lik ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiğini beyan ederek; davalarının kabulüne, davalının yönetim kurulundan azline, şirket zararlarını oluşturan 7 adet Gayrimenkul, 265 adet Araç, 62 adet İş Makinesinin toplu olarak satışından doğan, ...ı nezdinde yapılan, alım-satım, devir ve tescil işlemleriyle ilgili olarak ödenen, vergi, resim ve harç bedelleri ile işbu menkul ve gayrimenkullerin şirkete dönmemesi halinde, menkul ve gayrimenkullerin tespit edilecek satış bedellerinin ve bunların şirketin malvarlığından çıktığı dönemde, işbu menkul ve gayrimenkullerin kullanılamamasından mütevellit şirketin uğradığı ve şirkete ait otellerin piyasa fiyatlarının çok altında, davalının kendi kontrolünde bulunan şirketlere, uzun süreli olarak, kiraya verilmesi verilmesiyle ortaya çıkan ve de  şirketin banka hesaplarında bulunan yüklü miktardaki naktin ortadan kaybolmasıyla oluşan zararların davalı tarafından şirkete, haksız eylem tarihinden itibaren geçerli avans faizi ile birlikte  tazminine; şirket genel kurulu düzenlenene kadar, ihtiyati tedbiren ve terditli olarak; davalının münferiden şirketi temsil yetkisinin kaldırılmasına; mahkemece işbu talebimizin uygun görülmemesi halinde, davalının münferiden temsil yetkisinin, müştereken temsil yetkisi şeklinde sınırlandırılmasına, bu taleplerinin uygun görülmemesi halinde ise davalının temsil yetkisinin kaldırılarak yerine yönetim veya denetim kayyumu atanmasına, <br>yargılama sonuçlandırılıncaya kadar davalının, şirket hisselerine, menkul ve gayrimenkul, 3. kişilerdeki hak ve alacakları, bankalardaki vadeli-vadesiz mevduat hesapları ve borsada işlem gören yatırım hesapları  üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın işbu davasına cevaplarını sunmadan önce davacı tarafça aleyhlerine ikame edilen derdest davaların bir listesini sunmakta fayda gördüklerini, zira bir önceki dilekçelerinde sundukları derdestlik itirazlarımızın değerlendirilmesinde de faydalı olacağı kanaatinde olduklarını, ... Esas sayılı dosyalarının davacı yanca ikame edilen ve halen derdest olan dosyalar olduğunu, bu yönden olmak üzere, öncelikle davacının konuları ve tarafları aynı olan birden çok dava ikame ettiğini, davacının yaşı ve uzun zamandır yaşadığı psikoz rahatsızlığına dayalı aldığı ilaçlar nedeniyle sağlıklı düşünme yetisini kaybettiğini, bu nedenlerle davacı hakkında, eşi tarafından, vesayet altına alınması amacıyla ikame edilen davanın halen ...  Esas sayılı dosyasının derdest olduğunu, öncelikle genel kurul tarafından verilen yetkinin genel kurul kararı ile alınabileceğini, bu yönde şirket genel kurulunun yapılması gerektiğini, davacının Genel Kurul yapılması için yönetim kurulu olarak karar almak bir yana ... Esas sayılı dosyasından kayyum tayini talep ettiğini, bu nedenle talebinin öncelikle usul yönünden reddinin gerektiğini, müvekkilinin temsil yetkisini, 30.12.2021 tarihli Genel Kurul Kararı ile uzattığını bu karadaki davacı imzasının ise sahte olduğunun ileri sürdüğünü, ancak her nasılsa, 2021 yılından bu yana iş bu genel kurul kararı ile onlarca işlem tesis ettikleri gibi, davacı yanca yapılan tüm satın almalar ve dahi düzenlenen vekaletnamelerde bu belgenin kullanıldığını, bahse konu belgede her iki ortağın da münferiden temsil yetkilerinin bulunduğunu, şirket içinin davalı tarafından boşaltıldığı iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, davacının, davalı onayı alınmadan otel satın aldığını ve şirketin 40.000.000-USD tutarında bir nakdini üst hakkı satın almakta kullandığını, yine satın aldığı bu otelin tadilatına da 40.000.000-USD tutarında bir meblağ sarf ettiğini, yaptığı tadilatların da mimari projeye aykırı olması nedeniyle otel ile ilgili olarak ilgili belediye tarafından yıkım kararı alındığını ve yüklü bir miktar para cezası tahakkuk ettirildiğini, ayrıca, yapılan tadilatların kaynağı temin edilmediği için de oldukça yüklü miktarda borçlanmaya gidildiği ve şirket aleyhine icra takipleri ve davaların ikame edilmeye başlandığını, bu aşamada şirketin ticari faaliyet durumuna bakacak olursak, taahhüt işlerinin bazılarında sona gelindiğini, bazılarında ise gerek proje aksaklıkları ve gerekse davacının aleyhe işlemleri nedeniyle hiç başlanamadığını, davacının önce turizm alanında faaliyet gösterme çabasına girdiğini, sonrasında ise satın aldığı otel ile ilgilenmeye başladığını ve şirketin inşaat faaliyetlerinin ifasının sekteye tamamen davalıya terk ettiğini, kaldı ki geçmişte de zaten şirket faaliyetlerinin %90'ının davalı tarafından yürütüle geldiğini, şirket aleyhine başlayan icra takiplerinin tasfiyesi amacıyla oluşan nakit ihtiyacının temini için, ... adına kayıtlı ve atıl durumda kalan araç parkının satılmasının gündeme geldiğinden davalı tarafça araç ve iş makineleri ile bazı gayrimenkuller satılmak suretiyle fon yaratıldığını, yapılan tüm satışların bedelinin.... hesaplarına kazandırıldığını, elde edilen bu finans ile de davacı tarafından otele yapılan harcamalar ödenerek şirketin haciz baskısından kurtarıldığını, yapılan satışların tamamının karşılığını....'nin borçlarının tasfiye edildiğini, bu nedenle, bahse konu devirler nedeniyle yapılan masrafların da satış işlemlerinin doğal sonucu olup, satış ve devirlerden doğan vergi, resim, harç giderlerinin tazmini talebine anlam veremediklerini, davalı ve davacının, ... ...Ş.'ye ilişkin yetkilerinin 04.12.2024 tarihinde süre yönünden kendiliğinden sona ereceğini, bu nedenle, öncelikle bu yönden olayı değerlendirmek ve yapılacak olan genel kurulda durumu değerlendirmek gerektiği halde, olayı, dilekçe teatisi döneminin bile bitemeyeceği bir davaya konu etmek basiretli bir tacirin ve iş adamının alacağı karar olmadığını, cevap dilekçelerinin davacıya tebliği tamamlanmadan tarafların yetkilerinin son bulacağını, bu nedenle yetkinin kaldırılması veya sınırlandırılması, müşterek temsil yetkisine çevrilmesi, tüm bunlardan öte, 8 gün sonra son bulacak bir yetki için kayyum tayini talebi maalesef anlaşılabilir olmadığını, öncelikle davacının, müvekkilinin %25 pay sahibi şirket ortağı olduğunun unutulmaması gerektiğini, ihtiyati haciz kararı talebine konu ettiği zararını da açıkça ortaya koymalı ve ispatlaması gerektiğini, davacının ileri sürdüğü tek konunun satılan araçlar ve gayrimenkuller olduğunu, bahse konu satış nedeniyle elde edilen bedellerin ne olduğu, ne miktarda olduğu, nereye tasarruf edildiği konusunda hiç bir açıklama sunmadığını, bu nedenle tamamen şahsi sebeplerle talep edilen, davalı yanın mal varlığının ve birikimlerinin ihtiyaten haczi talebinin kabulü, maalesef gerçeğe aykırı davacı beyanlarına iltifat ile mahkemenin yanıltılması sonucunu doğuracağını, kanunun amacının asla kişisel hırsların tatmini olmadığını, derdestlik itirazlarını sunduklarını, davacının vaki talepleri yönünden zorunlu arabulucu şartı bulunduğundan bu yönüyle dava şartı yokluğundan mütevellit davanın reddinin gerektiğini beyan ederek; usul ve esasa ilişkin cevapları ile derdestlik itirazlarının kabulüne, haksız yersiz maddi ve yasal dayanaksız davanın ve dahi yasal koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir - ihtiyati haciz taleplerinin tamamının reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER :<br>Dava Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) istemli davadır.<br>... 30/10/2024 tarihli cevabi yazısında dava dışı ... İnşaat A.Ş.nin 373732 sicil numarasında kayıtlı ve adresinin Çankaya İlçesinde olduğu görülmüştür. <br>18/11/2024 tarihli yazımız ile ... Esas sayılı dava dosyasında  davacı  ... ve davalı ... İnşaat Anonim Şirketi hakkında  Ticari Şirket (Olağanüstü Genel Kurul İstemli) ve  Kayyum atanması davasının derdest olduğu anlaşılmıtşır <br>18/11/2024 tarihli yazımız ile ... tarihli duruşmada davalıların gizlilik kararı verilmesi yönündeki taleplerinin koşulları bulunmadığından reddine,(4) Davacı yan 2021 yılından bu yana ticaret sicil müdürlüğünde tescil ettirilen genel kurul ve yönetim kurulu kararlarında ...’ya atfen atılan imzaların davacı ... eli ürünü olmadığını dava dilekçe içeriğinde açıklamış, talep sonucu olarak da bu yönde talepte bulunmuş olup bu Genel Kurul ve Yönetim Kurulu kararlarına ilişkin olarak tek tek hangi tarihli Genel Kurul ve Yönetim Kurulu kararlarının yokluğunun tespiti yönünde talepte bulunduklarının açıklanması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, bu süre içerisinde açıklama yapılmaması halinde yalnızca dava dilekçesi içeriğinde ve talep sonucunda açıkça tarihi belirtilen Genel Kurul ve Yönetim Kurulu kararlarına yönelik dava açıldığının değerlendirileceği ve bu yönde karar verileceğinin ihtarına (hazır olan davacı vekiline açıklandı, ihtar edildi)  4 numaralı ara kararın icrası akabinde davacının incelemeye esas olmak üzere imza örneklerinin celse arasında mahkememiz kaleminde alınmasına, 4 numaralı ara kararın icrası akabinde sahteliği iddia edilen belge tarihlerinden önce ve/veya yakın tarihlerdeki davacı ...’nun tatbike medar imzaların bulunduğu yerlerinin bildirilmesi için davalılara 1 aylık kesin süre verilmesine,  4 ila 6. Maddelerin icrası akabinde imza incelemesi yapılması için dosyanın ... gönderilmesine, (hangi belgeler üzerinde inceleme yapılacağı hususunda ara karar tesisine)  “Önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı” (TTK m. 408/2-f) yönünden bilirkişi incelemesi hususunun yukarıda yer verilen ara karaların icrası akabinde değerlendirilmesine karar verildiği ve duruşmanın 20/03/2025 tarihine talik edildiği anlaşılmıştır.  ... Esas, Genel Kurul Karar İptali, Yönetim Kurulu Karar İptali, İş Makinelerinin Satışının İptali ile Şirket Adına Tescili davasının ve ....  Esas sayılı dosya ile birleştirildiği anlaşılmıştır. <br>18/11/2024 tarihli yazımız ile ... E.  Esas sayılı dava dosyasında  davacı  ...  tarafından açılan zayi belgesi davası olduğu, yargılamanın 15/01/2025 tarihine talik edildiği anlaşılmıştır. <br>18/11/2024 tarihli yazımız ile ... Karar sayılı kararında davacı  ...  tarafından davalılar  ..., ... Esas sayılı dosyasından yasal süreç başlatıldığını, davalı ... İnşaat Anonim Şirketi adına kayıtlı olan taşınmaz ve araçların da el değiştirme devredilme tehlikesi olduğunu, hukuka aykırı olarak tescil edilen yetkiler kaldırılıncaya kadar , malvarlığının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için aktif araç ve gayrimenkul kayıtlarına devir ve temliğin önlenmesi için tedbir konulması yönünde karar verilmesini, aradaki bağlantı nedeniyle ... Esas sayılı dosyası ile aralarındaki fiili ve hukuki irtibat nedeni ile HMK. 166. maddesi gereğince birleştirilmesine karar verilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>Davadaki uyuşmazlığın, ... E. Sayılı dosyasının sonuçlanana kadar, HMK'nın 165. maddesi uyarınca, bekletici sorun yapılmasına; davanın sonuçlanması sonrasında, şirketin devredilen mallarıyla ilgili olarak, yapılan devir işlemlerinde ödenen vergi, resim, harç bedelleriyle, söz konusu şirket malvarlığının, şirketin mülkiyetinden çıktığı süreç boyunca, şirketin uğradığı menfi ve müspet zararlar ile kar kayıplarının bilirkişi marifetiyle tespiti ile  şirket zararının hesaplanmasının ardından, bu zararın oluşmasına neden olduğu ileri sürülerek  yönetim kurulu başkan yardımcısı davalı ... tarafından, davalı tarafından şirkete, haksız eylem tarihinden itibaren geçerli avans faizi ile birlikte  tazminine; şirket genel kurulu düzenlenene kadar, ihtiyati tedbiren ve terditli olarak; davalının münferiden şirketi temsil yetkisinin kaldırılmasına; mahkemece işbu talebiplerinin uygun görülmemesi halinde, davalının münferiden temsil yetkisinin, müştereken temsil yetkisi şeklinde sınırlandırılmasına, bu taleplerinin uygun görülmemesi halinde ise davalının temsil yetkisinin kaldırılarak yerine yönetim veya denetim kayyumu atanmasına, <br>yargılama sonuçlandırılıncaya kadar davalının, şirket hisselerine, menkul ve gayrimenkul, 3. kişilerdeki hak ve alacakları, bankalardaki vadeli-vadesiz mevduat hesapları ve borsada işlem gören yatırım hesapları  üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Mahkememizin 07/01/2025 tarihli ara kararı ile geçici bir hukuki koruma tedbiri olan dava konusu alacak yönünden  ihtiyati haciz kararı verilmesini gerektirecek yaklaşık ispat düzeyinde delil ibraz edilmediği de nazara alınarak ihtiyati haciz  ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir.<br>Davacının yönetim kurulundan azli, temsil yetkisinin sınırlandırılması veya kaldırılmasına yönelik dava ve taleplerin incelenmesinde; <br>TTK. 410/1. maddesinde genel kurulu kural olarak süresi dolmuş olsa bile yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabileceği düzenlenmiş, yine tasfiye memurlarının da görevleri ile ilgili konular için genel kurulun toplantıya çağrılabileceği maddede belirtilmiştir. TTK. 410/2. maddesi maddede belirtilen maddi ve şekli şartlar gerçekleştiğinde tek pay sahibine genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi vermektedir. TTK. 410/2.maddesi uyarınca tek pay sahibinin çağrı yetkisi açısından maddi koşullar, yönetim kurulunun devamlı olarak toplanamaması, toplantı yeter sayısının oluşmasına imkan olmaması veya yönetim kurulunun mevcut olmamasıdır. Maddi koşullar gerçekleştiğinde pay sahibinin genel kurulu toplantıya çağırabilmesi için mahkemeden izin alması gerekir. Koşullar gerçekleştiğinde izin talebi ile mahkemeye başvurmaya \"tek pay sahibi\" yetkilidir, azınlık pay sahiplerinde olduğunun aksine (TTK. 411/1) payın belli bir oranda veya değerde olması gerekmemektedir. Pay sahibinin başvurusunda belirteceği husular konusunda TTK. 411/1. ve 412. maddeleri kıyasen uygulanmalı, bu bağlamda pay sahibinin talep dilekçesinde gündemi ve genel kurul toplantısının yapılması gereken nedenleri bildirmesi gerekir.<br>Davacının, dava dışı şirketin % 75 oranında paya sahip ortağı olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. tarafların ortağı oldukları anonim şirketin yönetim kurulu üyeleri olduğu, anonim şirketler yönetim kurulu tarafından yönetilmekte ve temsil edilmekte olduğu ve davacının çoğunluk oranında paya sahip olduğu anlaşılmaktadır. Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeleri genel kurulun kararı ile görevden alınabilir. Yönetim kurulu üyesi olan davalının temsil yetkisinin kaldırılması münhasıran genel kurulun yetkisindedir. Yönetim kurulu üyelerinin şirketi zarara sokan ve özvarlığı tehlikeye atan işlem ve eylemleri iddiası ile azilleri mahkemeden istenememektedir .... Söz konusu davalının yönetim kurulundan azli, temsil yetkisinin sınırlandırılması veya kaldırılmasına yönelik talepler hususunda en kısa zamanda genel kurul kararı alınması gerektiği halde eldeki davanın açıldığı anlaşılmakla davanın hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerekmiştir...Karar sayılı kararı).... Esas sayılı dava karşısında da iş bu davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerekmiştir.<br>Kayyım atanması davası yönünden;<br> Sıfat, dava konusu subjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine aittir (aktif husumet). Bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenilebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) kişidir (davalı sıfatı, pasif husumet). Bir subjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu (yani bir davada davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu) tamamen maddi hukuka göre belirlenir ...  <br>... karar sayılı ve 27.11.2013 tarihli kararında ise sıfat ile ilgili \"... Sıfatın usul hukuku bakımından önemi (usul hukukunu ilgilendiren yönü) şudur: Bir davanın tarafları (veya taraflardan biri) o davada gerçekten (davacı veya davalı olarak) taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme, dava konusu hakkın esası (mevcut olup olmadığı) hakkında inceleme yapıp karar veremez. Mahkeme, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddine karar verir. Bu karar, davanın mesmu olmadığına (dinlenemeyeceğine) ilişkin bir karar olmayıp, gene davanın esasına ilişkin bir karardır (taraf olarak gösterilenlerden birinin taraf sıfatının bulunmadığını tespit eden bir karardır).Mahkemenin sıfat (husumet) yokluğunu kendiliğinden (re'sen) gözetmesi gerekir. Çünkü, sıfat yokluğu, bir def’i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır..\" değerlendirmeleri yapılmıştır.<br> Tüm ticaret şirketleri tüzel kişiliğe sahiptir (4721 sayılı TMK md. 47). Tüzel kişilerin hak ehliyeti vardır (4721 sayılı TMK md. 48). Ayrıca tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiili ehliyetini de kazanırlar (4721 sayılı TMK md. 49). <br>Davacı tarafın talebi, dava dışı  ... İnşaat Anonim Şirketi'nin kayyım atanmasına ilişkin olmakla, söz konusu şirketin davada taraf olarak yer alması zorunludur. Diğer bir ifade ile, ileride verilme ihtimali bulunan karardan hukuki durumu etkilenecek olan tüm gerçek yada tüzel kişilerin davacı ya da davalı olarak davada yer alması zorunludur. Somut olayda, hukuki durumunun etkilenme ihtimali bulunan ... İnşaat Anonim Şirketi'nin  davada taraf olarak yer almamıştır. Şirket hasım gösterilmeden açılan bir davada şirkete kayyım atanması mümkün olmadığından davanın bu hali ile dinlenebilirlik koşulları bulunmamaktadır. ... maddesine dayalı davanın kayyım tayin edilmesi istenen şirkete karşı açılması gerekli ve yeterli olup, davalı şirket ortağı/yönetim kurulu üyesi aleyhine açılan davanı pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Tazminat (alacak talepleri) davası yönünden; <br>Davacı tarafından, davacı dava dışı şirkette mal kaçırma eylemleri sonucunda çok büyük zararların oluştuğu iddiasıyla davalı aleyhine açılan sorumluluk davası kapsamında malların şirketin malvarlığından çıktığı dönemde,menkul ve gayrimenkullerin kullanılamamasından doğan şirketin uğradığı ve iirkete ait otellerin piyasa fiyatlarının çok altında, davalının kendi kontrolünde bulunan şirketlere, uzun süreli olarak, kiraya verilmesi verilmesiyle ortaya çıkan ve de  şirketin banka hesaplarında bulunan yüklü miktardaki naktin ortadan kaybolmasıyla oluşan zararların, müspet ve menfi zararların alacak istemleriyle dava açılmış olmakla, öncelikle harca ilişkin 18/11/2024 tarihi tensip zaptında harç eksikliğine ilişkin karar verilmiştir. <br> 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun ile TTK’nin 5. maddesine eklenen 5/A maddesiyle, TTK’nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiş olup, aynı yasal düzenlemenin 23. maddesinde 6325 sayılı Kanuna eklenen 18/A maddesiyle, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edildiğinden, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği gözetilerek ilk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. (... Karar sayılı kararı)<br>Keza, TTK'nın 408/1 ve 479/3-1 maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri karşısında sorumluluk davası açılabilmesi için şirket genel kurulunda karar alınması gerekmektedir. Böyle bir kararın varlığı dava şartı olup mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekmektedir....Karar sayılı kararı). Davada bu hususta karar alınmadığı anlaşıldığından tazminat davasının HMK'nun 114/2 maddesinin delaletiyle, TTK'nun 5/A, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 ve HMK'nun 115/2. maddeleri gereğince arabuluculuğa yönelik dava şartı yokluğu  ile tazminat davası açılmasına ilişkin genel kurul kararı yokluğuna ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. <br>\tYönetim kurulundan azli, temsil yetkisinin sınırlandırılması veya kaldırılmasına ve kayyım atanmasına ilişkin davalarda  e dava yığılması söz konusu olması nedeni ile taleplerde dava sayısı kadar değil HMK'nun 59. maddesi uyarınca tek yargılama gideri ve vekalet ücretine tazminat davası ise ayrı bir dava olmakla ayrıca vekalet ücreti ve yargılama giderine karar vermek ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Yönetim kurulundan azli, temsil yetkisinin sınırlandırılması veya kaldırılmasına yönelik davanın HMK'nun 114/1-h ve 115/2. maddeleri gereğince hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile USULDEN REDDİNE,<br>2- Kayyım atanması davasının  pasif husumet yokluğu nedeni ile REDDİNE,<br>a-Davalı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>b- Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>c- Hüküm altına alınan 615,40-TL harçtan, 427,60-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,  <br>3- Tazminat davasının HMK'nun 114/2 maddesinin delaletiyle, TTK'nun 5/A, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 ve HMK'nun 115/2. maddeleri gereğince arabuluculuğa yönelik dava şartı yokluğu  ile tazminat davası açılmasına ilişkin genel kurul kararı yokluğuna ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,<br>a-Hüküm altına alınan 615,40-TL harcın, peşin harç 85.387,50-TL'den mahsubu ile bakiye 84.772,10-TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,  <br>b-Davalı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>d-Davacı tarafça yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br> Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ...Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/01/2025<br><br>Başkan ...<br> ¸¸<br>Üye ...<br> ¸¸<br>Üye ...<br> ¸¸<br>Katip ...<br> ¸¸ <br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"faa479c2f37c2898","SID":"a2e9447a279ca23b"}}