{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1757 <br>KARAR NO\t: 2024/2078<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/65 E.  -  2022/79 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/03/2022 tarih ve 2021/65 E. - 2022/79 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili,  müvekkilinin ortopedik ayakkabı ve terlikleri ile dünyanın önde gelen firmalarından biri olduğunu, müvekkili ürünlerinin 1987 yılından bu yana ülkemizde de satışa konu edildiğini, müvekkilinin ürünlerinin taban deseni şeklindeki markasının hali hazırda menşe ülkesi Almanya başta olmak üzere İtalya, İngiltere, İspanya gibi ülkelerde tescil edilmiş olduğunu, yine müvekkilinin 2015/10573 sayısı ile ülkemizde gerçekleştirdiği başvuru kurum tarafından reddedilmiş ise de Ankara 1. FSHHM’nin 2016/115 E.– 2017/212 K. sayılı kararı ile Kurumun bu kararının iptal edildiğini, müvekkili ürünlerinin yüksek bir tanınmışlığı bulunduğunu, müvekkilinin “...” isimli modelinin de alelade bir şekil markası olmayıp çok tanınmış  ve özgün bir model olduğunu, müvekkilinin bu ürünü çok uzun yıllardır kullandığını, 2020/76837 sayısı ile gerçekleştirilen başvurunun, yapılan ilk incelemeler sonrasında SMK'nın 5/1-b, 5/1-c ve 5/1-e maddeleri uyarınca reddine karar verildiğini, halbuki müvekkilinin ürünlerinin uzun yıllardır kullanım sonucunda ayırt edicilik elde etmiş olduğunu,  müvekkilinin “...” modeli isimli ürününün alışılmadık bir şekle sahip olup ekstra birtakım unsurlar içerdiğini ve tüketici tarafından da bir kişiye ait olduğunun anlaşılabileceğini, müvekkili ürün modelinin sıradan bir terlik veya sandaletten farklı olarak, iki bantlı oluşturulan bu modelin üç boyutlu marka özelliğini taşıdığını, müvekkilinin modelinde taban, üst taban, üst bölüm özelliklerinin müvekkilinin ... markaları ile özdeş hale geldiğini,  müvekkili taban modellerinin dahi tek başına ayırt edici ve özgün bir model olarak görülmesi gerektiğini, muhtelif mahkemelerce verilmiş kararların işbu dava açısından da emsal teşkil ettiğini, müvekkili marka başvurusunun soyut ayırt ediciliğinin dahi bulunmadığı yönündeki tespiti kabul etmediklerini, aynı şekilde SMK 5/1-c maddesi anlamında müvekkilinin ... modelleri ürünlerinin tanımlayıcı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili başvurusunun, ürünün doğal şekli olarak nitelendirilemeyeceğini, pek çok farklı terlik ve ayak ürünün piyasada birçok form ve tasarımda bulunduğunu, müvekkilinin ürünlerinin gerek taban yapısı gerekse de orijinal üst bölümleri itibariyle doğrudan marka sahibini çağrıştırdığını, yine müvekkili markalarının kullanım sonucunda ayırt edicilik kazandığını, buna dair çok sayıda delili dosyaya sunduklarını, ... modeli isimli ürünlerin ilgili piyasada çok uzun yıllardır satıldığını, müvekkilinin bu modeller için çok ciddi ve yüksek bütçeli reklam ve promosyon faaliyetlerinde bulunduğunu, müvekkilinin “...” markasının ise zaten tanınmış marka olduğunu, bu nedenle bu başvurunun da tüketici nezdinde kullanım sonucunda ayırt edicilik kazandığının kabulünün gerekeceğini ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-11204 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru konusu şeklin bir ticari <br>işletmeyi ya da hizmeti başka bir ticari işletme ya da hizmetten ayırt etmeye imkân <br>vermeyeceğini, somut ve soyut ayırt ediciliğinin olmadığını ve SMK'nın 5/1-b-c-e hükümleri anlamında tescil edilemeyeceğini, davacı tarafın, kullanımla ayırt edicilik iddiasının kanıtlanamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirileceğinden, YİDK karar tarihi itibari ile  mevcut hukuki ve fiili durum nazara alınarak yargılama yürütüldüğü, bu nedenle dava konusu marka başvuru dosyası kapsamında kalan bilgi ve belgeler ile sınırlı olarak yargılamanın yapıldığı, marka başvuru dosyasında yer almayan ancak dava aşamasında ileri sürülen bilgi, belge ve iddiaların değerlendirme dışı tutulduğu, dava konusu  başvuru kapsamından çıkarılan malların \"Tabanlar; iç tabanlar; ortopedik amaçlı olmayan ayakkabı dolguları; ayak giysileri.\" malları olduğu, dava konusu başvurunun bir terlik görselinin muhtelif açılardan görünümlerini içerir şekilde oluşturulmuş bir şekil markası bulunduğu, söz konusu terlik görselinin, alt taban yapısının hasır motifli olduğu, tabanın hemen üst kısmında mantar tabana yer verilerek çift katmanlı bir taban oluşturulduğu, terliğin orta bölümünü kaplayan bir deri parça ve bu deri parça üzerinde tokalı–çift bantlı bir yapılanmaya yer verildiği, bütün olarak bu unsurlara sahip başvuruya konu ürünün ilgili pazarda sıkça karşılaşılan modellerden temel anlamda somut bir şekilde uzaklaştığından bahsedilemeyeceği, pazarda yer alan emsal nitelikteki modeller incelendiğinde, dava konusu şekil markasına konu edilen görselde çift bantlı yapının boşluklu değil, alt kısmında bir parça yer alacak şekilde tasarlandığı görülmüş ise de söz konusu modellemenin, yapılan bu modellemenin üç boyutlu markanın kullanılacağı pazarda ayırt edici işaret olarak algılanamayacağı, başka bir ifadeyle tescil edilmek istenilen şekil markası ve iktisadi kaynak arasında doğrudan bir bağlantı kurulmasını sağlayacak düzeyde bir özgünlüğe, yaratıcılığa, hayal gücüyle meydana getirilmiş bir algıya sahip olmadığı, uyuşmazlık konusu başvurunun markanın en temel işlevi olan kaynak gösterme fonksiyonuna sahip olmayacağı, dolayısıyla dava konusu marka başvurusunun somut ayırt edici niteliği haiz olmadığı, başvurunun iktisadi kaynağına işaret edecek başkaca bir ayırt edici unsurun mevcut olmadığı hallerde, salt şekil unsurunun tescili için şeklin belli bir özgünlük düzeyinde olması gerektiği,  her ne kadar davacı yanın, başvuru konusu marka görselinde de yer alan taban tasarımı ile ilgili kesinleşmiş bir mahkeme kararından bahsetmekte ise de mevcut başvurunun terlik ürününün bütününe yönelik olduğu,  dolayısıyla ilgili tüketici algısının da doğal olarak terliğin üst bölümünde yer alan unsurlara yöneleceği ve terliği bir bütün olarak algılayacağı, bu haliyle dava konusu başvurunun üzerinde başkaca hiçbir ek unsura sahip olmaksızın herhangi bir somut ayırt ediciliğinin bulunduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığı, standart bir terlik çeşidi, cinsi algısı yarattığı, dolayısıyla tasviri nitelikte olduğu, dava konusu başvurudaki görselin de yeterli düzeyde orijinal, şaşırtıcı ya da özgün nitelikleri bulunmadığından malın doğal şekline en yakın modellerden biri bulunduğu, başka bir ifadeyle tüketicilerin bu işareti belirli bir taciri gösteren bir marka olarak değil sadece yaygın kullanılan bir şekil olarak görecekleri, SMK'nın 5/1-e maddesi kapsamında değerlendirecekleri, sunulan delillerin, tüketici nezdinde, başvuru konusu edilen şekil markası ile markanın iktisadi kaynağı noktasında tereddütsüz bir algıyı oluşturmaya elverişli olduğu ya da tüketicinin bu ürünleri gördüğünde, başkaca hiçbir ek unsura ihtiyaç duymaksızın, derhal ve hiç düşünmeden bu tasarımların davacı yana ait olduğu yönünde bir algı edinimini mümkün kılmayacağı,  zira, davacı yanın \"...\" markası haricinde salt davaya konu \"ÜÇ BOYUTLU ŞEKİL\" markasının bizatihi kendisinin yoğun kullanıma konu edildiğini ispat edemediği, ülkemiz tüketici kitlesi açısından dava konusu marka başvurusunun kullanım yolu ile ayırt ediciliğinin oluşturulduğunun söylenemeyeceği, somut uyuşmazlıktaki gibi normal koşullarda ürünün iktisadi kaynağını göstermeye uygun olmayan ve karakteristik birtakım özelliklere sahip olmayan işaretlerin kullanım sonucu dahi net bir ayırt edicilik kazanamayabilecekleri, hal böyleyken somut olayda da standart bir terlik formundan ibaret görsel ile koruma altına alınmak istenilen üç boyutlu şeklin ilgili pazardaki benzer ürünlerden farklı olmadığı, tek başına yoğun satış miktarlarını gösterir \"...\" modeline ilişkin faturaların kullanım yoluyla ayırt edicilik açısından yeterli olmayacağı, işlem dosyasında başka bir delilin de mevcut olmadığı, dolayısıyla dava konusu marka başvurusunun kullanım yolu ile ayırt edicilik kazandığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>          <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlar karşılanmadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, bilirkişilerin değerlendirmelerinin aksine, müvekkilinin ... modeli olarak anılan davaya konu şekil markasının, tüketiciler bakımından da bir kişiye ait olduğu anlaşılabilecek olan bir ürün modeli olduğunu, müvekkilinin davaya konu üç boyutlu markasında yer alan taban görseline dair 2015/10573 sayılı şekil markası ve 2015/12595 sayılı şekil markasının da kendiliğinden ayırt edici olduğunun ve tescil edilmesi gerektiğinin Ankara 1. FSHHM’nin 2020/11 ve 2021/290 E. sayılı dosyalarında verilen kararlar ile sabit olmasına rağmen, bu konudaki açıklamalarının ve delillerinin tamamen inceleme ve değerlendirme dışı bırakıldığını, yine İstanbul 2. FSHHM’nin 2015/216 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda, \"müvekkilinin terlik/sandalet sektöründe oldukça tanınmış olduğu, terlik/sandaletler için birbirinden farklı desen seçeneği bulunduğu ve müvekkilinin ürün modellerinin ve desen şeklinin teknik bir zorunluluktan kaynaklanmadığı” hususlarının net bir şekilde tespit edildiğini, anılan bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin de işbu davada yapılan incelemede dikkate alınmadığını, davaya konu üç boyutlu markada yer alan taban görselinin alelade bir ürün modeli olmadığını, müvekkilinin markasının ayırt edici olmadığı iddiasıyla emsal olarak gösterilen modellerin, ya bizzat müvekkilinin kendi ürün modeli ya da müvekkilinin ürün modelinden kopyalanan ürünler olduğunu, oysa müvekkilinin ürün modelinin gerçek hak sahibi bulunduğunu, kullanımlarının da çok önceye dayandığını, ürün şekline ilişkin işaretlerin tek başına marka olarak tescil edilebileceğinin Yargıtay kararlarında da kabul edilen bir husus olduğunu, mahkemece bu hususun da gözetilmediğini, müvekkilinin davaya konu başvurusunun ayırt edici niteliği haiz, tanımlayıcı olmayan ve teknik zorunluluktan kaynaklanmayan üç boyutlu şekil markası niteliğinde bulunduğunu,  dosyaya sundukları delillerle, müvekkilinin \"...\" modelinin uzun zamandır kullanıldığının ve tüketiciler nezdinde müvekkili ile özdeşleştirildiğinin ispat edildiğini, müvekkili başvurusunun kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvurunun standart bir terlik modelinden oluştuğu, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 25. sınıfta yer alan \"Tabanlar; iç tabanlar; ortopedik amaçlı olmayan ayakkabı dolguları; ayak giysileri.\" malları bakımından ayırt ediciliği bulunmadığı gibi tanımlayıcı da olduğu, dava  konusu başvurunun bütününe hakim unsurların tamamı itibariyle standart bir terlik modeli bulunduğu, bu nedenle de malın doğal şekline en yakın modellerden biri olduğu, başka bir ifadeyle tüketicilerin bu işareti belirli bir taciri gösteren bir marka olarak değil sadece yaygın kullanılan bir şekil olarak görecekleri, bu itibarla dava konusu başvuru yönünden SMK'nın 5/1-b-c-e maddeleri kapsamında tescili engeli bulunduğu, dava konusu başvurunun kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığının da ispatlanamadığı, ayrıca her başvurunun kendi koşullarına göre değerlendirilmesi esas olduğundan, davacı vekilinin istinaf itirazında belirttiği başka başvurularına ilişkin uyuşmazlıklarda verilen kararların işbu dava için emsal teşkil etmeyeceği  anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/12/2024  \t\t<br> <br>Başkan<br>...<br> <br> <br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"63ccac3e130c62e6","SID":"9d768504bf5b0270"}}