{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2077 <br>KARAR NO: 2025/73<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 05.07.2021<br>NUMARASI: 2020/299 Esas - 2021/632 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Bankacılık İşleminden Kaynaklanan) <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davalı şirkete yönelik davanın kabulüne, davalı gerçek kişilere yönelik davanın reddine dair verilen karara karşı, davalı gerçek kişiler vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Perpa Şubesi ile davalı şirket arasında 02.08.2012 tarihinde düzenlenen genel kredi ve teminat sözleşmesinin diğer davalılarca müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, sözleşme kapsamında borçlu şirkete kredi kullandırıldığını ve çek karneleri verildiğini, çek hamilleri tarafından bankaya ibraz edilen çeklerin garanti bedellerinin ödendiğini, 07.08.2017 tarihli Gebze ... Noterliğinin ihtarı ile 4.287,86 TL'nin ödenmesinin ihtar edildiğini, ihtarda borçluda bulunan 21 adet çek yaprağı için garanti edilen 27.825,00 TL'nin depo edilmesi veya çeklerin iadesinin istendiğini, ihtarın gereğinin yapılmaması üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin takibin devamına ve takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, kefalet şartlarının yerine getirilmediğini, sözleşmede yazılan yazıların kefillerin eli ürünü olmadığını, gayri nakdi kredilerin muaccel olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Yapılan yargılama sonucunda; TBK'nun 583/1. maddesinde 'Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır' denilmek suretiyle kefillerin kefalet limitini, kefalet tarihini ve müteselsil kefalet için müteselsil ifadesini kendi el yazıları ile yazmış olmalarının sıhhat şartı olduğu, buna riayet edilmeksizin yapılan sözleşmelerde kefaletin geçerli olmayacağı anlaşılmaktadır. Mahkememizce aldırılan grafoloji uzmanı tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, bu ifadelerin davalı gerçek kişilerin el ürünü olmadığı, dolayısıyla her ne kadar davalı gerçek kişiler tarafından kefil sıfatı ile sözleşmeye imza atılmış ise de, yasanın amir hüküm uyarınca kefil olarak sorumlu tutulmalarının mümkün bulunmadığı, kaldı ki davacı bankanın tacir olmasının gerektirdiği basiretli davranma yükümlülüğü altında sözleşme imzalatırken bu hususa dikkat etmesi gerektiği  sonuç ve kanaatine varılarak davalı gerçek kişiler yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı şirket yönünden; davalı şirketin kredi kullanan olarak kredi sözleşmesi ve fiilen kendisine teslim edilen çeklerden banka tarafından asgari yükümlülük tutarı ödenmiş bulunan çeklerden dolayı bankaya karşı sorumlu bulunduğu, yine halen ibraz edilmeyen ve fakat hesap katı nedeniyle bankaya iadesi gereken çek yapraklarının asgari bedellerinin depo edilmesi  gerektiği, takipte talep edilen faiz, masraf ve verginin de sözleşme ve mevzuata uygun bulunduğu...\" gerekçesiyle, davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın kabulüne, bu davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, 4.924,03 TL asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsiline, depo talebine konu 21 adet çek yaprağının yasal sorumluluk tutarının tazmini durumunda tazmin edilen çek yaprağı için tazmin edilen bedele tazmin tarihinden itibaren %58,87 oranında faiz ve faize %5 BSMV uygulanmasına; davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın ve bu davalıların kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalılar ... ve ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar ... ve ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece alınan grafoloji raporunda, kefalet sözlemesindeki rakam ve yazıların müvekkillerinin eli ürünü olmadığının belirlenerek kefaletin geçersiz olduğunun tespit edildiğini, sözleşmedeki yazıların müvekkillerine ait olmadığının çıplak gözle dahi anlaşılacağının belirlendiğini, buna rağmen bankanın önce müvekkilleri hakkında kefalet nedeniyle takibe başlayıp, ardından dava açtığını, müvekkillerine ait olmayan belgelerle takip başlatılmasının doğru olmadığını, özen yükümlülüğü bulunan bankanın şekil şartlarını yerine getirerek, rakam ve yazılara kefile bizzat yazdırarak sözlemeyi düzenlemesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile müvekkillerine verilmesine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar ... ve ... vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı ile davalı şirket arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesine diğer davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak katıldıkları iddiasıyla, kredi borcunun kat edilmesi üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 4.287,86 TL asıl alacak ve ferileri ile 27.825 TL gayri nakdi kredinin deposu için takip başlatılmıştır. Borçluların ödeme emrine süresinde itiraz etmesi üzerine, bir yıllık yasal süre içinde eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince kredi borcunun varlığına yönelik yapılan inceleme ile kefalet sözleşmesinde yazılan rakam ve yazıların kefilin eli ürünü olmadığına ilişkin inceleme ve TTK'nın 583. maddesine göre kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığına ilişkin tespitine ilişkin karara yönelik bir istinaf başvurusu bulunmamaktadır.  İstinaf başvurusu sadece kötü niyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Dava ve takibin dayanağı olan 02.08.2012 tarihli genel kredi sözleşmesi davalılar ... ve ... tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzalanmıştır. Ancak kefalet sözleşmesinde yazılı olan kefalet türü ile kefilin sorumlu olduğu  miktara ilişkin yazı ve rakamların kefilin el yazısı ile yazılmadığı gerekçesiyle sözleşmenin geçersiz olduğu savunulmuştur. İlk derece mahkemesince alınan grafoloji bilirkişi raporundan da kefaletin türüne ve miktarına ilişkin yazı ve rakamların kefillerin eli ürünü olmadığı belirlenmiş ve kefalet  sözleşmesinin geçerli olmadığı belirlenerek, gerçek kişi borçlulara yönelik davanın reddine karar verilmiştir. İİK'nın 67/2. maddesine göre, itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Buna göre, alacaklının takibinin haksız olmasının yanı sıra kötü niyetli olması da gerekmektedir. Davalılar kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş olup, ilk derece mahkemesince kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.  Davacı, banka ile davalı şirket arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesine değer davalıların müteselsil kefil olarak katıldıklarını belirterek talepte bulunmuştur. Sözleşmedeki kefillere atfen atılan imza inkar edilmemiştir. Ancak kefaletin geçerli olması için kefalet türünün ve kefilin sorumlu olduğu miktarın da kefilin el yazısı ile yazılması gerekmektedir. Bu şartın gerçekleşmemesi halinde kefil borçtan sorumlu tutulamayacaktır. Ancak kefaletin şekle ilişkin nedenle geçersiz olması, kefalet sözleşmesindeki imzanın inkar edilmemesine göre başlı başına kötü niyeti ortaya koymayacağından, ilk derece mahkemesinin kötü niyet tazminatının reddine ilişkin kabulü yerinde olup,  davalılar vekilinin istinaf başvurusunun da reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı gerçek kişiler vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davalı gerçek kişilerden tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalılar tarafından yapılan kanun yolu giderinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 28.01.2025<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d29c6fbd8d5fa732","SID":"bf77ee12ef5ae74b"}}